kulaklarında | |
|
| Okay Karacan - Bir şarkı duyarsın, bir gol sesi çınlar kulaklarında | Zaman | 06.05.2012 02:14 |  | | |
| Okay Karacan - Bir şarkı duyarsın, bir gol sesi çınlar kulaklarında | Zaman | 06.05.2012 02:14 |  | | |
| As: 'Ağzı kulaklarında koşuyordu' | Hürriyet | 13.03.2012 14:42 |  | | |
| Güç Birliğinin kadın gücü bir arada | Evrensel | 12.03.2012 07:14 |  | | | Büyük de olsa, bir düğün salonunu doldurmak, her hangi bir sebeple bile, bir sendika için hiç de zor olmuyor. En azından benim bugüne kadar ki izlenimlerim böyle. Hele güç birliği yapmış sendikalar için birlikte bir etkinlik planlamak, şenlik düzenlemek, herkese kolay gelebilir. Ancak etkinliğin kadınlar tarafından planlanıp, katılımcılarının da kadın işçiler olduğu düşünülürse; hayat etkinliği düzenleyenlerin önüne bin bir engel çıkarıyor. Çarkların çıkardığı uğultular, havalimanındaki gürültüler, tezgâh başlarının içlerini ezen gıcırtıları kulaklarında, günün yorgunluğu omuzlarında kalmış ka | | Evrensel Ana Sayfa 12.03.2012 | | | GüçBirliğininkadıngücübiraradaGüç Birliğinin kadın gücü bir arada |
|
| Ağzı kulaklarında | Hürriyet | 05.02.2012 15:02 |  | | |
| Ağzı kulaklarında | Hürriyet | 05.02.2012 14:10 |  | | |
| Ağzı kulaklarında | Hürriyet | 05.02.2012 12:14 |  | | |
| Amerikanın ‘ilk beş’i! | Evrensel | 22.01.2012 06:56 |  | | | AKP basını ve propagandasının ağzı kulaklarında!
Çünkü Obama dünyada en güvendiği beş kişinin arasında Başbakan Tayyip Erdoğan’ı da saymış!
Hele de Obama, Sarkozy ve Netanyahu’yu bu “ilk beş” içinde saymadıysa Erdoğan’ın “ilk beş”te yer alması çok önemli görülüyor.
Eğer Barack Obama, Başbakan Erdoğan’ı değil de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yu en güvendiği kişiler arasında saysa, AKP propagandası nasıl bit tutum takınırdı; Kılıçdaroğlu için “Amerikan uşaklığı”ndan başlayarak hangi sıfatları kullanırdı tahmin etmek zor değil.
Ancak, Obama madem Başbakan Erdoğan’ı en güvendiği kiş | | Evrensel Köşe Yazıları 22.01.2012 | | | Amerikanın‘ilkbeş’iAmerikanın ‘ilk beş’i |
|
| Kulaklarında tıkaçla maçı kim izledi- SPOR | Hürriyet | 09.12.2011 11:44 |  | | |
| Bulunan doğalgaz Rumları uçuracak | İnternet Haber | 09.11.2011 14:39 |  | | |
| Yeni evinden dertli | Gazete Şok | 31.10.2011 01:30 |  | | | Şehrin merkezinde villa satın alan
Emre Altuğ-Çağla Şıkel çifti bir ay olmadan
pişman oldu. Şıkel “Boğaz Köprüsü
yanımızda gibi. Emre arabaların gürültüsünden
kulaklarında tıkaçla uyuyor” dedi.
Ç... | | Gazete Şok Son Dakika 31.10.2011 | | | YenievindendertliYeni evinden dertli |
|
| Gerçek sanatçılık | Milli Gazete | 12.10.2011 17:58 |  | | | Türkiye, ekonomisiyle, sosyal yapısıyla, sanatıyla, insanlığıyla, ahlakıyla tam bir çürümüşlük ortamına doğru son sürat koşuyor. Özellikle sanat ve sanatçılık duruşu bağlamında çürümüşlük, artık vicdanları bile sızlatan bir boyuta taşınıyor. Gerçek sanatçı duruşu sağlayabilen, bu duruştan insanların zihinlerinde ve kulaklarında farklı boyutlar ortaya koyabilmiş sanatçı sayısı ise bir elin parmaklarından bile daha az. Daha önce de kendisiyle birkaç kez röportaj yaptığım arabesk müziğin taçsız kralı Orhan Gencebayı hatırlarsınız. Orhan Gencebay, toplumsal tüm okların kendisine yöneldiği bir dönemde, Türk Sanat, Türk Halk ve Türk Tasavvuf Müziğine yeni formlar katarak, bambaşka ve heryönüyle yepyeni bir ufku ortaya koyan yeni bir müzik türünü insanlarımıza hediye etti. Her birisi çok farklı tarz ve üslupta, her birisi diğerinden güzel bu eserler, günümüzde birer klasik olarak bir çok sanatçı tarafından okunuyor, yeniden harmanlanıyor, yeni yorumlarla kulaklarımıza farklı bir dünyanın ezgilerini sunuyor. Orhan Gencebay, bedavadan müzisyen sıfatını kazanmış bir isim değil. Türk Sanat Müziğinin, Türk Halk Müziğinin, Türk Tasavvuf Müziğinin, Popun, Cazın bir çok formunu da eserlerine yansıtarak, ortaya koyduğu bestelere çok farklı tatları ve lezzetleri katmış, özellikle bağlama alanında bu işin üstadlarını kıskandıracak nitelikte zirveye tırmanmıştır.
Kendisiyle yaptığımız bir röportajımızda, çok beğendiğimiz Gönül Dağı eserini yorumlamasını istemiştim. Gönül Dağının içinde kullanılan Neyin, Japonların bizim Neyimize benzer bir enstrümanı olduğunu söylemiş, bestedeki Ankara yürüyüşünün Türk Halk Müziğinin en önemli formlarından birisi olduğunu ifade etmişti.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 12.10.2011 | | | GerçeksanatçılıkGerçek sanatçılık |
|
| Belçika'nın hocasının ağzı kulaklarında | Tumspor | 09.10.2011 08:06 |  | | |
| Belçika'nın hocasının ağzı kulaklarında | Haber7 | 09.10.2011 08:06 |  | | |
| Yüksek irade ve kalitenin zaferi | Fanatik | 17.09.2011 03:11 |  | | |
| Abi beni kurtar çığlığı kulaklarında | İnternet Haber | 23.07.2011 09:06 |  | | |
| Herkesin ağzı kulaklarında | Fanatik | 20.04.2011 03:54 |  | | |
| Silivri'de bayram havası | Samanyolu Haber | 13.04.2011 13:14 |  | | Silivride güller açıyor. İzin verilse fasıllı kutlama bile yapacaklar.
Listeler açıklandı.
Anlaşılan yeni dönem bir hayli renkli olacak.
Düşünsenize bir yanda türkücü Sebahat Akkiraz.. Diğer yanda bağımsız seçilebilirse İbrahim Tatlıses..
Hah!! Futbolcuları unutmamalı; Hakan Şükür ve Saffet Sancaklı..
Muhtemelen ortalarında da eski hakem Selçuk Dereliyi alıp eski günleri yad edeceklerdir.
Ama sürprizi bol bu yeni listeler hararetli tartışmalara da gebe..
Muhalefet kafasından geçirdiği hatta sık sık dile döktüğü o ihtimali devreye soktu.
Ve Ergenekon sanıklarına kucak açtı.
MHPsi CHPsi şimdi bu adaylarla halkın karşısına çıkmaya hazırlanıyor.
Çizik yiyenler kan ağlıyor. Onlar için yeni listeler deprem etkisi yaptı.
Listelere giremeyen pek çok vekil şimdiden Meclisteki odasını terk etmeye başladı.
Ama Silivride güller açıyor. İzin verilse fasıllı kutlama bile yapacaklar..
Tam 9 Silivri sakini Meclise girmeye hazırlanıyor.
Kimi bağımsız aday olarak şansını deneyecek. (Tuncay Özkan, Hanefi Avcı, Doğu Perinçek )
Kimi ise geçmişte hiçbir emeği olmayan partilerde seçilebilecek yerlerden aday gösterildi.
Mustafa Balbay, Sinan Aygün, Mehmet Haberal ve Engin Alan bu gruba giriyor.
Haliyle bu dört ismin şimdilerde ağzı kulaklarında..
Yüzünde güller açan bu derin isimler muhtemelen Silivriden kurtulacakları günün hayaliyle koğuşta dört dönüyor.
Onların yargılandıkları davadaki suçları onları serbest kılar mı kılmaz mı bilinmez.
Orada son sözü yargı söyleyecek.
