oturmuş | |
|
| Ergün Diler / Oteldeki Paşa! | Takvim | 29.05.2012 17:13 |  | | |
| Galatasaray'da 'Matias Suarez’e atağı | Milliyet | 27.05.2012 04:28 |  | | |
| 04:01 Galatasaray'da 'Matias Suarez’e atağı | Milliyet | 27.05.2012 04:28 |  | | |
| Sakalı da biz mi düşünelim? | Posta | 19.05.2012 05:30 |  | |
Muhteşem Yüzyıl (STAR TV) neresinden bakarsanız bakın artık oturmuş bir TV yapımı. Yani dizide sırıtan ayrıntıları bulmak pek de kolay değil. Eh çıta bu kadar yüksek olunca doğal olarak beklenti de yükseliyor. Bu yüzden mesela Divan toplantısında bazı paşaların yüzündeki takma sakallar bildiğin sırıtıyor sevgili okur. Artık ışık mı ayarlanır, yoksa hemen diziden gönderilmeyecekse bu oyunculara sakal baskısı mı yapılır bilemem? Ama diziyi kıl ya da tüy ile hafifletmenin manasız olduğunu söyleyebilirim. Öyle sakala böyle tarak demeden hem de!
[[HAFTAYA]]
KARDEŞİ BU KADAR BEN... | | Posta Köşe Yazıları 19.05.2012 | | | Sakalıdabizmidüşünelim?Sakalı da biz mi düşünelim? |
|
| Sakalı da biz mi düşünelim? | Posta | 19.05.2012 05:19 |  | |
Muhteşem Yüzyıl (STAR TV) neresinden bakarsanız bakın artık oturmuş bir TV yapımı. Yani dizide sırıtan ayrıntıları bulmak pek de kolay değil. Eh çıta bu kadar yüksek olunca doğal olarak beklenti de yükseliyor. Bu yüzden mesela Divan toplantısında bazı paşaların yüzündeki takma sakallar bildiğin sırıtıyor sevgili okur. Artık ışık mı ayarlanır, yoksa hemen diziden gönderilmeyecekse bu oyunculara sakal baskısı mı yapılır bilemem? Ama diziyi kıl ya da tüy ile hafifletmenin manasız olduğunu söyleyebilirim. Öyle sakala böyle tarak demeden hem de!
[[HAFTAYA]]
KARDEŞİ BU KADAR BEN... | | Posta Magazin 19.05.2012 | | | Sakalıdabizmidüşünelim?Sakalı da biz mi düşünelim? |
|
| Sakalı da biz mi düşünelim? | Posta | 19.05.2012 05:18 |  | |
Muhteşem Yüzyıl (STAR TV) neresinden bakarsanız bakın artık oturmuş bir TV yapımı. Yani dizide sırıtan ayrıntıları bulmak pek de kolay değil. Eh çıta bu kadar yüksek olunca doğal olarak beklenti de yükseliyor. Bu yüzden mesela Divan toplantısında bazı paşaların yüzündeki takma sakallar bildiğin sırıtıyor sevgili okur. Artık ışık mı ayarlanır, yoksa hemen diziden gönderilmeyecekse bu oyunculara sakal baskısı mı yapılır bilemem? Ama diziyi kıl ya da tüy ile hafifletmenin manasız olduğunu söyleyebilirim. Öyle sakala böyle tarak demeden hem de!
