Habergec.Com Aranan Kelimeler:romatizması Değerlendirme: 10 / 10 498708
habergec.com
30.08.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

romatizması

Sağlıklı bir tatil isteyenler, termal tesisleri tercih ediyor
Zaman
19.08.2014
02:29
Kütahya Emet Termal Resort Otel’in kaynak suları yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.Emet ilçesinde bulunan termal tesisler içerisinde Türkiye’nin tek yosun havuzu cilt ve deri hastalıklarında alternatif. Güneş enerjisi ile oluşturduğu yosun partikülleri ile cilt ve kolesterol gibi rahatsızlıklara da alternatif olan yosun havuzu Türkiye’de tek, dünyada da ikinci olma özelliğini taşıyor. Emet Termal Resort & Spa tesisleri içerisinde yer alan yosun havuzu yurtiçi ve yurtdışından gelen turistleri ağırlıyor. Hava koşullarına rağmen 39 derecede kaynayan yosun havuzu cilt, saç ve tırnak hastalıklarında fayda sağlıyor. Suyun içerisindeki etken maddeler hakkında bilgi veren Karaderili Şirketler Grubu Bayi ve Acente Koordinatörü Deniz Derelli, “İçerisinde bulunan sodyum aljinat maddesi ve minerali ile beraber vücuttaki toksinlerin atımını sağlayarak hızlı bir şekilde kilo kaybına yol açıyor. Ayrıca yosun havuzumuz sedef, akne ve mantar gibi birçok hastalığa iyi gelmekte. Yosun havuzumuz, düzenli olarak belirli kürlerde kullanıldığında eklem romatizması ve birçok hastalıkta faydası olduğu düşünülüyor. Yosun havuzumuz bu özelliği itibarı ile Türkiye’deki tek olma özelliği ile ender rastlanan bir şifa kaynağıdır.” dedi.Derelli, “Termal turizm ciddi rağbet görmeye başladı. Yabancı turistlerin Türkiye’de konaklama tercihleri arasında ekonomi geliyor. Bununla beraber ülkemizdeki mevsim değerlerinin yaşanabilirlik seviyesinde olması yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Termal sular açısından zengin bir tesise sahibiz.” şeklinde konuştu.
Zaman
Sağlık
19.08.2014
Sağlıklıbirtatil isteyenlertermal tesisleritercihediyorSağlıklı bir tatil isteyenler termal tesisleri tercih ediyor
'Bel ağrısı' deyip geçmeyin !
Haber3
16.06.2014
15:05
Bel

Romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasında aileden gelen genetik yatkınlığın varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Kuru, Ankilozan Spondilit (omurga romatizması) hastalığında genetik yükün yüzde 90 olduğunu söyledi. Temel belirtisi...

Haber3
Son Dakika
16.06.2014
BelağrısıdeyipgeçmeyinBel ağrısı deyip geçmeyin
'Bel ağrısı' deyip geçmeyin
Zaman
16.06.2014
14:57
Romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasında aileden gelen genetik yatkınlığın varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Kuru, Ankilozan Spondilit (omurga romatizması) hastalığında genetik yükün yüzde 90 olduğunu söyledi.Temel belirtisi bel ağrısı olan bu hastalağın sadece ileri yaşlarda değil, genetik olduğu için gençlerde de görülebildiğini belirten Prof. Dr. Kuru, Bel ağrıları toplumda çok yaygın olarak görülen bir durumdur. Ancak söz konusu hastalıktaki bel ağrısı sinsi başlangıçlı olması, genç yaşta başlaması (genellikle 40 yaşın altında başlar), hareketle azalıp istirahatla düzelmemesi gibi özellikleriyle diğer bel ağrılarından ayrılır. dedi. Prof. Dr. Kurunun verdiği bilgiye göre romatizmal hastalıklar başlığı altında 170 ten fazla tanımlı hastalık var. Sadece ileri yaşlarda görülen rahatsızlıklar olarak algılanmaması gerekiyor. Genetik yatkınlıklara bağlı olarak küçük yaşlarda da bu hastalıkların görülebiliyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, genetik olmasından dolayı romatizmal hastalıkların ailesel hastalıklar olarak ta adlandırılabileceğini kaydetti. Ankilozan Spondiliti örnek veren Kuru, bu hastalıktaki genetik katkının yüzde 90ı bulduğunu vurguladı. Romatoid Artrit (iltihaplı eklem romatizması) hastalığın da ise hastalığın ortaya çıkışında yüzde 60 genetik faktörlerin sorumlu olduğunu aktardı. Kişinin ailesinde eğer romatizmal hastalıklı olan bir kişi var ise o kişide de bu hastalığın bulunma olasılığının daha yüksek olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Kuru, Ailesinde bu tür hastalıklar olan kişilerde şayet eklem şişliği, sabah tutukluğu gibi yakınmaları varsa hemen bir hekime başvurmalarında yarar vardır. ifadesini kullandı. HASTALIKLAR KENDİSİNİ NASIL GÖSTERİRRomatizmal hastalıkların ayrı ayrı belirtileri olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kuru, bunları şöyle sıraladı: Romatoid Artrit: İlk belirti eklem ağrısı ve sabah tutukluğudur. Bu hastalığa yakalananlar sabah kalktıklarında ellerini yumruk yapmakta, oynatmakta, kahvaltı yaparken çatal, bıçak tutmak da zorlandıklarını ifade eder. Biz bu duruma sabah tutukluğu ya da sabah katılığı diyoruz. Genellikle bu hastalar bir saati aşan bir sabah tutukluğuna maruz kalıyor. Şayet bir hastanın küçük eklemleri olan el bileklerinde veyahut büyük eklemleri olan ayak bileği ve dizinde şişkinlikler varsa mutlaka bir hekime başvurması gerekir.Ankilozan Spondilit: Temel belirtisi bel ağrısıdır. Bel ağrıları toplumda çok yaygın olarak görülen bir durumdur. Ancak söz konusu hastalıktaki bel ağrısı sinsi başlangıçlı olması, genç yaşta başlaması (genellikle 40 yaşın altında başlar), hareketle azalıp istirahatla düzelmemesi gibi özellikleriyle diğer bel ağrılarından ayrılır. Burada bahsettiğimiz iki tür hastalık ta ilerleyici özellikleri olan hastalıklardır. Tedavi edilmediklerinde kendi başlarına bırakıldıklarında sakatlıklara ve şekil bozukluklarına neden olabilirler. Dolayısıyla bunların erken dönemde tanı alıp tedavisinin yapılması gerekir. Kireçlenme dediğimiz hastalık ise daha çok ileri yaşlarda görülür. Bu hastalıkta da hareket ederken ve merdiven inip çıkarken güçlük olması halinde doktora görünmekte fayda var.İltihaplı romatizma: Bağışıklık sistemiyle alakalı bir hastalıktır. Burada vücudu savunmakla görevlendirilmiş bağışıklık sistemi yanlış bir şekilde eklemleri tahrip etmeye yönelir ve eklemde tahribata neden olur. Biz buna İltihaplı Eklem Romatizması diyoruz. Bu hastalık eklemlerde şekil bozukluklarına, deformasyona ve sakatlıklara neden olabiliyor. En sık olarak el eklemlerini tuttuğu için kalıcı şekil bozuklukları el eklemlerinde görülür. Kamburluk ise daha ziyade omurgayı tutan iltihaplı romatizmalarda gözlemlenebilen bir şekil bozukluğudur. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
16.06.2014
BelağrısıdeyipgeçmeyinBel ağrısı deyip geçmeyin
Bel Ağrısı Deyip Geçmeyin !
Haberler.com
16.06.2014
14:57
Romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasında aileden gelen genetik yatkınlığın varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Kuru, Ankilozan Spondilit (omurga romatizması) hastalığında genetik yükün yüzde 90 olduğunu söyledi.
Haberler.com
Güncel
16.06.2014
BelAğrısıDeyipGeçmeyinBel Ağrısı Deyip Geçmeyin
Bel Ağrısı Deyip Geçmeyin !
Haberler.com
16.06.2014
14:57
Romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasında aileden gelen genetik yatkınlığın varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Kuru, Ankilozan Spondilit (omurga romatizması) hastalığında genetik yükün yüzde 90 olduğunu söyledi.