Ama şunu söylemek mümkün; aslında bu isimlere aday gösterildikleri partiler ve şehirler bile tepkili..
(Sinan Aygün 80 kişilik CHP Parti Meclisinden 38 ret oyu aldı. Haberal ise 17..)
Düşünsenize yıllarca sağ söylemle dikkat çeken siyasetin Baba figürlü ismi Demirele yakın duran
hatta sol kesimlerce söylemleri faşizan bulunan eski Ankara Sanayi Odası Başkanı CHPden aday..
Meğer biz bilmiyormuşuz Aygün Ankarada 3.sırada aday gösterilecek kadar koyu bir CHPliymiş!!
Aygün gibi merkez sağa yakın isimleri alt alta yazdığınızda, bu isimlerin sayısının hiç de az olmadığını siz de göreceksiniz..
Aslında Haberal da o isimler arasında..
Şapkalı BABAya yakın duran ve geçmişte Cumhurbaşkanı olma hayaliyle yanıp tutuşan Haberal da çark etti.
Sağ ideolojiyi Silivriden çıkmak için şimdilik! bir kenara koydu ve CHPden aday gösterildi.
Peki nereden? Zonguldaktan...
O kara kömürü ve madenleriyle Ecevit mavisine renk veren bu şehrin merhum Başbakan Ecevitle özdeşleşen bir yer olduğunu bile bile CHP Yönetimi Haberalı Zonguldaktan aday gösterdi.
Neymiş Haberal ailesi Rizeden Zonguldaka göçmüş. 10 yaşından itibaren uzun yıllar orada yaşamış. Haberalın merhum babası Kara Elmasta çok seviliyormuş. Bunların hepsi lakırdı..
Bakın rahmetli Ecevitin en yakınındaki isimlerden (O zaman Ecevitin koruma müdürüydü) milletvekili Recai Birgün Zonguldaka gideceğini ve kapı kapı dolaşıp Haberalın gerçek yüzünü halka anlatacağını söylüyor.
İddiaları hatırlatmakta fayda var..
Sene 2001..
Mehmet Haberal Başkent Üniversitesi Rektörü..
Ecevit rahatsızlanıyor ve Başkent hastanesine yatırılıyor.
Zaman geçiyor ama Ecevit bırakın iyileşmeyi Başkent Hastanesinde daha da kötüleşiyor.
Ve Başkent kulislerine bomba etkisi yapan bir bilgi düşüyor.
Buna göre; hastane yönetimi merhum Başbakan Ecevite iş göremez raporu vermeyi planlıyor.
Yani Haberal, Eceviti görevden almayı planlayan derin güçlerle el ele kol kola..
Plan son anda Ecevitin hastaneden çıkarılmasıyla bozuluyor.
İşte o isim Haberal, Ecevitin kentinden aday..
Mustafa Balbay ise İzmirden aday oldu.
Bir satır da MHPden yazmakta fayda var.
Balyoz sanığı emekli Korgeneral Engin Alan MHPden aday..
Nereden? İstanbuldan..
MHP Alanı kimin karşısına koydu?
Hemen söyleyelim Başbakan Erdoğanın..
Milliyetçi muhafazakar çizgiden iyice sapan ve ulusalcı söylemle dikkat çeken MHP; başörtüsü karşıtlığı (aslında başörtüsü düşmanlığı) ile bilinen ve görev yaptığı yıllarda fişlemelerle öne çıkan ve milletin kafasına Balyoz indirmeye çalışan derin bir yapının üyesi olmakla suçlanan
Engin Alanı aday gösterdi.
Ne diyelim..
Son sözü 12 Haziranda halk söyleyecek.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 13.04.2011 | | | SilivridebayramhavasıSilivride bayram havası |
|
| Kaddafi'nin önünde takla atanlar | Milli Gazete | 07.04.2011 17:53 |  | | | Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozynin ağzı kulaklarında. İngiltere Başbakanı David Cameronun da. Geçen kasımda İngiltere ve Fransanın -nükleer silahlar dahil- cephaneliklerini ortak kullanma anlaşmasının sonuçlarını Libyada, Kaddafi kuvvetlerine karşı Başarıyla test etmenin sevincini yaşıyorlar! Oysa daha birkaç ay öncesine kadar ikisi de Kaddafiye yaranabilmek ve birkaç ihale koparabilmek için Libyanın deli dolu liderinin önünde takla atıyorlardı.
Sadece Fransa ve İngiltere mi ikiyüzlü? Buyurun bir örnek daha. Biliyorsunuz, İtalya önceki gün Kaddafi rejimiyle ilişkilerini kopardı, bundan böyle asilerin kurduğu Ulusal Geçiş Konseyini Libyanın meşru yönetimi kabul edecek. Oysa aynı İtalya, aynı Berlusconi hükümeti sadece 7.5 ay kadar önce, geçtiğimiz yılın ağustosunda Kaddafiyi Romada görkemli törenlerle ağırlamıştı. Sadece ağırlamakla kalmamış, Kaddafinin birçok provokasyonunu da sineye çekmişti. Libya lideri örneğin, eliyle Vatikanı işaret ederek, İslam tüm Avrupanın dini olmalı demişti. Manken ajanslarından günde 80 euro ücretle kiralanan 700 kıza İslamı anlatmıştı. İtalyan milletvekillerine konuşma yapması vardı programında ama parlamentoya gitmek yerine cuma namazını kılmayı tercih etmişti... Hatırladınız mı? Hepsini yutmuştu Berlusconi; çünkü işin ucunda tatlı ihaleler vardı.... devamı | | Milli Gazete Medya 07.04.2011 | | | KaddafininönündetaklaatanlarKaddafinin önünde takla atanlar |
|
| Urla Tabaklar | Posta | 27.03.2011 05:48 |  | | 
İzmir-Urlanın iskelesi balık lokantalarıyla ünlüdür. Seçenek çok olunca, insanın aklı karışıyor. Urlaya yerleşen İstanbullu dostum Dr. Mahmut Tolon, Tabaklara göz atmamızı önerdi. Gittik, pişman olmadık.
Salonları ferah, çocuklar için oyun odası var. Önünde denize sıfır bir teras. Masalarda muşamba örtüler ama salaş bir yer değil. Garsonların kulaklarında telsizler, siparişler anında mutfağa iletiliyor, hazır olunca da masaya getiriliyor. İşin asıl hoş yanı, Doğan Sarsunun yerinde balık fiyatlarının çevredekilere oranla hesaplı olması: Bilumum mezeler 4-5 TL. Hardalotu, patlıcan sö... | | Posta Köşe Yazıları 27.03.2011 | | | UrlaTabaklarUrla Tabaklar |
|
| Urla Tabaklar | Posta | 27.03.2011 05:11 |  | | 
İzmir-Urlanın iskelesi balık lokantalarıyla ünlüdür. Seçenek çok olunca, insanın aklı karışıyor. Urlaya yerleşen İstanbullu dostum Dr. Mahmut Tolon, Tabaklara göz atmamızı önerdi. Gittik, pişman olmadık.
Salonları ferah, çocuklar için oyun odası var. Önünde denize sıfır bir teras. Masalarda muşamba örtüler ama salaş bir yer değil. Garsonların kulaklarında telsizler, siparişler anında mutfağa iletiliyor, hazır olunca da masaya getiriliyor. İşin asıl hoş yanı, Doğan Sarsunun yerinde balık fiyatlarının çevredekilere oranla hesaplı olması: Bilumum mezeler 4-5 TL. Hardalotu, patlıcan sö... | | Posta Son Dakika 27.03.2011 | | | UrlaTabaklarUrla Tabaklar |
|
| Yoğun bakımdan çıkamayan 2 yaşındaki İremsu'nun babası, bakıcı aileyi suçladı | Samanyolu Haber | 21.03.2011 17:19 |  | | Antalyada bakıcısı tarafından banyoda kayarak düştüğü gerekçesiyle hastaneye kaldırıldıktan sonra 5 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybeden 2 yaşındaki İremsunun, bakıcı aile tarafından darp edilerek öldürüldüğü iddia edildi.
Hatayda yaşayan Özlem Tunç ve Sedat Gümüş geçimsizlik yüzünden boşandı. Boşandıktan sonra 2 yaşındaki kızı İremsuyu pazar günleri Hataya giderek görebilen baba Sedat Gümüş, kızını 45 gün önce gizlice Antalyaya getirdi. Burada mevsimlik işçi çalıştıran Gümüş, 2 yaşındaki kızını Manavgattaki H.S.-H.S. çiftine bıraktı. Kızlarına bakmaları için H.S. ve H.S. çiftine aylık 250 TL ücret ödeyen Gümüş, bu sürede hafta sonları kızını görmeye gitti. Diğer günlerde Hatay- Antalya arasında mevsimlik işçi getirip götürmeyi sürdüren Gümüş, son olarak geçen 13 Martta kızını görmeye gitti. Kızını son gördüğü 13 Mart günü birlikte gezip eğlendiklerini anlatan baba Gümüş, daha sonra kızını tekrar bakıcıya bıraktığını söyledi. 14 Martta bakıcı aileyi arayarak kızı hakkında bilgi aldığını söyleyen Gümüş, Bana kızımın gayet iyi olduğunu söylediler. Telefonu kapattıktan 15 dakika sonra Manavgat Devlet Hastanesinden aradılar ve kızımın yoğun bakımda olduğunu söylediler. Hastaneye gittiğimde bakıcı H.S. önce banyoda kayıp düştüğünü, ardından da merdivenden düştüğünü söyledi. Doktorlar da çocuğun kafasında ve vücudunda morluk olduğunu belirtti. Kızım Manavgat Devlet Hastanesinde 5 gün yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi, ardından da hayatını kaybetti. diye konuştu.
Kızının bakıcı aile tarafından öldürüldüğünü iddia eden baba Gümüş, H.S. ve eşi H.S. hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti.
Hatayda yaşayan anne Özlem Tunç da Sedat Gümüşün kızını kendisinden habersiz Antalyaya getirdiğini söyledi. Eski eşi Sedat Gümüşün Antalyaya geldikten sonra kızı İremsuyu bakıcı aile verdiğini öğrendiğini ifade eden Özlem Tunç, 14 Mart Pazartesi günü beni aradı, bebeğin komada yattığını söyledi. Ne oldu dedim. Banyoda düşüp kaydığını söyledi. Apar topar geldim. Zaten
bebeğim geldiğinde komadaydı. Kafasının en hassas yerinden darbe almış. Alnında ve kulaklarında morluklar vardı. Beyin ameliyatı olmuş. Ben geldiğimde nefes bile almıyordu. Solunum cihazına bağlıydı. Düşse kafasının en üstüne gelmez. Bu izlerin darptan dolayı olduğunu düşünüyorum. diye konuştu. Özlem Tunç, bakıcı aileden şikayetçi olduğunu söyledi. Özlem Tunç ve Sedat Gümüş, kızlarının cenazesini toprağa vermek üzere Hataya götürdü.
Öte yandan, bebeğin ölmesi üzerine gözaltına alınan bakıcı H.S., savcılık tarafından taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan tutuklanması talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. H.S. mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 21.03.2011 | | | Yoğunbakımdançıkamayan2yaşındakiİremsununbabasıbakıcıaileyisuçladıYoğun bakımdan çıkamayan 2 yaşındaki İremsunun babası bakıcı aileyi suçladı |
|
| Renkleri 25 yaşında keşfetti | Samanyolu Haber | 16.03.2011 12:21 |  | | Doğuştan gelen kalıtsal bir hastalık nedeniyle ileri derecede hem görme kaybı olan ve tamamen kör olur diye ameliyat edilemeyen Gülay Gökmen (25), geçirdiği başarılı operasyon sonrası artık sadece ışığı değil, bütün renkleri ayırt edebiliyor. Usher Sendromu adı verilen ve doğumsal işitme ve görme kayıplarının en önemli sebeplerinden gösterilen hastalık nedeniyle, bebekliğinden bu yana sadece ışığı algılayabilen ve sesleri de ancak işitme cihazıyla duyabilen Gökmenin hayatı, geçirdiği başarılı göz operasyonuyla tamamen değişti.
Gülay Gökmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan bu yana çeşitli dönemlerde doktorların kendisine gözlük ve lens verdiğini ancak hiçbirinin kendisinde görme yetisi sağlamadığını anlattı.
Daha önce defalarca gittiği doktorların ameliyat edilse bile tamamen kör olma ihtimali bulunduğunu söylediklerini ifade eden Gökmen, çok az miktarda algıladığı ışığın da tamamen yok olmasını göze alamadığı için ameliyat masasına yatmayı kabul etmediğini anlattı.
Daha sonra ailesinin yaptığı araştırmalarla ameliyata ikna olduğunu belirten Gökmen, Şimdi yeniden dünyaya gelmiş gibi oldum. Renkleri, her şeyi daha yeni keşfettim. İşitme kaybı da olduğu için önceleri televizyonun içine giriyordum. Şimdi koltuktan izleyebiliyorum dedi.
Batıgöz Hastanesi Göz Doktoru Operatör Mehmet Söyler ise Gökmenin kendilerine başvurduğunda, iki gözünde de ileri derecede görme kaybı, kulaklarında işitme kaybı bulunduğunu ifade etti.
Hastayı muayene ettiklerinde yüksek bir miyopi teşhis ettiklerini, gözün arka uzunluğunun yaklaşık 28-29 milimetre olduğunu aktaran Dr. Söyler, şunları kaydetti:
Bu, yüksek miyopi sınıfına giriyor. Retina muayenesinde de gece görme problemiyle ilişkilendirilebilecek bulguları vardı. Bir de yoğun katarakt vardı. Lensin arkasında ayrı bir cebin olduğu ya da şöyle tarif edebiliriz, lensin arkaya doğru çıkıntı verdiği yapısal bir bozukluk mevcuttu. Teşhisi koyduk, hastamızla konuştuk. Hastanın tereddütlerini gidermeye çalıştık. Çünkü daha önce tamamen kör olur diye ameliyat yapılmamıştı. Faydası olmaz, artı daha kötü olursunuz denilmiş. Hastamız ameliyat olmayı kabul etti. Ameliyatta da kataraktı artı lensin arka kısmındaki problemi düzeltme adına arkadaki zarı açarak ameliyatı yaptık. Ve gözün içine göz içi merceği yerleştirdik.
Dr. Söyler, hastanın ameliyattan hemen sonraki görmesinin yaklaşık yüzde 30 civarına geldiğini, iki hafta içindeyse yüzde 60a çıktığını, daha sonra ikinci gözün operasyonunun da yapılmasıyla şu anda her iki gözün görme düzeyinin yüzde 80lere ulaştığını belirterek, Bu, hastanın günlük her türlü ihtiyacını karşılayabileceği, neredeyse araba kullanacağı düzeyde bir görme dedi.
Ameliyatın çok da kolay bir operasyon olmadığını vurgulayan Dr. Söyler, zira bu tip cerrahilerde komplikasyon yaşama ihtimalinin yüksek olduğunu, Gökmenin gözlerinin zaten normal olmadığı, yani hem büyük, hem de lensin uygun olmadığı gözleri olduğu için ameliyat esnasında birçok problemle karşılaşma ihtimalinin bulunduğunu, ancak bu olumsuz ihtimaller gerçekleşmediği için mutlu olduklarını söyledi.
Usher Sendromuna dair soruya Dr. Söyler, Genetik bir hastalık. Anne karnındayken oluşuyor. Yaygın bir hastalık değil. karşılığını verdi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.03.2011 | | | Renkleri25yaşındakeşfettiRenkleri 25 yaşında keşfetti |
|
| Metil alkol alan iki kardeş hayatlarını kaybetti | Samanyolu Haber | 13.02.2011 20:31 |  | | Kayseri Melikgazide içtikleri metil alkolden zehirlenen iki kardeş, önce görme kaybı yaşadı, ardından hayatlarını kaybetti.
Melikgazi Nazım Bey Mahallesinde ikamet eden Ergün Özçekiş (45) ile Seçkin Özçekiç isimli iki kardeş, bir büfeden alkol aldı. Ailenin en büyüğü olan, 6 çocuk babası Ergün Özçekiç, kardeşi Seçkin ile metil alkolü içtikten sonra rahatsızlandı. Ersin Özçekiç, gözlerinde kararma ve kulaklarında duyma kaybı yaşadı. Bunun üzerine, eşi 112yi arayarak sağlık ekiplerinden yardım istedi.
Ambulans ile Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan Ergün ve Seçkin kardeşler, burada yapılan müdahalelerin ardından bir süre gözlem altında tutuldu. Taburcu edilen iki kardeş evlerine döndüklerinden tamamen görme kaybı yaşadı. Yeniden ambulansla aynı hastaneye kaldırılan kardeşler, yoğun bakım ünitesinde hayatlarını kaybettiler.
Ergün Özçekiçin hayatını kaybetmesinin ardından geriye kalan Yunus, Çimen, Erdinç, Çağla, Canfer ve Ergün isimli 6 çocuk çaresizce babalarının acı ölümünü yaşlı gözlerle izledi. Anne Mercan Özçekiç ise kendisini bekleyen zor günleri nasıl geçireceğini, çaresizce ortada kaldığını kaydetti.