[[HAFTAYA]]
KARDEŞİ BU KADAR BEN... | | Posta Son Dakika 19.05.2012 | | | Sakalıdabizmidüşünelim?Sakalı da biz mi düşünelim? |
|
| Şaş: Fener'in işi bizden kolaydı | Türkiye Gazetesi | 18.05.2012 02:24 |  | | | İLK 11’DE SADECE HAKAN VARG.Saray’ın şampiyonluğunda önemli pay sahiplerinden olan yardımcı antrenör Hasan Şaş, son maça kadar yarıştıkları ezeli rakibi F.Bahçe hakkında ilginç ifadeler kullandı. G.Saray’ın sezon başında yeni bir yapılanmaya girdiğini hatırlatan genç teknik adam, “13 futbolcu geldi, bir o kadar da gitti. Yepyeni bir takım, yepyeni bir teknik heyet. Bu kadar kısa sürede büyük bir başarı elde ettik. Düşünün geçen sezonun kadrosundan ilk 11’de sadece Hakan Balta var. Oysa ki F.Bahçe’nin oturmuş bir kadrosu vardı. 2-3 oyuncularını kaybetseler de, bu onları çok fazla etkilemedi” ifadelerini kullandı.ÜZERLERİNDE BASKI YOKTUF.Bahçe’nin?şike soruşturması sebebiyle sıkıntılı günler geçirdiğini kabul eden Hasan Şaş, “Ancak bu ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 18.05.2012 | | | ŞaşFenerinişibizdenkolaydıŞaş Fenerin işi bizden kolaydı |
|
| Rıza üretmek | Milli Gazete | 16.05.2012 21:28 |  | | | Medyanın, gerek ülkemizde gerekse dünyada insanların zihinlerini biçimlemek, algıları değiştirmek, güçlülerin ürettiği siyaseti beyinlere yerleştirmek ve rıza oluşturmak için nasıl çalıştığını, iktidarların sesi ve borazanı gibi davranarak her şeye nizamat vermek için çabaladığını zaman zaman gündeme getiriyoruz. Aslında hakkın, adaletin, güzelliğin yansıması olması gereken medyanın, bu şekliyle güçlülere hizmet eden bir dönüşüm mekanizması gibi davrandığını, güçlülerin emrinde kullanılan bir silah olduğunu ifade ediyoruz. Çıkarılan tartışmalar, ortaya atılan sanal gündemler, kamuoyunun ağzına sakız yapılması istenen tüm konular aslında medya aracılığıyla üretiliyor ve detaylandırılıyor. Mesela, bugünlerde insan hak ve özgürlüklerinin kıyım mekanizması olan 12 Eylül Anayasasının rafa kaldırılma çabası olan Anayasa yapım çalışmalarında yazım aşamasına gelindi. Nerden çıktığı belli olmayan bir Başkanlık tartışması da ardından sökün ediverdi. Nedir bu tartışma? Siz demokratik parlementer sisteminizi daha tam manasıyla oturttunuz da, sıra başkanlık sistemine mi geldi? Türkiye, gerek insan hak ve hürriyetleri, gerek din ve vicdan özgürlükleri bağlamında yıllardır demokrasi kavramının en karanlık dehlizlerinde boğuşan, bu kavramları uzatılarak bazı kavramların kurbanı haline getirilen bir ülke. Demokratik hak ve özgürlükler anlamında hala sıkıntılar çeken, karanlık güçlerin ve mihrakların kullandıkları farklı manivelelarla demokrasiyi kendilerine göre eğip büktükleri bir ülke. Demokrasi tam manasıyla Türkiyede oturmuş bir rejim midir? diye bir soru sorsak, eminiz ki, Türkiye nüfusunun yüzde 70i bu kavramın ülke gerçekleriyle bağdaşmadığını, bu kavramı birilerinin insiyatifiyle bizlere ulufe olarak dağıttıklarını söyleyeceklerdir.
Demokrasinin azı olmaz... Demokrasinin ilerisi de olmaz... Demokrasi, tüm kurum ve kurallarıyla yerli yerinde olması gereken, birilerinin tekelinde olmayan, birilerinin de bizlere ulufe olarak dağıttıkları bir yönetim biçimi ve rejim değildir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 16.05.2012 | | | RızaüretmekRıza üretmek |
|
| İyi izole edilmemiş evlerde kanser riski | Milli Gazete | 16.05.2012 13:39 |  | | | DENİZLİ - Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Radyoloji Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahar Baltalarlı, toprak zemine oturmuş, derin çatlakların bulunduğu, iyi izole edilmemiş evlerde radon gazının seviyesi yüksek olduğu için bu tür evlerde yaşayanların akciğer kanserine yakalanma oranının daha fazla olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Baltalarlı, akciğer kanserine neden olan etmenlerin öncelikle sigara olduğunu, radon gazının da önemli bir faktör niteliği taşıdığını ifade etti.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 16.05.2012 | | | İyiizoleedilmemişevlerdekanserriskiİyi izole edilmemiş evlerde kanser riski |
|
| İzole edilmemiş evlerde kanser riski | NTV | 16.05.2012 13:20 |  | | |
| Şahan ortalığı karıştırdı! | Posta | 09.05.2012 10:18 |  | | Şahan Gökbakara, gittiği barda bir grup Gece vakti güneş gözlüğüyle oturmuş, artistlik yapıyor şeklinde bağırınca ortalık karıştı
Şahan Gökbakarın geçtiğimiz gün bir kavgaya karıştığı iddia edilmişti. Hatta iddiaya göre Bebek Luccada oturan bir grup Gökbakara Havaya bak, gece vakti güneş gözlüğüyle oturmuş, artistlik yapıyor diyerek sataştı. Gökbakar da bunun üzerine yanıt verince olay tartışmaya dönüştü.