Haberler.com
Son Dakika
16.06.2014
BelAğrısıDeyipGeçmeyinBel Ağrısı Deyip Geçmeyin
Bel romatizması can yakıyor
Haber Türk
23.05.2014
15:20
DayanılmazDayanılmaz ağrılarıyla hayatı zehir eden bel ağrıları her zaman fıtık belirtisi olmuyor
Haber Türk
Son Dakika
23.05.2014
BelromatizmasıcanyakıyorBel romatizması can yakıyor
104 yaşındaki Hanife nine, 26 başbakan, 11 cumhurbaşkanı gördü
Zaman
13.05.2014
05:56
Ereğlili Hanife nine 104 yaşında. Bugüne kadar 2 büyük savaş ve sayısız çileli yılları geride bırakan Hanife nine, uzun yaşamasının sebebinin çalışmak ve doğal beslenmek olduğunu anlatıyor. Asırlık çınar, bugüne kadar 26 başbakan, 11 cumhurbaşkanı gördü.Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yaşayan 104 yaşındaki Hanife Demirtaş, uzun yaşamasının sebebinin doğal besinlerle beslenmek olduğunu söyledi. Hanife nine, bugüne kadar 2 büyük savaş, 4 ihtilal, 26 başbakan ve 11 cumhurbaşkanı gördü. Ereğli ilçesinin Kurtlar köyünde yaşayan 104 yaşına giren Hanife nine, uzun yaşamasının sebebinin çalışmak ve doğal besinlerle beslenmek olduğunu anlatıyor. Rumi takvime göre 1327, miladi takvime göre 1911 doğumlu olan Hanife Demirtaş, 35 yaşında iken eşi vefat edince baba ocağına dönüp, burada kardeşlerinin çocuklarının yanında yaşamaya başlamış. Asırlık çınar Hanife Demirtaş, uzun ömründe 2 harb-i umumi, cumhuriyetin ilanı, ihtilaller, 26 başbakan ve 11 cumhurbaşkanı gördüğünü anlatıyor.Baba ocağına geldiğinde evde erkek olmadığı için evin rençberlik gibi tüm işlerini yaptığını dile getiren Hanife Demirtaş, şöyle konuştu: “Yaşım ilerleyene kadar çift sürdüm. Bu evde adam yoktu. Kış için odun çekerdim. Çocuklar büyüdükten sonra benden artık bu işler geçti. Hiçbir hastalığım, ağrım sızım yok şükürler olsun ama kalkıp dışarıları gezemiyorum. Bostanın mancarından (lahana) meyvesinden yedim, öyle yaşadım. Bostandan soğan toplardım. Ekmeği çaya banar banar yerdim. Katır güderdim, odun çekerdim, bostanlarımı eker biçerdim. Her işi yapardım. Şimdi yapamıyorum. Yatağımdan kalkamıyorum. Bir evi geçindirirdim.”Hanife Demirtaş’ın yaşının daha büyük olabileceğini belirten yakını Makbule Gündoğdu, nüfusa geç yazıldığını bildiklerini söyledi. 104 yaşına giren Hanife Demirtaş’ın beslenmesine önem verdiğini dile getiren Makbule Gündoğdu, şunları söyledi: “Abur cubur hiçbir şey yemez. Yediğine, içtiğine dikkat eder. Lahana, sebze gibi şeyler yer. Ne tansiyonu, ne şekeri, ne romatizması, hiçbir hastalığı yok. Doktor baktı ve elini öptü, sonra ‘Sen Zonguldak havzasının en büyüğüsün.’ dedi ona. Sabah kalktığında meyvesini yer, süt içer. Sabah yediğini öğlen akşam yemez. Her öğünde ayrı yemek ister.”Makbule Gündoğdu’nun eşi Nevzat Gündoğdu da Hanife nine ile 15 senedir birlikte yaşadıklarını ifade etti. Hanife Demirtaş’ın yediklerine çok dikkat ettiğini ve sabah kalktığında meyve, süt ve yoğurt gibi yiyecekler istediğine dikkat çeken Nevzat Gündoğdu, “Bizden ne isterse yapıyoruz.” diye konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
13.05.2014
104yaşındakiHanifenine26başbakan11cumhurbaşkanıgördü104 yaşındaki Hanife nine 26 başbakan 11 cumhurbaşkanı gördü
104 yaşındaki Hanife nine, 26 başbakan, 11 cumhurbaşkanı gördü
Zaman
13.05.2014
02:02
Ereğlili Hanife nine 104 yaşında. Bugüne kadar 2 büyük savaş ve sayısız çileli yılları geride bırakan Hanife nine, uzun yaşamasının sebebinin çalışmak ve doğal beslenmek olduğunu anlatıyor. Asırlık çınar, bugüne kadar 26 başbakan, 11 cumhurbaşkanı gördü.Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yaşayan 104 yaşındaki Hanife Demirtaş, uzun yaşamasının sebebinin doğal besinlerle beslenmek olduğunu söyledi. Hanife nine, bugüne kadar 2 büyük savaş, 4 ihtilal, 26 başbakan ve 11 cumhurbaşkanı gördü. Ereğli ilçesinin Kurtlar köyünde yaşayan 104 yaşına giren Hanife nine, uzun yaşamasının sebebinin çalışmak ve doğal besinlerle beslenmek olduğunu anlatıyor. Rumi takvime göre 1327, miladi takvime göre 1911 doğumlu olan Hanife Demirtaş, 35 yaşında iken eşi vefat edince baba ocağına dönüp, burada kardeşlerinin çocuklarının yanında yaşamaya başlamış. Asırlık çınar Hanife Demirtaş, uzun ömründe 2 harb-i umumi, cumhuriyetin ilanı, ihtilaller, 26 başbakan ve 11 cumhurbaşkanı gördüğünü anlatıyor.Baba ocağına geldiğinde evde erkek olmadığı için evin rençberlik gibi tüm işlerini yaptığını dile getiren Hanife Demirtaş, şöyle konuştu: “Yaşım ilerleyene kadar çift sürdüm. Bu evde adam yoktu. Kış için odun çekerdim. Çocuklar büyüdükten sonra benden artık bu işler geçti. Hiçbir hastalığım, ağrım sızım yok şükürler olsun ama kalkıp dışarıları gezemiyorum. Bostanın mancarından (lahana) meyvesinden yedim, öyle yaşadım. Bostandan soğan toplardım. Ekmeği çaya banar banar yerdim. Katır güderdim, odun çekerdim, bostanlarımı eker biçerdim. Her işi yapardım. Şimdi yapamıyorum. Yatağımdan kalkamıyorum. Bir evi geçindirirdim.”Hanife Demirtaş’ın yaşının daha büyük olabileceğini belirten yakını Makbule Gündoğdu, nüfusa geç yazıldığını bildiklerini söyledi. 104 yaşına giren Hanife Demirtaş’ın beslenmesine önem verdiğini dile getiren Makbule Gündoğdu, şunları söyledi: “Abur cubur hiçbir şey yemez. Yediğine, içtiğine dikkat eder. Lahana, sebze gibi şeyler yer. Ne tansiyonu, ne şekeri, ne romatizması, hiçbir hastalığı yok. Doktor baktı ve elini öptü, sonra ‘Sen Zonguldak havzasının en büyüğüsün.’ dedi ona. Sabah kalktığında meyvesini yer, süt içer. Sabah yediğini öğlen akşam yemez. Her öğünde ayrı yemek ister.”Makbule Gündoğdu’nun eşi Nevzat Gündoğdu da Hanife nine ile 15 senedir birlikte yaşadıklarını ifade etti. Hanife Demirtaş’ın yediklerine çok dikkat ettiğini ve sabah kalktığında meyve, süt ve yoğurt gibi yiyecekler istediğine dikkat çeken Nevzat Gündoğdu, “Bizden ne isterse yapıyoruz.” diye konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
13.05.2014
104yaşındakiHanifenine26başbakan11cumhurbaşkanıgördü104 yaşındaki Hanife nine 26 başbakan 11 cumhurbaşkanı gördü
8. Anadolu Romatoloji Günleri
Haberler.com
09.05.2014
14:12
Bu yıl 8. düzenlenen Anadolu Romatoloji Günlerinde iltihaplı bel romatizması, GUT ile halen uygulanan ve gelecekte yapılması planlanan ilaç tedavileri anlatıldı Türkiye Romatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertenli: Üç aydan daha uzun süren, yavaş yavaş başlayan, sabahları yataktan kalkmayı zorlaştıran,
Haberler.com
Sağlık
09.05.2014
8AnadoluRomatolojiGünleri8 Anadolu Romatoloji Günleri
Hint kenevirini "romatizması için" yetiştirmiş
Haber3
16.04.2014
17:04
Hint

Muğlanın Seydikemer ilçesinde bir fasulye serasında yapılan aramada 110 kök Hint keneviri ele geçirildi

Haber3
Son Dakika
16.04.2014
HintkeneviriniromatizmasıiçinyetiştirmişHint kenevirini romatizması için yetiştirmiş
Yaşam kalitesini bozan hastalık
Haber7
28.03.2014
17:22
Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof Dr Ersin Tan, henüz nedeni bilinemeyen ve yumuşak doku romatizması ya da kas romatizması gibi adlarla tanımlanan fibromiyalji hastalığının insanların yaşam kalitesini ciddi oranda bozduğunu söyledi
Haber7
Son Dakika
28.03.2014
YaşamkalitesinibozanhastalıkYaşam kalitesini bozan hastalık
Fibromiyalji yaşam kalitesini bozuyor
Haber7
28.03.2014
13:43
Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof Dr Ersin Tan, henüz nedeni bilinemeyen ve yumuşak doku romatizması ya da kas romatizması gibi adlarla tanımlanan fibromiyalji hastalığının insanların yaşam kalitesini ciddi oranda bozduğunu söyledi
Haber7
Son Dakika
28.03.2014
FibromiyaljiyaşamkalitesinibozuyorFibromiyalji yaşam kalitesini bozuyor
Fibromiyalji yaşam kalitesini bozuyor
Zaman
28.03.2014
11:04
Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ersin Tan, henüz nedeni bilinemeyen ve yumuşak doku romatizması ya da kas romatizması gibi adlarla tanımlanan fibromiyalji hastalığının insanların yaşam kalitesini ciddi oranda bozduğunu söyledi.Toplumda daha çok tükenmişlik sendromu, kronik ağrı sendromu veya kronik yorgunluk sendromu şeklinde tanımlanan fibromiyaljinin, yaygın kas ağrıları, vücutta çeşitli noktalarda şiddetli ağrılar, adet düzensizlikleri, bağırsak bozuklukları, uykusuzluk gibi çeşitli belirtiler gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Ersin Tan, fibromiyaljinin kadınlarda daha sık görülen bir hastalık olduğunu dile getirdi.Geçmiş yıllarda kadınların psikolojik uydurması şeklinde nitelendirilen fibromiyaljinin günümüzde gerçek bir hastalık olarak ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Ersin Tan, Fibromiyalji, nöropatik ağrı yapan hastalıklar grubuna girmiştir. Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre çok sıktır. Kadınlarda genellikle 40lı yaşlardan sonra ortaya çıkar. Ama genç yaşlarda da görülebilen bir hastalıktır. Hastayı gerçekten işinden gücünden edecek problem oluşturmaktadır. dedi.TEDAVİSİ MÜMKÜNPsikolojik semptomlar, sıkıntı ve stresin, henüz nedeni bilinmeyen bu hastalığı artırıcı faktörler olarak değerlendirilebileceğini aktaran Prof. Dr. Tan, nöropatik ağrıda etkili olan bazı ilaçlar ve fizik tedavi metotları ile fibromiyaljinin tedavi edilebildiğini vurguladı.(DHA)
Zaman
Sağlık
28.03.2014
FibromiyaljiyaşamkalitesinibozuyorFibromiyalji yaşam kalitesini bozuyor
Fibromiyalji Yaşam Kalitesini Bozuyor
Haberler.com
28.03.2014
10:53
Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ersin Tan, henüz nedeni bilinemeyen ve yumuşak doku romatizması ya da kas romatizması gibi adlarla tanımlanan fibromiyalji hastalığının insanların yaşam kalitesini ciddi oranda bozduğunu söyledi.
Haberler.com
Son Dakika
28.03.2014
FibromiyaljiYaşamKalitesiniBozuyorFibromiyalji Yaşam Kalitesini Bozuyor
Sabahları ellerinizi yumruk yapamıyorsanız dikkat
Haber7
23.03.2014
11:32
Halk arasında iltihaplı eklem romatizması olarak adlandırılan ve dünyada en sık görülen iltihaplı eklem hastalığı olan romatoid artrit, Türkiyede 350 bin kişide bulunuyor
Haber7
Son Dakika
23.03.2014
SabahlarıelleriniziyumrukyapamıyorsanızdikkatSabahları ellerinizi yumruk yapamıyorsanız dikkat
Sabahları ellerinizi yumruk yapamıyorsanız dikkat
Haber3
23.03.2014
11:14
Sabahları

Halk arasında iltihaplı eklem romatizması olarak adlandırılan ve dünyada en sık görülen iltihaplı eklem hastalığı olan romatoid artrit, Türkiyede 350 bin kişide bulunuyor

Haber3
Son Dakika
23.03.2014
SabahlarıelleriniziyumrukyapamıyorsanızdikkatSabahları ellerinizi yumruk yapamıyorsanız dikkat
Özel Düztepe Yaşam Hastanesi’nde Kalp Romatizması Ve Romatizmal Ateş Anlatıldı
Haber3
22.03.2014
13:02
Özel

Özel Düztepe Yaşam Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Onur Erdoğmuş, ortaçağda görülmeyen hastalıkların günümüzde artık daha çok görülmeye başladığını söyledi.