Seçkin Özçekiçin ise Deniz Özçekiç isimli eşinden Samet, İrem ve bedensel engelli Şelale isimli 3 çocuğu bulunuyor. Çocuklar ne olduğunu anlamadan evlerinde çaresizce beklerken, anne Deniz ise yaşlı gözlerle yaşadıkları aynı eve tekrar dönemeyeceğini söyledi.
Ölen şahısların amcaları Fikri Özçekiç ise yaşanan olayda hastane yetkilerinin yetersiz davrandıklarını iddia etti.
Hastane morgundan alınan kardeşlerin cesetleri, memleketleri Adapazarında toprağa verilecek.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 13.02.2011 | | | MetilalkolalanikikardeşhayatlarınıkaybettiMetil alkol alan iki kardeş hayatlarını kaybetti |
|
| Enerji Bakanı'nı Taşıyan Uçak Zorunlu İniş Yaptı.. | Gökyüzü Haber | 27.12.2010 13:59 |  | | |
| Kayınvalidenin ağzı kulaklarında | Hürriyet | 19.11.2010 01:23 |  | | |
| Deredeki dehşetin zanlısı deli çıktı | Türkiye Gazetesi | 17.11.2010 02:16 |  | | | Bursa’nın İnegöl ilçesinde ilköğretim okulu öğrencisi 7 yaşındaki B.E.’nin 5 gün önce Yenice beldesinde Karadere Köprüsü’nün altındaki derede ağır yaralı halde bulunmasıyla ilgili soruşturmayı yürüten jandarma ekipleri, olayı gerçekleştirdiği iddiasıyla F.A’yı (20) gözaltına aldı. Akli dengesinin yerinde olmadığı bildirilen ve görgü tanıkları tarafından da teşhis edilen F.A’nın sorgulamasının ardından, bir psikolog nezaretinde adliyeye sevk edileceği öğrenildi. Zanlının, olay günü küçük B.E.’yi, gezdirdiği köpeğine ‘hoşt’ dediği için dövdüğü ,öfkesini alamayınca da köprüden dereye attığı iddia edildi. Öte yandan Çekirge Devlet Hastanesi’nde yoğun bakıma alınan B.E.’nin başı ve kulaklarında kesikler, kollarındaki kırıklar yüzünden tedavisini ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 17.11.2010 | | | DeredekidehşetinzanlısıdeliçıktıDeredeki dehşetin zanlısı deli çıktı |
|
| Doğdu hastanede yaşam savaşı | Gazete Şok | 15.11.2010 04:37 |  | | | BURSA rsquo;nın İnegöl ilçesinde, Karadere
Köprüsü rsquo;nün altında derede
ağır yaralı bulunan ilköğretim öğrencisi
Baran Ekinci rsquo;nin (9) tedavisi devam
ediyor. Başı ve kulaklarında kesikler... | | Gazete Şok Son Dakika 15.11.2010 | | | DoğduhastanedeyaşamsavaşıDoğdu hastanede yaşam savaşı |
|
| Minik beden işkence ile savaşıyor | Posta | 14.11.2010 15:21 |  | | Bursanın İnegöl ilçesinde derede ağır yaralı bulunan 9 yaşındaki ilköğretim öğrencisinin hayati tehlikesinin sürdüğü bildirildi
Karadere Köprüsünün altında derede ağır yaralı bulunan ilköğretim öğrencisi B.E (9) tedavisi Çekirge Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor.
Başı ve kulaklarında kesikler, kollarında kırıklar tespit edilen B.E babası Fuat E., olayın meydana geldiği gün saat 11.00e kadar oğluyla evde olduklarını, daha sonra Bnin oyun oynamak için dışarı çıktığını söyledi.
Hiç kimseyle aralarında husumet olmadığını ifade eden F.E, Baranın bulunduğu yer ile bizim ev arasındaki mesafe 15 kilometre. Çocuğumun tek başına oraya gitmesi mümkün değil. Yavrum içeride yaşam mücadelesi v... | | Posta Ana Sayfa 14.11.2010 | | | MinikbedenişkenceilesavaşıyorMinik beden işkence ile savaşıyor |
|
| Minik beden işkence ile savaşıyor | Posta | 14.11.2010 15:14 |  | | Bursanın İnegöl ilçesinde derede ağır yaralı bulunan 9 yaşındaki ilköğretim öğrencisinin hayati tehlikesinin sürdüğü bildirildi
Karadere Köprüsünün altında derede ağır yaralı bulunan ilköğretim öğrencisi B.E (9) tedavisi Çekirge Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor.
Başı ve kulaklarında kesikler, kollarında kırıklar tespit edilen B.E babası Fuat E., olayın meydana geldiği gün saat 11.00e kadar oğluyla evde olduklarını, daha sonra Bnin oyun oynamak için dışarı çıktığını söyledi.
Hiç kimseyle aralarında husumet olmadığını ifade eden F.E, Baranın bulunduğu yer ile bizim ev arasındaki mesafe 15 kilometre. Çocuğumun tek başına oraya gitmesi mümkün değil. Yavrum içeride yaşam mücadelesi v... | | Posta Bölge 14.11.2010 | | | MinikbedenişkenceilesavaşıyorMinik beden işkence ile savaşıyor |
|
| Minik beden işkence ile savaşıyor | Posta | 14.11.2010 15:12 |  | | Bursanın İnegöl ilçesinde derede ağır yaralı bulunan 9 yaşındaki ilköğretim öğrencisinin hayati tehlikesinin sürdüğü bildirildi
Karadere Köprüsünün altında derede ağır yaralı bulunan ilköğretim öğrencisi B.E (9) tedavisi Çekirge Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor.
Başı ve kulaklarında kesikler, kollarında kırıklar tespit edilen B.E babası Fuat E., olayın meydana geldiği gün saat 11.00e kadar oğluyla evde olduklarını, daha sonra Bnin oyun oynamak için dışarı çıktığını söyledi.
Hiç kimseyle aralarında husumet olmadığını ifade eden F.E, Baranın bulunduğu yer ile bizim ev arasındaki mesafe 15 kilometre. Çocuğumun tek başına oraya gitmesi mümkün değil. Yavrum içeride yaşam mücadelesi v... | | Posta Son Dakika 14.11.2010 | | | MinikbedenişkenceilesavaşıyorMinik beden işkence ile savaşıyor |
|
| 5 yaşında çocuğa işkence | Vatan Gazetesi | 13.11.2010 15:58 |  | | |
| 5 yaşında çocuğa işkence | Haber Türk | 13.11.2010 15:54 |  | | |
| Rakunlar, kız bebeğe saldırdı | Gazete Şok | 06.11.2010 03:48 |  | | | ABD’nin Georgia eyaletinde dokuz aylık bir bebek
karyolasında uyurken iki rakunun saldırısına uğradı.
Karyolaya çıkan iki rakun, kız bebeği defalarca
ısırdı, başında, kulaklarında, el ve ayak parma... | | Gazete Şok Son Dakika 06.11.2010 | | | RakunlarkızbebeğesaldırdıRakunlar kız bebeğe saldırdı |
|
| Nallıhan'da tarih gün yüzüne çıkarılıyor | Samanyolu Haber | 03.11.2010 18:34 |  | | Ankaranın Nallıhan ilçesine bağlı Çayırhan beldesi Gülşehri mevkisindeki kazı çalışmaları, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Melih Arslanın başkanlığındaki ekip tarafından sürdürülüyor. Ekipte bulunan arkeolog Mustafa Metin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, resmi olarak geçen sene başlattıkları kazı çalışmalarında bugüne kadar kayalara oyulmuş 190ın üzerinde mezarı ortaya çıkardıklarını ve çıkarmaya da devam ettikleri söyledi.
Son olarak bir karı kocaya ait olduğu tespit edilen mezarı ortaya çıkardıklarını anlatan Metin, şöyle konuştu:
Mezarlarda genelde ailenin ayakucu kısmına baktığımızda iki küçük testi görüyoruz. Bunların hediyelik testiler olduğunu, baş kısmına baktığımızda da ağızda sikke görüyoruz. Bu paraların, ölenleri öbür dünyaya gönderirken verilen kayıkçı parası olduğunu düşünüyoruz. Eski dönemlerde böyle bir gelenek olduğunu biliyoruz. Bu mezar da Roma Dönemine ait bir mezar. Mezarlarda ufak tefek sikkeler de çıkmaktadır. Kadınların küpelerine rastlanmaktadır. Bu bölgede kayaya oyulmuş yüzlerce mezar olduğunu tahmin ediyoruz.
-KAYIP KENT JULİOPOLİS-
Metin, geçen yıl kasım ayı ortalarında çalışmalara ara verildiğini, bu yıl kalınan yerden takrar başladıklarını ifade ederek, Elde edilen ip uçları sayesinde, bölgedeki kayıp kent Juliopolisin burada olduğunu düşünüyoruz. İleride yapılacak kazı çalışmalarında bu kayıp kenti bularak bölgede çok önemli kalıntılara ulaşmış olacağız. Şimdilik nekropolde kazılarımızı sürdürüyoruz dedi.
Kazı çalışmalarında, oda mezarlar, lahit mezarlar, sanduka mezarlar ve toprağa yapılmış basit görünümlü mezarlar ortaya çıkarıldığını, özellikle oda tipi mezarlarda üç klineli bölmeler bulunduğu ve bu mezarlarda 3–5 cesedin gömülü olduğunun çıkan iskeletlerden anlaşıldığını belirten Metin, iki cesedin gömülü olduğu sanduka mezarlarda, ölülere ait kandil, bronz bir obje, kadın olanların kulaklarında altın küpelere rastlandığını bildirdi.
Çayırhan Belediye başkanı Ömer Bayrak ise Juliopolis Antik Kentinin, Çayırhan beldesinde var olduğunun ortaya çıkması ile bölgenin çok önemli bölgeler arasında yerini alacağını ifade ederek, Görüldüğü gibi muhteşem görünen kaya mezarlarına ulaşıldı, böylesi tarihi bir bölgenin gün ışığına çıkarılması, özellikle Juliopolis kayıp kentinin ortaya çıkarılması bölgemiz ve Çayırhan beldesi için olumlu bir gelişme olacak ve turizme canlılık katacak dedi.
-JULİOPOLİS-
Tarihi kaynaklara göre, M.Ö 100 veya 101 yıllarında yaşadığı tahmin edilen Roma İmparatoru Jul Sezar, Pontus asıllı Basforos Kralı 2. Pharneke ile yaptığı savaş öncesi Goordion Kome kentinden destek aldı. Savaşı kazanan Sezar, dünyaca ünlü sözü Veni-Vidi-Vici (Geldim-Gördüm-Yendim) diyerek başarısını Romaya bildirdi. Bunun üzerine Goordion Komede söz sahibi olan bir haydut Sezara bağlılığından dolayı bu yerleşim bölgesinin adını Juliopolis olarak değiştirdi.
Şehrin iki bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu, asıl yerleşim bölgesinin 1956da yapılan Sarıyar Barajının suları altında kaldığı belirtiliyor. Gülşehri mevkisinde olduğu tahmin edilen Juliopolise ait ilk kalıntıları geçen yıl bulan Anadolu Medeniyetler Müzesi Müdürü Melih Arslan başkanlığındaki 4 kişilik bir ekip, bu yıl da kazı çalışmalarına devam ediyor.
Kazıların Kurban Bayramına kadar süreceği ve kış için çalışmalara ara verileceği öğrenildi.
AA | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.11.2010 | | | NallıhandatarihgünyüzüneçıkarılıyorNallıhanda tarih gün yüzüne çıkarılıyor |
|
| Güneydoğu'da bir ilk | Samanyolu Haber | 18.10.2010 11:58 |  | | Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ilk, Türkiyenin ise 4üncü Hiperbarik Oksijen Merkezi Gaziantepte açılacak. Bir süre önce Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan çalışma ile Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan Hiperbarik Oksijen Merkezinin yapımı tamamlandı. Merkezde ihtiyaç duyulan teknolojik donanım ve cihazların montaj işlemleri sona ererken, Ankarada görev yapan hiperbarik oksijen tedavisi uzmanı Dr. Sevi Tekindoğan, Sağlık Bakanlığı tarafından 3 yıllık bir çalışma için Gaziantepte görevlendirdi.
Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ali Güven Fincan, Hiperbarik Oksijen Merkezinin, karbonmonoksit zehirlenmesi, yanık ve diyabete bağlı yaralar ile kemik iltihapları, damar tıkanıklığından kaynaklanan yaralar, dekompresyon hastalığı (vurgun), ani işitme ve görme kaybı gibi hastalıkların tedavisinde etkin bir rol oynayacağını söyledi.
Sağlık Bakanlığına bağlı İstanbul, Ankara ve Trabzondan sonra Gaziantepe de Hiperbarik Oksijen Merkezi açılmasının kendilerini mutlu ettiğini ifade eden Opr. Dr. Fincan, Buranın açılmasında Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri ile diğer yerel yöneticilerin ciddi katkısı oldu. Artık bu konuyla ilgili hastaları başka illere sevk edemeyeceğiz dedi.
-HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ (HBOT) NEDİR?-
Hiperbarik Oksijen Tedavisi tamamen kapalı bir basınç odasına alınan hastaya, 1 atmosferden daha yüksek basınçta, aralıklı olarak yüzde 100 oksijen solutulması şeklinde uygulanan tıbbi bir tedavi şeklidir.
HBOT uygulamalarında hastaların büyük çoğunluğu normalde içinde bulunduğu atmosferik basıncın 2-2,5 katı basınç altında oksijen solur. Basınç odasında lumboz olarak adlandırılan dışarıdan içerinin içeriden de dışarının gözlenmesine yarayan pencereler yer alır. Odada hastaların rahat bir biçimde oturmaları için koltuklar yer alırken, sedye üzerindeki hastalar da yatar vaziyette tedaviye alınır.
Tedavinin dalış olarak adlandırılan ilk dakikalarında hastalar içerideki basınç artışını, tıpkı bir uçak yolculuğundaki iniş sırasında ya da yüksek dağlardan aşağıya inerken hissettikleri gibi kulaklarında hisseder. Hastalara artan basınç esnasında kulaklarındaki basıncı nasıl eşitleyecekleri anlatılır. Bu genellikle basitçe yutkunarak, ya da burnu kapatıp hava üfleyerek gerçekleştirilir. Bu işlem sadece dalış esnasında, tedavi basıncına gelene kadar yapılır. HBOT her yaştaki hastaya uygulanabilir. Hastalar basınç odasına kendilerine verilen özel pamuklu kıyafetlerle girerler.
Bir HBOT seansı hastalığın türüne göre değişmekle birlikte genellikle 1,5-2 saat sürer. Hastaların büyük bir bölümü günde bir seans tedavi görürler. Ancak bazı acil durumlarda günlük seans sayısı 4e kadar çıkabilir. Toplam seans sayısı hastalığa göre değişir.
AA | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.10.2010 | | | GüneydoğudabirilkGüneydoğuda bir ilk |
|
| BİR İLK: İşte dinlemelerin yapıldığı yer | Samanyolu Haber | 17.10.2010 11:04 |  | | TİB Bakanı Fethi şimşek kapılarını ilk kez Radikale açtı. Buraya iki yetkili aynı anda özel güvenlik sistemine parmak izlerini okutarak girebiliyor. Daha önce kapılarını hiçbir yayın organına açmayan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığını Radikal adım adım gezdi, günde 70 bin telefonun kaydının alındığı, sadece birkaç kişinin parmak iziyle girebildiği kayıt odasını görüntüledi.
Türkiyede kimsenin gizlisi saklısı kalmadı. Her gün yeni bir dinleme kaydı düşüyor gündeme. Asker, siyasetçi, gazeteci, üst düzey yetkili, hatta eşini aldatan ? Kimsenin özeli kalmadı. İnternet ortamına düşen her ses kaydı, her elektronik posta detayı, ülkedeki ?Acaba dinleniyor muyum? korkusunu biraz daha besliyor. ?Midasın kulakları eşek kulakları diye birbirine fısıldayan herkes, gözünü, 23 Temmuz 2006 gününden beri hayatımızda olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına dikmiş durumda. 15. yılına ?Radikal bir devrim ile giren Radikal, ?Beni de dinliyorlar mıdır diyerek herkesin kulak diktiği, dinlemeye tek muhatap gördüğü TİBin kapılarını sizin için araladı. Daha önce sadece keşife gelen mahkeme heyeti ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu müfettişlerinin detaylı görebilme şansı bulabildiği TİB, binasında 8 saat geçirmemize izin verdi; halk arasında ?telekulak diye bilinen, konunun uzmanlarınca, ?iletişimin denetlenmesi, ?ortam denetlemesi, ?teknik takip gibi kavramlarla anılan ?telefon dinleme gerçeğine ışık tutmamızı sağladı. Emniyet ve jandarmadan çıkan, savcıdan, mahkemeden geçen bir dinleme talebinin peşine TİBe giriş yaptığı noktadan itibaren düşüp, yine polis, jandarma ve MİTe ?kayıt olarak dönünceye kadar geçirdiği evreleri adım adım araştırdık.
Fotoğrafları çeken Radikal muhabiri Mine Tudukun da izlenimleriyle renklendirdiği bu dosyada telefon dinlemenin, ortam dinlemesinin, teknik takibin, yasadışı ortam kaydının, yasadışı telefon dinlemenin her türlü ayrıntısını bulabileceksiniz. İşte bir internet sitesinde ya da bir gazete sayfasında karşımıza çıkan ses kaydının karmaşık hikâyesi?
Türkiyede sabit telefon, cep telefonu, faks ve bilgisayar gibi, iki ayrı cihaz arasındaki iletişimin kayda alınması konusunda tek yetkili kurum olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), dün mahkemelerden gelen 15 bin 870 ayrı kararda tek tek sıralanan 75 bin 538 telefonun tüm işlemlerini kaydetti. Kaydedilen veriler arasında konuşmalar, kısa mesajlar ve fakslar ile elektronik mesajlar da var. Bu kararların 6 bin 538i adli soruşturmalar kapsamında polis ve jandarma üzerinden gelen ?adli dinleme kararlarıydı. 8 bin 352 karar ise terör ve örgütlü suçlarla mücadele kapsamında mahkemelerden karar aldıran MİT, Jandarma ve polisin ?istihbarat çalışmaları kapsamındaydı.
Ankara Balgatta dokuz katlı, yuvarlak hatlı ve cam dış cepheli Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı binası yıllardır Türkiyenin gündeminden düşmeyen dinlemenin merkezi. Konu teknik takip ve dinleme olunca her zaman gizemli. Şimdiye kadar hiçbir basın mensubunun girmediği binaya adım atarken Matrix filmini hatırlatacak yüksek güvenlik ve bir teknoloji bekliyor insan. Ama ilk manzara şaşırtıcı derecede sıradan. Üstelik ne havada uçuşan kağıtlar, ne de kulaklarında kulaklıklarla santral başında oturup birilerini dinleyen insanlar var. Aksine ilk görünüm bir açık ofisten ibaret. Ancak her çalışanın önünde üç ekran bulunması dikkat çekiyor.
TİB Başkanı Fethi Şimşek, bu durumu iki önemli bilgi ile açıkladı. Birincisi, bu binada her işlem dijital ortamda yapılıyor ve kağıt neredeyse hiç kullanılmıyor. Kulaklıklı görevlilerin olmamasının ise tek nedeni vardı: TİB binasında hiçbir dinleme işlemi yok. Bu yüzden Şimşeke ilk sorumuz, ?Peki siz ne yapıyorsunuz oldu. Şimşek, ?Biz sadece kayıt tutuyoruz ve kayıtları MİTe, Jandarmaya ve polise veriyoruz? karşılığını verdi. Yasal dinleme sürecinin ayrıntıları şöyle: TİBe iki türlü mahkeme kararı geliyor. Biri konuşmaların, yazışmaların ?içeriğinin istendiği ?dinleme kararları, diğeri kimin kiminle ne zaman, nereden konuştuğunu gösteren ?iletişimin tespiti kararları.
Mahkemelerin verdiği dinleme kararları TİBe, sadece mahkemeler ve istihbarat kuruluşları ile TİB arasındaki özel hattan geliyor. İletişim tespitine ilişkin mahkeme kararları ise evrak halinde TİBe ulaştırılıyor. Bu mahkeme kararlarını kurum hukukçuları inceliyor. Kararlarda numara yanlışlığı gibi usul hataları varsa geldiği yere gönderiliyor. Hukuki hata bulunan kararlara ise itiraz ediliyor. TİB, itirazına rağmen kayıt sürecini de başlatıyor. İtiraz olumlu sonuçlanırsa başlanan kayıt imha ediliyor. Binlerce kayıt işlemine karşın sadece 120 kişinin çalıştığı TİBdeki gezimiz çok gizli ve yüksek teknolojiyle korunan odalara doğru devam ediyor.
Adli dinleme: Kuvvetli suç şüphesi ve başka suretle delil elde edilmesi imkânı olmaması halinde adli dinleme kararı alınabiliyor. Karar en çok üç aylık alınıyor ve bir defa uzatılabiliyor. Örgüt soruşturmasında hâkim bir seferde bir aydan fazla olmamak üzer | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.10.2010 | | | BİRİLKİştedinlemelerinyapıldığıyerBİR İLK İşte dinlemelerin yapıldığı yer |
|
| İLK KARE: İşte dinlemelerin yapıldığı yer | Samanyolu Haber | 17.10.2010 10:52 |  | | TİB Bakanı Fethi şimşek kapılarını ilk kez Radikale açtı. Buraya iki yetkili aynı anda özel güvenlik sistemine parmak izlerini okutarak girebiliyor. Daha önce kapılarını hiçbir yayın organına açmayan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığını Radikal adım adım gezdi, günde 70 bin telefonun kaydının alındığı, sadece birkaç kişinin parmak iziyle girebildiği kayıt odasını görüntüledi.
Türkiye?de kimsenin gizlisi saklısı kalmadı. Her gün yeni bir dinleme kaydı düşüyor gündeme. Asker, siyasetçi, gazeteci, üst düzey yetkili, hatta eşini aldatan ? Kimsenin özeli kalmadı. İnternet ortamına düşen her ses kaydı, her elektronik posta detayı, ülkedeki ?Acaba dinleniyor muyum?? korkusunu biraz daha besliyor. ?Midasın kulakları eşek kulakları? diye birbirine fısıldayan herkes, gözünü, 23 Temmuz 2006 gününden beri hayatımızda olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı?na dikmiş durumda. 15. yılına ?Radikal bir devrim? ile giren Radikal, ?Beni de dinliyorlar mıdır? diyerek herkesin kulak diktiği, dinlemeye tek muhatap gördüğü TİB?in kapılarını sizin için araladı. Daha önce sadece keşife gelen mahkeme heyeti ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu müfettişlerinin detaylı görebilme şansı bulabildiği TİB, binasında 8 saat geçirmemize izin verdi; halk arasında ?telekulak? diye bilinen, konunun uzmanlarınca, ?iletişimin denetlenmesi?, ?ortam denetlemesi?, ?teknik takip? gibi kavramlarla anılan ?telefon dinleme? gerçeğine ışık tutmamızı sağladı. Emniyet ve jandarmadan çıkan, savcıdan, mahkemeden geçen bir dinleme talebinin peşine TİB?e giriş yaptığı noktadan itibaren düşüp, yine polis, jandarma ve MİT?e ?kayıt? olarak dönünceye kadar geçirdiği evreleri adım adım araştırdık.
Fotoğrafları çeken Radikal muhabiri Mine Tuduk?un da izlenimleriyle renklendirdiği bu dosyada telefon dinlemenin, ortam dinlemesinin, teknik takibin, yasadışı ortam kaydının, yasadışı telefon dinlemenin her türlü ayrıntısını bulabileceksiniz. İşte bir internet sitesinde ya da bir gazete sayfasında karşımıza çıkan ses kaydının karmaşık hikâyesi?
Türkiye?de sabit telefon, cep telefonu, faks ve bilgisayar gibi, iki ayrı cihaz arasındaki iletişimin kayda alınması konusunda tek yetkili kurum olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), dün mahkemelerden gelen 15 bin 870 ayrı kararda tek tek sıralanan 75 bin 538 telefonun tüm işlemlerini kaydetti. Kaydedilen veriler arasında konuşmalar, kısa mesajlar ve fakslar ile elektronik mesajlar da var. Bu kararların 6 bin 538?i adli soruşturmalar kapsamında polis ve jandarma üzerinden gelen ?adli dinleme? kararlarıydı. 8 bin 352 karar ise terör ve örgütlü suçlarla mücadele kapsamında mahkemelerden karar aldıran MİT, Jandarma ve polisin ?istihbarat? çalışmaları kapsamındaydı.
Ankara Balgat?ta dokuz katlı, yuvarlak hatlı ve cam dış cepheli Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı binası yıllardır Türkiye?nin gündeminden düşmeyen dinlemenin merkezi. Konu teknik takip ve dinleme olunca her zaman gizemli. Şimdiye kadar hiçbir basın mensubunun girmediği binaya adım atarken Matrix filmini hatırlatacak yüksek güvenlik ve bir teknoloji bekliyor insan. Ama ilk manzara şaşırtıcı derecede sıradan. Üstelik ne havada uçuşan kağıtlar, ne de kulaklarında kulaklıklarla santral başında oturup birilerini dinleyen insanlar var. Aksine ilk görünüm bir açık ofisten ibaret. Ancak her çalışanın önünde üç ekran bulunması dikkat çekiyor.
TİB Başkanı Fethi Şimşek, bu durumu iki önemli bilgi ile açıkladı. Birincisi, bu binada her işlem dijital ortamda yapılıyor ve kağıt neredeyse hiç kullanılmıyor. Kulaklıklı görevlilerin olmamasının ise tek nedeni vardı: TİB binasında hiçbir dinleme işlemi yok. Bu yüzden Şimşek?e ilk sorumuz, ?Peki siz ne yapıyorsunuz? oldu. Şimşek, ?Biz sadece kayıt tutuyoruz ve kayıtları MİT?e, Jandarmaya ve polise veriyoruz? karşılığını verdi. Yasal dinleme sürecinin ayrıntıları şöyle: TİB?e iki türlü mahkeme kararı geliyor. Biri konuşmaların, yazışmaların ?içeriğinin? istendiği ?dinleme kararları?, diğeri kimin kiminle ne zaman, nereden konuştuğunu gösteren ?iletişimin tespiti? kararları.
Mahkemelerin verdiği dinleme kararları TİB?e, sadece mahkemeler ve istihbarat kuruluşları ile TİB arasındaki özel hattan geliyor. İletişim tespitine ilişkin mahkeme kararları ise evrak halinde TİB?e ulaştırılıyor. Bu mahkeme kararlarını kurum hukukçuları inceliyor. Kararlarda numara yanlışlığı gibi usul hataları varsa geldiği yere gönderiliyor. Hukuki hata bulunan kararlara ise itiraz ediliyor. TİB, itirazına rağmen kayıt sürecini de başlatıyor. İtiraz olumlu sonuçlanırsa başlanan kayıt imha ediliyor. Binlerce kayıt işlemine karşın sadece 120 kişinin çalıştığı TİB?deki gezimiz çok gizli ve yüksek teknolojiyle korunan odalara doğru devam ediyor.
Adli dinleme: Kuvvetli suç şüphesi ve başka suretle delil elde edilmesi imkânı olmaması halinde adli dinleme kararı alınabiliyor. Karar en çok üç aylık alınıyor ve bir defa uzatılabiliyor. Örgüt soruşturmasında hâkim bir seferde bir aydan fazla olmamak üzer | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.10.2010 | | | İLKKAREİştedinlemelerinyapıldığıyerİLK KARE İşte dinlemelerin yapıldığı yer |
|
| Menderes'i asıp kutlama yapmışlar ! | Samanyolu Haber | 17.10.2010 07:33 |  | | Önce Menderesi astılar, sonra gazinoda kutlama yaptılar. İmralıda deniz kabarmıştı... O fotoğraf ise bakın nasıl çekilmiş? Yassıadada Menderes ve arkadaşlarının fotoğraflarını çeken emekli Astsubay Şenyüzün anlattıkları 27 Mayısın kanlı yüzünü göstermeye devam ediyor. Menderes asılır asılmaz gazinoda parti verildiğini söyleyen Şenyüz, Menderesin son saatlerini anlattı.
Yassıada ve İmralıdaki tarihi fotoğrafları çeken 77 yaşındaki emekli Astsubay İsmail Şenyüz, Adnan Menderesin son saatlerini Zaman Pazara anlattı. 17 Eylül 1961de İmralıda asılan Menderesi fotoğraflayarak tarihe çok önemli belgeler bırakan Şenyüzün hatıraları da yine tarihe not düşecek cinsten. 11 ay, Yassıadada yargılanan Menderes ve arkadaşlarının fotoğraflarını çeken Şenyüz, Menderesin asıldığı günü hiç unutamıyor: Öğleden sonra 14.30 sularıydı. Menderes asıldı. Daha birkaç dakika bile geçmemişti ki darağacının hemen yanındaki gazinoya geçtik. Üst düzey yetkililer, bazı savcı ve Menderesin idam kararında imzası bulunan bazı hakimlerin mutluluğu yüzlerine yansımıştı. Adadan toplanan üzümlerle bir anlamda parti yaptılar. İdamı kutladılar. Hakimlerden bir tek Vasfi Göksu biraz neşesizdi. 40 kişiye idam kararı verdim, üçünü astılar. diyordu.
Şenyüzün anlattıklarına göre 17 Eylül sabahı Menderesin odasına ilk önce aynı davada yargılanan eski bakan Ethem Menderes girdi. Ethem Menderes, Polatkan ve Zorlunun bir gün önce asıldığını ve Menderesin de o gün asılacağını biliyordu. Hasta olduğu için idam kararının çıktığı son duruşmaya katılamayan Menderes ise olup bitenlerden habersizdi. Ethem Menderesin eski Başbakan Menderes ile ne konuştuğu bilinmiyor ama Menderese idam edileceğini söylemediği kesin; çünkü doktorlar içeri girdiğinde Menderes hâlâ hasta ve bitkindi.
İşte o sabahı İsmail Şenyüzden dinleyelim: Sabah erkenden Yassıadada biri profesör iki doktor, ada komutanı ve iki yüzbaşı ile birlikte Menderesin odasına girdik. Ethem Menderes, odadan yeni ayrılmıştı. Bizi gören Menderes, hafiften doğrulmaya çalıştı. Doktor, Efendim sizi muayeneye geldik. dedi. Menderesi muayene etti. Komutan, o sırada fotoğraf çekmemi emretti. Menderes buna itiraz etti. Hastayım ve kıyafetim düzgün değil. Milletimin beni bu halde görmesini istemem. dedi. Komutan ise, çekilen bu fotoğrafların eşine ve çocuklarına verileceğini söyledi. Aslında maksat başkaydı. Çünkü basında Menderesin hasta hasta idam edileceği yazılıyordu. MBK ise bunun önüne geçmek için Bakın Menderes hasta değil. diye fotoğrafları servis edecekti. Bu sözler üzerine Menderes bir şey demedi. Yüzbaşı, Menderesin başucundaki iki Kuran-ı Kerimi alıp yere bıraktı. Ben de o esnada birkaç kare çektim. Makinenin flaşı patlayınca yüzbaşı korktu. Elindeki Kuranlar az kaldı yere düşecekti. Sanırım yüzbaşı flaşları yıldırım sandı. Menderes o kadar beyefendi biriydi ki koltuğun altındaki dereceyi gömleğine silip öyle doktora uzattı. Doktor dereceye bakıp Efendim sizi hastaneye götüreceğiz. dedi. Hastane dedikleri yer İmralıydı.
Menderes, askerlerin gözetiminde bir hücumbota bindirilerek Yassıadadan İmralıya doğru yola çıktı. Çok sakindi. Kimseye bir şey sormadı. Beyefendiliğini hiç bozmadan denileni yaptı. İdama götürüldüğünü hissetmişti. Ama vakurdu, inançlıydı.
Bugüne kadar halkın dilinde bir efsane olarak anlatılan doğal olaylar da yaşanmaya başlamıştı. Şenyüz, Böyle bir fırtınayı daha önce de, sonra da hiç görmemiştim. diye anlatıyor: Her yer karardı. Deniz simsiyah olmuştu. Gökten boşanırcasına yağmur yağıyordu. Dalgalar hücumbotu sallıyordu. Batacağız sanmıştım. Kendimizi İmralıya zor attık. Akşama kadar da bu fırtına hiç dinmedi. Zaten bizden sonra da daha kimse gelmedi.
Sadece İmralıda Menderesin idam fotoğraflarını çekmekle kalmadı Şenyüz, Yassıada duruşmalarında da binlerce fotoğrafı o ve üç arkadaşı çekti. Aynı zamanda Genelkurmay Foto Film Merkezinin şefliğini de yapan Şenyüzün duruşmalarla ilgili pek çok anısı var. Yaşı ve yaşadıklarından dolayı bunların çoğunu unutmuş. Ancak yine de aklında kalanlar var. Özellikle hakim ve savcıların Menderes ve arkadaşlarına yaptıkları kaba ve çirkin muameleyi unutamıyor. Hakimlerin zaman zaman hakarete varan sözleri hâlâ kulaklarında: Hakim ve savcıların hakaretlerini duydukça, tavırlarına şahit oldukça sinirleniyorduk, canımız sıkılıyordu. Menderes ve arkadaşları sürekli azarlanırken onların aleyhine ifade veren tanıklara iltifatlar ediliyordu. Mesela gariban takımı geliyor elini mikrofona yaklaştırırsa Çek elini mikrofondan. diye azarlanıyordu. Öbür taraftan bir tanık gelip onların aleyhine konuşuyorsa ellerini sallayabilir, mikrofonu tutabilir.
Yassıada ve İmralıda çektiğim fotoğrafları 1978de emekli olduktan sonra evimde saklıyordum. Sonra bir baktım, sakladığım yerde yoklar. Evi altüst ettim ama bulamadım. Anladım ki birileri götürmüş! Çok tarihi fotoğraflar vardı. Mesela Celal Bayarın hücrede resmi vardı. Kimseye vermemiştim. Bir tek benim albüm | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.10.2010 | | | MenderesiasıpkutlamayapmışlarMenderesi asıp kutlama yapmışlar |
|
| Ses bombası elinde patladı - Video | Samanyolu Haber | 15.10.2010 22:04 |  | | Zeytinburnunda, ses bombası elinde patlayan çocuğun, patlamadan hemen sonraki görüntüleri bir güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Elinden yaralanan 16 yaşındaki lise öğrencisi Eyüp Yusuf Andiç patlamanın ardından olay yerinden koşarak uzaklaşması güvenlik kameralarına yansıdı.
Zeytinburnunda saat 16.30 sıralarında meydana gelen patlamada İhsan Mermerci Lisesi öğrencisi 16 yaşındaki Eyüp Yusuf Andiç yaralandı. Edinilen bilgiye göre patlama, Andiç in Yenidoğan Mahallesi 46 / 3 sokakta bir aracın dikiz aynasına asılmış, içinde patlayıcı madde bulunan poşeti aldığı sırada meydana geldi. Elinden yaralanan Andiç, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldü. Olay yerine bomba uzmanı polis ekipleri sevk edildi. Patlamanını nedeni araştırılıyor.
Zeytinburnunda meydana gelen patlamada 14 yaşındaki Eyüp Yusuf Andiç yaralandı. Andiçin yaralanmasına, yolda bulduğu ve içinde ses bombası olduğu öğrenilen paketin patlamasının neden oldu. Sol elindeki iki parmağın koptuğu öğrenilen Andıç, parmaklarının dikilmesi için ameliyata alındı.
Olay 58 Bulvar 46/3te sokak içerisinde 16:30 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre sokak içinde arkadaşları ile oyun oynayan İhsan Mermerci Lisesi 9. sınıf öğrencisi Eyüp Yusuf Andiç, bir otomobilin üzerinde gördüğü şüpheli paketi karıştırmaya başladı. Paketin beklenmedik bir şekilde patlaması sonucu Andiç parmaklarından yaralandı.
Patlamayı gören vatandaşlar Andiçi ilk önce Zeytinburnundaki Surp Pırgiç Ermeni Hastanesine ardından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine götürdü. Acil serviste tedavi altına alınan Andiçin göğsünde ufak bir yaranın olduğu ve patlamanın şiddetinden dolayı kulaklarında geçici sağırlık bulunduğu öğrenildi. Patlamada sol elindeki serçe ve işaret parmağı kopan Andiç, hemen tedavi altına alındı.
Hayati tehlikesi bulunmayan yaralı genç plastik cerrahi sevk edilerek ameliyata alındı. Doktorlar kopan parmağı dikmek için çalışmalarına devam ediyor.
AJANSLAR | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.10.2010 | | | Sesbombasıelindepatladı-VideoSes bombası elinde patladı - Video |
|
| Otomobilin borcunu çaldığı hayvanlarla ödemek istedi | Samanyolu Haber | 04.10.2010 14:19 |  | | Karabükün yenice ilçesinde ahırdan 3 büyükbaş hayvan çalan hırsızlar galericinin çabaları sonucu yakalandı. Satın almak istediği hayvanların kulak küpelerinin olmamasından şüphelenip durumu haber veren galerici, 3 hırsızı yakalattı. Karabükün Safranbolu ilçesinde bir galeriden araba alan E.Ö. borcunu ödeyemeyerek çaldıkları hayvanları borç karşılığı olarak vermek istedi. Ancak galerici, hayvanların kulaklarında küpe görmeyince durumu, yetkililere bildirdi. Zanlılar gözaltına alınırken, hayvanlar sahiplerine teslim edildi. Zanlılar, emniyetteki işlemlerin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 04.10.2010 | | | OtomobilinborcunuçaldığıhayvanlarlaödemekistediOtomobilin borcunu çaldığı hayvanlarla ödemek istedi |
|
| Hanefi Avcı'nın suçu ne? | Haber7 | 04.10.2010 08:23 |  | | | Tutuklanan oğlundan 9 gün boyunca haber alamayıp Avcı’nın kapısını çalan Hatice Uygur’un kulaklarında, yiğit-dürüst-namuslu bürokratımızdan işittiği, “Oğlun bir operasyon sırasında kaçtı. Ama inşallah ölmüştür” sözleri hâlâ yankılanmaktadır. | | Haber7 Son Dakika 04.10.2010 | | | HanefiAvcınınsuçune?Hanefi Avcının suçu ne? |
|
| Demirören'in ağzı kulaklarında | Milliyet | 01.10.2010 10:03 |  | | |
| 09:57 Demirören'in ağzı kulaklarında | Milliyet | 01.10.2010 10:01 |  | | |
| Yıldırım'ın ağzı kulaklarında | Tumspor | 06.09.2010 06:47 |  | | |
| Yıldırım'ın ağzı kulaklarında | Fanatik | 06.09.2010 04:44 |  | | |
| Kübranur duymak istiyor | Türkiye Gazetesi | 27.08.2010 02:21 |  | | | > Volkan Kayalar İSTANBUL İHAKulaklarında büyük ölçüde işitme kaybı bulunan 15 yaşındaki Kübranur Balıkçı, ailesinin maddi imkânsızlığı sebebiyle ameliyat olamıyor. Sultançiftliği’nde yaşayan Kübranur’un ailesi, kızlarının 5 yaşında kulaklarında işitme kaybı olduğunu fark etti. Baba Mehmet Balıkçı, kızını doktor doktor gezdirdi fakat Kübranur’un duymasına engel olan sebep bulunamadı. Doktorların bir çoğu, kulak bölgesindeki sinirler öldüğü için Kübranur’un duymadığını söylerken, yüzde 92-98 arasındaki işitme kaybının tek çaresinin ameliyat olduğu ifade edildi. Maddi sıkıntı sebebiyle ameliyatı yaptıramayan aile, bir hayırsever yakınlarının verdiği işitme engelli cihazıyla teselli bulmaya çalıştı. Cihazla az da olsa iletişim sağlayan Küb ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 27.08.2010 | | | KübranurduymakistiyorKübranur duymak istiyor |
|
| Büyükbaş hayvan hırsızları jandarmaya yakalandı | Samanyolu Haber | 23.08.2010 12:43 |  | | Bartında çaldıkları 5 büyükbaş hayvanı pazarda satmaya götüren iki kişi jandarma tarafından yakalandı. Bartına bağlı Amasra ilçesi Çanakçılar köyünde H.K. ve E.S. isimli kişiler C.K. ve S.A. isimli kişilere ait, 5 adet büyükbaş hayvanı otlarken çalarak, kulaklarında bulunan gerçek küpe numaralarını kendi ellerinde bulunan küpe numaralarıyla değiştirdi. Çaldıkları büyükbaş hayvanları 74 BP 789 plakalı kamyonete yükleyen iki kişi Karabükün Safranbolu ilçesi hayvan pazarına götürmek üzere yola çıktıkları sırada jandarma ekipleri tarafından suçüstü yakalandı. Zanlılar tutuklanarak cezaevine gönderildi.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 23.08.2010 | | | BüyükbaşhayvanhırsızlarıjandarmayayakalandıBüyükbaş hayvan hırsızları jandarmaya yakalandı |
|
| Ağzı yine kulaklarında!
| Radikal | 22.08.2010 09:42 |  | | | Yeni filmi Eat Pray Love ABDde iyi gişe yapan Julia Roberts hâlâ gençliğindeki kadar meşhur ve gözde. Bugüne kadar, çevreci kahramandan, hayat kadınına her rolde kendini sevdirmeyi başardı | | Radikal Kültür 22.08.2010 | | | Ağzıyinekulaklarında
Ağzı yine kulaklarında
|
|
| Ağzı yine kulaklarında!
| Radikal | 22.08.2010 09:38 |  | | Yeni filmi Eat Pray Love ABDde iyi gişe yapan Julia Roberts hâlâ gençliğindeki kadar meşhur ve gözde. Bugüne kadar, çevreci kahramandan, hayat kadınına her rolde kendini sevdirmeyi başardı | | Radikal Ana Sayfa 22.08.2010 | | | Ağzıyinekulaklarında
Ağzı yine kulaklarında
|
|
|
| |