Bir diğer iddiaya göre de Fenerbahçeli olduğu iddia edilen grubun komedyene Hem kıro hem de Galatasaraylı diye laf atmasıyla ortalığın karışması.
Gökbakar, konuyla ilgili Twitterdan bir açıklama yaptı.
Siz bir yerde otururken, yan masadaki zırtapoz Ya o gözlükler falan ne iş derse. Sana ne?... | | Posta Magazin 09.05.2012 | | | ŞahanortalığıkarıştırdıŞahan ortalığı karıştırdı |
|
| Şahan ortalığı karıştırdı! | Haber Türk | 08.05.2012 17:40 |  | | |
| Dehen/Gri dindarlık | Milli Gazete | 06.05.2012 23:04 |  | | | Hadislerde alaca dindarlıktan bahsedilmektedir. Huzeyfe İbnul Yeman (R.A.) herkes Hazreti Peygambere hayırdan sorarken o kaçınmak için şerden ve şerli zamanlar ve ortamlardan sorar. Dolayasıyla fitne hadislerinin bir kısmı ondan mervidir. Cahiliyet döneminden sonra İslamla hayır dönemini idrak ettiklerini ve hayırdan sonra bir şer döneminin gelip gelmeyeceğini merak eder ve sorar. Peygamberimiz evet diye karşılık verir. Sonra şerden sonra bir hayır dönemi var mıdır? diye tekrar sorar. Peygamberimiz cevaben evet ama onda dehen yani alacalık vardır buyurur. Huzeyfe (R.A.) dehenin manasını sorar ve Peygamberimiz şöyle buyurur: Benim rehberliğimle yani nübüvvet metoduyla yürümeyen, hareket etmeyen ve hayata bakmayan bir topluluk zuhur eder. Sen onları tanır ve kalbinle reddedersin buyurur. Peygamberimiz bu hadisle ve Şerif Hüseyine işaret eden başka bir fitne hadisiyle dehene yani yine alaca döneme ve dumana temas eder. Sonra Serra fitnesi vardır ki, bunun dumanı ve ateşi (dehen) Ehl-i beytimden olan bir adamın (Şerif Hüseyin olarak yorumlanmıştır) ayakları altından çıkacaktır. Bu adam kendini benden sanacaktır, halbuki benden değildir. Çünkü benim velilerim ancak takva sahibi olan kimselerdir (sadece kan bağıyla değil, ameliyle bana uyanlardır). Sonra insanlar eğri, kaburga kemiği üzerine oturmuş bir adama beyat etmek üzere anlaşacaklardır. Dehen genel anlamda dumanlı hava, alacalık ve manevi anlamda ise eklektik ve senkretik anlamına gelmektedir.
Dehen gri dindarlık anlamına gelmektedir. Gri dindarlık da peygamberlik metodu ve yöntemini tanımayan ve onunla bağlantılı hareket etmeyen dindarlık çeşididir. Bidat üzerine kaim bir İslamı anlama ve yaşama modelidir. 1 Mayıs etkinlikleri münasebetiyle çarpıcı bir biçimde dindarların başkalarının gündeminin parçası haline geldiklerini görüyoruz. Belki buna hilful fudul manası yakıştırmaya çalışacaklardır. Lakin nerede? Zira bu zevatın kendi gündemleri yok. Soğuk Savaş döneminde bazı İslami kesimler Yeşil Kuşak projesine destek vermişlerdir. Lakin Kırım Savaşından beri Rus sarkmasına ve sonrasında komünizm yürüyüşüne karşı İslami kesimler kendi başlarına yetersiz olduklarından dolayı Batı ile bir dönem işbirliğine gitmişlerdir. Bu şartların ürünüdür ama süreçte hatalar yapılmış olabilir. Afganistanda da böyle olmuş lakin tehlike savuşturulunca Batı kızıl tehlikenin yerine yeşil tehlikeyi ikame etmiştir. 11 Eylül süreci böyle bir süreçtir. Bununla birlikte başkalarının kavramlarını kullanma veya gündemlerinin parçası olma noktasında bugün de başka bir istikamete doğru savrulmaktayız. 6ıncı filo lehindeki gösteriye karşı çıkanlar bugün 1 Mayısın malzemesi haline gelmişler. Yunanlı siyasetçiler Ayasofyanın derdinde bizim alaca kuşak dindarlar ise solculara eklemlenme peşinde. Onların başkalarının gündemlerinin peşine takılmaları kendilerine ve değerlerine yabancılaştıkları anlamına gelir. Nitekim öyledir. Peygamberlik metodu ve yöntemi üzerine hareket etmiyorlar. Onlara göre Ayasofya pek önemli olmasa gerek. Zira bazı Kürt-İslam sentezcisi arkadaşlarla karşılaştığımızda Fatihe epey yükleniyorlar. Hıristiyanlara haksızlık ederek Ayasofyayı cami haline getirdiğini düşünüyorlar. Dilimin döndüğünce fethin sembolü olduğunu söylemeye çalışsak ta nafile. O zatın mantığına göre Diyarbakırdaki Ulu Cami de yeniden kilise haline getirilmelidir. Keza Mescid-i Aksanın Süleyman Mabedi haline getirilmesinde bir beis yok. Yahudiler Medineye dönmeli ve Araplar Mısırdan kovulmalı. Anadolu yeniden Bizans olmalıdır. Zira yine bu İslamcılara göre Mescid-i Aksa Kudüste değil Cirane Vadisindedir. Bunlar sünnete değil heva ve heveslerine tabiler.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 06.05.2012 | | | Dehen/GridindarlıkDehen/Gri dindarlık |
|
| Hem “Müslüman”, hem “tetikçi”, hem de “aptal” olunmaz… - Cengiz ÇANDAR | Hürriyet | 01.05.2012 03:46 |  | | |
| 17:40 Bakan Çelik: Memurlarla rakip değil aynı gemideyiz | Net Gazete | 30.04.2012 18:12 |  | | |
| 17:00 Bakan Çelik: Memurlarla rakip değil aynı gemideyiz | Net Gazete | 30.04.2012 17:35 |  | | |
| 800 bin deri mont ithal ettik 10 bin çalışan işinden oldu | Milli Gazete | 30.04.2012 16:51 |  | | | Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Başkanı Mehmet Ali Dinç, 2011 yılında Türkiyeye 800 bin adet civarında deri mont ithal edildiğini belirterek, 800 bin adet deri mont, 10 bin kişinin istihdamı, ekonomik krizle birlikte 2008 yılında kapanan en az 300 firmanın tekrar işe başlaması demek dedi.
Başkan Dinç, 250 bin civarında kişiye istihdam sağlayan Türkiye deri sektörünün, milyarlarca dolarlık yatırımı ve asırlık tecrübesi bulunduğunu dile getirerek, Bugün biz, üretim, fiyat, kalite standartlarımızla uluslararası rakiplerimize ders verecek düzeydeyiz. Uluslararası pazarlarda Türkiye deri sektörünün imajı son derece oturmuş durumda diye konuştu. Türk derisine karşı dünyada çok olumlu bir algı olduğuna değinen Dinç, girdi maliyetlerinin yüksekliğinden kaynaklanan sıkıntı, hareket alanlarını daraltsa, rekabet üstünlüğünü azaltsa da kalite anlamında sıkıntı yaşanmadığını söyledi.... devamı | | Milli Gazete Ekonomi 30.04.2012 | | | 800binderimontithalettik10binçalışanişindenoldu800 bin deri mont ithal ettik 10 bin çalışan işinden oldu |
|
| 14:00 Bakan Çelik: Memurlarla rakip değil aynı gemideyiz | Net Gazete | 30.04.2012 14:11 |  | | |
| 12:55 Bakan Çelik: Memurlarla rakip değil aynı gemideyiz | Net Gazete | 30.04.2012 13:00 |  | | |
|
| |