Haber3
Son Dakika
22.03.2014
ÖzelDüztepeYaşamHastanesi’ndeKalpRomatizmasıVeRomatizmalAteşAnlatıldıÖzel Düztepe Yaşam Hastanesi’nde Kalp Romatizması Ve Romatizmal Ateş Anlatıldı
Zencefil çayının hiç bilmediğiniz faydaları
Zaman
14.03.2014
02:05
Zencefilin kurabiyelere lezzet katmanın yanı sıra sağlığınız için birçok önemli faydası bulunuyor. Bu baharat vücudunuz için inanılmaz yarara sahip ve bir dizi hastalığı hafifletiyor. Siz de günde 1 fincan sıcak zencefil çayı içmelisiniz.İşte zencefilin faydaları:Mide rahatsızlığı ve bulantılarını geçirir:Zencefil çayı binlerce yıldır bozulan mideleri düzenliyor. Siz de karın ağrısı, sabah bulantısı ve hatta araç tutması sorunu yaşıyorsanız ılık bir bardak zencefil çayı için.Sindirime yardım eder:Yiyeceklerin emilimini iyileştirip ve karın ağrısını engelleyerek sindirimde yaşamsal rol oynuyor. Mide asiti salgılayıp iştahınızı düzenlemenin yanı sıra gereksiz geğirmeleri önlemeye yardım eder.İltihabı azaltır:Çay olarak anti-inflamatuar olarak görev yapan zencefil, Romatoid artrit (eklem romatizması) ve diğer eklem iltihaplarının ağrılarının tedavisinde mükemmeldir. Doğal bir ağrı kesici özelliğe sahip olan zencefil, ağrılı kasların ve eklemlerin içindeki şişliği en aza indirir.Astım:Zencefil çayı içmek astıma da faydalıdır. Zencefil balgamı gevşetmeye yardım eder ve nefes alıp vermede zorlanan akciğerleri rahatlatır.Kan dolaşımı:Zencefil çayı kan akışını düzenler ve ateşi, ürpermeyi ve aşırı terlemeyi önler. Amino asit ve mineral gibi aktif bileşenler içeren zencefil iyileştirilmiş kan akışına yardım eder. En sonunda bu kardiyovasküler hastalıkları önleyebilir.Adet sancısı:Zencefilin faydasını görmek için onu çay olarak içmek zorunda değilsiniz, harici olarak da uygulayabilirsiniz. Adet sancısı çekiyorsanız zencefil çayına batırılmış sıcak bir havluyu karnınızın alt kısmına yerleştirin. Zencefil kasları gevşetecektir ve ağrılarınızı hafifletecektir.Stresi yatıştırır:Zencefilin kokusu aromaterapi etkisine sahiptir ve inanılmaz derecede rahatlatma özelliği vardır. Bir fincan zencefil çayı içmek ruhsal durumunuzu sakinleştirir ve geliştirir.Bağışıklığı destekler:Zencefil bağışıklık sisteminizi geliştirmeye yardımcı antioksidanlar içerir. Her gün bir fincan zencefil çayı içmek sağlıklı kalmanıza yardım eder. Felç riskini azaltmanın yanı sıra zencefil damarlarınızın etrafındaki yağ oranını en aza indirip kalbinizin formda olmasını sağlar.Kilo verme:Çeşitli şekillerde kilo vermeye yardımcı olan zencefil çayı öncelikle aşırı yağları yakar ve uzun süre sizi tok tutmaya yardım eder. Buna bağlı olarak kalori alımınız azalır ve istenmeyen kilolarınızdan kurtulursunuz.Alzheimer hastalığı:Zencefil çayı beyin hücrelerini uzun süre korumanın yanı sıra bu hücrelerin potansiyal kaybını azaltır. Bu nedenle günlük beslenmenizde daha fazla zencefil eklerseniz Alzheimer gibi beyinle ilgili hastalıkları engelleyebilirsiniz.Kısırlık:Zencefil, sperm kalitesini artırmanın yanında erkek kısırlığına yardım eder.Kanseri önler:Zencefil özellikle yumurtalık türleri gibi belirli kanserleri tedavi etmeye yardım eder. Gerçekte çalışmalara göre, zencefil yumurtalık kanseri hücrelerini tam anlamıyla yok eder. Bu kanserli hücreler kendi kendine saldırıp kendilerini öldürerek kanseri yener. Zencefil çayı içmeye başlamanız için en iyi nedeniniz bu olabilir.
Zaman
Sağlık
14.03.2014
ZencefilçayınınhiçbilmediğinizfaydalarıZencefil çayının hiç bilmediğiniz faydaları
Zencefil çayının hiç bilmediğiniz faydaları
Zaman
14.03.2014
02:05
Zencefilin kurabiyelere lezzet katmanın yanı sıra sağlığınız için birçok önemli faydası bulunuyor. Bu baharat vücudunuz için inanılmaz yarara sahip ve bir dizi hastalığı hafifletiyor. Siz de günde 1 fincan sıcak zencefil çayı içmelisiniz.İşte zencefilin faydaları:Mide rahatsızlığı ve bulantılarını geçirir:Zencefil çayı binlerce yıldır bozulan mideleri düzenliyor. Siz de karın ağrısı, sabah bulantısı ve hatta araç tutması sorunu yaşıyorsanız ılık bir bardak zencefil çayı için.Sindirime yardım eder:Yiyeceklerin emilimini iyileştirip ve karın ağrısını engelleyerek sindirimde yaşamsal rol oynuyor. Mide asiti salgılayıp iştahınızı düzenlemenin yanı sıra gereksiz geğirmeleri önlemeye yardım eder.İltihabı azaltır:Çay olarak anti-inflamatuar olarak görev yapan zencefil, Romatoid artrit (eklem romatizması) ve diğer eklem iltihaplarının ağrılarının tedavisinde mükemmeldir. Doğal bir ağrı kesici özelliğe sahip olan zencefil, ağrılı kasların ve eklemlerin içindeki şişliği en aza indirir.Astım:Zencefil çayı içmek astıma da faydalıdır. Zencefil balgamı gevşetmeye yardım eder ve nefes alıp vermede zorlanan akciğerleri rahatlatır.Kan dolaşımı:Zencefil çayı kan akışını düzenler ve ateşi, ürpermeyi ve aşırı terlemeyi önler. Amino asit ve mineral gibi aktif bileşenler içeren zencefil iyileştirilmiş kan akışına yardım eder. En sonunda bu kardiyovasküler hastalıkları önleyebilir.Adet sancısı:Zencefilin faydasını görmek için onu çay olarak içmek zorunda değilsiniz, harici olarak da uygulayabilirsiniz. Adet sancısı çekiyorsanız zencefil çayına batırılmış sıcak bir havluyu karnınızın alt kısmına yerleştirin. Zencefil kasları gevşetecektir ve ağrılarınızı hafifletecektir.Stresi yatıştırır:Zencefilin kokusu aromaterapi etkisine sahiptir ve inanılmaz derecede rahatlatma özelliği vardır. Bir fincan zencefil çayı içmek ruhsal durumunuzu sakinleştirir ve geliştirir.Bağışıklığı destekler:Zencefil bağışıklık sisteminizi geliştirmeye yardımcı antioksidanlar içerir. Her gün bir fincan zencefil çayı içmek sağlıklı kalmanıza yardım eder. Felç riskini azaltmanın yanı sıra zencefil damarlarınızın etrafındaki yağ oranını en aza indirip kalbinizin formda olmasını sağlar.Kilo verme:Çeşitli şekillerde kilo vermeye yardımcı olan zencefil çayı öncelikle aşırı yağları yakar ve uzun süre sizi tok tutmaya yardım eder. Buna bağlı olarak kalori alımınız azalır ve istenmeyen kilolarınızdan kurtulursunuz.Alzheimer hastalığı:Zencefil çayı beyin hücrelerini uzun süre korumanın yanı sıra bu hücrelerin potansiyal kaybını azaltır. Bu nedenle günlük beslenmenizde daha fazla zencefil eklerseniz Alzheimer gibi beyinle ilgili hastalıkları engelleyebilirsiniz.Kısırlık:Zencefil, sperm kalitesini artırmanın yanında erkek kısırlığına yardım eder.Kanseri önler:Zencefil özellikle yumurtalık türleri gibi belirli kanserleri tedavi etmeye yardım eder. Gerçekte çalışmalara göre, zencefil yumurtalık kanseri hücrelerini tam anlamıyla yok eder. Bu kanserli hücreler kendi kendine saldırıp kendilerini öldürerek kanseri yener. Zencefil çayı içmeye başlamanız için en iyi nedeniniz bu olabilir.
Zaman
Ana Sayfa
14.03.2014
ZencefilçayınınhiçbilmediğinizfaydalarıZencefil çayının hiç bilmediğiniz faydaları
Danimarka dan Türkiye ye İnanç Turizmi
Haberler.com
09.02.2014
11:32
Avrupada 103 MİLYON ROMATİZMA HASTASI VAR Rüştem Yüksel sözlerine Danimarkada yıllar önce bulundum. Avrupada 103 milyon romatizmalı, Danimarkada 900 bin eklem romatizması için aşılanmış insan var. Danimarkadan İzmire termal turizmi için gidecek turist kapasitesi mevcut. İnsanlar termal turizmi için Ege bölgesine giderken, paketin içinde inanç turizmi de bulunacak.
Haberler.com
Güncel
09.02.2014
DanimarkadanTürkiyeyeİnançTurizmiDanimarka dan Türkiye ye İnanç Turizmi
Tembellik değil, yumuşak doku romatizması
Taraf Gazetesi
29.01.2014
02:56
Okul başarısı düşük çocuk veya gençlere ?tembel? damgası vuruluyor. Fakat tembel olduğu düşünülen kişilerde fibromiyalji sendromu olabilir
Taraf Gazetesi
Son Dakika
29.01.2014
TembellikdeğilyumuşakdokuromatizmasıTembellik değil yumuşak doku romatizması
Çocuğunuzda tembellik varsa dikkat
Haber7
28.01.2014
17:17
Uzmanlar, çocuk ve gençlerde fibromiyalji sendromu görüldüğünü anlatarak, bu durumun vücutta yaygın ağrı ve yorgunlukla karakterize olan ve sık görülen bir yumuşak doku romatizması olduğunu belirtti
Haber7
Son Dakika
28.01.2014
ÇocuğunuzdatembellikvarsadikkatÇocuğunuzda tembellik varsa dikkat
'Tembel çocukta romatizma riski artar'
NTV
28.01.2014
14:28

style=margin:0Okul başarısı düşük çocuklara tembel damgası vurulduğunu belirten Prof. Erbil Dursun, Tembel olduğu düşünülenlerde yumuşak doku romatizması sendromu olabilir dedi.


NTV
Sağlık
28.01.2014
TembelçocuktaromatizmariskiartarTembel çocukta romatizma riski artar
Tembel Çocuklarda, Yumuşak Doku Romatizması Olabilir"
Haberler.com
28.01.2014
13:21
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Dursun: Okul başarısı düşük olunca bu çocuk veya gençlere tembel damgası vuruluyor.
Haberler.com
Sağlık
28.01.2014
TembelÇocuklardaYumuşakDokuRomatizmasıOlabilirTembel Çocuklarda Yumuşak Doku Romatizması Olabilir
"Tembel çocuklarda, yumuşak doku romatizması olabilir"
Haber3
28.01.2014
12:53
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Dursun:- Okul başarısı düşük olunca bu çocuk veya gençlere 'tembel' damgası vuruluyor. Tembel olduğu düşünülenler kişilerde fibromiyalji sendromu olabilir
Haber3
Son Dakika
28.01.2014
TembelçocuklardayumuşakdokuromatizmasıolabilirTembel çocuklarda yumuşak doku romatizması olabilir
Akupunktur sadece zayıflatmıyor
Zaman
26.01.2014
11:10
Yıllarca zayıflama konusunda başarılı sonuçlar veren akupunktur, önemli hastalıkta da kullanılan bir tedavi yöntemi. Kanser ağrılarından bağışıklık sistemi hastalıklarına, migrenden kısırlığa kadar birçok hastalığın tedavisinde olumlu sonuçlar vaat ediyor.Akupunktur adını sıkça duyduğumuz lakin hakkında pek az şey bildiğimiz tedavi yöntemlerinden. Özellikle bir dönem sabah programlarının müdavimi olan akupunkturistlerin de katkısıyla yöntemin yalnızca zayıflamaya yardımcı olarak kullanıldığı algısı oluştu.Ancak gerçek bundan çok farklı. Özellikle ağrılı ve kronik hastalıkların tedavisinde bu yönteme sıkça başvuruluyor.Vücudun tedavi yeteneğini uyarıyorAkupunktur Uzmanı Doktor Ümit Aktaş, yöntemin vücutta bulunan belirli noktalara iğne batırmak suretiyle uygulanan bir tedavi sistemi olduğunu söylüyor. Akupunkturda herhangi bir ilaç uygulaması yapılmıyor, sadece kuru iğne batırma yöntemi belirli bir teknik çerçevesinde uygulanıyor. Aktaş, “Akupunkturda temel amaç, vücudun kendi kendini tedavi etme yeteneğini uyarmaktır.” diyor.Birçok kişi akupunkturu bitkisel besin takviyeleri gibi tamamlayıcı tedavilerle aynı kefeye koysa da Aktaş’a göre gerçek bundan çok farklı. “Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ilk defa 1978 yılında Filipinler toplantısında akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir listesini yayımladı. Daha sonra 1994 yılı İtalya Cervia’daki toplantıda bu liste genişletilerek kabul edildi. Bu listede yer alan hastalıkların akupunktur ile tedavi edilebileceği duyuruldu.” diyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre akupunktur, bu listedekilerin dışında, diğer tüm hastalıkların tedavisine yardımcı olmak üzere tamamlayıcı olarak da kullanılabiliyor.Bağışıklık sistemi hastalığında kesin tedavi bulunamıyor. Ancak ömür boyu süren ilaçlarla hastalık belirtileri hafifletilebiliyor. Ancak ilaç tedavilerinin yan etkileri birçok hasta için korkutucu olabiliyor yahut hiçbir sonuç vermeyebiliyor. Akupunktur ise bağışıklık sistemi üzerinde dengeleyici etkiye sahip bir yöntem. Aktaş, “Bağışıklık sistemi, vücudu tüm hastalıklara karşı koruyan sistemdir. Bağışıklık sisteminin az çalışması da, çok çalışması da hastalıklara yol açar. Bu, bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasını sağlayan bir tedavi. Bu sayede her türlü hastalığın tedavisinde akupunktur kullanılabiliyor. Bel fıtığı tedavisinde de, alerjilerde de başarılı olmasının sırrı bağışıklık sistemini dengelemek.” diyor. Kanser hastalarında da bağışıklık sistemini destekleyerek etki ediyor. Ayrıca, kanser tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkilerini azaltıyor. Aktaş, bu yöntemi özellikle de ilaçlara bağlı olarak gelişen şiddetli mide bulantılarını engelleme konusunda başarılı buluyor.Yan etkisi yokDoktor Ümit Aktaş da ülkemizde akupunktur denilince ilk akla gelenin zayıflama tedavisi olmasından rahatsız. Zaman içinde bu konudauzman olan hekim sayısının artması ve hastalıklarda akupunktur ile tedavilerin başarılı sonuçlarının görülmesiyle bu algının yavaş yavaş kırılmasını olumlu buluyor. Tedavide en önemli nokta, bu alanda uzmanlık eğitimi almış tıp doktorları tarafından uygulanması. Hekimler, sadece akupunktur birimi bulunduran tıp fakültelerinde akupunktur eğitimi alabiliyor. Bu eğitim sonunda kendilerine Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ‘akupunktur uygulama sertifikası’ veriliyor. Emin ellerde uygulandığında bu tedavinin herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.Hangi hastalıklarda uygulanabilir?*Sırt ve bel ağrıları*Tenisçi dirseği*Diz kireçlenmesi*Migren*Sinüzit*Eklem romatizması*Ameliyat sonrası ağrılar*Gebelik bulantıları*Felç*Kemoterapinin yan etkilerinin tedavisi*Alerjik rinit*Astım*Kanser ağrıları*Panik atak*Ülseratif kolit*Fibromiyalji*Uykusuzluk*Sigara bağımlılığı*Şeker hastalığı*Kısırlık
Zaman
Sağlık
26.01.2014
AkupunktursadecezayıflatmıyorAkupunktur sadece zayıflatmıyor
Kaplıcalar, iltihaplı romatizmal hastalıkları daha da artırıyor
Zaman
20.01.2014
11:21
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Romatoloji Bilim Dalı İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Timuçin Kaşifoğlu, erken tanı konmuş, uygun şekilde tedavi edilmiş birçok romatizmal hastalığın ilerlemesini geciktirmenin, önleyebilmenin mümkün olduğunu söyledi. Kaşifoğlu, kaplıcalar ve sıcak suların romatizmal hastalıklara iyi geldiği yönündeki inanışın ise doğru olmadığını vurguladı.İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Timuçin Kaşifoğlu, yaptığı açıklamada, iltihaplı romatizmal hastalıkları olanların kaplıca ve sıcak su merkezlerine gittiğinde şikayetlerin daha da artabileceğini ifade etti. İltihaplı eklem romatizması olan hastaların, özellikle hastalığın aktif döneminde kaplıcalara gitmesinin uygun olmadığına işaret eden Kaşifoğlu, termal merkezlerin kireçlenme yani iltihaplı olmayan eklem romatizmalarının tedavisinde işe yarayabildiğini söyledi.Dr. Kaşifoğlu, romatizmal hastalıkların genelde kronik bir hastalık olduğunu, bu nedenle de insanın hayatını olumsuz etkilediğini kaydetti. Romatizmal hastalıkların başlangıcında doğru tanı, uygun tedavinin önemli olduğunu belirtirken; bu hastalığın beyin, kalp, akciğer gibi organları etkilediğine dikkat çeken Kaşifoğlu, Tanı ve tedavide gecikildiğinde ciddi sakatlık veya ölüme yol açabilir. Bu nedenle romatizmal hastalıkla ilişkili yakınmaları olan kişilerin romatoloji uzmanlarınca değerlendirilmesi gerekir. dedi.KAPLICALAR HER ROMATİZMALIYA İYİ GELMİYOR, AKSİNE HASTALIĞI ARTIRABİLİRKaplıcalar, sıcak suların romatizmal hastalıklara iyi geldiği yönünde bir inanış olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Kaşifoğlu, bu durumun doğru olmadığını, hatta hastalığı artırabildiğini ifade etti. Pek çok termal tesisin ilanlarında, tesis girişinde iyi geldiği romatizmal hastalıkların listeleri bulunduğunu ifade eden Kaşifoğlu, ancak, gerçek tam olarak böyle olmadığını bildirdi. Doç. Dr. Kaşifoğlu, şöyle dedi: Özellikle iltihaplı romatizmal hastalıkları olan hastaların bu tür merkezlere gittiğinde şikayetlerinin daha da artabileceği bilinmelidir. Bu nedenle iltihaplı eklem romatizması olan hastaların özellikle de hastalığın aktif döneminde kaplıcalara gitmesi uygun değildir. Bu tür termal merkezler kireçlenme yani iltihaplı olmayan eklem romatizmaların tedavisinde işe yarayabilir.Bazı romatizmal hastalıklar açısından ailesel yatkınlığın önemli olduğunu kaydeden Kaşifoğlu, bu durumun diğer bireylerde romatizmal hastalığın mutlaka çıkacağı anlamı taşımayacağını kaydetti. Ancak böyle durumda aile fertlerinde küçük bir risk artışına yol açabileceğini belirten Kaşifoğlu, önemli olanın diğer aile bireylerindeki yakınmaların uygun şekilde incelenmesi olduğunu anlattı. (CİHAN)
Zaman
Sağlık
20.01.2014
KaplıcalariltihaplıromatizmalhastalıklarıdahadaartırıyorKaplıcalar iltihaplı romatizmal hastalıkları daha da artırıyor
Çocuklarda kış hastalıklarına dikkat!
Zaman
02.01.2014
14:27
Kış mevsiminde özellikle çocuklar daha sık hasta oluyor. Bunun nedeni çocuklarda bağışıklık sisteminin henüz yeterince gelişmiş olmaması, çocukların toplu olarak bulunduğu okul ve kreş gibi yerlerde bu tür hastalıkların kolayca yayılabilmesi. Ayrıca, kış aylarında artan hava kirliliği de çocuklarda solunum yolu hastalıklarını artıran bir faktör.Kış aylarında çocuklarda en sık görülen hastalıklar ve çocukları bunlardan korumak için yapılması gerekenleri hatırlatan Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mahmut Baktır, şunları söyledi: Kışın çocuklarda en sık görülen hastalıklar üst solunum yolu enfeksiyonları (nezle, grip, tonsilit, orta kulak iltihabı) ve alt solunum yolu enfeksiyonlarıdır (bronşit, bronşiolit, zatürre). Viral ishaller, konjonktivit ve viral döküntülü hastalıklar da kışın artar. Ayrıca, astım ataklarında da belirgin artış gözlenir.Nezlenin, kışın en çok görülen çocukluk hastalığı olduğunu belirten Baktır, 200den fazla virüs tarafından oluşturulur. Aksırık, öksürük, burun tıkanıklığı ve akıntısı, boğazda yanma görülebilir. Bazen ateş de olabilir. Ortalama 1 hafta sürer. Öksürük 2-3 hafta sürebilir. Başka bir komplikasyon yoksa antibiyotik verilmez. İstirahat ve bol sıvı alımı önemlidir. Gerekirse ateş düşürücüler verilebilir. dedi.Dr. Mahmut Baktır, gribin, influenza virüslerinin neden olduğu, yüksek ateşle seyreden bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, şu bilgileri verdi: Ateş 39-40 dereceye kadar yükselebilir. Baş ve adale ağrıları mevcuttur. Bağışıklık sistemi bozuk olanlarda ölümcül olabilir. Çok hızlı yayılır. Komplikasyon yoksa tedavide antibiyotik kullanılmaz. İstirahat, bol sıvı ve bol kalori alımı, ateş düşürücülerin kullanımı yeterlidir. Ağır vakalarda anti-viral ilaçlar kullanılabilir. Çok sık hastalanan ve astımı olan çocukları her yıl eylül-kasım ayları arasında grip aşısı yaptırarak ağır grip vakalarından kısmen koruyabiliriz.Beta mikrobu olarak bilinen A grubu beta hemolitik streptokokların, en önemli tonsilit nedeni olduğunu aktaran Dr. Mahmut Baktır, Yüksek ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, adale ağrısı ve karın ağrısı ile seyreder. Her tonsilit beta mikrobuna bağlı değildir. Eğer beta mikrobuna bağlı olduğu tespit edilirse mutlaka antibiyotik kullanılmalıdır. Aksi takdirde tüm yaşamını etkileyebilecek akut eklem romatizması, kalp romatizması ve böbrek iltihabına sebep olabilir. diye konuştu.ORTA KULAK İLTİHABIDr. Mahmut Baktır, orta kulak iltihabının ise özellikle 6 ay-2 yaş arasındaki çocuklarda soğuk algınlığından sonra sık görülen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, Çocuklarda östaki kanalı daha kısa ve yatay olduğundan mikroplar çabucak orta kulağa ulaşıp iltihap yaparlar. Huzursuzluk, ateş, ilerlerse kulak ağrısı olur. Tedavi edilmezse işitme problemlerine sebep olabilir. şeklinde bilgi verdi.Zatürrenin virüsler ve bakteriler tarafından oluşturulabildiğini aktaran Dr. Mahmut Baktır, akciğer dokusunu tek veya iki taraflı olarak tutabilen, çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi. Baktır, Mutlaka yüksek ateş vardır. Bunun yanında titreme, terleme, öksürük, balgam, nefes darlığı, solunum adalelerinde çekilme, göğüs ve sırt ağrıları olabilir. Oksijen azlığına bağlı morarma olabilir. Uygun tedavi yapılmazsa ölümle sonuçlanabilir. Kış aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonları ve hava kirliliği, astım ataklarını da tetikler. Bu nedenle özellikle astımlı çocukların korunması çok önemlidir. dedi.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
02.01.2014
ÇocuklardakışhastalıklarınadikkatÇocuklarda kış hastalıklarına dikkat
Romatizma Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
Haberler.com
25.12.2013
15:37
ESOGÜ Romatoloji Bilim Dalı İç Haslaıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaşifoğlu: Romatizma hastalığında alternatif çözümlere sapıldığında hastalar fayda değil aksine zarar görebilirler Alternatif yaklaşımlar hastaların hekime ulaşımı ne kadar geciktirirse, sakat kalma riski o kadar yüksek olacaktır Bazı romatizma rahatsızlıkları eğer iç organları etkilerse, akciğer, beyin, kalp gibi ölümcül de olabilecek ciddiyette hastalıklardır ama çok büyük bir hastalık grubumuz başarıyla tedavi edilebilmektedir Kaplıcalara giden pek çok iltihaplı romatizması olan hastamız, daha kötü şekilde sedyeyle karşımızda gelmektedir.
Haberler.com
Sağlık
25.12.2013
RomatizmaHakkındaDoğruBilinenYanlışlarRomatizma Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
Kemiklerin sinsi hırsızı 'osteoporoz'
Zaman
04.12.2013
17:04
Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve ileri yaşlarda, özellikle kadınlarda sıkça görülen osteoporoz, yaşam kalitesini etkileyen sinsi bir hastalık. Adana Özal Avrupa Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Ünal, güçlü kemiklerin çocukluk döneminde inşa edildiğini belirterek, bu dönemdeki beslenme alışkanlıklarının önemine dikkati çekti. Kemik yoğunluğundaki azalmanın kırılganlığı arttırdığını vurgulayan Dr. Ünal, “Vücudumuzda, bir taraftan yaşlı kemiklerin yıkımı oluşurken diğer taraftan yeni kemiklerin oluşturduğu bir denge söz konusudur. Bu dengede, kemik yıkımının çok fazla olması ya da yenilenmenin yeterli olmamasına bağlı oluşan dengesizlik, osteoporoza yani kemik erimesine neden olur. Bu dengesizliğe katkıda bulunan en büyük etkenlerden biri menopozdur.” dedi. Hemen her hastalıkta olduğu gibi osteoporozda da erken teşhisin çok önemli olduğunu dile getiren Dr. Ünal, kronik sırt ağrısı, eklem ağrıları, diş kaybı ve boy kısalması gibi şikayetleri olan hastaların bir uzmana başvurmaları gerektiğini belirtti. Osteoporozun sadece menopoz sonrası görülmediğinin altını çizen Dr. Ünal, sözlerine şöyle devam etti: “Osteoporozun sadece menopoz sonrası kadınlarda görüldüğü sanılıyor. Oysa masa başı işlerde çalışan, yeterli gün ışığı almayan, fast food beslenen, hareketsiz olan bireylerde osteoporoz çok yaygın görülüyor. Bunun için erken yaşta önlem almak gerekiyor.” Dr. Yusuf Ünal, kemik erimesiyle mücadelenin anne karnında başlaması gerektiğini belirterek, “Anne adayının doğru beslenmesi, yeterli güneş ışığı alması ve düzenli egzersiz yapması bebeğin kemik oluşumunda çok önemli. Osteoporozdan korunmada sonraki adım ise, çocukluktan itibaren sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve düzgün duruş. Rafineri gıdalardan, kolalı içeceklerden uzak kalmak, yeşil yapraklı sebze, meyve ve tahıl ağırlıklı ve dengeli beslenmek çok önemli.” diye konuştu.SADECE SÜT VE YOĞURT YETERLİ DEĞİLKemiklerin sadece süt ve yoğurt ile gerekli yoğunluğa erişemeyeceğini vurgulayan Dr. Ünal şunları kaydetti: “Çünkü sadece kalsiyumdan oluşmuyor. Çocukluk ve gençlik çağlarındaki gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanımı da osteoporozun en önemli nedenlerinden biri. Kemik yapımı 20-25 yaşlarına kadar devam eder ve daha sonra yıkım artmaya başlar. Önemli olan 20-25 yaşlarına kadar maksimum kemik kitlesini sağlamaktır, sonra kaybınız kemiklerinizi daha az etkiler.”Dr. Ünal, kemiklerin sinsi hırsızı olan bu hastalığın; kanser, eklem romatizması, böbrek taşı gibi bir çok hastalığa da davetiye çıkardığını ifade ederek, menopoz sonrası kadınların her yıl kemik, kan ve idrar ölçümlerini mutlaka yaptırmaları gerektiğini vurguladı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
04.12.2013
KemiklerinsinsihırsızıosteoporozKemiklerin sinsi hırsızı osteoporoz
Çocukların kışı sağlıklı geçirmesi için tavsiyeler
Zaman
03.12.2013
02:08
Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doktoru Yrd. Doç. Dr. Gökce Celep kış mevsimini sağlıklı ve keyifli geçirebilmek ve kış ayları ile birlikte artan çocuk hastalıklarıyla ilgili uyarılar ve tavsiyelerde bulundu.Bebeklerin bulunduğu evlerde okula giden kardeş varsa bu çocukların geçirdiği basit soğuk algınlıkları bebeklerde bronşiyolit, bronşit, zatürre gibi daha ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Gökce Celep, Hastalıkları önlemek için öncelikle sağlıklı ve doğru beslenmek gerekir. Mevsiminde taze meyve ve sebzeler tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebzeler elma, portakal, mandalina gibi meyveler bağışıklık sistemimizi güçlendiren vitamin ve mineraller içerirler ve bunlar pişirmeden taze tüketilmelidir dedi.Kapalı ortamlarda mümkün olduğunca az zaman geçirilmesi ve fırsat buldukça odaların havalandırılmasını öneren Gökçe Celep, Sigaradan mutlaka uzak durulmalıdır. Sigaranın içen kişiye de dumana maruz kalan pasif içicilere de zararı büyüktür. Çocukların yanında içmiyorum, balkonda içiyorum gibi bahaneler kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Sigara solunum yolu kanserlerinde bilimsel olarak tanımlanmış birinci etkendir. Solunum yollarımızı tahriş eder, geri dönüşsüz hasarlar yaratır. Üzerimize sinen kokunun saatler sonra bile zararlı etkisinin devam ettiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Sigara içen anne babaların çocuklarında üst solunum yolu enfeksiyonu, astım gibi hava yolu hassasiyetinin ön planda olduğu süreğen hastalıklara sıklıkla rastlanır. Kalabalık ortamlarda hasta kişiler maske kullanmalıdır. Emziren anneler doktora danışarak ilaç kullanmalı ve hastalıkları boyunca maske takmalıdırlar. Mikroplarla savaşmak için annenin bağışıklık sisteminin ürettiği maddeler anne sütü yoluyla bebeğe de geçer. Üst solunum yolu enfeksiyonları virüslere veya bakterilere bağlıdır. Virüslere bağlı enfeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edilmez. Sadece virüs enfeksiyonlarının üzerine bakteriler eklenirse antibiyotik kullanılır. Bu nedenle doktora danışmadan ilaç özellikle de antibiyotik kullanılmaması gerekir diye konuştu.Basit soğuk algınlığı durumunda ilaç kullanmaktansa bol sıvı gıda tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Celep, şöyle konuştu; Ihlamur, nane- limon gibi bitkisel çaylar yararlıdır. Ancak bir yaşından önce bitki çayları önerilmez. Bir yaşından büyük bebekler bir çay kaşığı balla tatlandırılmış bu sıvılardan günde en fazla bir çay bardağı tüketebilirler. Bal, solunum yollarımızı onaran değerli bir besindir fakat balın doğal olmasına özen gösterilmelidir. Dikkat edilmesi gereken ise bal polen içerir. Bu nedenle alerjik çocuklarda dikkat edilmelidir.5-15 yaş arası çocuklarda boğaz enfeksiyonu kalp romatizması adı verilen bir hastalığa neden olabilir. Bu nedenle bu yaşlarda üç günden fazla süren yüksek ateşlerde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Bu mikroba karşı koruyucu tedavi sadece kalp romatizması olan hastalara verilir. Yani koruyucu iğne başka bir hastalığa karşı da koruyucudur, şeklindeki şehir efsanesi bademcik enfeksiyonu geçirmekten korumaz. Söz konusu iğnenin yapılması, her gün iki ölçek antibiyotik içmek demektir. Farklı amaçlar için çok yararlı olan bu ilaç suistimal edilmemelidir. Tüm yaşlarda şikayetlerin beş günden fazla sürmesi durumunda mutlaka doktora başvurulması gerekir.Bir yaşından küçük bebeklerde dirençli ateş, hızlı nefes alıp verme gibi şikayetlerin uyumaya, beslenmeye engel olması önemli bir hastalıkla karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Tedaviye başlanmış olsa bile acilen doktora başvurulması gerekir. Antibiyotik gibi bir ilaç başlandığında hastanın durumu iyiye gidiyorsa ateşin iki-üç gün daha sürebileceği unutulmamalı, sabırlı olunmalıdır. Ancak çocuğun genel hali ile ilgili endişe varsa doktora başvurulmalıdır.Eylül ayından itibaren riskli çocuklara grip aşısı yapılması bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunur. Astım, şeker, tansiyon, doğumsal kalp hastalığı gibi süreğen hastalığı olan çocuklar riskli grubunu oluşturur. Bağışıklık sistemi sağlam olan çocuklar bile yılda altı defa antibiyotik kullanacak kadar ağır enfeksiyon geçirebilir. Kreşe veya okula başlama yılında bu sayı artabilir. Telaşlanmak yerine doktorla takip etmek, gereksiz ilaç kullanmamak yararlı olacaktır.Önerilen ilaçlarımızı doğru şekilde, doğru miktarda, önerilen süre boyunca kullanmak, hastalık geçti veya ilaç bitti diye yeterli süre kullanmamak hastalıkların iyileşmesine engel olur. Kısa süre sonra şikayetler yeniden başlar. Biz de çocuğumuzun yeniden hastalandığını düşünürüz; aslında o hiç iyileşmemiş, ilaç kullanılan dönemde şikayetler maskelenmiştir. İlaçların etkisi bitince de başladığımız noktaya döneriz.(İHA)
Zaman
Sağlık
03.12.2013
ÇocuklarınkışısağlıklıgeçirmesiiçintavsiyelerÇocukların kışı sağlıklı geçirmesi için tavsiyeler
Çocukların kışı sağlıklı geçirmesi için tavsiyeler
Zaman
03.12.2013
01:51
Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doktoru Yrd. Doç. Dr. Gökce Celep kış mevsimini sağlıklı ve keyifli geçirebilmek ve kış ayları ile birlikte artan çocuk hastalıklarıyla ilgili uyarılar ve tavsiyelerde bulundu.Bebeklerin bulunduğu evlerde okula giden kardeş varsa bu çocukların geçirdiği basit soğuk algınlıkları bebeklerde bronşiyolit, bronşit, zatürre gibi daha ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Gökce Celep, Hastalıkları önlemek için öncelikle sağlıklı ve doğru beslenmek gerekir. Mevsiminde taze meyve ve sebzeler tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebzeler elma, portakal, mandalina gibi meyveler bağışıklık sistemimizi güçlendiren vitamin ve mineraller içerirler ve bunlar pişirmeden taze tüketilmelidir dedi.Kapalı ortamlarda mümkün olduğunca az zaman geçirilmesi ve fırsat buldukça odaların havalandırılmasını öneren Gökçe Celep, Sigaradan mutlaka uzak durulmalıdır. Sigaranın içen kişiye de dumana maruz kalan pasif içicilere de zararı büyüktür. Çocukların yanında içmiyorum, balkonda içiyorum gibi bahaneler kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Sigara solunum yolu kanserlerinde bilimsel olarak tanımlanmış birinci etkendir. Solunum yollarımızı tahriş eder, geri dönüşsüz hasarlar yaratır. Üzerimize sinen kokunun saatler sonra bile zararlı etkisinin devam ettiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Sigara içen anne babaların çocuklarında üst solunum yolu enfeksiyonu, astım gibi hava yolu hassasiyetinin ön planda olduğu süreğen hastalıklara sıklıkla rastlanır. Kalabalık ortamlarda hasta kişiler maske kullanmalıdır. Emziren anneler doktora danışarak ilaç kullanmalı ve hastalıkları boyunca maske takmalıdırlar. Mikroplarla savaşmak için annenin bağışıklık sisteminin ürettiği maddeler anne sütü yoluyla bebeğe de geçer. Üst solunum yolu enfeksiyonları virüslere veya bakterilere bağlıdır. Virüslere bağlı enfeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edilmez. Sadece virüs enfeksiyonlarının üzerine bakteriler eklenirse antibiyotik kullanılır. Bu nedenle doktora danışmadan ilaç özellikle de antibiyotik kullanılmaması gerekir diye konuştu.Basit soğuk algınlığı durumunda ilaç kullanmaktansa bol sıvı gıda tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Celep, şöyle konuştu; Ihlamur, nane- limon gibi bitkisel çaylar yararlıdır. Ancak bir yaşından önce bitki çayları önerilmez. Bir yaşından büyük bebekler bir çay kaşığı balla tatlandırılmış bu sıvılardan günde en fazla bir çay bardağı tüketebilirler. Bal, solunum yollarımızı onaran değerli bir besindir fakat balın doğal olmasına özen gösterilmelidir. Dikkat edilmesi gereken ise bal polen içerir. Bu nedenle alerjik çocuklarda dikkat edilmelidir.5-15 yaş arası çocuklarda boğaz enfeksiyonu kalp romatizması adı verilen bir hastalığa neden olabilir. Bu nedenle bu yaşlarda üç günden fazla süren yüksek ateşlerde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Bu mikroba karşı koruyucu tedavi sadece kalp romatizması olan hastalara verilir. Yani koruyucu iğne başka bir hastalığa karşı da koruyucudur, şeklindeki şehir efsanesi bademcik enfeksiyonu geçirmekten korumaz. Söz konusu iğnenin yapılması, her gün iki ölçek antibiyotik içmek demektir. Farklı amaçlar için çok yararlı olan bu ilaç suistimal edilmemelidir. Tüm yaşlarda şikayetlerin beş günden fazla sürmesi durumunda mutlaka doktora başvurulması gerekir.Bir yaşından küçük bebeklerde dirençli ateş, hızlı nefes alıp verme gibi şikayetlerin uyumaya, beslenmeye engel olması önemli bir hastalıkla karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Tedaviye başlanmış olsa bile acilen doktora başvurulması gerekir. Antibiyotik gibi bir ilaç başlandığında hastanın durumu iyiye gidiyorsa ateşin iki-üç gün daha sürebileceği unutulmamalı, sabırlı olunmalıdır. Ancak çocuğun genel hali ile ilgili endişe varsa doktora başvurulmalıdır.Eylül ayından itibaren riskli çocuklara grip aşısı yapılması bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunur. Astım, şeker, tansiyon, doğumsal kalp hastalığı gibi süreğen hastalığı olan çocuklar riskli grubunu oluşturur. Bağışıklık sistemi sağlam olan çocuklar bile yılda altı defa antibiyotik kullanacak kadar ağır enfeksiyon geçirebilir. Kreşe veya okula başlama yılında bu sayı artabilir. Telaşlanmak yerine doktorla takip etmek, gereksiz ilaç kullanmamak yararlı olacaktır.Önerilen ilaçlarımızı doğru şekilde, doğru miktarda, önerilen süre boyunca kullanmak, hastalık geçti veya ilaç bitti diye yeterli süre kullanmamak hastalıkların iyileşmesine engel olur. Kısa süre sonra şikayetler yeniden başlar. Biz de çocuğumuzun yeniden hastalandığını düşünürüz; aslında o hiç iyileşmemiş, ilaç kullanılan dönemde şikayetler maskelenmiştir. İlaçların etkisi bitince de başladığımız noktaya döneriz.(İHA)
Zaman
Ana Sayfa
03.12.2013
ÇocuklarınkışısağlıklıgeçirmesiiçintavsiyelerÇocukların kışı sağlıklı geçirmesi için tavsiyeler
Pilates hastanelik oldu
Zaman
30.11.2013
02:00
Pilatesi ‘sıkılaşma’ya yönelik egzersizler bütünü olarak tanıyoruz. Oysa doktor gözetiminde uygulanan klinik pilates, duruş bozukluklarından eklem ağrılarına kadar birçok hastalığa iyi geliyor.Pilates deyince ilk akla gelen ünlü bir mankenimizin gösterdiği hareketleri televizyondan izleyip elinden geldiğince yaparak zayıflamaya çalışan kadınlar… Oysa pilates sadece bir zayıflama aracı değil. Eklem ağrılarından duruş bozukluklarına kadar birçok rahatsızlık ‘klinik pilates’ sayesinde iyileşebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, pilates egzersiz metodunun Joseph Pilates tarafından sağlıklı yaşam için 80 yıl önce egzersiz, dans, jimnastik ve yogayı birleştiren bir yöntem olarak geliştirildiğini söylüyor. Başlangıçta dansçılar ve atletler tarafından uygulanan bu yöntem son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlandı, fitness ve rehabilitasyon alanında popüler hale geldi. Pilates, omurgayı sabitleyen kasları güçlendirdiği için son yıllarda tıp dünyasında da kullanılmaya başlandı.En çok ofis çalışanlarına uygulanıyorKlinik pilates; boyun, sırt, bel ağrıları ve duruş bozuklukları gibi kas iskelet sistemi problemlerinde pilates egzersizlerinin hastanın durumuna göre doktor ve fizyoterapist gözetiminde fizik tedavi ve rehabilitasyon programının tamamlayıcısı olarak uygulanmasına verilen isim. Klinik pilateste fizyoterapistle birebir çalışan hastadaki soruna yönelik olarak egzersizler, bireyselleştiriliyor ve diğer tedavi edici egzersizlerle birlikte uygulanıyor. “Burada hedef sıkılaşmak değil, kasları güçlendirip duruşu düzelterek fonksiyonları iyileştirmeye çalışmaktır.” diyor, Elçin Aykutoğlu. Omurganın yanlış kullanımı nedeniyle oluşan mekanik bel ağrıları ile benzer nedenlerle oluşan sırt ağrılarında da klinik pilates olumlu sonuçlar veriyor. Bu egzersizler boyun kaslarında gerginlik ve düzleşme olması halinde de uygulanıyor. Genellikle tüm günü masa başında geçiren ofis çalışanları, bu egzersizden faydalanıyor. Hiçbir sağlık problemi olmayan ancak uzun yıllar hareketsiz kaldıktan sonra spora başlamadan önce kas-iskelet sistemini kuvvetlendirmek isteyen 30-60 yaş arası kişiler de klinik pilatesten yararlanabiliyor. Tüm vücutta ağrıyla seyreden yumuşak doku romatizmasını ifade eden fibromiyalji hastaları ile obez hastalar da pilates programına alınabiliyor.Nelere iyi geliyor?Kronik bel, boyun ve sırt ağrıları,Duruş bozuklukları,Ofis çalışanlarında sık görülen omurga problemleri,Yaygın vücut ağrısı bulunan yumuşak doku romatizması,Obezite,Omurganın iltihaplı romatizması gibi romatizmal hastalıklar.
Zaman
En Çok Okunan
30.11.2013
PilateshastanelikolduPilates hastanelik oldu
Soğuk Hava Eklem Ağrılarını Artırıyor
Haberler.com
29.11.2013
18:57
Kış aylarında özellikle eklem romatizması ve kas rahatsızlıklarında ağrılar artabiliyor.
Haberler.com
Kadın
29.11.2013
SoğukHavaEklemAğrılarınıArtırıyorSoğuk Hava Eklem Ağrılarını Artırıyor
Havalar soğudukça eklem ağrıları artıyor
Haber7
29.11.2013
09:47
Uzmanlar, Kış aylarında özellikle eklem romatizması ve kas rahatsızlıklarında ağrıların arttığını belirtti
Haber7
Son Dakika
29.11.2013
HavalarsoğudukçaeklemağrılarıartıyorHavalar soğudukça eklem ağrıları artıyor
Çocuklarda kalp üfürümüne dikkat!
Zaman
15.11.2013
15:54
Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocukların kalp üfürümünün dikkate alınması gerektiğini vurguladı.Türkiyede sayıları çok az olan çocuk kardiyoloji uzmanlarından Dr. Murat Şahin, Adıyamana atandı. Dr. Şahin, çocuk kardiyolojisi bölümünün toplum tarafından pek bilinmediğini, çocukların kalp rahatsızlığının yetişkinlerinkinden farklı olduğunu kaydetti.Çocuklarda daha çok doğuştan olan kalp hastalıkları, kalpteki delikler yapısal olarak kalbin odacıklarının gelişememesi, kalpten çıkan damarların farklı yerlerden çıkması gibi değişik anomalilerin olduğunu dile getiren Dr. Murat Şahin, Doğuştan olmasa bile sonradan özellikle toplumumuzda 5 ile 15 yaş arasında sık görülen, çocuklarda beta mikrobu dediğimiz boğaz enfeksiyonuna yol açan beta enfeksiyonu, kalp romatizması diye bilinen kapak hastalıkları olabiliyor. Yine kalp çocuk hastalıkları arasında yapısal olarak ailesel bazı kalp hastalıkları var. Aşırı efor sarf ederken aniden kalp krizi geçiren ailede, yoğun efor sonrasında kalp krizi geçiren bireylerde bu hastalık var dedi.Çocuklarda yoğunluk olarak kalpte üfürüm duyulması şikayetinin olduğunu aktaran Dr. Şahin, Herhangi bir sebeple çocuk doktoruna gittiklerinde kalplerinde üfürümler duyulabiliyor. Bu üfürümlerin çoğunluğu aslında masum. Yapısal olan, çocuğun büyümesi ile alakalı olan ya da altta yatan bazı hastalıklar durumunda da bu üfürümler oluyor. Bunların ciddiyetine karar vermek için önce muhakkak bizim değerlendirmemiz gerekiyor. Fizik muayenede bizim için üfürüm şiddeti önemlidir. Üfürüm şiddetini birinci dereceden altıncı dereceye kadar ayırıyoruz. Genelde masum üfürümler, bir ve ikinci derece arasındaki üfürümler ama üçüncü derecenin üzerinde olan üfürümleri aile kendisi de fark edebilir. Elini göğsüne koyduğunda bu titreşimi hissediyorsa bu şiddetin çok fazla olduğu göstergesidir ve altta yatan patolojik durumun göstergesidir. Yine bizim onu değerlendirmemiz gerekiyor açıklamasını yaptı.Şahin, son dönemde kardiyolojik gelişmelerle tedavi ve müdahale yöntemlerinin geliştiğini vurguladı.(İHA)
Zaman
Sağlık
15.11.2013
ÇocuklardakalpüfürümünedikkatÇocuklarda kalp üfürümüne dikkat
Sabah yorgun kalkıyorsanız 'fibromiyalji sendromu' olabilirsiniz
Zaman
15.11.2013
15:54
Çorlu Özel Şifa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gürcan Hasanoğlu, kas romatizması adı verilen fibromiyalji sendromunun en önemli belirtilerinden birinin sabah kalkarken yorgunluk hissi olduğunu söyledi.Fibromiyalji sendromunun (FS) yaygın ağrı ve hassasiyetle karakterize, yorgunluk, uyku bozukluğu ve depresyonun eşlik ettiği bir kronik kas-iskelet sistemi hastalığı olduğunu ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gürcan Hasanoğlu, Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bir grup durumun birleşimi veya tek tek varoluşuyla fibromiyalaji sendromunu tetiklediği görülmektedir. İnsanın dış görünüşünde gözle görülür bir değişiklik yoktur, fakat yaşam kalitesinde ileri derecede düşüş gözlenmektedir. FSde yerel kan akımı azalmasına bağlı olarak yorgunluk geliştiği ve adale esnekliğinde azalma olduğu gösterilmiştir. Buna göre olayın asıl gerçekleştiği yer adale dokusudur. Kasta kasılma söz konusudur ve bu bölgede kan dolaşımı yeterli değildir. Kas dokusu yeterince oksijen alamamaktadır ve ağrı oluşmaktadır. Bazı bilim adamları düşme, çarpma, özellikle trafik kazası gibi travmaların merkezi sinir sistemine etki ederek, FSye yol açtığını ileri sürmektedirler. Her zaman büyük bir travma olması gerekmez. Bu nedenle uygun olmayan egzersizlerin veya kötü duruş pozisyonlarının bu hastalığı artıracağı göz önünde bulundurulmalıdır dedi.FS hastalığında ailesel yatkınlık ve kalıtsal özellikler bulunduğuna dikkat çeken Dr. Hasanoğlu, FSli bir annenin çocuklarında benzer sorunlar görülebileceğini, hatta beraber yaşamanın getirdiği bir hastalık olarak karı ve kocada aynı hastalığın beraberce ortaya çıkabileceğini kaydetti. Ailesel stresler, evliliğin kötü sonlanması, ağır yaşam ve iş koşullarının FSyi tırmandırdığını dile getiren Dr. Hasanoğlu,, bazı virüslerin de FSye yol açtığının iddia edildiğini belirtti.YAYGIN VÜCUT AĞRILARI HASTALIK BELİRTİSİDr. Gürcan Hasanoğlu, hastalığın en önemli belirtilerini ise yaygın vücut ağrıları, hassasiyet, yorulma gerektirecek bir faaliyet yapılmamasına rağmen yorgun olma, sabah yorgun kalkma, uyku bozukluğu, depresyon, unutkanlık ve konsantrasyon eksikliği, stres, sabah tutukluğu, gerilim tipi baş ağrısı, mide ağrısı, karında gaz ve devamlı geğirme ihtiyacı, hassas barsak sendromu, kas ağrısı olarak sıraladı. Hastalarda ayrıca bölgesel eklem ağrıları, subjektif şişlikler, kollarda ve bacaklarda uyuşma ve soğuma görülebileceğini söyleyen Dr. Hasanoğlu, FSnin toplumdaki görülme sıklığı yüzde 10-20 arasındadır. Hastaların yüzde 73 ile yüzde 88i kadındır ve ortalama hasta yaşı 34 ile 57dir. Çocuklarda yüzde 1-7 ve yaşlılarda yüzde 7-8 görülebilir. Bir romatolojik hastalığı olanlar (romatoid artrit), enfeksiyöz bir hastalığı olanlar (viral veya bakteriyel hastalıklar) veya psikiyatrik hastalığı olanlar (major depresyon gibi) düşük eğitim ve gelir düzeyi fibromiyalji sendromu açısından risk taşırlar diye konuştu.FSde çeşitli tedavi modalitelerinin denendiğini ancak hiçbiri ile kesin bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını söyleyen Dr. Hasanoğlu, hastalara kesin tanı konulmasının uygun tedavi yönteminin seçilmesi açısından önemli olduğunu vurguladı. Hastaların hastalıkları hakkında bilgilendirilmesi ve kendi kendilerini kontrol ederek belirtileri nasıl azaltacaklarını öğretmenin tedavinin önemli bir parçası olduğunu kaydeden Dr. Hasanoğlu, Psikolojik faktörlerin tedavisi ve hastalığı arttırıcı faktörlerin giderilmesine çalışılmalı, uykunun düzeltilmesi ve düzenli yaşam stili sağlanmalıdır. Hastaya hastalığının gerçek olduğu, ancak şekil bozucu ya da sakat bırakıcı bir hastalık olmadığı anlatılmalıdır. Tedavi uzun sürebilir ve bulgularda belirgin düzelme olana kadar hekimin düzenli takibi gerekebilir. Egzersiz hastalıkta en önemli tedavi ve korunma yöntemidir. Özellikle gevşeme egzersizleri, germe egzersizleri, kardiovasküler kondüsyon programı, yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme yararlıdır. Egzersiz tipi ve şiddeti hastaya göre ayarlanmalıdır. Egzersiz, derin ve yüzeysel ısı ve elektriksel akımlardan oluşan fizik tedavi, ağrının ve kas gerginliklerinin azaltılmasında çok etkili yöntemlerdir. Kas gerginliklerinin azaltılmasında masaj ve miyofasyal gevşeme ve basınç teknikleri olumlu etkiler sağlar. Hastalara ayrıca kendilerine ve sağlıklarına daha zaman ayırmaları, yoğun çalışma sırasında sık ara vermeleri, günlük işlerini mümkün olduğu kadar basit şekilde yapmaları önerilir. Sonuç olarak FS tedavisinde çok yönlü bir yaklaşım gerekir. Hastanın medikal tedavi yanında eğitimi ve düzenli bir egzersiz programına alınması gerekmektedir şeklinde konuştu.(İHA)
Zaman
Sağlık
15.11.2013
SabahyorgunkalkıyorsanızfibromiyaljisendromuolabilirsinizSabah yorgun kalkıyorsanız fibromiyalji sendromu olabilirsiniz
Sabah Yorgun Kalkıyorsanız Fibromiyaljı Sendromu Olabilirsiniz
Haber3
15.11.2013
14:41
Çorlu Özel Şifa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gürcan Hasanoğlu, kas romatizması adı verilen “fibromiyalji sendromu”nun en önemli belirtilerinden birinin sabah kalkarken yorgunluk hissi olduğunu söyledi.
Haber3
Son Dakika
15.11.2013
SabahYorgunKalkıyorsanızFibromiyaljıSendromuOlabilirsinizSabah Yorgun Kalkıyorsanız Fibromiyaljı Sendromu Olabilirsiniz
Kuşburnu c vitamini deposu
En Son Haber
12.11.2013
13:54
Kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl bir cilt için şifa deposu.
En Son Haber
Son Dakika
12.11.2013
KuşburnucvitaminideposuKuşburnu c vitamini deposu
Kuşburnu, limona göre 60 kat daha fazla C vitamini ...
Haberler.com
09.11.2013
14:58
Gümüşhane kırsalında, tarla ve dere kenarlarında yetişen kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt için şifa deposu olduğu bildirildi.
Haberler.com
Sağlık
09.11.2013
Kuşburnulimonagöre60katdahafazlaCvitaminiKuşburnu limona göre 60 kat daha fazla C vitamini
Kuşburnu C vitamini zengini, İşte faydaları
Türkiye Gazetesi
09.11.2013
13:59
Kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt için şifa deposu olduğu bildirildi.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
09.11.2013
KuşburnuCvitaminizenginiİştefaydalarıKuşburnu C vitamini zengini İşte faydaları
13:27 İşte Limondan 60 kat fazla C vitamini içeren bitki
Milliyet
09.11.2013
13:52
Kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt için şifa deposu olduğu bildirildi. Gümüşhane ...
    
Milliyet
Son Dakika
09.11.2013
1327İşteLimondan60katfazlaCvitaminiiçerenbitki1327 İşte Limondan 60 kat fazla C vitamini içeren bitki
13:27 İşte Limondan 60 kat fazla C vitamini içeren bitki
Milliyet
09.11.2013
13:46
Kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt için şifa deposu olduğu bildirildi. Gümüşhane ...
Milliyet
Son Dakika
09.11.2013
1327İşteLimondan60katfazlaCvitaminiiçerenbitki 1327 İşte Limondan 60 kat fazla C vitamini içeren bitki
Kuşburnu limona göre 60 kat daha fazla C vitamini içeriyor
Bugün
09.11.2013
13:21
Gümüşhane kırsalında, tarla ve dere kenarlarında yetişen kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt için şifa deposu olduğu bildirildi.
Bugün
Son Dakika
09.11.2013
Kuşburnulimonagöre60katdahafazlaCvitaminiiçeriyorKuşburnu limona göre 60 kat daha fazla C vitamini içeriyor
Kuşburnu limona göre 60 kat daha fazla C vitamini içeriyor
Bugün
09.11.2013
12:54
Gümüşhane kırsalında, tarla ve dere kenarlarında yetişen kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt için şifa deposu olduğu bildirildi.
Bugün
Son Dakika
09.11.2013
Kuşburnulimonagöre60katdahafazlaCvitaminiiçeriyorKuşburnu limona göre 60 kat daha fazla C vitamini içeriyor
Kuşburnu limona göre 60 kat daha fazla C vitamini içeriyor
Bugün
09.11.2013
12:27
Gümüşhane kırsalında, tarla ve dere kenarlarında yetişen kuşburnu meyvesinin soğuk algınlığı, grip, eklem romatizması, sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt için şifa deposu olduğu bildirildi.
Bugün
Son Dakika
09.11.2013
Kuşburnulimonagöre60katdahafazlaCvitaminiiçeriyorKuşburnu limona göre 60 kat daha fazla C vitamini içeriyor
Mükemmeliyetçi kadın, kulunç ağrısı çekiyor
Zaman
07.11.2013
02:09
Liv Hospital Algoloji (Ağrı) Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, yaygın olarak görülen ve halk arasında ‘kulunç’ olarak bilinen yumuşak doku romatizması riskinin yüzde 80 oranında mükemmeliyetçi kadınlar ve işkoliklerde görüldüğünü söylüyor.Yumuşak doku romatizmasının (fibromiyalji) boyun, sırt, omuz ve kalçalarda bir türlü geçmek bilmeyen tutulmalara ve kas ağrılarına neden olduğunu söyleyen uzman, “Üç aydan uzun süren yaygın kas-eklem ağrısı, vücutta bazı hassas ağrılı noktalar, yorgunluk belirtileriyle kronik bir hastalık olan fibromiyalji, her yaşta görülebiliyor. Ancak sıklıkla 25-60 arası ve kadınlarda, erkeklerden daha fazla rastlanıyor. Özellikle mükemmeliyetçi kadınlar ve işkolikler risk altında.” diyor.Keskinbora, “Strese bağlı olarak gelişen tutulmalar, beyin ve çevre sinirler arasındaki iletimde görev alan serotonin ve adrenalinde eksiklik veya bozukluğa neden olabiliyor. Bunun üzerine eklenen aşırı stres ve endişe, durumu daha karmaşık hale getiriyor. Depresyon, uyku bozukluğu ve çevresel faktörler de fibromiyalji yakınmalarını kısır döngüye çeviriyor.” ifadelerini kullanıyor. Tedavide serotonin ve adrenalin maddelerini yerine koyan antidepresanların önemli olduğunu söyleyen uzman, “Beraberinde yapılması gereken boyun, omuz ve sırttaki ağrılı tetik noktalara radyofrekans tedavisi uygulamasıdır. Yapılan çalışmalarda başarı yüzde 70 oranında. Hastaya uygulama bir kez yapılır ve ortalama 6 ay ila 2 yıl süresi boyunca hastaların boyun ve sırt ağrıları azalır.” şeklinde konuşuyor.
Zaman
Sağlık
07.11.2013
MükemmeliyetçikadınkulunçağrısıçekiyorMükemmeliyetçi kadın kulunç ağrısı çekiyor
Mükemmeliyetçi kadınların 'kuluncu' ağrıyor
Zaman
06.11.2013
12:01
Stres, yoğun iş temposu ve kronik yorgunluğa bir de vücuttaki inatçı kas ağrısı ve tutulmalar eşlik edince hayat giderek zorlaşıyor. Uzmanlar, günümüzün moda hastalığı haline gelen ve halk arasında ‘kulunç’ olarak bilenen yumuşak doku romatizması riskinin mükemmeliyetçi kadınlar ile işkoliklerde daha fazla olduğunu belirtiyor. Yumuşak doku romatizmasına kesin tanı konulmasının oldukça zor olduğunu belirten Liv Hospital Algoloji (Ağrı) Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, bu tür romatizmaların yüzde 80 oranında mükemmeliyetçi kadınlar ve işkoliklerde görüldüğüne dikkat çekti. Keskinbora, “Yumuşak doku romatizması (fibromiyalji); boyun, sırt, omuz ve kalçalarda bir türlü geçmek bilmeyen tutulmalar, kas ağrılarına neden oluyor. Üç aydan uzun süren yaygın kas-eklem ağrısı, vücutta bazı hassas ağrılı noktalar, yorgunluk, sabah tutukluğu ile karakterize kronik bir hastalık olan fibromiyalji, her yaşta ve her iki cinste de görülebiliyor. Ancak sıklıkla 25-60 arası ve kadınlarda, erkeklerden daha fazla rastlanıyor. Özellikle mükemmeliyetçi kadınlar ve işkolikler risk altında.” diye konuştu.Uyku bozukluğunun ağrıyı artırdığına dikkat çeken Keskinbora, “Strese bağlı olarak gelişen tutulmalar, beyin ve çevre sinirler arasındaki iletimde görev alan serotonin ve adrenalin gibi bazı kimyasal maddelerde eksiklik veya bozukluğa neden olabiliyor. Vücutta ağrı algılanmasında önemli olan bu maddelerin eksikliği üzerine eklenen, aşırı stres ve endişe ise durumu daha karmaşık bir hale getiriyor. Son çalışmalar depresyon, uyku bozukluğu ve çevresel faktörlerin fibromiyalji yakınmalarını kısır döngüye çevirdiğine dikkat çekiyor.” dedi. Yumuşak doku romatizması tedavisine de değinen Keskinbora, “Tedavide öncelikle serotonin ve adrenalin maddelerini yerine koyan antidepresanların kullanımı büyük önem taşıyor. Beraberinde yapılması gereken boyun, omuz ve sırttaki ağrılı tetik noktalara radyofrekans tedavisi uygulamasıdır. Radyofrekans akımı üreten özel bir jeneratör ve bu akımı dokuya ileten bir radyofrekans iğnesi ile ağrılı tetik noktalara girilerek radyofrekans akımı pulsed modunda 10 dakika uygulanır. Yapılan çalışmalarda başarı yüzde 70 oranındadır. Hastaya uygulama bir kez yapılır ve ortalama 6 ay ila 2 yıl süresi boyunca hastaların boyun ve sırt ağrıları azalır. Pulsed radyofrekans akımı uyguladığı bölgede doku hasarı yapmadan ağrı sağaltımı sağlar, bu nedenle bu işlem hastaya tekrar tekrar uygulanabilir.” ifadelerini kullandı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
06.11.2013
MükemmeliyetçikadınlarınkuluncuağrıyorMükemmeliyetçi kadınların kuluncu ağrıyor
Kalsiyum ve güneşten uzak kalanlarda kemik erimesi riski daha fazla
Zaman
20.10.2013
12:11
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Seçil Demirdal, 20 Ekim Dünya Osteoporoz (kemik erimesi) Günü ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu.Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun, kırık riskine yol açan bir iskelet sistemi hastalığı olduğunu belirten Demirdal, hastalıkla birlikte kemik kütlesinde azalma, kemik yapısında bozulma gözlendiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Seçil Demirdal, Hastalığın en önemli klinik sonucu el bileği, kalça ve omurga kırıklarının gelişmesidir. Kırıkların yanı sıra boyda kısalma ve sırtta kamburluk da görülebilir. Kırık sonrasında hastalarda günlük aktivitelerde ve yaşamı bağımsız idame ettirebilmede önemli ölçüde kısıtlanma olduğundan osteoporoz, toplum sağlığı açısından giderek önem kazanmaktadır. dedi.EN RİSKLİ GRUP KADINLAROsteoporozdan kadınların erkeklere göre daha fazla etkilendiğine dikkat çeken Demirdal, risk gruplarını şöyle sıraladı: Ailede osteoporoza bağlı kırık geçirmiş bireyin bulunması, kadınların erken yaşta adetten kesilmesi, düşük kilo, kalsiyum içeren gıdalardan fakir beslenmek, güneş ışığından yeterli derecede yararlanmamak, sigara-alkol ve aşırı kafein tüketimi ve hareketsiz yaşam osteoporoz için en fazla tanımlanan risk faktörleridir.DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALARYaşlı nüfusun artmasıyla birlikte osteoporoz görülme sıklığının arttığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Demirdal, ileri yaş gruplarının günlük hayatlarında daha özenli davranmasını istedi. İleri yaşla birlikte düşmenin önlenmesi osteoporoza bağlı kırıkların önlenmesinde çok önemlidir. Engebeli ve kaygan zeminlerden, ev içinde takılıp düşmeye neden olabilecek halı ya da kablolardan, kötü ışıktan, uygun olmayan ayakkabı ve giysilerden kaçınmak gereklidir. Ayrıca yürüyüş, denge ve güçlendirme egzersizleri osteoporozun önlenmesinde oldukça önemlidir. diye konuştu.BAZI İLAÇLARLA OSTEOPOROZ RİSKİ ARTIYORYrd. Doç. Dr. Demirdal, iltihaplı eklem romatizması veya şeker hastalığının varlığı; kortizon, tiroid ya da nöbetlerle kendini gösteren sara hastalığına yönelik kullanılan ilaçların osteoporoz riskini arttırdığını, bu ilaçları kullanan kişilerin mutlaka doktor kontrolünde olması gerektiğini vurguladı.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
20.10.2013
KalsiyumvegüneştenuzakkalanlardakemikerimesiriskidahafazlaKalsiyum ve güneşten uzak kalanlarda kemik erimesi riski daha fazla
"Kalsiyum ve güneşten uzak kalanlar daha çok kemik erimesi oluyor"
Zaman
20.10.2013
11:41
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Seçil Demirdal, 20 Ekim Dünya Osteoporoz (kemik erimesi) Günü ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun, kırık riskine yol açan bir iskelet sistemi hastalığı olduğunu belirten Demirdal, hastalıkla birlikte kemik kütlesinde azalma, kemik yapısında bozulma gözlendiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Seçil Demirdal, “Hastalığın en önemli klinik sonucu el bileği, kalça ve omurga kırıklarının gelişmesidir. Kırıkların yanı sıra boyda kısalma ve sırtta kamburluk da görülebilir. Kırık sonrasında hastalarda günlük aktivitelerde ve yaşamı bağımsız idame ettirebilmede önemli ölçüde kısıtlanma olduğundan osteoporoz, toplum sağlığı açısından giderek önem kazanmaktadır.” dedi.EN RİSKLİ GRUP KADINLAROsteoporozdan kadınların erkeklere göre daha fazla etkilendiğine dikkat çeken Demirdal, risk gruplarını şöyle sıraladı: “Ailede osteoporoza bağlı kırık geçirmiş bireyin bulunması, kadınların erken yaşta adetten kesilmesi, düşük kilo, kalsiyum içeren gıdalardan fakir beslenmek, güneş ışığından yeterli derecede yararlanmamak, sigara-alkol ve aşırı kafein tüketimi ve hareketsiz yaşam osteoporoz için en fazla tanımlanan risk faktörleridir.”DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALARYaşlı nüfusun artmasıyla birlikte osteoporoz görülme sıklığının arttığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Demirdal, ileri yaş gruplarının günlük hayatlarında daha özenli davranmasını istedi. “İleri yaşla birlikte düşmenin önlenmesi osteoporoza bağlı kırıkların önlenmesinde çok önemlidir. Engebeli ve kaygan zeminlerden, ev içinde takılıp düşmeye neden olabilecek halı ya da kablolardan, kötü ışıktan, uygun olmayan ayakkabı ve giysilerden kaçınmak gereklidir. Ayrıca yürüyüş, denge ve güçlendirme egzersizleri osteoporozun önlenmesinde oldukça önemlidir.” diye konuştu.BAZI İLAÇLARLA OSTEOPOROZ RİSKİ ARTIYORYrd. Doç. Dr. Demirdal, iltihaplı eklem romatizması veya şeker hastalığının varlığı; kortizon, tiroid ya da nöbetlerle kendini gösteren sara hastalığına yönelik kullanılan ilaçların osteoporoz riskini arttırdığını, bu ilaçları kullanan kişilerin mutlaka doktor kontrolünde olması gerektiğini vurguladı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
20.10.2013
KalsiyumvegüneştenuzakkalanlardahaçokkemikerimesioluyorKalsiyum ve güneşten uzak kalanlar daha çok kemik erimesi oluyor
Toplam "231" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti