kristaller | |
|
| 2012 ağacı beyazı seçti - Melda Narmanlı ÇİMEN | Hürriyet | 10.12.2011 03:23 |  | | |
| Dünyada sadece İkizce'de var | Star | 31.07.2011 10:46 |  | | |
| Dünyada sadece İkizce'de var | Star | 31.07.2011 10:41 |  | | |
| İKİZCE KRİSTALLERİ TÜRKİYE'NİN İSMİNİ BÜTÜN DÜNYAYA DUYURACAK | Haber3 | 31.07.2011 10:14 |  | | |
| Zafer Müzesi keşfedilmeyi bekliyor... | Türkiye Gazetesi | 27.07.2011 02:20 |  | | | İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından Miniaturk’te açılan Panorama Zafer Müzesi ve Kristal İstanbul, kapalı mekânda sergileniyor. Galata Kulesi, Sultanahmet Camii, Fatih Camii, Haydarpaşa Garı, Kız Kulesi, St. Antuan Kilisesi, Topkapı Sarayı, Eyüp Sultan Camii ve Rumeli Hisarı görenleri kendine hayran bırakıyor. Türkiye’nin ilk ve tek açık hava müzesi olan Miniaturk, özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turist tarafından yoğun ilgi görmesine rağmen müzenin içinde bulunan eserler, kristaller içine işlenen tarihi güzelliği daha iyi yansıtabilmek için loş bir ortamda ve altlarına konulan ledlerle farklı renklerde sergileniyor. Eserlerin altıa yerleştirilen sessiz motor sistemiyle figürler her beş saniyede bir renk değiştiri ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 27.07.2011 | | | ZaferMüzesikeşfedilmeyibekliyorZafer Müzesi keşfedilmeyi bekliyor |
|
| Hamaliyesi bizde, karı onlarda | Samanyolu Haber | 07.12.2010 16:00 |  | | Türkiyede çıkan bazı taşlar, ülke içinde pek kıymetlendirilmezken yurt dışında elmas fiyatına satılıyor. Ham olarak Amerikaya ihraç edilen doğal taşların bir kısmının orada işlenip tıpkı pırlanta gibi karatla satıldığı bildirildi.
Tarihi Kızlarağası Handa faaliyet gösteren Pagos Gümüş Takı Atölyesinin sahibi Kadri Sezik, daha çok boraks madeniyle ünlendiği sanılan Türkiyenin aslında bir doğal taş cenneti olduğunu vurguladı.
Yarı değerli taşları işleyip gümüşle birleştirip kolye, küpe, yüzük, gerdanlık, kol düğmesi, kravat iğnesi imalatı gerçekleştirip müşterilerin hem yerli müşterilerin hem de turistlerin beğenisine sunan Sezik, ürünlerini ülke içindeki diğer kentlere de toptan gönderinken, Almanya ve ABD gibi ülkelere de hem mücevher halinde hem de ham olarak ihraç ettiğini anlattı.
Türkiyede bazı taşların kıymetinin pek bilinmediğini dile getiren Sezik, çünkü Türk insanının doğal taşa işlevsel yönden baktığını, yani taşın hangi rahatsızlıklara iyi geldiği ya da nasıl bir rahatlama sağladığı gibi özelliklerine baktığını, bu yüzden de yarı değerli taş denildiğinde insanların aklına önce ametist taşının geldiğini, uzun yıllardır da bu taşa gösterilen ilginin artarak devam ettiğini dile getirdi.
Sezik, sadece Türkiyede çıkan, buraya özgü olup ülke içinde pek rağbet görmeyen bazı yarı değerli taşların Amerikaya rahatlıkla sattıklarını belirterek, bunların başında Kütahyada çıkarılan ateş opali ve Muğla Pınarcıkta çıkarılan diasporun geldiğini ifade etti.
Kadri Sezik, şunları söyledi:
Bizim Türkiyede satamadığımız, sadece ülkemizde çıkan, Türkiyeye özgü taşları Amerikada rahatlıkla satabiliyoruz. Kütahyada çıkan ateş opali mesela. Avustralya opalinin kardeşi diyelim. Avustralyada çok nadir çıkıyor, Afrikada Namibyada çıkıyor. Ama Türkiyede çıkan ateş opali diğerlerinden çok farklı. Kıymetli bir taş. Bu işlenip mücevher haline getirildikten sonra karatla satılan taşlar. Değer olarak pırlantadan düşük olsa da pırlantayla eşdeğer şartlarda satılıyor.
Muğla Pınarcıkta çıkan diaspor diye bir taşımız var. Maalesef Türkiyede hiçbir kıymeti yok. Ama Amerikada 10 bin dolara kadar çıkan karat fiyatlarıyla satılıyor. Ham olarak Türkiyeden ihraç ediliyor. Amerikada işleniyor. Amerikalılar diaspora çok farklı bakıyor. Adeta kutsal bir taş haline gelmiş. Biz kıymetini, taşın özelliğini bilmiyoruz. Görüntü olarak Türk insanına soğuk geliyor sanıyorum. Ama aslında harika bir taş. Zeytinyağı yeşili renginde. Şeffaf kristal bir taş.
-TÜRKLER İŞLEVİNE, AVRUPALILAR ERGONOMİYE BAKIYOR-
Adnan Menderes Üniversitesinde takı konusunda dersler de veren Sezik, ait olunan kültürlere göre takıya bakışın şekillendiğini anlattı.
Kadri Sezik, dünyada çok eski tarihlerde doğal taşların insanlar üzerinde birtakım olumlu etkilerinin olduğuna inanıldığını, özellikle Budizmde, alternatif ya da tamamlayıcı tıpta tedavi olarak kullanıldığını, son yıllarda da bu ilginin yeniden canlandığını belirterek, Biz de bunları takılara uyarlıyoruz, takıları kullananlar şifa bulduklarına inanıyor. Yani biraz inançla ilgili bir şey. Psikolojik bir anlamda dedi.
Türkiyede en çok ilgi gören mor renkli kristal ametist taşının yanı sıra, son dönemde agat, kalsedon, krizopras gibi taşların da talep gördüğünü aktaran Sezik, Türkiyedeki doğal taş algısı ile Avrupa ve Amerikalıların algıları arasında farklar olduğunu şu sözlerle dile getirdi:
Türk müşterilerimiz taşın hangi hastalığa iyi geldiği üzerinde duruyor. Avrupalı müşterilerimiz ergonomiye, yani kullanışı rahat mı, taktığı zaman hareketleri etkiliyor mu etkilemiyor mu buna bakıyor. Mesela bizde çok gözde olan ametist taşını Avrupaya satamıyoruz. Çünkü Avrupalılar ametistin üzerindeki kristaller düşme ya da çarpma esnasında vücuda zarar verebilir diye görüyor. Amerikadaki müşterilerimiz ise lise eğitiminde jeoloji eğitimi gördükleri için taşın fiziksel, kimyasal her türlü özelliğini, hatta nerede çıktığını bildikleri için taşı ona göre alıyorlar.
Sezik, kriz dışındaki dönemlerde yıllık 60-70 kilo gümüş işlediğini, ürüne çevrildiğinde taşıyla birlikte 100-110 kilo ettiğini, 20-25 kilo ürünü de ihraç ettiğini sözlerine ekledi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.12.2010 | | | HamaliyesibizdekarıonlardaHamaliyesi bizde karı onlarda |
|
| "Dünyanın nazar boncuğu" buharlaşıyor! | CNN Türk | 18.11.2010 17:46 |  | | | Dünyanın nazar boncuğu olarak bilinen Konyadaki Meke gölü, yok olma tehdiyle karşı karşıya. Kuraklık ve bilinçsiz sulamaların vurduğu krater yapılı gölde zaten az olan su da yer yer buharlaştı. Bazı bölümlerde gölden geriye sadece tuz ve kristaller kaldı. | | CNN Türk Güncel 18.11.2010 | | | DünyanınnazarboncuğubuharlaşıyorDünyanın nazar boncuğu buharlaşıyor |
|
| "Dünyanın nazar boncuğu" buharlaşıyor! | CNN Türk | 18.11.2010 17:46 |  | | | Dünyanın nazar boncuğu olarak bilinen Konyadaki Meke gölü, yok olma tehdiyle karşı karşıya. Kuraklık ve bilinçsiz sulamaların vurduğu krater yapılı gölde zaten az olan su da yer yer buharlaştı. Bazı bölümlerde gölden geriye sadece tuz ve kristaller kaldı. | | CNN Türk Ana Sayfa 18.11.2010 | | | DünyanınnazarboncuğubuharlaşıyorDünyanın nazar boncuğu buharlaşıyor |
|
| Zayıflatan mucize kristal | Vatan Gazetesi | 09.11.2010 11:16 |  | | |
| Zayıflatan mucize kristal | Vatan Gazetesi | 08.11.2010 23:14 |  | | |
| Arçelik’ten 2 çekmeceli bulaşık makinesi | Türkiye Gazetesi | 21.09.2010 02:10 |  | | | Arçelik, geniş ailelerin ihtiyaçlarını karşılayan iki çekmeceli ankastre bulaşık makinesini tüketicilerinin beğenisine sundu. Bağımsız çalıştırılabilen iki adet yıkama ünitesine sahip Arçelik (92152 TACM) 2 Çekmeceli Ankastre Bulaşık Makinesi, bir seferde iki ayrı sepette bulaşık yıkama imkanı sağlıyor. Çamaşır makinesi tek çekmecesiyle yarım ağırlıkta çalıştırıldığında ise enerji, su ve deterjan tüketimi geleneksel makinelere göre yüzde 50 azalıyor. Diğer bir avantajı ise hassas kristaller, ağır kirli tencere ve tavaları aynı anda farklı çekmecelerde yıkama imkânı sunması. Narin cam eşyalar bir çekmecede hassas devirde, tencere ve tavalar da diğer bir çekmecede yoğun devirde yıkanabiliyor. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 21.09.2010 | | | Arçelik’ten2çekmecelibulaşıkmakinesiArçelik’ten 2 çekmeceli bulaşık makinesi |
|
| Milyon dolarlık telefon | Samanyolu Haber | 30.08.2010 12:51 |  | | Bir cebin fiyatını bir milyon dolara yükseltmek için sizce neler yapılabilir? İşte güzel bir örnek Sizlere fiyatları dudak uçuklatan birçok telefon tasarımı haberi ulaştırdık ancak sanıyoruz ki hiçbiri bu kadar da pahalı değildi. Bu konuda oldukça üst tabakayı hedefleyen telefon tasarımcıları pahalılıkta adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Ancak Gresso, bu yarışı bir değil birkaç adım öteye götürdü ve tam 1 milyon dolarlık telefon tasarladı.
Telefonun özelliklerinden başka tabii ki dikkati çeken ilk şey telefonun yapıldığı maddeler. Etraftan bulabildiği en pahalı maddeleri bir araya getiren Gresso, bu tasarım telefonda; siyah elmaslar, saf altın, elmasla kesilip şekillendirilmiş safir kristaller kullanmış. Bunlar yetmezmiş gibi telefona bir de 200 yıllık Afrikadan gelen siyah ağacı da ahşap olarak eklemişler.
Yalnızca üç adet üretilen bu telefonu almak isteyip de kaçıranlar için de Gresso, daha ucuzundan, siyah elmaslardan ve safirlerden yoksun 20 bin dolarlık bir model daha hazırlamış durumda. | | Samanyolu Haber Son Dakika 30.08.2010 | | | MilyondolarlıktelefonMilyon dolarlık telefon |
|
| Sağ gözleriyle bakın neyi görüyorlar | Samanyolu Haber | 14.07.2010 12:55 |  | | Bilim insanları kuşlar hakkında oldukça şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. Elde edilen bulgulara göre, kuşlar ?sağ gözleriyle Dünyanın manyetik alanını görebiliyor. Alman bilim insanları, kuşların sahip olduğu bu özellikle sağ ile sol gözün arasında büyük bir farklılık olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, kuşların sol gözleri buzlu cam ile kapatılsaydı uçma kabiliyetlerinin bozulacağını, ancak sağ gözleri kapatılsaydı hiç bir değişiklik yaşanmayacağını belirtti.
Kuşların manyetik alanları algılayabildikleri ve bu yeteneklerini göç zamanlarında yön bulmakta kullandıkları keşfedilmişti. Alman bilim insanları ise, kuşların sağ gözlerinin gerçekten manyetik alanları görebildiğini ve bu bilgiyi beyinlerinin sol tarafına aktardıklarını ortaya çıkardı.
Kuşların sağ gözleriyle elde ettiği görüntü, normal görüşlerinin üzerinde parlak veya karanlık gölgeler oluşturuyor. Gölgeler kuş kafasını değiştirdikçe değişiyor ve gölgelerin oluşturduğu desenler kuş için doğal bir pusula görevi görüyor.
Bilim insanları, kuşların retinalarında mavi ışığa maruz kaldığında aktif hale gelen moleküller olduğuna inanıyor. Manyetik alanlar, bu moleküllerin tekrar hareketsiz hale geleceği süreyi etkiliyor. Manyetik alanların aydınlıktan karanlığa geçişinin daha aşamalı gerçekleşmesi ise normal görüşe kıyasla farklı bir etki yapıyor.
Frankfurttaki Goethe Üniversitesinde akademisyen olan Katrin Stapputun başkanlığını yaptığı araştırma ekibi teorilerini desteklemek için bir dizi testler düzenledi. Birkaç kuş alınarak bazılarının sol gözleri, diğerlerinin de sağ gözleri buzlu gözlük ile kapatıldı.
Göç zamanı gelince, kuşlar baca şeklinde bir kafeste salıverildi. Sol gözleri kapalı olan kuşlar beklendiği gibi kuzeye uçarken, sağ gözleri kapalı olanlar yönlerini karıştırdı ve farklı yönlere dağıldı.
Kuşların manyetik alanı görme yeteneği ilk olarak Eylül 2007de National Geographic dergisinde yer aldı. Bu yeteneği ilk tespit eden Oldenburg Üniversitesindeki Alman akademisyenlerdi.
Alman araştırmacılar, kuşların yuvalarıyla kışları göç ettikleri yer arasındaki uzun mesafeyi nasıl belirledikleri sorusunu yanıtlamak için verdikleri çalışmalar sonucunda, kuşların doğal bir pusulaya sahip olabileceğine karar verdi.
Araştırmacılar, kuşların gözleriyle, beynin gözlerden iletilen bilgiyi değerlendirdiği kısmı arasındaki bağlantıyı kurmayı başarmıştı. Böylece, kuşların sanki ellerinde pusula ve harita varmış gibi binlerce kilometre ötedeki mesafelere nasıl göç edebildiklerinin sırrı aydınlanmaya başladı.
Biyologlar, yaptıkları çalışmalarda kuşların manyetik kristaller kullanarak manyetik alanları algılayabildiğini saptamış, böylece bulundukları yer hakkında bilgi edebildiklerini ortaya çıkarmıştı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 14.07.2010 | | | SağgözleriylebakınneyigörüyorlarSağ gözleriyle bakın neyi görüyorlar |
|
| GEÇMİŞİN İZLERİ BU MÜZEDE | Türkiye Gazetesi | 15.06.2010 02:21 |  | | | Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Tabiat Tarihi Müzesi’nde milyonlarca yıl öncesinden günümüze kadar hayvan ve bitki türleri hakkında çok sayıda örnek sunuluyor. Ege Üniversitesi kampüsü içinde yer alan üç katlı müzede, 2 bin yıllık fil iskeleti, dev boyutlu kristaller, “Ceyhan” adı verilen ve çok az rastlanan tek dişli balina iskeleti, çift başlı Hazer yılanı, Uzak Doğu kökenli kelebek türleri ve Anadolu panteri örnekleri ile yanardağ patlamasından kaçtığı düşünülen bir insanın 10 bin yıllık ayak izi en çok ilgi gösterilen bölümlerin başında geliyor. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 15.06.2010 | | | GEÇMİŞİNİZLERİBUMÜZEDEGEÇMİŞİN İZLERİ BU MÜZEDE |
|
| Petrol sızıntısına karşı KIL- TÜY çözümü | Samanyolu Haber | 11.05.2010 13:51 |  | | Meksika Körfezindeki petrol felaketi başlayalı tam 18 gün oldu. Çevre felaketinin etkisini azaltmak için türlü yöntemler denendi. Günde 5 bin varil petrol okyanusa sızmaya, 5 bin kilometrekarelik bir alanı kaplayıp karaya doğru ilerlemeye devam ediyor.
Sızıntıyı durdurmak için bugüne dek pekçok yöntem denendi. Petrolü yakma girişimleri oldu; ancak fazla çevre kirliliği yarattığı için bu yöntemden vazgeçildi.
Petrol dağıtıcı kimyasallar kullanıldı, ama bilim adamları onların da okyanuslardaki canlılara zararlı olduğu uyarısında bulundu.
Petrolü başka bir kanala nakletmek umuduyla hızla yeni kuyular açılıyor. Ancak bu, tamamlanması haftalar alabilecek bir proje.
Geçen hafta büyük ümitlerle okyanusa indirilen dev huniye gelince: İçinde buz benzeri kristaller oluşup huninin ağzını tıkayınca, bu yöntem de işe yaramadı.
Şimdi devreye kuaförler, özellikle de hayvan kuaförleri ve çiftçiler girdi. Amaç, petrolü emmesi için, sızıntının olduğu yere tonlarca saç ve tüy göndermek.
Doğal yağ depolayıcı
Kampanyayı örgütleyen Matter of Trust yardım kuruluşundan Lisa Gautiere göre, pek de şaşırtıcı bir önlem değil bu:
Saçınızı yıkarken, saç yağlandığı için, yağ topladığı için şampuanlıyorsunuz. Saç kökleri ve telleri, muazzam yüzeyleri sayesinde bol miktarda yağ toplayabilir, bunu yaparken sünger gibi de şişmezler. Petrol de bir tür yağ olduğuna göre, saç ve tüy bunu emmeye en uygun malzemelerden biri.
Fikrin sahibi Phil McRory adlı Alabamalı bir kuaför. Yaşadığı bölge, petrol sızıntısının olduğu yere yakın.
Ama bu teknolojiyi, Amerikan Çevre Koruma Dairesi de deneyip onaylamış.
Lisa Gautier, kampanyaya katılan 370 bin kuaförden her birinin, günde ortalama yarım kilo saç topladığını; 100 bin kadar hayvan kuaförünün her birinde de günde 1,5 kilo kadar tüy toplandığını belirtti.
Bu insanlar posta masraflarını kendi ceplerinden ödeyerek bunları bize ulaştırıyorlar. Hatta bu tür büyük bir sızıntı olduğunda, doğrudan felaket bölgesine yolluyorlar. Ayrıca kadın müşterilerinden eski naylon çoraplarını isteyip, onları da yolluyorlar. Bizim gönüllülerimiz de saç ve tüyleri bu çoraplara doldurup, dev sosisler şeklinde bağlıyor. Ve ya sızıntının olduğu yere, ya da korumak amacıyla sahile yerleştiriyorlar.
Gautier, Biz önceleri yalnızca kuaförler ile hayvan kuaförlerini düşünmüştük. Yüzbinlerce kilo saç ve tüy demek bu. Ama sonra alpaka ve koyun çiftçileri de bizi aramaya başladı. Ellerinde muazzam miktarda atık yün var. Bu sayede operasyonumuz büyüdükçe büyüdü. Artık postayı bırakıp, kamyonla taşımaya başladık malzemeyi. Hatta İngiltereden de duyanlar olmuş, naylon çorap gönderiyorlar bize. Bu da harika birşey, çünkü bizim buralarda, Kaliforniyada havalar genelde sıcak olduğu için yeterince naylon çorap stokumuz yoktu! diyor.
Kampanyada örgütün Facebook sayfası da önemli bir rol oynuyor.
Golf topu ve lastik formülü
Meksika Körfezindeki petrol sızıntısının yayılmasını önlemek için fikirler bununla da bitmiyor:
Sızan petrolde pay sahibi olan BP yetkililerinin bugün verdiği bilgiye göre şirket, kuyuyu eski lastikler ve golf topları ile doldurmayı düşünüyor. Amerikan Sahil Muhafazasından Amiral Thad Allen da, şeritler halinde kesilmiş lastik parçaların, yüksek basınçla deniz yatağına fırlatılarak deliği tıkayabileceği görüşünü destekledi.
BBC TÜRKÇE | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.05.2010 | | | PetrolsızıntısınakarşıKIL-TÜYçözümüPetrol sızıntısına karşı KIL- TÜY çözümü |
|
| Görünmezlik mucizesi | Posta | 28.04.2010 00:24 |  | | Almanyada Karlsruhe Teknoloji Enstitüsünde Türk bilim adamı Tolga Ergin yönetimindeki ekip, bir cismi, yaydığı ışını kontrol altına alarak görünmez hale getirmeyi başardı
Çalışmada fotonik kristaller kullanılarak bir görünmezlik perdesi elde edildi. Özel merceklerden oluşan perdeyle, altın bir yüzey üzerindeki küçük bir yumru görünmez hale getirildi.
Bir başka deyişle perdeyle yumrudan çıkan ve görünürlüğünü sağlayan ışık demetleri yönlendirilerek cisim gizlendi. Tolga Ergin, İnsanoğlu her zaman görünmezlik pelerinine sahip olmayı düşlemiştir. Bizim çalışmamız, bunun mümkün olabileceğine dair ilk ipucu dedi.
| | Posta Teknoloji 28.04.2010 | | | GörünmezlikmucizesiGörünmezlik mucizesi |
|
| Bilim adamlarını heyecanlandıran adım! | Samanyolu Haber | 19.03.2010 01:09 |  | | Almanyada yapılan çalışmalar sonucunda, cismin yaydığı ışını kontrol atına alarak görünmez hale getirilmesi yönünde önemli bir adım atıldı. Science dergisinde yayımlanan araştırmayı yürüten ekibin başında bulunan, Karlsruhe Teknoloji Enstitüsünden Tolga Ergin, dönüşüm optiği kullanılarak görünmezliği sağladıklarını belirtti. Bu teknolojiyle, ışığın yayılımı yönlendirilebiliyor, kontrol altında tutulabiliyor.
Ergin ve meslektaşları, fotonik kristaller kullanarak bir görünmezlik perdesi elde etti. Bu perdeyle, altın bir yüzey üzerindeki küçük bir yumruyu görünmez hale getirmeyi başardılar. Bu perde, özel merceklerden oluşuyor. Perde ile, yumrudan çıkan ve görünürlüğünü sağlayan ışık demetleri yönlendirilerek cisim gizleniyor. Bu işlem, bir cismi halıyla örtüp gözden uzak hale getirmeye ve sonra halıyı da görünmez yapmaya benziyor. Buradaki mercek sistemi ile oluşturulan perde, cismi örten ancak görünmeyen halı gibi davranıyor.
Ergin Reutersa telefonla yaptığı açıklamada, Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça heyecan verici, çünkü insanoğlu her zaman görünmezlik istemiş veya görünmezlik pelerinine sahip olmayı düşlemiştir. Bizim çalışmamız, bunun mümkün olabileceğine dair ilk ipucunu sağladı. Bu tekniğin işe yaradığını gösterdi dedi.
Ergin, bir insan veya bir arabanın, uyguladıkları bu teknikle görünmez hale getirilmesi için uzun yıllar daha çalışılması gerektiğini de belirtti.
Dönüşüm optiği alanında geçmişte çeşitli teknikler önerildiğini, bunlar arasında, ışın demeti yoğunlaştırıcı, ışın demeti yönlendirici gibi tekniklerin yer aldığını, ayrıca her yönden gelen ışınları bir noktada toplayacak antenler ve daha nice teknikler önerildiğini belirten Ergin, Geleceğin neler getireceğini henüz bilmiyoruz. Ama bu alanda olasılıklar ve imkanlar oldukça geniş diye konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 19.03.2010 | | | BilimadamlarınıheyecanlandıranadımBilim adamlarını heyecanlandıran adım |
|
| Böbrek taşı olanlar dikkat! | Samanyolu Haber | 01.03.2010 15:22 |  | | Böbrek taşı olan hastalar günde 2,5 litre su tüketin... Burç FMde Cengiz Tanın hazırlayıp sunduğu Önce Sağlık programına konuk olan Ürorad Üroloji ve Radyoloji Merkezinden Üroloji Uzmanı Op.Dr.Faruk Yerlioğlu böbrek taşları önemsenmeli dedi.
Op.Dr.Faruk Yerlioğlu Kalsiyum, oksalat, ürik asit gibi maddeler idrar içerisinde normalde beklenenden daha yüksek yoğunlukta bulunursa böbrek taşı oluşur. Bu maddeler kristaller halinde böbrekte çökebilir ve zaman içersinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirir dedi.
Böbrek taşı genetik bir hastalıktır, çevresel faktörler, fazla karbonhidrat ve protein alımı, geçirilen enfeksiyonlar taş oluşumunu arttırıyor diyen Op.Dr.Faruk Yerlioğlu ailesinde böbrek taşı olanlar veya daha önce taş düşüren kişiler mutlaka altı ayda bir hekime muayene olmalı ve koruyucu önlemler almalı, böbrekte taş oluşmuşsa mutlaka tedavi edilmeli ihmal edilirse böbreğin kaybı söz konusu olabilir dedi.
Böbrek taşlarına karşı koruyucu önlemler alınması gerektiğini anlatan Op.Dr.Yerlioğlu, günde mutlaka 2,5 litre sıvı tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Maden suyunun böbrek taşı yaptığını söyleyen Op.Dr.Faruk Yerlioğlu, taş sorunu olanların maden suyunu fazla tüketmemesi uyarısında da bulundu.
Toplum içinde ıspanak, kıvırcık, çilek gibi besinlerin böbrek taşına neden olduğu konusunda yanlış bir inanışın olduğunu söyleyen Op.Dr.Yerlioğlu,bu besinler böbreklerde taş oluşumuna neden olmaz dedi.
Bazı hastaların 7-8 defa eswl (taş kırma) yaptırdığını söyleyen Op.Dr.Faruk Yerlioğlu, taş 3-4 seansta kırılmıyorsa cerrahi işlem gerekiyor demektir taş kırma seansına fazla girmek böbreği ve vücudu olumsuz etkiler, bu yüzden taş kırdırdığınız merkez ve hekim dikkatli seçilmeli uyarısında bulundu.
PROGRAMIN TAMAMINI burcfm.com.tr internet adresinden DİNLEYEBİLİRİNİZ. | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.03.2010 | | | BöbrektaşıolanlardikkatBöbrek taşı olanlar dikkat |
|
| Dev kristaller mağarası sular altında kalacak | CNN Türk | 26.02.2010 17:50 |  | | |
| Yerin 270 metre altında 11 metrelik kristaller... | Sabah | 18.02.2010 02:27 |  | | |
| 5 bin dolarlık kristaller kulak pasını siliyor | Sabah | 09.01.2010 02:35 |  | | |
| Karanlık maddenin izi bulundu mu? | Samanyolu Haber | 19.12.2009 20:43 |  | | Amerikalı bilim adamları, evrenin kütlesinin yüzde 90ını oluşturan ve bilim dünyası için hala bir bilmece olan karanlık maddenin varlığını ortaya koyabilecek işaretleri ilk kez tespit ettiklerini bildirdi. Amerikalı fizikçiler, Minnesotada yerin 800 metre altındaki bir demir madeninde yapılan deneyde, ilk kez karanlık madde parçacıklarının varlığını gösterdiği düşünülen sinyalleri tespit etmeyi başardıklarını açıkladı.
Deneyde, karanlık maddeyi yaptığı düşünülen zayıf etkileşimli büyük parçacıklara (Weakly Interacting Massive Particles-WIMPs) odaklanan bilim adamları, araştırmalarında Dünyayı her gün bombardıman eden kozmik ışınlardan çok uzakta, mutlak sıfıra yakın bir sıcaklıkta (-273,15 santigrat derece) soğutulmuş germanium ve silikon kristaller kullandı. Deney sırasında, kristallerin bu zayıf etkileşimli büyük parçacıkların çarpmasıyla titremesi ve detektörün sıcaklığını çok zayıfça arttırması bekleniyordu.
The Cryogenic Dark Matter Search (CDMS) adı verilen projenin başında yer alan Dan Bauer, karanlık madde özelliklerinden beklenenlerin tümüne uygun iki parçacık tespit ettiklerini belirtti.
Chicago Üniversitesinden teorisyon Craig Hogan da deneyin sonuçlarının heyecan verici olduğunu söyleyerek, birkaç yıl sürecek bu deneyler sırasında 3 veya 4 kez daha benzer etkileşim kaydedilirse, bunun karanlık maddenin varlığını ispat edebileceğini belirtti.
Avrupalı bilim adamları, yüzyılın deneyi olarak adlandırılan ve araştırmayı yürüten Avrupa Nükleer Araştırma Merkezine (ANAM-European Organization for Nuclear Research (Cern) ait Büyük Hadron Çarpıştırıcısında gelecek yıl yapılacak deneyde, yüksek enerjili protonları çarpıştırarak, Büyük Patlama anındaki koşulları oluşturulmaya çalışacak.
AA | | Samanyolu Haber Son Dakika 19.12.2009 | | | Karanlıkmaddeninizibulundumu?Karanlık maddenin izi bulundu mu? |
|
| Dişleri beyazlatıp yaralara iyi geliyor | Samanyolu Haber | 01.06.2009 09:44 |  | | Fazlası vücuda büyük zarar veren bu ürün, bilinçli kullanıldığında ise tam bir sağlık kaynağı... Hekimlerin hükümdarı İbn-i Sina’dan ‘Şifalı Bitkiler’ Avrupa’da 700 yıl tıp hocalığı yapan ünü dillere destan, hekimlerin piri İbn-i Sina’nın Tıp Kanunu kitabından bugüne kadar hiçbir yerde rastlamadığınız çok özel formülleriyle şifa bitkilerin reçeteleri…
Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ hazırladı.
Fazlası birçok sağlık sorununa yol açan tuz dengeli bir şekilde kullanıldığında cildi güzelleştiriyor, dişleri beyazlatıyor ve yaralara iyi geliyor...Tuzda acılık ve burukluk vardır. Kimisi hoş, kimisi ise yara yapıcıdır. Bu cins, kirli kristaller halindedir.
Bir başka cinsi neftidir, koyu renklidir; fakat bu rengi kendi İçeriğindan ileri gelmez, içine karıştığı neftten ileri gelir. Eritilip, nefti uçurulursa, geriye kalanı kirli kristaller halindedir. Bir başka Hint tuzu; siyah renklidir; İçeriği mineral İçeriğindan kaynaklanır. Deniz tuzu, suya girer girmez erir. kaya tuzu ise erimez.
ET BENLERİNİ TEMİZLİYOR
Yakıcı tuz, dişlerin çürüğünü temizler. Haricen sürüldüğünde her türlü kan toplanması ve morartıları giderir. Normal dozda kullanılırsa, tuz, cildi ve rengi güzelleştirir.
İÇERİĞİ
İkinci derecede sıcak ve kurudur. Acılığı ne kadar fazla olursa, sıcaklığı da o kadar fazla olur.
ŞİŞLER
Tuz, bal ve zebible (kuru hurma veya incir) birlikte merhem yapılarak, apselere karşı kullanılır. Bal ve futenc (pelin otu) ile birlikte balgami urlara haricen etkili olur. Karıncalanmayı (nemle) önler.
BAŞ ORGANLARI
Saçlı deride çıkan sivilcelere (busur) karşı tuz, hanzal etiyle karıştırılıp, sürülür. Mılh-ı endurani, zihni kuvvetlendirir. Tuz, gevşemiş olan diş etlerini sıkıştırır. Sirkeyle birlikte kulak ağrısına karşı kullanılır.
YARARLARI
Temizleyici, eritici, kabız, kurutucu yararları vardır. Kabız ve eritici özelliği nedeniyle kabız etkisi diğerlerinden daha fazladır. Gaz gidericidir. Kavrulmuş tuzun kurutucu ve eritici etkisi fazladır. Kokuşmayı önler. Sertleşmiş hıltlara da yararı olur. Kristal tuz, normal ve yakıcı tuza göre daha yumuşaktır. Toz edilmiş tuz da kristal tuza benzer. Kristal ve toz tuzların eritici etkinliği daha fazladır.
Yara yapıcı tuzun yumuşatıcı ve eritici etkinliği daha azdır. Fakat yenebilir hale geldikten sonra bu etkisi artar ve öldürücü tuza benzer. Yara yapıcı tuz uzun süre yıkanırsa, yakmadan kurutucu etki kazanır. Hoş olan tuzun temizleyici özelliği fazladır. Soğuk yemeklere katıldığında, tadını yönlendirir. Parçalayan tuz gaz gidericidir. Acılığı fazla olan tuzun eritici etkisi de şiddetli olur. Bütün tuz çeşitleri donmuş hıltları çözer. Acı tuzda eritici etkinin yanında ısıtıcı etki de şiddetlidir.
ZEHİRLENME
Keten tohumu ile birlikte tuz, akrep sokmalarına iyi gelir ve dağ futeneci (pelin otu), zufa ve balla birlikte boynuzlu yılana (nehşetül-müfrin) karşı kullanılır. Sirkeyle ve balla birlikte dört boynuzlu nehşe ve kırkayak (erbain) ve arı sokmalarına iyi gelir. Sekincebinle afyonun vereceği zarara karşı korur.
YARALAR
Ciltteki et benlerini ve pürüzleri temizler. Uyuz ve uyuzun sebep olduğu yarlara iyi gelir. Zeytinyağı ve sirke ile ateşe yakın bir yerde karıştırılarak hazırlanan terkip, haricen kullanıldığında, alerjik kaşıntılara karşı etkili olur, özellikle de kaşıntı balgami yapıdaysa, daha da etkilidir.
Ateş yanıkları üzerine zeytinyağı ile birlikte uygulanırsa, kızarıp kabarmasını engeller; özellikle burki ve Afrika cinsinden olanların, diğer tuz cinslerine göre kurutucu Yararları çok fazladır ve rutubetli olanları eritir. Ayrıca dokuları kurutup, büzüştürür.
GÖRME
Göz kapaklarındaki yersiz kıl ve et benlerini yok eder. Kristal tuz, özellikle gözdeki perdeye ve katarakta etkili olur. Göz morarmasına karşı haricen tuz zebib (kuru hurma veya incir) ve bal karışımı kullanılır.
HAREKET ORGANLAR
Tuz, un ve balla birlikte sinir burkulmalarına karşı dışarıdan kullanılır. Zeytinyağı karıştırılıp, yorgun kaslar bu terkiple ovulur.
BESLENME
Tuz, kusturucudur. Özellikle nefti ve endurani olanlar etkendir. Soğuk mide ağrılarına iyi gelir. Bütün tuz türleri hazmı engelleyerek, ishal etki gösterirler.
DIŞARI ATAN ORGANLAR
Tuz , kokuşmuş balgami sıvıyı, safrayı ve kara safrayı keser. Çok koyu renkte olan fakat nefti olmayan tuz, balgama ve sevdaya ishal etkisi gösterir. Acı tuz da sevdayı (kara safrayı) dışarı atar. Endurani olanı, (hem balgami hem de sevdavi olan hıltı) ishal eder. Tuzun kendisi dizanteri üzerinde etkilidir.
Müshil terkiplerde sevdayı ve rutubeti atmaya uygun bir ilaçtır. Pelin otu ve tereyağı ile birlikte hamur h | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.06.2009 | | | DişleribeyazlatıpyaralaraiyigeliyorDişleri beyazlatıp yaralara iyi geliyor |
|
| İslam âleminin en modern camisi - Foto | Samanyolu Haber | 08.05.2009 09:47 |  | | İstanbul Karacaahmette yapılan Türkiyenin en modern camisi Şakirin Camii, bugün cuma namazıyla birlikte ibadete açılıyor. İŞTE O CAMİ - GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN Caminin mimarisi gibi açılışı da ilklere sahne olacak. Açılışa ancak davet edilenler katılabilecek. Girişler güvenlik kartıyla gerçekleşecek. Semiha ve İbrahim Şakir anısına İngilterede yaşayan çocukları Gazi, Ghassan ve Gade Şakir tarafından yaptırılan caminin açılışına pek çok ünlü ismin katılması bekleniyor.
En modern camide ilk namaz bugün
İstanbul Karacaahmette yapılan Türkiyenin en modern camisi Şakirin Camii, bugün cuma namazıyla birlikte ibadete açılıyor. Caminin mimarisi gibi açılışı da ilklere sahne olacak. Açılışa ancak davetliler katılabilecek. Girişler güvenlik kartıyla gerçekleşecek. Semiha ve İbrahim Şakir anısına İngilterede yaşayan çocukları Gazi, Ghassan ve Gade Şakir tarafından yaptırılan caminin açılışına pek çok ünlü ismin katılması bekleniyor.
Dış mimarisi ile mütevazı, detaylarıyla modern ve iç mimarisiyle de insana huzur veren Şakirin Camiinin, bundan sonraki eserlere örnek olması bekleniyor. Yine caminin iç dekorasyonunu bir kadının hem de ünlü tasarımcı Zeynep Fadıllıoğlunun yapması da yerli ve yabancı medyanın ilgisini çekti. Fadıllıoğluna şimdiden altı ülkeden teklif geldi.
Mihrap yuvarlak, minber yaprak
Caminin farklılığı daha ilk bakışta kendini gösteriyor. Karacaahmet Mezarlığındaki asırlık servilerin arasından kubbeden bağımsız iki minare ve farklı bir kubbe tasarımı gözünüze çarpıyor. Eser dışardan sade görünse de detaylar içeride saklı. Mesela iç avluda yer alan küçük bir havuz. Londranın ünlü su heykeltıraşçısı William Pye tarafından saydam bir kubbe olarak tasarlanan küçük havuza nereden bakarsanız bakın caminin ve minarelerin görüntüsü düşüyor. Ayrıca müze olarak açılan bölümde müzayede evi Sothebysden satın alınan dört parça Kâbe örtüsü ile İznik çinisi koleksiyonları ve ailelerinden kalan Türk İslam eserleri sergileniyor.
Mimari proje tasarımını Hüsrev Taylanın tasarladığı tek kubbeli caminin iç süslemelerinde Selçuklu ve Osmanlı motifleri var. Yapı, kubbe yüksekliği çok yüksek olmasa da tıpkı selâtin camilerinde olduğu gibi oldukça aydınlık. Taşları Anadolunun çeşitli yerlerinden getirilen yapının içerisi dışarıdan da rahatlıkla görülebiliyor. Üç tarafı camlarla kaplı caminin pencereleri Kuran-ı Kerim sayfaları gibi tasarlanmış.
Klasik camilerden oldukça farklı tasarlanan eserin mihrabı yuvarlak ve şık. Krem renkli minber ise oldukça dikkat çekici. 12 basamağı olan minberin sağ ve sol yanında kainatı temsil eden yapraklar konulmuş. Bu minberin tasarımı ise Marmara Üniversitesi Resim Bölümü Başkanı Tayfun Erdoğmuşa ait.
Avize tasarımında ise üç sanatçının imzası bulunuyor. Vitray ustası Orhan Koçan cam pleksi ve metallerini oluştururken Nahide Büyükkaymakçı kristalleri yapmış ve ortaya iç içe geçen çok büyük iki daire şeklinde bir avize meydana gelmiş. Dairenin kenarlarına ise su damlalarından oluşan kristaller yerleştirilmiş. Üç halkadan oluşan avizenin üzerinde Allahın 99 ismi ve Nur Sûresi yer alıyor.
Hatlar Hüseyin Kutludan...
Topkapı Sarayının kalemkârı Semih İrteşin nakşettiği kubbenin tavanını hattat Hüseyin Kutlunun işçiliğinden çıkan Fatr ve Mülk sûreleri tamamlıyor. Kenarları ise Allah (cc), Muhammed (sas), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz Ali, Hasan ve Hüseyin isimlerinden oluşan levhalar süslüyor.
Caminin her yeri pırıl pırıl. Beş yıldızlı otellerinkini andıran abdesthane ve tuvaletler, kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı yerler düşünülmüş. Özel bir şirkete verilen temizlik işleri sayesinde cami sürekli temiz tutulacak ve güvenlik görevlileri tarafından korunacak.
***
Modern caminin özellikleri
Caminin yapımı dört yıl sürdü.
Şakirin Camii 500 kişilik kapasiteye sahip. 3 bin metrekare zemine kurulan caminin toplam alan büyüklüğü 10.000 metrekare.
İki minareli caminin minare boyu 35 metre.
Caminin tuvalet ve abdesthane kısmında hem bayanlar düşünülmüş hem engelliler.
Caminin dış cephe ve zemin kaplamaları Kayseri taşından yapıldı.
Ana kubbe cepheler, kadınlar mahfili, korkuluk ve revaklardaki şebekeler alüminyum Selçuk dökme ile yapıldı.
Kubbe kaplamasında balık pulu formunda alüminyum kompozit levhalar kullanıldı. Kubbe gece mavi renkte yanıyor.
Ana kubbe iç cephe kaplamaları Kuran sayfalarının Nur Sûresi satır aralarından tasarlanan desenlerin şeffaf cam üzerine işlenmesiyle oluşturuldu.
İç avlu giriş kapıları, ana kubbe giriş kapısı ve sergi alanı giriş kapısı bronz-ahşap tasarla | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.05.2009 | | | İslamâlemininenmoderncamisi-Fotoİslam âleminin en modern camisi - Foto |
|
| Cep telefonu kullanıcıları dikkat | Samanyolu Haber | 02.05.2009 10:57 |  | | Bataryası biten bir cep telefonu ya da dizüstü bilgisayar teknolojiden uzak kalamayanların en büyük stres kaynağı... Sık sık bu sorunlar karşılaşıyorsanız bilmeniz gereken bazı püf noktalar var.
Cebinizdeki telefon veya sahip olduğunuz dizüstü bilgisayar, size teknolojinin tüm imkânlarını sunan son model teknoloji harikası cihazlar olabilir. Fakat seyahat esnasında, şarjı olmayan dizüstü bilgisayar veya önemli bir görüşme esnasında şarjı biten bir telefon size sahip olduğu teknolojik imkânlarından hiçbirini sunamaz. Bu yüzden günümüzde hangi elektronik eşyayı taşıdığınızdan çok taşıdığınız aygıtın pilinin ne kadar gittiği de son derece önemli. Özellikle dizüstü bilgisayarı ve cep telefonu seyahat halinde kullanmak zorunda kalanların yaşadıkları en büyük sıkıntı, hiç şüphesiz pil ömrünün istedikleri kadar uzun olmamasıdır. Hele bu kişi bir pazarlamacı ise bilgisayarının kaç dakikalık şarjının kaldığı büyük önem taşıyor. Çünkü müşterilerine yapacağı sunumun ortasında dizüstü bilgisayarının pilinin bitmesi onun için büyük bir kâ-bustur. Bu yüzden mobil çağı yaşadığımız şu günlerde dizüstü bilgisayar veya cep telefonunuzun pilinin uzun süreli kullanılabilir olmasını istiyorsanız aşağıdaki önerileri dikkatle okuyun.
Cep telefonu şarjınızın daha uzun gitmesi için
* Cep telefonunuzun ayarlarından aydınlatma sürelerini kısaltın ve ekran parlaklığının şiddetini azaltın.
* Hareketli duvar kâğıtları daha fazla güç harcayacağı için bunları değiştirin.
* Telefonunuzdaki açılış ve kapanıştaki sesleri kapatın.
* Çoğu telefonda bulunan uyku modu özelliğini aktif edin.
* Kullanmadığınız sürelerde bluetooth, WLAN ve kızılötesi özelliklerini kapatın.
* Şu an için ülkemizde 3G servisi henüz aktif olmadığı için telefonunuzun boşu boşuna 3G istasyonlarını keşfetmek için enerji harcamaması için bu özellik kapatılabilir.
* Sürekli şebeke arayan bir cep telefonunun tükettiği güç, bataryanın erken tükenmesine yol açar. Bu nedenle şebeke sinyal gücünün az olduğu ortamlarda uzun süre kalmanız gerektiğinde cep telefonunuzu kapatmak, telefonunuzun şarjının daha uzun sürede bitmesini sağlar.
* Cep telefonunuzdaki pilin yapısının nikel mi yoksa lityum mu olduğunu mutlaka öğrenin. Çünkü nikel ve lityum pillerin şarj etme işlemleri farklıdır. İlk kullanımdan önce nikel pillerin 10 saat şarj edilmesi gerekirken, şarj süreci lityum pillerde cep telefonu pilin dolduğunu belirtene kadar devam eder. Nikel pillerde, pil tam bitirilmeden ve rastgele şarj edildiğinde, pil içerisinde oluşan kristaller pilin performansını düşürür. Lityum pillerde ise istenen zamanda şarj işlemi yapılabilir. Pilin tamamen bitmesini beklemeye gerek yoktur.
* Telefon görüşmesi yaparken cihazın arkasında bulunan bütünleşmiş antene dokunmaktan veya el ile üzerini kapatmaktan kaçının. Bu durum sinyal kalitesini düşürür ve cep telefonunuz sinyal kalitesini korumak için daha güçlü gönderim yapmaya başlar. Sonuç olarak enerji tüketimi artmış olur.
* Bir lityum pil pratikte 300 ila 500 kere şarj edilebildiği için, bu süreyi aşan kullanımlarda pilin yenilenme vakti gelmiş demektir.
* Web tarayıcı veya e-posta güncelleme aralıklarını sık yaptırmayın.
* Eğer bir lityum bataryayı uzun süre kullanmayıp saklayacaksanız yarı boş hale getirin ve 15-18 derece sıcaklıkta saklayın. Bu, bataryayı korur. Tekrar kullanmadan önce bataryayı tamamen şarj edin.
* Telefonunuzu yüksek sıcaklıktan koruyun.
* Telefonunuzun enerji tüketim canavarı olan titreşim özelliğini devre dışı bırakın.
* Telefonunuzdaki özellikle görsel oyunlar da büyük miktarda enerji kaybına sebep olur. Pilin ömrünün önemli olduğu durumlarda oyun oynamaktan vazgeçin.
* Eğer biraz daha fazla pil ömrü istiyorsanız, bataryanın, şarj edildiği her defa daha yüksek verimle çalışmasını sağlayarak, şarj devrini ve kullanım ömrünü uzatan pil vitamini etiketlerinden birini satın almanız gerekiyor.
* Forumlarda dolaşan Eğer cep telefonunuzun pili çok düşükse ve acil bir telefon bekliyor iseniz; bazı Nokia cep telefonlarında geçerli olan rezerve pil özelliğini aktif etmek için *3370# tuşlarına basarak, telefonunuzu, rezerve pille çalışır hale getirebilirsiniz. Cihazınız pil seviyesinde % 50 artış gösterecek ve telefonunuzu şarj ettiğinizde, rezerve piliniz de tekrar dolacaktır. gibi sözlere sakın kanmayın. Nokia kendi sitesinde (http://wiki.forum.nokia.com/index.php/Nokia_codes) kodlarla ilgili açıklamasında *3370# kodunun EFRyi (Enhanced Full Rate Codec)i aktif ederek daha iyi ses kalitesi sunarken konuşma süresinin azaltacağını #4720# kodu ile ise HFRyi (Half Rate Codec) aktif ederek ses kalitesini bozarken görüşme süresini uzatacağını dolayısıyla pilin kullanım süresinin artacağını belirtiyor.
Dizüstü bilgisayarların pilleri | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.05.2009 | | | CeptelefonukullanıcılarıdikkatCep telefonu kullanıcıları dikkat |
|
| Elektrik üretiminde en basit yol | Samanyolu Haber | 24.04.2009 16:50 |  | | Akan bir trafikten yararlanarak elektrik üretebiliriz. Peki nasıl? BBC Focus dergisinde yayınlanan haberde, bu sistemin nasıl işlediği şöyle anlatılıyor: Arabaların ve kamyonların neden olduğu titreşim ile mekanik elektrik toplanabiliyor. Innowattechten gelen temel fikir oldukça basit; yeni bir yol yapınca asfaltın altına piezo-elektrik (basınç-elektrik) kristaller yerleştiriyorsunuz. Bunlar özel bir niteliğe sahip: kristaller akan trafik nedeniyle deforme olunca mekanik enerjiyi elektrik voltajına dönüştürüyor. Farzedelim 1 saat içinde 600 araba yoldan geçiyor, şirket 1 km uzunluğundaki yoldan 400kWh ya da 600-800 evin ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik üretebileklerini iddia ediyor. Innowattech, halen sistemi 100 metre uzunluğundaki bir yol üzerinde test ediyor.
 | | Samanyolu Haber Son Dakika 24.04.2009 | | | ElektriküretimindeenbasityolElektrik üretiminde en basit yol |
|
| Trafik sayesinde elektrik üretilebilir mi? | Samanyolu Haber | 24.04.2009 16:44 |  | | Akan bir trafikten yararlanarak elektrik üretebiliriz. Peki nasıl? BBC Focus dergisinde yayınlanan haberde, bu sistemin nasıl işlediği şöyle anlatılıyor: Arabaların ve kamyonların neden olduğu titreşim ile mekanik elektrik toplanabiliyor. Innowattechten gelen temel fikir oldukça basit; yeni bir yol yapınca asfaltın altına piezo-elektrik (basınç-elektrik) kristaller yerleştiriyorsunuz. Bunlar özel bir niteliğe sahip: kristaller akan trafik nedeniyle deforme olunca mekanik enerjiyi elektrik voltajına dönüştürüyor. Farzedelim 1 saat içinde 600 araba yoldan geçiyor, şirket 1 km uzunluğundaki yoldan 400kWh ya da 600-800 evin ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik üretebileklerini iddia ediyor. Innowattech, halen sistemi 100 metre uzunluğundaki bir yol üzerinde test ediyor.
 | | Samanyolu Haber Son Dakika 24.04.2009 | | | Trafiksayesindeelektriküretilebilirmi?Trafik sayesinde elektrik üretilebilir mi? |
|
| İlginç bir fare tasarımı | Hürriyet | 11.09.2008 11:49 |  | | |
| İç kulağınızdaki kristaller oynuyor mu ? | NTV | 19.06.2008 16:06 |  | | |
| Baş dönmelerinin yüzde 30'una, iç kulak kristallerinin yerinden oynaması neden oluyor | Net Gazete | 30.04.2008 00:34 |  | | | Doç. Dr. Tarhan, yaptığı yazılı açıklamada, halk arasında iç kulak kristallerinin yerinden oynaması olarak bilinen Benign Pozisyonel Paroksismal Vertigonun, başın pozisyonuyla aniden başlayan, kısa süren ve tüm dünyanın başa yıkıldığı hissi veren bir baş dönmesi olduğunu kaydetti. Bir denge organı olan iç kulağın içinde gözle görülemeyecek kadar küçük kum tanesi gibi kristaller bulunduğunu, bunların darbe, uzun süreli yolculuklar, geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok nedenle yerinden oynayarak denge sistemini uyardığını belirten Doç. Dr. Tarhan, İç kulak kristallerinin oynaması tüm baş dönmelerinin yüzde 30unu oluşturmaktadır ve tüm baş dönmeleri içinde en sık görülenidir. Bütün yaş gruplarını etkileyen bir hastalık olmakla birlikte, maalesef ülkemizde hala yeterince tanınamamakta ve hastalara gereksiz tedaviler yapılmaktadır dedi. | | Net Gazete Son Dakika 30.04.2008 | | | Başdönmelerininyüzde30unaiçkulakkristallerininyerindenoynamasınedenoluyorBaş dönmelerinin yüzde 30una iç kulak kristallerinin yerinden oynaması neden oluyor |
|
|
| |