Habergec.Com Aranan Kelimeler:kezzap Değerlendirme: 10 / 10 650326
habergec.com
16.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

kezzap

Kezzap ânı rüyalarıma girdi
Zaman
14.09.2014
02:08
‘Acıların Kadını’ olarak bilinen Bergen’in trajik hayat hikâyesi müzik yazarı Yavuz Hakan Tok tarafından romanlaştırıldı. Yüzüne sevdiği adam tarafından kezzap atılan, sonra kurşunlanarak genç yaşında hayata gözlerini yuman ‘Arabeskin Kraliçesi’nin hayatına dair birçok bilinmeyen ayrıntı bu kitapta yer alıyor.Bergen, nam-ı diğer ‘Acıların Kadını’. Müzik tarihimizin en sıra dışı isimlerinden biriydi. Şarkıları kadar yaşadığı hayat da hafızalara kazındı. Sevdiği adam tarafından yüzüne kezzap atıldı, aylarca hastanede yattı, gözlerini kaybetti. Sonra bir gözü yeniden görmeye başladı. Görmeyen gözünün üzerine saçlarını döktü. Sonra bıçaklandı. Daha sonra yine sevdiği adam Halis tarafından vurularak öldürüldü. 30 yaşında hayata gözlerini yumdu. Öldükten sonra hakkında birçok şehir efsanesi oluştu. Ölümünün ardından yıllar geçmesine rağmen hâlâ binlerce hayranı var Bergen’in. Müzik yazarı Yavuz Hakan Tok, Bergen’in trajik hayatını romanlaştırdı. Tok’un deyimiyle ‘tutkulu ve hastalıklı aşkı’, yaşadıkları ve fazlası Acıların Kadını Bergen isimli romanda. Yazar ile Bergen’i ve romanını konuştuk.Bergen’in hayatını anlatan bir roman yazmanızın hikâyesi nedir?Aslında enteresan bir hikâye. Bergen’i ben de herkes gibi 80’li yıllarda Acıların Kadını kasetiyle ortalığı yıkarken keşfetmiştim. Sesini duymadan albüm kapağındaki görüntüye tav olmuştum. 25 yaşında tek gözü kapalı, diğer gözüyle acı acı bakarken, 45 yaşlarında gösteriyordu. Hikâyesini herkes gibi gazetelerden takip ettim. Aradan yıllar geçti. Üç sene önce Yaşar Plak, Bergen’in plağını yeniden bastığında, arşivimde olmadığı için gidip aldım. Kısa biyografiler yazmayı seviyorum. O plağı dinlerken daha önce Arzu Ece, Nükhet Duru’ya yazdığım gibi bir yazı yazmak istedim. İnternete girip neler var neler yok diye bir bakayım dedim. Çok enteresan bir şekilde o gün Bergen’in ölüm yıldönümü olduğunu öğrendim. Bu beni çok etkiledi. Tüylerim diken diken oldu.Bergen, yüzüne kezzap atıldığı için, görmeyen sağ gözünü saçlarıyla örtüyordu.Sonra oturup araştırmaya başladınız…İnternette çok fazla yalan yanlış bilgiler vardı. Mesela bir oğlu olduğu yazıyordu. Yok gözü kör değilmiş, reklam için yapıyormuş gibi birçok şehir efsanesi vardı. Baktım internetle bu iş olmayacak, kütüphaneye gidip o dönemin gazetelerini araştırmaya başladım. Hakkındaki bütün haberleri okudum. Epey malzeme oluştu, bunu bir yazı dizisi yapayım diye düşündüm. Sonra ailesine ulaşmaya çalıştım ama cevap alamadım. Kuaförüyle, sanatçı arkadaşlarıyla konuştum. Gazeteler artık böyle yazı dizileri yayınlamadığı için bunları blogumda yayınladım. Çok iyi geri dönüşler geldi. Ailesinden de teşekkürler gelmeye başladı. Onlar da benim kötü niyetli olmadığımı ve hikâyeyi gerçekleriyle ortaya çıkarmak niyetinde olduğumu gördü.Roman düşüncesi nasıl oluştu peki?O günlerde yıllardır yazıp bir kenara koyduğum Eurovision kitabımı yayınevine götüreyim diye çıktığımda bu yazı dizisini de götürmüştüm. Yayınevi ‘artık katılmıyoruz’ diye Eurovision kitabıyla fazla ilgilenmedi. Ama Bergen’i hemen basalım dediler. Ben de tamam, dedim. Ama bir taraftan da içim rahat değildi. Çünkü gazete diliyle yazılmıştı. Bir kitap olacaksa daha derine inmek gerekiyordu. Zaman içinde bunun bir roman olması fikri gelişti bende.Neden biyografi değil de roman?Hikâyede bilinmeyen ve karanlık noktalar çok fazla. Annesiyle Ankara’da yaşadığı bir dönem var. Bu zamanların şahidi yok. Halis ile olan ilişkileri de iki kişi arasında yaşanmış ve üçüncü kişinin bilmesi imkânsız. Bunu biyografi olarak yazdığın zaman hikâyede eksikler kalacaktı. Bir kadın, suratına kezzap attıran adamı daha mahkeme sırasında nasıl affeder ve nasıl lehinde ifade verir? Bakınca çok saçma geliyor. Bunu biyografi şeklinde yazmak kimseye bir şey vermeyecekti. Onun altındaki nedeni anlamak gerekti. Onun yerine kendimi koyup nedenlerini, niçinlerini, neyi, niye yaptığını kurcalamam gerekiyordu.Hikâyede sizi en çok etkileyen neydi?Kesinlikle kezzap olayı. Çünkü kezzabı yazdıktan sonra romanı yazmaya devam edemedim. İki-üç ay bekledim. Çok etkilendim bu olaydan. O dönem estetik ameliyatlarını yapan doktoruyla da görüşmüştüm. ‘Kezzap atılan surat ne hisseder, nasıl bir acı çeker?’ gibi şeyleri öğrenmiştim. Yazarken kezzabın atılma anını bire bir yaşadım. Rüyalarıma girdi, etkisinden kurtulamadım. Çok üzüldüm ve çok acı çektim Bergen ile birlikte. Bu acıya alıştıktan sonra ancak yazmaya devam ettim. Dayaklar ve şiddet sahneleri de çok etkiledi beni.‘Suratına kezzap atan bir adamı affetme’ duygusu nereden geliyor sizce?Çok tutkulu ve hastalıklı bir aşk bu. İki taraflı bir ilişki söz konusu. Ben de burada onu anlamaya ç
Zaman
Ana Sayfa
14.09.2014
KezzapânırüyalarımagirdiKezzap ânı rüyalarıma girdi
Toplam "1" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti