sözüdür | |
|
| Yavuz Bahadıroğlu Şehir ve Çanakkale Ruhu nu Anlattı | Haberler.com | 16.03.2012 20:23 |  | | |
| Sadıkların sözüdür dinlenen | Samanyolu Haber | 13.01.2012 09:06 |  | | Sıdk dendiğinde daha çok doğru söz ve hakikate muvafık beyan akla gelmektedir.... Fakat aslında sıdk; doğru sözün yanında doğru davranışı da ihtiva eden, her türlü uydurma beyan ve tavırlardan arınmış olmayı da çağrıştıran ve insanın iç-dış, gizli-açık her halini aynı çizgide götürmesi, hilâf-ı vaki her şeye kapanıp, hayatını... | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.01.2012 | | | SadıklarınsözüdürdinlenenSadıkların sözüdür dinlenen |
|
| Sadıkların sözüdür dinlenen | Zaman | 13.01.2012 07:58 |  | | |
| Sadıkların sözüdür dinlenen | Zaman | 13.01.2012 01:58 |  | | |
| Yalova'da Türk lehçeleri sempozyumu | Haber7 | 13.09.2011 20:07 |  | | |
| Kur'an İkliminde | Milli Gazete | 24.08.2011 17:56 |  | | |
İçinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini barındıran mübarek Ramazan ayındayız. Allahın kelamı, kainat kitabı, dünya ve ahiretimiz için huzur ve mutluluk reçetesi olan Kuran-ı Kerim bu ayda indirildi. Yani, vahyin başladığı ay. Bu yüzden, Ramazan ayı seçilmiş ve ayrıcalığı olan bir aydır. Bu ayı ihya edenler iç dünyalarını inşa ve imar etmiş, hakim hayat tarzının üzerlerindeki olumsuz etkilerinden sıyrılmış olurlar. Feyiz ve bereketle dolu olan Ramazan ayında bildiğimiz veya idrak edemediğimiz o kadar çok sır ve hikmetler vardır ki...
Ramazan ayını bu kadar büyük ve önemli yapan olay Rabbimizin kitabı olan Kuran-ı Kerimin bu ay içinde yeryüzünü aydınlatmaya başlamasıdır. Allah aşkı ile yanıp tutuşan gönüller bu ayda daha yoğun olarak Kuran iklimine giriyor, Allahın rahmet ve mağfiretinin yeryüzünü kuşattığına şahit oluyorlar. Bu sebeple, bu ayda Kuranla irtibatımızı artırmalı, Kuran okumalı ve ayetleri üzerinde inceleme ve araştırmalarımızı derinleştirmeliyiz. Çünkü, nice problem ve çalkantılar içinde kıvranan insanlık için Kuran-ı Kerime tabi olmaktan başka çıkar yol yoktur. O, her şeyin sahip ve hakimi, Alemlerin Rabbı olan Allahü Tealanın sözüdür. Sağlam bir delil, benzeri olmayan hikmetli sözdür. Geçmişi ve geleceği kuşatır. Şu ayetleri bu düşüncelerle tefekkür etmeye çalışalım:... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 24.08.2011 | | | KuranİklimindeKuran İkliminde |
|
| Kur'ân, Allah'ın gönderdiği rehberdir | Milli Gazete | 16.08.2011 11:33 |  | | | Kurân-ı Kerîm, Allahın ilmi dahilinde indirilmiş ve Hz.Muhammed (SAV) Efendimizin de Peygamberliğine şahid bir kitabtır.
Kurânın bir benzeri yoktur. Kurân Allahın sözüdür. Bunun şahidi bizzat Allahın kendisidir. Melekleridir. Böyle olunca Onun şahidliği karşısında Onun yarattıklarının yalancı şahitliğinin hiçbir değeri yoktur. Bunun böyle olduğu Kurânda şöyle ifade ediliyor:... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 16.08.2011 | | | KurânAllahıngönderdiğirehberdirKurân Allahın gönderdiği rehberdir |
|
| Edebiyat klasikleri sıkıcı mı? | Milliyet | 16.08.2011 00:07 |  | | |
| CHP LİDERİ KEMAL KILIÇDAROĞLU HUZUR VAAT ETTİ | Haber3 | 04.06.2011 09:23 |  | | |
| 16:00 Kılıçdaroğlu, Kâhta'da huzur vaad etti | Net Gazete | 03.06.2011 15:59 |  | | | CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Adıyamanın Kahta ilçesindeki Mustafa Kemal Caddesi üzerinde partililere seçim otobüsü üzerinden hitap etti, huzuru getirmek için söz vererek, Sözüm sözdür, sözüm Kemalin sözüdür dedi. Kılıçdaroğlu, siyasette zenginleşmeye son vereceğini belirterek, Siyasette önce halk zenginleşecek. Kemal sizin Kemalinizdir. Sizin için çalışıyor diye konuştu. | | Net Gazete Son Dakika 03.06.2011 | | | 1600KılıçdaroğluKâhtadahuzurvaadetti1600 Kılıçdaroğlu Kâhtada huzur vaad etti |
|
| 14:45 Kılıçdaroğlu, Kahta'da huzur vaat etti | Net Gazete | 03.06.2011 14:47 |  | | | CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Adıyamanın Kahta ilçesindeki Mustafa Kemal Caddesi üzerinde partililere seçim otobüsü üzerinden hitap etti, huzuru getirmek için söz vererek, Sözüm sözdür, sözüm Kemalin sözüdür dedi. Kılıçdaroğlu, siyasette zenginleşmeye son vereceğini belirterek, Siyasette önce halk zenginleşecek. Kemal sizin Kemalinizdir. Sizin için çalışıyor diye konuştu. | | Net Gazete Son Dakika 03.06.2011 | | | 1445KılıçdaroğluKahtadahuzurvaatetti1445 Kılıçdaroğlu Kahtada huzur vaat etti |
|
| DİB Başkanı, Kürtçe mevlit okudu | Samanyolu Haber | 17.04.2011 00:16 |  | | Diyarbakır Müftülüğünün Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine ilgi büyük oldu. Diyarbakır Müftülüğünün Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır Atatürk Stadında düzenlediği Kuran-ı Kerim ziyafetine on binlerce vatandaş katıldı.
18 bin koltuğun bulunduğu tribünlerin yanı sıra saha ve çevresindeki alanında yer kalmayınca vatandaşlar programı dışarıdan izlemek zorunda kaldı.
Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Süleyman Çelebi ile Molla Batevinin Hz. Muhammed (sav) için yazdığı mevlitlerden satırlar okuyarak kardeşlik vurgusu yaptı. Görmez, Çelebi Bursanın bir köyünden Batevi Hakkarinin bir köyündendi. Ama ikisi de peygamber sevgisini ne güzel dile getirmiş. dedi.
Program, Diyarbakır Ulu Camii İmamı Mehmet Emin Mülayimin Kuran tilaveti ile başladı.
Açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Müftüsü Ali Melek, Diyarbakır halkının peygamber sevgisinin statlara sığmadığına bir kez daha tanıklık ettiklerini söyledi.
Diyarbakırda minibüsçüsünden tatlıcına kadar bütün esnafların Kutlu Doğum Haftasını büyük bir sevgi ve Ona yakışan şekilde karşıladığını anlatan Melek, Diyarbakırımızda ücretsiz minibüsçüsünden esnafına kadar Resulün sevgisiyle ücretsiz hizmet yapacağını duyurdu ve öyle yaptı. Diyarbakırda geçen yıl başlattığımız kardeşlik duygusu bu yıl daha da pekişti. Diyarbakırlılar evinde pastasını böreğini yaparak camilerde ve düğün salonlarında bir araya gelen, peygamber muhabbetiyle bir araya gelen kardeşlerine ikram etti. Kutlu Doğumun mutluğunu birlikte yaşıyoruz. Bugün bir camide Ankaradan gelen bir heyetle cami cemaati bir araya geldi ve yemek törenine katıldı. İşte Diyarbakır ve Diyarbakır insanı budur. Diyarbakır insanı budur değerli kardeşlerimiz. diye konuştu.
GÖRMEZ: KAPILARINI İSLAMA İLK AÇAN ŞEHİR DİYARBAKIR
Ankara Kocatepe Camii İmam Hatibi İsmail Coşarın kasidesinden sonra konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez de, Diyarbakırda makamları bulunan peygamberlere dua etti. Görmez, Diyarbakırda kabri bulunan dua peygamberi Hz. Yunus ve merhametiyle bilinen Hz. Zülkifle salat ve selam olsun. Hikmet yüklü ahlak peygambere selam ve salat olsun. dedi.
Diyarbakırda metfun olan 27 sahabeye. İslamın kılıcı Halit Bin Velidin oğlu Hz. Süleymana salat ve selam olsun. diyen Görmez, Peygamberimizin (sav) vefatından 6 yıl sonra Diyarbakırın kapılarını İslama açtığını hatırlattı.
Görmez, Yıl 632. Hz. Peygamberimiz şahadet parmağını kaldırarak ben en Yüce Dosta gidiyorum diyerek aramızdan ayrıldı. Yıl 638, yani 6 sene sonra Diyarbakırın kapıları İslama açıldı. Anadolu kapısını ilk defa İslama açan Diyarbakır olmuştur. diye konuştu.
Diyarbakır Ulu Camiinin Peygamberimizin (sav) vefatından 7 sene sonra içinde ilk defa saf durularak kalplerin birleştiğini anlatan Görmez, O mabette tarih boyunca kıbleye yönelen ululara selam olsun. Diyarbakır ilk günden kapıları açtığı ilk günden beri İslamın gür sedası olmuştur. İlk günden beri hizmet edenlere rahmet olsun. ifadelerini kullandı.
FIRAT VE DİCLE RASULE KAVUŞMAK İÇİN AKIYOR
Diyarbakırın bulunduğu konuma da değinen Görmez, şehrin içinden geçen Dicle ile yanında geçen Fıratın şairlerin deyimiyle farklı bir şekilde aktıklarını anlattı.
Görmez, Sizi buraya getiren bir tek şey var yüreklerinizde, Muhammet Mustafa aşkı... Bizim şairimiz Fırat ve Dicleyi şöyle tanıtır: İki nehir var ki aşık nehirler. Çünkü maşuka doğru akar. Çünkü Sevgililer Sevgiline doğru akar. Böyle olduğu için şair iki nehrinin akışını bir an önce aşık olduğu Muhammede (sav) ulaşmak için akar der. tespitinde bulundu.
KÜRTÇE MEVLİT OKUDU, ÇELEBİ VE BATEVİ ÖRNEĞİNİ VERDİ
Doğu ve Güneydoğuda dillerden düşmeyen Molla Batevinin Peygamberimize (sav) Kürtçe yazdığı mevlidi okuyan Görmez, Kürtçe olarak, Hemdê bê hed bo Xwedayê alemin. Ew Xwedayê daye me dînê mobin (Alemlerin Rabbine sınırsız hamdolsun. O Allah ki, bize o büyük dini bahşetmiş) satırları ile Süleyman Çelebinin yazdığı mevlitten bir dörtlük okudu.
Çelebinin aşkını dile getirmesi üzerine Batevinin de durmadığını anlatan Görmez, Batevi adeta Süleyman Çelebi ile manevi alemde buluşmuş. Hakkarinin köyünde dünyaya gelmiş, adeta Çelebiyle yarışır şekilde aşkını dile getirmiştir. dedi.
Merhametsizliğin tek çaresinin yine merhamet olduğunu belirten Görmez, hatta insanın kendisine, kainata, hayvanlara, bitkilere, merhametsizlere merhameti olduğunu kaydetti.
SİZ AÇKEN İSTANBULDAKİ KARDEŞİNİZ TOK YATMAMAK ZORUNDA
Konuşmasında birlik ve beraberliğe de vurgu yapan Görmez, İstanbul, Ankara ile Hakkari ve Vanı iman kardeşliğinin birbirine bağladığını söyledi.
Görmez şunları söyledi: Bizi birbirimize bağlayan iman kardeşliğidir. O da La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah sözüdür. Bu bizi kardeş kılar. Irk ve renk ayrımını hepsini ortadan kaldıran ve kardeş kılan bu kelimedir. Bunun bir hukuku var. İstanbul ve Ankara ve Hakkari ve Şırnaktaki kardeşiniz bu kelimeyle size bağlı ve size haksızlık y | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.04.2011 | | | DİBBaşkanıKürtçemevlitokuduDİB Başkanı Kürtçe mevlit okudu |
|
| Görmez, Kürtçe mevlit okudu | Samanyolu Haber | 17.04.2011 00:10 |  | | Diyarbakır Müftülüğünün Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine ilgi büyük oldu. Diyarbakır Müftülüğünün Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır Atatürk Stadında düzenlediği Kuran-ı Kerim ziyafetine on binlerce vatandaş katıldı.
18 bin koltuğun bulunduğu tribünlerin yanı sıra saha ve çevresindeki alanında yer kalmayınca vatandaşlar programı dışarıdan izlemek zorunda kaldı.
Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Süleyman Çelebi ile Molla Batevinin Hz. Muhammed (sav) için yazdığı mevlitlerden satırlar okuyarak kardeşlik vurgusu yaptı. Görmez, Çelebi Bursanın bir köyünden Batevi Hakkarinin bir köyündendi. Ama ikisi de peygamber sevgisini ne güzel dile getirmiş. dedi.
Program, Diyarbakır Ulu Camii İmamı Mehmet Emin Mülayimin Kuran tilaveti ile başladı.
Açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Müftüsü Ali Melek, Diyarbakır halkının peygamber sevgisinin statlara sığmadığına bir kez daha tanıklık ettiklerini söyledi.
Diyarbakırda minibüsçüsünden tatlıcına kadar bütün esnafların Kutlu Doğum Haftasını büyük bir sevgi ve Ona yakışan şekilde karşıladığını anlatan Melek, Diyarbakırımızda ücretsiz minibüsçüsünden esnafına kadar Resulün sevgisiyle ücretsiz hizmet yapacağını duyurdu ve öyle yaptı. Diyarbakırda geçen yıl başlattığımız kardeşlik duygusu bu yıl daha da pekişti. Diyarbakırlılar evinde pastasını böreğini yaparak camilerde ve düğün salonlarında bir araya gelen, peygamber muhabbetiyle bir araya gelen kardeşlerine ikram etti. Kutlu Doğumun mutluğunu birlikte yaşıyoruz. Bugün bir camide Ankaradan gelen bir heyetle cami cemaati bir araya geldi ve yemek törenine katıldı. İşte Diyarbakır ve Diyarbakır insanı budur. Diyarbakır insanı budur değerli kardeşlerimiz. diye konuştu.
GÖRMEZ: KAPILARINI İSLAMA İLK AÇAN ŞEHİR DİYARBAKIR
Ankara Kocatepe Camii İmam Hatibi İsmail Coşarın kasidesinden sonra konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez de, Diyarbakırda makamları bulunan peygamberlere dua etti. Görmez, Diyarbakırda kabri bulunan dua peygamberi Hz. Yunus ve merhametiyle bilinen Hz. Zülkifle salat ve selam olsun. Hikmet yüklü ahlak peygambere selam ve salat olsun. dedi.
Diyarbakırda metfun olan 27 sahabeye. İslamın kılıcı Halit Bin Velidin oğlu Hz. Süleymana salat ve selam olsun. diyen Görmez, Peygamberimizin (sav) vefatından 6 yıl sonra Diyarbakırın kapılarını İslama açtığını hatırlattı.
Görmez, Yıl 632. Hz. Peygamberimiz şahadet parmağını kaldırarak ben en Yüce Dosta gidiyorum diyerek aramızdan ayrıldı. Yıl 638, yani 6 sene sonra Diyarbakırın kapıları İslama açıldı. Anadolu kapısını ilk defa İslama açan Diyarbakır olmuştur. diye konuştu.
Diyarbakır Ulu Camiinin Peygamberimizin (sav) vefatından 7 sene sonra içinde ilk defa saf durularak kalplerin birleştiğini anlatan Görmez, O mabette tarih boyunca kıbleye yönelen ululara selam olsun. Diyarbakır ilk günden kapıları açtığı ilk günden beri İslamın gür sedası olmuştur. İlk günden beri hizmet edenlere rahmet olsun. ifadelerini kullandı.
FIRAT VE DİCLE RASULE KAVUŞMAK İÇİN AKIYOR
Diyarbakırın bulunduğu konuma da değinen Görmez, şehrin içinden geçen Dicle ile yanında geçen Fıratın şairlerin deyimiyle farklı bir şekilde aktıklarını anlattı.
Görmez, Sizi buraya getiren bir tek şey var yüreklerinizde, Muhammet Mustafa aşkı... Bizim şairimiz Fırat ve Dicleyi şöyle tanıtır: İki nehir var ki aşık nehirler. Çünkü maşuka doğru akar. Çünkü Sevgililer Sevgiline doğru akar. Böyle olduğu için şair iki nehrinin akışını bir an önce aşık olduğu Muhammede (sav) ulaşmak için akar der. tespitinde bulundu.
KÜRTÇE MEVLİT OKUDU, ÇELEBİ VE BATEVİ ÖRNEĞİNİ VERDİ
Doğu ve Güneydoğuda dillerden düşmeyen Molla Batevinin Peygamberimize (sav) Kürtçe yazdığı mevlidi okuyan Görmez, Kürtçe olarak, Hemdê bê hed bo Xwedayê alemin. Ew Xwedayê daye me dînê mobin (Alemlerin Rabbine sınırsız hamdolsun. O Allah ki, bize o büyük dini bahşetmiş) satırları ile Süleyman Çelebinin yazdığı mevlitten bir dörtlük okudu.
Çelebinin aşkını dile getirmesi üzerine Batevinin de durmadığını anlatan Görmez, Batevi adeta Süleyman Çelebi ile manevi alemde buluşmuş. Hakkarinin köyünde dünyaya gelmiş, adeta Çelebiyle yarışır şekilde aşkını dile getirmiştir. dedi.
Merhametsizliğin tek çaresinin yine merhamet olduğunu belirten Görmez, hatta insanın kendisine, kainata, hayvanlara, bitkilere, merhametsizlere merhameti olduğunu kaydetti.
SİZ AÇKEN İSTANBULDAKİ KARDEŞİNİZ TOK YATMAMAK ZORUNDA
Konuşmasında birlik ve beraberliğe de vurgu yapan Görmez, İstanbul, Ankara ile Hakkari ve Vanı iman kardeşliğinin birbirine bağladığını söyledi.
Görmez şunları söyledi: Bizi birbirimize bağlayan iman kardeşliğidir. O da La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah sözüdür. Bu bizi kardeş kılar. Irk ve renk ayrımını hepsini ortadan kaldıran ve kardeş kılan bu kelimedir. Bunun bir hukuku var. İstanbul ve Ankara ve Hakkari ve Şırnaktaki kardeşiniz bu kelimeyle size bağlı ve size haksızlık y | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.04.2011 | | | GörmezKürtçemevlitokuduGörmez Kürtçe mevlit okudu |
|
| Diyanet Başkanı Görmez, Kürtçe mevlit okudu | Samanyolu Haber | 16.04.2011 22:06 |  | | Diyarbakır Müftülüğünün Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır Atatürk Stadında düzenlediği Kuran-ı Kerim ziyafetine on binlerce vatandaş katıldı. 18 bin koltuğun bulunduğu tribünlerin yanı sıra saha ve çevresindeki alanında yer kalmayınca vatandaşlar programı dışarıdan izlemek zorunda kaldı. Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Süleyman Çelebi ile Molla Batevinin Hz. Muhammed (sav) için yazdığı mevlitlerden satırlar okuyarak kardeşlik vurgusu yaptı. Görmez, Çelebi Bursanın bir köyünden Batevi Hakkarinin bir köyündendi. Ama ikisi de peygamber sevgisini ne güzel dile getirmiş. dedi.
Program, Diyarbakır Ulu Camii İmamı Mehmet Emin Mülayimin Kuran tilaveti ile başladı.
Açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Müftüsü Ali Melek, Diyarbakır halkının peygamber sevgisinin statlara sığmadığına bir kez daha tanıklık ettiklerini söyledi.
Diyarbakırda minibüsçüsünden tatlıcına kadar bütün esnafların Kutlu Doğum Haftasını büyük bir sevgi ve Ona yakışan şekilde karşıladığını anlatan Melek, Diyarbakırımızda ücretsiz minibüsçüsünden esnafına kadar Resulün sevgisiyle ücretsiz hizmet yapacağını duyurdu ve öyle yaptı. Diyarbakırda geçen yıl başlattığımız kardeşlik duygusu bu yıl daha da pekişti. Diyarbakırlılar evinde pastasını böreğini yaparak camilerde ve düğün salonlarında bir araya gelen, peygamber muhabbetiyle bir araya gelen kardeşlerine ikram etti. Kutlu Doğumun mutluğunu birlikte yaşıyoruz. Bugün bir camide Ankaradan gelen bir heyetle cami cemaati bir araya geldi ve yemek törenine katıldı. İşte Diyarbakır ve Diyarbakır insanı budur. Diyarbakır insanı budur değerli kardeşlerimiz. diye konuştu.
GÖRMEZ: KAPILARINI İSLAMA İLK AÇAN ŞEHİR DİYARBAKIR
Ankara Kocatepe Camii İmam Hatibi İsmail Coşarın kasidesinden sonra konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez de, Diyarbakırda makamları bulunan peygamberlere dua etti. Görmez, Diyarbakırda kabri bulunan dua peygamberi Hz. Yunus ve merhametiyle bilinen Hz. Zülkifle salat ve selam olsun. Hikmet yüklü ahlak peygambere selam ve salat olsun. dedi.
Diyarbakırda metfun olan 27 sahabeye. İslamın kılıcı Halit Bin Velidin oğlu Hz. Süleymana salat ve selam olsun. diyen Görmez, Peygamberimizin (sav) vefatından 6 yıl sonra Diyarbakırın kapılarını İslama açtığını hatırlattı.
Görmez, Yıl 532. Hz. Peygamberimiz şahadet parmağını kaldırarak ben en Yüce Dosta gidiyorum diyerek aramızdan ayrıldı. Yıl 638, yani 6 sene sonra Diyarbakırın kapıları İslama açıldı. Anadolu kapısını ilk defa İslama açan Diyarbakır olmuştur. diye konuştu.
Diyarbakır Ulu Camiinin Peygamberimizin (sav) vefatından 7 sene sonra içinde ilk defa saf durularak kalplerin birleştiğini anlatan Görmez, O mabette tarih boyunca kıbleye yönelen ululara selam olsun. Diyarbakır ilk günden kapıları açtığı ilk günden beri İslamın gür sedası olmuştur. İlk günden beri hizmet edenlere rahmet olsun. ifadelerini kullandı.
FIRAT VE DİCLE RASULE KAVUŞMAK İÇİN AKIYOR
Diyarbakırın bulunduğu konuma da değinen Görmez, şehrin içinden geçen Dicle ile yanında geçen Fıratın şairlerin deyimiyle farklı bir şekilde aktıklarını anlattı.
Görmez, Sizi buraya getiren bir tek şey var yüreklerinizde, Muhammet Mustafa aşkı... Bizim şairimiz Fırat ve Dicleyi şöyle tanıtır: İki nehir var ki aşık nehirler. Çünkü maşuka doğru akar. Çünkü Sevgililer Sevgiline doğru akar. Böyle olduğu için şair iki nehrinin akışını bir an önce aşık olduğu Muhammede (sav) ulaşmak için akar der. tespitinde bulundu.
KÜRTÇE MEVLİT OKUDU, ÇELEBİ VE BATEVİ ÖRNEĞİNİ VERDİ
Doğu ve Güneydoğuda dillerden düşmeyen Molla Batevinin Peygamberimize (sav) Kürtçe yazdığı mevlidi okuyan Görmez, Kürtçe olarak, Hemdê bê hed bo Xwedayê alemin. Ew Xwedayê daye me dînê mobin (Alemlerin Rabbine sınırsız hamdolsun. O Allah ki, bize o büyük dini bahşetmiş) satırları ile Süleyman Çelebinin yazdığı mevlitten bir dörtlük okudu.
Çelebinin aşkını dile getirmesi üzerine Batevinin de durmadığını anlatan Görmez, Batevi adeta Süleyman Çelebi ile manevi alemde buluşmuş. Hakkarinin köyünde dünyaya gelmiş, adeta Çelebiyle yarışır şekilde aşkını dile getirmiştir. dedi.
Merhametsizliğin tek çaresinin yine merhamet olduğunu belirten Görmez, hatta insanın kendisine, kainata, hayvanlara, bitkilere, merhametsizlere merhameti olduğunu kaydetti.
SİZ AÇKEN İSTANBULDAKİ KARDEŞİNİZ TOK YATMAMAK ZORUNDA
Konuşmasında birlik ve beraberliğe de vurgu yapan Görmez, İstanbul, Ankara ile Hakkari ve Vanı iman kardeşliğinin birbirine bağladığını söyledi.
Görmez şunları söyledi: Bizi birbirimize bağlayan iman kardeşliğidir. O da La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah sözüdür. Bu bizi kardeş kılar. Irk ve renk ayrımını hepsini ortadan kaldıran ve kardeş kılan bu kelimedir. Bunun bir hukuku var. İstanbul ve Ankara ve Hakkari ve Şırnaktaki kardeşiniz bu kelimeyle size bağlı ve size haksızlık yapmamak zorunda. Siz açken tok yatmamak zorunda. İşte bu kardeşlik bugün ortaya çıkan bir kard | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.04.2011 | | | DiyanetBaşkanıGörmezKürtçemevlitokuduDiyanet Başkanı Görmez Kürtçe mevlit okudu |
|
| Vakkasoğlu: Çanakkale, Cumhuriyetimizin ön sözüdür | Samanyolu Haber | 20.03.2011 00:24 |  | | Eğitimci yazar Vehbi Vakkasoğlu, Çanakkale, Cumhuriyetimizin ön sözüdür. Çanakkale Savaşları kazanılmasaydı bugün cumhuriyet olmayacaktı. dedi.
Antalyanın Serik ilçesinde Serik Eğitim Gönülleri Derneği (SEKDER) tarafından Çanakkale konulu konferans düzenlendi. Programa konuşmacı olarak katılan Vehbi Vakkasoğlu, 1521ci Çanakkale konferansını verdi.
Vakkasoğlu, Çanakkale Zaferinin çok önemli olduğunu söyledi. Vakkasoğlu, Çanakkale, Cumhuriyetimizin ön sözüdür. Çanakkale Savaşları kazanılmasaydı bugün cumhuriyet olmayacaktı. dedi.
Çanakkale Zaferinin hangi şartlarda kazanıldığını anlatan Vakkasoğlu, Batılı devletler Çanakkale cephesini açarken İstanbulu hedef aldı. Onlarda en modern silahlar ve gemiler varken, Osmanlıda bu güçler yoktu. Osmanlıya hasta adam diyorlardı. Büyük gemileri göstere göstere limana çektiler ve iki hafta hazırlık yaptılar. Osmanlı İmparatorluğunu yok etmek ve toprakları paylaşmak istiyorlardı. Çok rahat bir şekilde Çanakkaleyi geçeceklerini düşünüyorlardı. Ancak bu millet canını feda ederek Çanakkalenin geçilmesine izin vermedi. Çanakkale Zaferinin kazanılmasında boğaza döşenen mayınlar çok önemli bir yere sahip oldu. Çanakkale ruhu ölmesin, bitmesin. dedi.
BUGÜNÜN ÇANAKKALESİ AİLEDİR
Bugünün Çanakkalesinin aile olduğuna dikkat çeken Vakkasoğlu, Mehmetçiği yetiştiren temel kaynak ailedir. Bütün manevi değerlerin kaynağı ve ilk okulu aile... Aile son kale! Yıkılırsa hepimiz altında kalırız. Bu gerçeği gören bugünkü düşmanlarımız hep aileye yükleniyor; onu çözmek ve dağıtmak istiyorlar. Dün Çanakkaleyi geçemeyenler bugün ailemizi geçmek ve ezmek istiyorlar. O yüzden bugünün Çanakkalesi ailedir. Ailenin bittiği yerde Çanakkalede harikalar meydana getiren Mehmetçik de biter. şeklinde konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 20.03.2011 | | | VakkasoğluÇanakkaleCumhuriyetimizinönsözüdürVakkasoğlu Çanakkale Cumhuriyetimizin ön sözüdür |
|
| "ÇANAKKALE GEÇİLMEZ" KONFERANSI -KTÜ EDEBİYAT FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. ÖKSÜZ: "ÇANAKKALE RUHU İSTİKLAL HARBİNİN ÖN SÖZÜDÜR, ÇÜNKÜ ORADA YENİLMEZ DENİLEN DÜŞMANIN YENİLDİĞİNİN GÖRÜLMESİYLE BU MİLLETİN VATANINI KURTARMAK İÇİN YENİDEN A | Haber3 | 18.03.2011 09:09 |  | | |
| "ÇANAKKALE GEÇİLMEZ" KONFERANSI -KTÜ EDEBİYAT FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. ÖKSÜZ: "ÇANAKKALE RUHU İSTİKLAL HARBİNİN ÖN SÖZÜDÜR, ÇÜNKÜ ORADA YENİLMEZ DENİLEN DÜŞMANIN YENİLDİĞİNİN GÖRÜLMESİYLE BU MİLLETİN VATANINI KURTARMAK İÇİN YENİDE | Haber3 | 18.03.2011 09:09 |  | | |
| Çanakkale destanı, Antalya?da yaşatılacak | Samanyolu Haber | 09.03.2011 15:58 |  | | Antalya Eğitim Gönüllüleri Derneği, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü etkinlikleri kapsamında Bir Destandır Çanakkale etkinliği düzenliyor. Dernek, Kepez ilçesinde bin 500 metrekare büyüklüğünde dev çadır kuracak. İki bölümden oluşacak çadırların birinde Çanakkaleyi anlatan konferanslar düzenlenirken, diğerinde tiyatro oyunu, siperler, mezarlar ve filmlerle savaş yeniden canlandırılacak.
Bir Destandır Çanakkale etkinliği Antalya Öğretmenevinde düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Eğitim Gönüllüleri Derneğinin organize edeceği etkinliğe Kepez Belediyesi de katkı sağlıyor. Antalyada ses getiren bir etkinliğe imza atarak, Çanakkaleyi Antalyalılara anlatmak istediklerini ifade eden Antalya Eğitim Gönülleri Derneği Başkanı Ogan Yurtseven, bu amaçla Kepezde biri bin, diğeri 500 metrekare büyüklüğünde iki çadır kuracaklarını söyledi. Büyük çadırda Çanakkale anıtı ve 57. Alay maketinin yanı sıra, temsili siperler ve şehit mezarların da bulunacağını anlatan Yurtseven, Öğretmenlerimiz hazırladıkları tiyatro oyunu ile siperlerde Çanakkale Savaşını canlandıracak. Resim sergisi ve Çanakkaleyi anlatan filmler izlettirilecek. Çanakkaleyi anmak, hatırlama ve şehitlerimize vefamızı göstermek istiyoruz. dedi.
Ahmet Uslunun gezici Çanakkale TIRının da 16-22 Mart tarihleri arasında Antalyalıların ziyaretine açılacağını kaydeden Ogan Yurtseven, Çanakkalede şehit düşen 250 bin şehide karşılık etkinliği 250 bin kişinin ziyaret etmesini beklediklerini söyledi. Ogan, bunun için İl Milli Eğitim Müdürlüğünün okullara yazı yazarak etkinliğe katılmalarını istediklerini aktardı. Ogan, etkinliğin duyurusunun çevre illerde de yapılacağını sözlerine ekledi.
Antalyadan otobüslerle Çanakkale turları düzenlendiği hatırlatılarak, niçin böyle bir etkinlik düzenledikleri sorulan Ogan şu cevabı verdi: Antalyadan ancak birkaç otobüsle Çanakkaleye gidilebilirdi. Buradaki öğrenci potansiyeli göz önüne alındığında bu sürede biz daha fazla öğrencimize Çanakkale ruhunu anlatabiliriz.
Etkinliğe destek veren Kepez Belediyesini temsilen toplantıya katılan başkan yardımcısı Gürsel Kaya, Eğitim Gönüllüleri Derneğinin Antalyanın önemli sivil toplum kuruluşlarından birisi olduğuna değinerek, Projelerini getirdiklerinde sahip çıktık. Çünkü Çanakkale, Türkiye Cumhuriyetinin ön sözüdür. Çocuklarımız, bugünümüz ve yarınımız açısından Çanakkale son derece önemli. Çanakkaleyi iyi anlamak ve anlatmak gerekir. Bir hafta sürecek bu etkinlik, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz en önemli sosyal faaliyetlerden birisi olacak. Çanakkaleyi gidemeyenlerin ayağına getireceğiz. diye konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 09.03.2011 | | | ÇanakkaledestanıAntalya?dayaşatılacakÇanakkale destanı Antalya?da yaşatılacak |
|
| "Suriye'ye de gidelim!" | Haber Türk | 11.02.2011 08:10 |  | | Arap gazetecilerin şikâyeti üzerine Kılıçdaroğlu tarafından “Arap kadınlarını tanıma” cezası kesilen CHP’li Arıtman rest çekti. Kılıçdaroğlu’nu telefonla arayan Arıtman, “Sözlerim kadınların sözüdür. İnanmıyorsanız kadınlara sorun” dedi | | Haber Türk Son Dakika 11.02.2011 | | | SuriyeyedegidelimSuriyeye de gidelim |
|
| MHP ADANA İL BAŞKANI ERDOĞAN: "MHP'NİN SEÇİM BEYANNAMESİ VAAT DEĞİL DEVLET SÖZÜDÜR" | Haber3 | 07.02.2011 16:22 |  | | |
| Adana İl Başkanı Erdoğan: MHP?nin seçim beyannamesi vaat değil | Samanyolu Haber | 07.02.2011 14:34 |  | | Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Ahmet Erdoğan, MHPnin seçim beyannamesinin vaat değil Devlet Bahçeli sözü olduğunu söyledi.
Erdoğan, partisinin seçim beyannamesinin tanıtımı için Adana Muhtarlar Birliği Başkanı Soner Şimşir ile bağlı şube başkanlarını ziyaret etti. Beyannamede muhtarlarla ilgili projelerini özetle anlatan Erdoğan, Köy ve mahalle muhtarlarının halen 370 lira olan maaşları, yerleşim biriminin idari yapısı ve nüfusu gibi kriterler dikkate alınmak suretiyle bu yıl net 825 lira olarak belirleyeceğimiz en az asgari ücret tutarına yükseltilecek. Köy ve mahalle ihtiyar heyeti üyelerine her ay 150 lira huzur hakkı ödenecektir bilgisini verdi.
Erdoğan daha sonra, Adana Balkan Türkleri Derneği Başkanı Abdulmuttalip Balcıyı ve yönetimini de ziyaret etti. Burada da MHPnin projelerini dile getiren Erdoğan, her yıl 700 bin kişiye iş alanı oluşturulacağını, yoksul vatandaşın onurunu incitmeden yardımların artırılarak sistemli hale getirileceğini, her vatandaşın onurlu, mutlu bir hayat sürmesinin teminat altına alınacağını kaydetti. Erdoğan, Türkiye her alanda 2023de Lider Ülke olma vizyonunu stratejik hedef ve proje olarak hayata geçirecek tek partidir. diye konuştu.
Erdoğan Bunlar bazılarının sürekli yaptığı gibi unutulan, unutulacak olan vaat değil; inandığını söyleyen, söylediğinin arkasında duran, milli iradenin tek adresi olarak gördüğü milletinin tercümanı olan milliyetçi hareket ve onun genel başkanı Devlet Bahçeli sözüdür. dedi.
Abdulmuttalip Balcı da, her bakımdan tarihi ibretlik bir dönemden geçildiğini söyledi. 21 yıllık dernek olduklarını belirten Balcı, ilk defa bu hükümet döneminde Türk adının yasaklandığını, derneğin adındaki Türk ibaresinin verilen mücadele sonunda muhafaza edilebildiğini anlattı. Balcı, Ülkemizin, milletimizin huzur ve bekası için irade kullanmaya devam edeceğiz diye konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 07.02.2011 | | | AdanaİlBaşkanıErdoğanMHP?ninseçimbeyannamesivaatdeğilAdana İl Başkanı Erdoğan MHP?nin seçim beyannamesi vaat değil |
|
| Eşiniz borçlu olmayacak | Posta | 12.01.2011 05:20 |  | |
2008 yılında işyerimi kapatmak zorunda kaldım. Hem piyasaya hem bankalara kredi kartı borcu olarak borcum var. İşyerini de kapadığım için şu anda dahi ödeme imkanım yok. 2008 yılında evlendim ve eşim çalışıyor. Bu arada da kayınvalidem eşime bir daire almak istiyor. Benim borçlarım nedeni ile eşimin maaşına veya kayınvalidemin alacağı daireye haciz konulabilir mi? S.C.
Sizin borcunuz için eşinizin maaşına veya eşiniz adına bulunan gayrimenkule haciz tatbik edilmez. Sizin aklınızı karıştıran Artık her malda karı koca ortak sözüdür. Ancak bu sözün yanlış olduğunu, topluma yanlış akta... | | Posta Köşe Yazıları 12.01.2011 | | | EşinizborçluolmayacakEşiniz borçlu olmayacak |
|
| Eşiniz borçlu olmayacak | Posta | 12.01.2011 05:05 |  | |
2008 yılında işyerimi kapatmak zorunda kaldım. Hem piyasaya hem bankalara kredi kartı borcu olarak borcum var. İşyerini de kapadığım için şu anda dahi ödeme imkanım yok. 2008 yılında evlendim ve eşim çalışıyor. Bu arada da kayınvalidem eşime bir daire almak istiyor. Benim borçlarım nedeni ile eşimin maaşına veya kayınvalidemin alacağı daireye haciz konulabilir mi? S.C.
Sizin borcunuz için eşinizin maaşına veya eşiniz adına bulunan gayrimenkule haciz tatbik edilmez. Sizin aklınızı karıştıran Artık her malda karı koca ortak sözüdür. Ancak bu sözün yanlış olduğunu, topluma yanlış akta... | | Posta Son Dakika 12.01.2011 | | | EşinizborçluolmayacakEşiniz borçlu olmayacak |
|
| Buğday 'sarı altın' oldu | Samanyolu Haber | 23.12.2010 13:10 |  | | Dünyada son 6 ay içinde fiyatı 200 dolar seviyelerinden 350 dolara çıkan buğday dünya siyasetinde güçlü bir argüman haline gelirken, Sarı Altın nitelendirmesini de artık tam anlamıyla hak ediyor. Yurt içi fiyat artışlarını önlemek için Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) sıfır gümrük vergisi ile 1 milyon ton buğday ithalatı izni verilmesi, gözlerin buğday sektörüne çevrilmesine neden oldu.
Bu karar, Türkiyenin Buğday Ambarı olan ve yerli buğdayın kaliteli ithal buğdayla harmanlanıp ihracatlık un haline getirildiği, iç piyasanın buğday ihtiyacının da önemli bölümünü karşılayan Konyayı şaşırtmadı.
Şuan ekmeklik buğdayın kilosu 0,69 ile 0,77 lira arasında işlem gören Konyada bu karar yerinde bir önlem olarak nitelendirildi.
Konya Ticaret Borsası Başkanı Uğur Kaleli, ithalat kararını doğru ve yerinde bulduklarını, şuan Türkiyede kesinlikle buğday kısıntısı yaşanmadığını, sıkıntının kaliteli buğday azlığı olduğunu vurguladı.
Zaten hemen her yıl, çoğunluğu Konyada bulunan ihracatçı un fabrikaları için yurt dışından buğday ithal edildiğini dile getiren Kaleli, Şuan da TMOnun elinde yeterli miktarda ekmeklik buğday var. Ancak kaliteli un yapımı için bu buğdayın mutlaka kaliteli ithal buğdayla harmanlanması gerekiyor. Türkiyenin acil buğday ihtiyacı olmamasına rağmen açılan bu ithalat kapısı, yükselen dünya fiyatları karşısında tüccarı, un fabrikası sahiplerini, fırıncıyı, orta ve uzun vadede de çiftçiyi ve tüketiciyi rahatlatacaktır dedi.
TMOnun yükselen fiyatları regüle etme adına mutlaka tedbir alması gerekiyordu diyen Kaleli, buğdaydaki fiyat artışının sadece Türkiyede yaşanmadığını, dünya buğday ticaretinin yüzde 30unu elinde bulunduran Rusyanın yaklaşık 6 ay önce ihracatı durdurma kararıyla fiyatların tüm dünyada yükselişe geçtiğini dile getirdi.
-BU KARAR, FINDIKTA VE ETTE YAŞANAN KRİZİN BUĞDAYDA YAŞANMAMASI İÇİN...-
Kaleli, Türkiyede bir yıl önce dünya fiyatlarının çok üzerinde olduğu için eleştirilen buğday fiyatlarının şuan dünya fiyatlarına eşit ya da altında seyrettiğini belirterek, şunları kaydetti:
Dünyada buğdayın fiyatı son 6 ay içinde 200 dolar seviyelerinden 350 dolara çıktı, bu çok büyük bir artış. İthal buğdayın bugün Türkiyeye mal oluş fiyatı 0,8 liranın üzerinde... Herkes bu ithalat kararını anlamaya çalışıyor. Bu karar, fındıkta ve ette yaşanan krizlerin buğdayda yaşanmaması için alınan bir tedbirdir. Üreticiyi ve 73 milyon tüketiciyi korumaya yönelik bir karardır. Dünyada buğday krizi Rusyanın buğday ihracatını yasakladım demesiyle başladı, devam ediyor, hemen de bitecek gibi görünmüyor. Buğday stratejik bir ürün, son 6 ayda çok daha büyük bir önem kazandı. Buğday, artık uluslararası siyasetin argümanı oldu, uluslararası siyasette bir koz olarak kullanılmaya başlandı. Zamanın ABD Dışişleri Bakanı Kissinger;in meşhur sözüdür Arapların petrolü şimdilik önemli, fakat ileride petrolden daha değerli bir şey olacak; Gıda. İşte biz de bunun üzerine çalışıyoruz.; Bu sözün çok iyi etüt edilmesi gerekir.
Dünyada elinde buğday olmayan devlet tam bağımsız değil. Buğday fiyatının artmasının nedeni; dünyada artan nüfusa paralel gıda talebinin artması, beslenme alışkanlıklarının giderek değişmesi, buna rağmen buğday üretiminin aynı oranda artmaması olarak sıralanabilir. Türkiye bu soruna kalıcı önlem olarak buğday üreticisini daha fazla desteklemeli, üreticinin de artık geleneksel üretim anlayışını değiştirerek tarlasını bir işletme gibi görüp, kaliteli buğday üretmesi, işine sahip çıkması gerekir.
Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Özkan Taşpınar ise buğday fiyatının dünya piyasalarında aşırı şekilde arttığını, artık sarı altın nitelendirmesini tam anlamıyla hak eder duruma geldiğini vurguladı.
-UCUZ BUĞDAY BULMAK ÇOK ZOR-
Bu ithalat kararının dünyada buğday fiyatları yükselmeden 6 ay önce alınmamasının bir eksiklik olduğunu savunan Taşpınar, şunları söyledi:
Geç de olsa bugün alınan bu ithalat kararı bir önlemdir, yaşanabilecek daha ciddi sıkıntılar için TMOnun, Türkiyenin elini güçlendirmiştir. İthalat hemen bir kaç ay içinde tabi ki yapılmayacak, önümüzdeki yaklaşık 1 yıllık dönemi kapsıyor. Bu ithalat kararı çiftçinin ya da esnafın elinde bulunan buğdayın fiyatını düşürmez, düşüremez. Çünkü gelecek olan buğday yerli buğdaydan daha pahalı olacak fakat TMO fiyatı sübvanse edecek. Baş aktör Rusyanın kararının ardından buğday altın gibi değerli hale geldi. Dünyada buğday stokları eriyor, ucuz buğday bulmak çok zor. Türkiyenin de ucuz buğday bulma ihtimali yok.
-TÜRKİYE, NASIL BİR ÖNLEM ALABİLİR?-
Taşpınar, dünyada buğday fiyatlarının kısa sürede düşmesinin beklenmediğine dikkati çekerek, Türkiyenin bu noktada üretimini artırmak için stratejik kararlar almas | | Samanyolu Haber Son Dakika 23.12.2010 | | | BuğdaysarıaltınolduBuğday sarı altın oldu |
|
| Bugünleri ibadet ve oruçla geçirmeli | Samanyolu Haber | 14.11.2010 09:09 |  | | Arefe denildiğinde alışveriş ve bayram hazırlığı gelir aklımıza. Ama arefe dini anlamda teslimiyet, ibadet ve duanın yoğunlukla yaşanması gereken bir gündür. Kuranımız, Zilhicce ayının ilk 10 gününe dikkat çekerken, Peygamberimiz de (sas) bu günü cumanın faziletine benzetiyor. Duaların en faziletlisinin arefe günü yapılan olduğunu anlatıyor. Bu günü oruçla, duayla geçirebilir, kendimizi Arafatta tahayyül edebiliriz.
Arefe, Kurban Bayramından bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Fecr Sûresinin ikinci âyetinde geçen Ve on geceye yemin olsun ifadesinin Ramazandan çok Kurbana işaret etmesi görüşü daha ağırlıklıdır. Resulullah (sas) arefe gününün faziletini anlatırken şöyle buyuruyor: Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, Onun ortağı da yoktur) sözüdür. (Muvatta, Hacc 246)
Resulullah (sas), Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allahın kıymet verdiği bir gündür. diyerek Allahu Teâlânın kıymet verdiği günü hürmet ederek bilinçli bir şekilde yaşamaya gayret etmemizi istemiştir. Hürmet; verilen nimeti idrak etmekle, verileni bilmekle, görebilmekle ve ârif olmakla başlar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istiğfarla geçirmek kullarını arefe gününde bağışlayacağını müjdeleyen Allahu Teâlâya hürmetin ve şükrün bir ifadesidir. Hazreti Aişe (r.anha) arefeyle ilgili şu rivayette bulunuyor: Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar bir kulu ateşten çok âzâd etmez. Allah mahlukata rahmetiyle yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve: Bunlar ne istiyorlar? der. (Müslim, Hacc 436)
Arefe günü, Hazreti Âdem (as) ile Hazreti Havvanın Arafatta buluştukları gündür. Tevriye ise arefe gününden bir önceki güne denir. Arefe günü oruç tutmak çok daha sevaptır. Resulullah (sas) bugün oruç tutmayı şu mübarek ifadelerle teşvik etmiştir: Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselâmdan, Sûra üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.
Arefe gününü hacılarla birlikte yaşayalım
Arefe günü hacılar Arafatta vakfe yapıp dua ederken mânen onların yanında olduğumuzu hissederek dualarına iştirak edebiliriz. Hacıların Arafatta Lebbeyk (Buyur Rabbim) diyerek dil, ırk, ten ayrımı yapılmaksızın bir araya geldiği mahşer gününü hatırlatan, kulluğun Allahu Teâlâya dualarla, telbiyelerle arz edildiği en kıymetli zaman dilimidir. Resulullah şöyle buyurmuştur: Duanın faziletlisi, arefe günü yapılanıdır. (Beyhaki) Arefe günü kabir ziyareti yapabilir, okuduğumuz Kuranları geçmişlerimize hediye edebiliriz.
Ebû Katâdeden (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullaha (sas) arefe günü tutulan orucun fazileti soruldu; O da, Geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefâret olur. buyurdu. (Müslim, Sıyâm 196, 197)
Bayram gecelerini aynen kandil geceleri gibi dua ve ibadetle ihya etmek, kaza namazı kılmak, Kuran okumak ve Allah Teâlâdan af ve mağfiret dilemek gerekir. Çünkü duaların makbul olduğu gecelerden birisi de bayram geceleridir. Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: Ramazan ve Kurban Bayramı gecelerini, sevabını umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez. (Mecmeuzevâid, c. 2, s. 198) Arefe gününe hürmet edilmeli, günaha girmemeye dikkat edilmelidir.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 14.11.2010 | | | BugünleriibadetveoruçlageçirmeliBugünleri ibadet ve oruçla geçirmeli |
|
| Kaderimizi kendimiz çizeriz - Nihat HATİPOĞLU | Hürriyet | 12.11.2010 01:28 |  | | |
| Öğretmenlere güzel haber | Samanyolu Haber | 04.11.2010 01:07 |  | | Milli Eğitim Şurasında öğretmenleri sevindirecek bir karar çıktı. 18. Milli Eğitim Şurası Genel Kurulunda 24 Kasım Öğretmenler Gününün kutlandığı ay öğretmenlere birer maaş ikramiye verilmesi ve ek ders saat ücretinin 12 TLye çıkarılması önerisi benimsendi.
Eğitimde 2023 Vizyonunun tartışıldığı 18. Milli Eğitim Şurasında çeşitli konuları ele alan beş komisyon, çalışmalarını tamamladı ve bu komisyonlarda kabul edilen kararların görüşüleceği Genel Kurul toplantısına geçildi. Genel Kurul çalışmalarına Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlık yaptı.
Genel Kurulda ilk olarak Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimini ele alan komisyonun kararları üzerinde Şura üyeleri görüşlerini dile getirdi.
Söz alan Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, bu sabah komisyonda meydana gelen tartışma ve ardından yaşanan arbedeyi anımsatarak, şunları söyledi:
Sabah pek hoş olmayan bir şey yaşandı. Sendikacılıkta böyle sert bir taraf var. Bizim tepkimiz şahsi tepkiler değildir, kimse yanlış anlamasın. Kırdığımız, üzdüğümüz arkadaşlar varsa kusura bakmasınlar. Ama inandıklarımızı, eğitim çalışanlarının geleceği bakımından önemli olan değerleri korumak için biz burada varız.
Sayın Bakan bize bir söz verdi ve yaklaşık 500 gündür bu söz yerine gelmedi. 69 bin sözleşmeli öğretmenin kadrolu olması konusunda biraz daha gayret etmesini istiyoruz. Bu aynı zamanda Başbakanın da sözüdür, kabinenin de sözüdür. Bu sabahki tartışmanın ana ekseni bu konuda olmuştur. Komisyonda bütün öğretmenlerin kademeli olarak sözleşmeliye geçirilmesi maddesinin komisyondan geçmesi bizi gerdi. Buna itiraz ettik. Bu maddenin düzeltilmesini istiyoruz. Bu sözleşmelilik ayıbı mutlaka düzeltilmelidir.
Genel Kurulda, öğretmenlere her yıl 24 Kasım Öğretmenler Gününde bir maaş ikramiye ödenmesi, ek ders ücretinin saat ücretinin 6-7 liradan 12 liraya yükseltilmesi önerileri kabul edildi. Milli Eğitim Bakanı Çubukçunun, önerileri oylatırken bu maddelerin herkes tarafından kabul görmesi üzerine, Anlaşılan maddi konularda bir mutabakat var diye espri yapması üzerine salonlar gülüşmeler oldu.
Sözleşmeli öğretmenlik ile ilgili komisyon önerisi olarak Genel Kurula iletilen Öğretmenlerin istihdamında kullanılan kadrolu, sözleşmeli, ücretli gibi farklı uygulamaların kaldırılarak tek tip istihdam modeline geçilmesi, bir perspektif plan çerçevesinde eğitim personelinin performansa dayalı, özendirici yöntemlerle ve isteğe bağlı olarak sözleşmeli hale geçirilmesi için çalışmalar yapılması kararı, özellikle sendika temsilcilerinin tepkileri üzerine rapordan çıkarıldı.
Komisyon kararı olarak Genel Kurula gelen maddelerden biri olan Öğretmen olarak atanacakların uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle öğretmenlik yapmalarını engelleyecek nitelikte fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkları olup olmadığının ilgili fakülteye kayıt olmadan önce ve atama öncesinde detaylı bir şekilde tetkik edilmesi ve mesleğe atandıktan sonra her 5 yılda bir psikoteknik testten geçirilmesi önerisi de öğretmenlik mesleğinin saygınlığını yitireceği gerekçesiyle kabul edilmedi.
Genel Kurulda, Ortaöğretim alan öğretmeni ihtiyacının öncelikle eğitim fakültesi ortaöğretim alan öğretmenliği programları mezunlarından karşılanması ve bu programların 5 yıllık öğretim süresinin 4 yıla indirilmesi; öğretmen atamalarının zorunlu durumlar dışında yılda bir kez eğitim-öğretim dönemi sonunda yapılması ve emeklilik işlemlerinin atama döneminden önce tamamlanarak atama dönemine kadar boş kadroların net bir şekilde belirlenmesi, bu işlemlerin standartlaştırılması; aday öğretmenlerin tek başına derse girmemesi ve tek öğretmen olarak bir okula atanmaması, öğretmenlik sınavında adaylara öğretmenlik meslek ve genel yetenek sorularının yanı sıra özel alan bilgisi soruları da yöneltilmesi kararları benimsendi.
Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği komisyonun raporu oylanırken de tartışmalar yaşandı.
Kilis Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Mustafa Cinoğlunun, Okullarda Atatürk, Türk büyükleri gibi resimlerin çatık kaşlı yerine güler yüzlü resimlerden seçilmesini istiyorum. Bu resimlerin küçük yaştaki öğrencilere örnek olmasını istiyoruz. Hatta bu salondaki Atatürk resmine bakın, güler yüzlü değil sözleri katılımcılar tarafından da onaylanırken, Cinoğlunun okullara askeri anlayışın yansıtılmamasını savunan görüşü, salonda katılımcıların çoğunluğunun Bu konunun ne alakası var şimdi şeklinde tepkilerine neden oldu. Bunun üzerine Çubukçu araya girerek, Lütfen kürsüye müdahale etmeyin. Burayı ben yönetiyorum dedi. Cinoğlu, konuşmasını protesto alkışlarıyla tamamladı.
Bu komisyonun raporunda yer alan okullardaki güvenlik sorunlarını çözebilmek için eğitimden geçirilmiş güvenlik görevlileri istihdam edilmesi, okullara büyüklüklerine göre bütçe verilmesi, güçlü okul kültürleri geliştirebilmek i | | Samanyolu Haber Son Dakika 04.11.2010 | | | ÖğretmenleregüzelhaberÖğretmenlere güzel haber |
|
| Davullara özgürlük! | Radikal | 01.11.2010 10:43 |  | | | Esnaf sözüdür. “Ödeyemesen bile alacaklının dükkânının önünden geçeceksin” derler. Herhalde Hiddinke birileri... - ERKAN GOLOĞLU | | Radikal Köşe Yazıları 01.11.2010 | | | Davullaraözgürlük Davullara özgürlük |
|
| Yazmaktansa okumak, derim | Radikal | 08.10.2010 01:38 |  | | |
| Erdoğan: O anlayış kökten kalktı | Samanyolu Haber | 20.08.2010 22:50 |  | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye üzerindeki en büyük örtüyü, o umutsuzluk örtüsünü artık söküp attı. Böyle gelmiş, böyle gider anlayışını kökten kaldırdı dedi.
Erdoğan, AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanlığınca Fuar Dünya Ticaret Merkezi salonunda düzenlenen iftar yemeğine katıldı.
Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Ramazanı Şerifin millet, İslam ve tüm insanlık için barışa ve kardeşliğe vesile olmasını Allahtan temenni etti.
Kahramanmaraşlı şairler Erdem Beyazıt, Akif İnan ile Ozan Aşık Mahsuni Şerifin hakkın rahmetine kavuştuğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, Yine siyasetçi kardeşimiz, kendisini milletine adamış, değerli dostumuz kardeşimiz Muhsin Yazıcıoğlunu da geçen yıl burada acı bir kazada yitirdik. Merhum Erdem Beyazıt diyor ki, Ölüm bize ne uzak ne yakın ölüm, ölümsüzlüğü tattık bize neylesin ölüm onlar arkalarında eserler bırakarak ölümsüzlüğe yürüdüler. Kendilerini bir kez daha rahmetle minnetle yad ediyoruz. Bu vesile ile başta Sütçü İmam ve Rıdvan hoca olmak üzere Kahramanmaraşlı tüm şehitlerimize de buradan bir kez daha şükranlarımızı iletiyor. Onlara da Allahtan rahmet diliyorum diye konuştu.
Kahramanmaraşın Kurtuluş Savaşı öncesinde büyük acılar yaşadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
Kahramanmaraş 1980 öncesi olaylarda büyük acılar yaşadı, ilgisizliğin ve ihmallerinde faturasını ağır şekilde ödedi. Ancak bu güzel şehir çaresizliğe boyun eğmek, var olanla yetinmek kaderine razı gelmek yerine direnmeyi, zaferi, çalışmayı seçti ve çok büyük başarılara imza attı. Anadolunun merkezinde Kayseri, Konya, Çorum, Gaziantep, Denizli, Uşak gibi illerimizle birlikte Kahramanmaraş da devlet kapısını çalmadan kendi yağıyla kavruldu.
Kahramanmaraşta göreve geldiklerinden bu yana 2 bin 508 derslik yaptıklarını anımsatan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
Buraya bir gelişimde değerli iş adamı kardeşlerimle toplantı yaptık. Dedik ki Kahramanmaraş merkezde derslik sıkıntımız var hayırsever kardeşlerimizle beraber. Burada bir çıkış yapalım, Kahramanmaraş merkezin özellikle derslik sıkıntısını giderelim dedik.
O gün bize ciddi sözler verildi. Ne yazık ki bu sözlerin büyük bir kısmı yerine gelmedi. Bundan dolayı üzüntümü sizlerle böyle güzel bir ramazan akşamında paylaşmak zorundayım. Biz bir yol açtık, bu yolda kararlılıkla yürüdük. Yürümeye de devam ediyoruz, bu derslikler öylede olsa böylede olsa yapılacak. Ama ben diyorum ki Kahramanmaraşın kazananı vergisinden indirmek suretiyle gelsin, bu okullardan oda bir nasibini alsın. Öleceğiz, öleceğiz, gittiğimiz zaman bu varlıkların hiç birisi bizimle gelmeyecek. Her zaman söylüyorum, bazılarına biraz garip geliyor ama doğru söyle garip gelsin önemli değil. Ziya Paşanın sözüdür, Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri sevgili Peygamberimizin ayrıca bize olan tavsiyesi var. biz ölürsek arkamızda ne kalır? Eğer ilim adamıysa eserleri, hayırlı evlat, yol, su, bunları yapmalıyız. Yoksa öldük, boyuna göre açacaklar bir mezar ortalaması 2 metre 1 metrede şöyle derinliği olsa 2 metreküp. Hocaefendi geldiği zaman Cumhurbaşkanı niyetine, Başbakan niyetine demeyecek, Bakan, Belediye Başkanı, Genelkurmay Başkanı niyetine demeyecek. Er kişi niyetine diyecek, oraya bırakacak. Yakınların bile bir gün iki gün ağlar, ondan sonra onlarda unutur gider. Bayramdan bayrama uğrarsa öp de başına koy. Öyleyse yapalım bunları.
Öğretmeni olmayan okul kalmamasını istediklerini belirten Başbakan Erdoğan, Yakında 30 bin öğretmeni daha atıyoruz dedi. Pakistandaki sel felaketine de değinen Erdoğan, Pakistan konusunda da tüm halkımızı açılan hesaplara yardıma davet ediyoruz. Çünkü onlar bizi 1999 depreminde unutmadılar, geçmişte de unutmadılar. Şimdi bizde onları unutmamalıyız diye konuştu.
Türkiyenin vagon değil, lokomotif bir ülke olduğunu belirten Erdoğan, Türkiyenin artık gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir ülke olduğunu söyledi.
Türkiyenin PakistanDaki sel felaketine herkesten önce ulaştığını anlatan Erdoğan, Çünkü Türkiye üzerindeki en büyük örtüyü, o umutsuzluk örtüsünü artık söküp attı. Böyle gelmiş, böyle gider anlayışını kökten kaldırdı. Türkiye değişebileceğini gösterdi. Hak ettiği seviyelere ulaşabileceğini gösterdi diye konuştu.
Türkiyenin bu yılın ilk çeyreğinde 11,7 büyüdüğünü anımsatan Erdoğan, AB ülkelerindeki büyümelerden de örnekler vererek, Dünyada 4. Avrupada 1inciyiz. Buraya durup dururken gelmedik ki dedi.
İşsizlikle mücadelede 2-3 ay önce başladıkları noktaya döneceklerini ifade ettiğini açıklayan Başbakan Erdoğan, Buyurun yüzde 11e geldik. Dahada aşağıya düşeceğiz, hiç endişeniz olmasın. Bu umut verici tabloyla daha iyi bir noktaya ulaşacağız diye konuştu.
Halk oylamasının sıradan bir o | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.08.2010 | | | ErdoğanOanlayışköktenkalktıErdoğan O anlayış kökten kalktı |
|
| Ali Ece: Quaresma ve Pavarotti | GazetePort | 16.07.2010 12:10 |  | | | La Ligada Schuster ustanın ezeli rakibi olan Rijkaard ustanın sözüdür: Nasıl Pavarotti duşta söylediği şarkılarla yargılanamazsa, futbol takımları da sezon başı hazırlık maçlarındaki performansıyla değerlendirilemez! | | GazetePort Spor 16.07.2010 | | | AliEceQuaresmavePavarottiAli Ece Quaresma ve Pavarotti |
|
| Kemal Bey sınavdan geçiyor | Radikal | 03.07.2010 01:45 |  | | |
| Nereden çıktı bu Ecrin ismi! | Samanyolu Haber | 27.02.2010 17:00 |  | | Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün kayıtlarına göre geçtiğimiz yıl 8 bin 90 bebeğe Ecrin adı verilmiş. Sıralamada ilk beşe giren Zeynep, Elif gibi klasik isimlerden oldukça farklı olan ve bugüne kadar pek duyulmayan Ecrin, neden birdenbire popüler oldu?
2009 yılında doğan kız çocuklarından 15 bin 97sine Zeynep, 12 bin 124üne Elif, 7 bin 712sine Yağmur adı verilmiş. Sıralamada Elifle Yağmur arasında yakın zamanlara kadar duymadığımız bir isim daha var: Ecrin. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün kayıtlarına göre geçtiğimiz yıl tam 8 bin 90 bebeğe Ecrin adı verilmiş. Kimileri kulağa hoş geldiği için, kimileri hiç duyulmamış bir isim olduğundan çocuğunun adını Ecrin koymuş.
Peki, Ecrin ne demek? Niçin anne babalar hayata gözlerini açan minik kızlarına bu adı veriyor? Türkiyenin isim verme geleneğinde gol kralı futbolcular ve dizi karakterleri ebeveynlere ilham kaynağı olurken beyazperde ve televizyonda hiç rastlamadığımız bu isim neden bu kadar çok çocuğun adı olmuş. Yoksa Dini referanslı isim verme isteği mi insanları Kuranda geçen her kelimeyi anlamı uygun olmasa da isim haline getirme yanlışına itiyor. Biliyorsunuz 2000lerde bir duada geçen ve anlamı üzerimize olan Aleyna birçok çocuğa ad oldu. Ecrin de Yasin ve Fetih surelerinde geçtiği için tercih ediliyor ancak, anlamı pek çok ailenin zannettiği gibi Allahın mükafatı değil, ücret demek.
Zaman Gazetesi Kürsü Sayfası Editörü Süleyman Sargının açıklamasına göre eğer çok zorlanırsa hediye, mükafat gibi anlamlara gelebilir. Kimi aileler de modern olduğu ve kulağa hoş geldiği için çocuğuna bu ismi veriyor. Bazı internet sitelerinde yapılan yorumlar da bunu gösteriyor: Ben dindar biri değilim, ama bu isim çok farklı. Sırf bu yüzden Kuranda geçmesini bile umursamadan kızıma bu adı verdim.
İsim ve din ilişkisini inceleyen sosyolog Doç. Dr. Celalettin Çelik, ülkemizdeki isim verme geleneğini şöyle açıklıyor: Bir zamanlar ideolojilere, yaşam tarzlarına göre yeni doğanlara isim verilirdi. Artık insanlar çocuklarının geleceklerini etkilemeyecek, aidiyet taşıyan isimleri vermek istemiyor. Bu yüzden ebeveynler kitle iletişim araçları sayesinde farklı isimler bulmaya başladı. Ecrin de bunlardan biri.
Türkiyenin isim istatistiğinde eskiden aşina olduğumuz isimler ile yeniler birarada bulunuyor. Zeynep, Fatma, Elif, Zehra, Yusuf, Ali gibi isimlere her dönem yeni adlar eklenmeye devam ediyor. Bu kervana en son katılan Ecrin başka bir söyleyişle Ecren, anlaşılan o ki hepsini geride bırakmaya aday. İsimler sürekli değişedursun, manasına bakmadan bir kelimeyi isim yapmak ve gözünün nuru yavrusuna vermek ise anlaşılır gibi değil.
***
Ecrinin anlamı
Ecrinin manası hakkında farklı görüşler var. Arapça dilbilgisi kurallarına göre Ecir kelimesinin tek başına kullanıldığında düşmesi gereken son harekesinin düşmemiş hali. Yani yanlış bir kullanım. Kimi hediye, kimi sevap demek diyor. Kimilerine göre ise Allahın mükâfatı anlamını taşıyor. Kuran-ı Kerimde Yasin ve Fetih surelerinde geçen Ecrinin anlamı Türk Dil Kurumunda, sevap, bir emeğin karşılığı olarak açıklanıyor. Zaman Gazetesi Kürsü Sayfası Editörü Süleyman Sargın ise Ecrinin ücret anlamına geldiğini, çok zorlanırsa hediye, mükâfat gibi anlamların çıkarılabileceğini söylüyor.
Harf deyip geçmeyin, isimleri buna göre verin!
Her harfin bir estetiği, titreşimi olduğunu söyleyen onotomoloji yani isim bilimi uzmanı Kemal Haluk Cebe, Harfler, insanda bulunan her bir duygunun karşılığıdır. Bu yüzden çocuğumuza isim verirken harflerin karakterini göz önünde bulundurmak gerekli. diyor. Mesela A harfi gücü ve enerjiyi, İ harfi duygusallığı, K harfi başarıyı, E harfi üzüntü ve hüznü, F harfi insanda kedine güveni getiriyormuş.
İsim verilirken nelere dikkat edilmeli?
Bebeklere ömür boyu anılacakları adını vermek birçoğumuza sıradan gibi görünse de bioenerji uzmanlarına göre pek de öyle değil. Enerji uzmanı Murat Soyer, isimlerin bir ses olduğunu, nasıl yankılanırsa kişiye öyle çarpacağını söylüyor. Bu yüzden ismin kulağa hoş gelmesi kadar manası da önemli. diyor. İnsanın, hayatı boyunca pozitif etkileyen, taşımaktan utanç duymadığı bir isimle onurlandırılması gerektiğini belirtiyor. Kemal Haluk Cebe ise İsim koyarken dikkat edilmesi gereken ilk şey Peygamber sözüdür. Hz. Muhammedin Siz kıyamet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel koyun. sözünü unutmamak gerekir. diyor.
Türkiyede isim verme geleneği
Celalettin Çelikin anlattığına göre Türkiyede yeni doğanlara isim verme geleneği bir hayli ilginç. Mesela, dizi karakterleri ve ünlü futbolcuların isimleri her dönem ilgi çekiyormuş. Nüfus Müdürlüğünün isim istatistiği bunun kanıtı. 1970 ve 1990 yılları arasında en çok konulan erkek isimi Murat. Malum o yılların en popüler filmi de Kara Murat. Bu gelenek hâlâ devam ediyor. 2005te Aliye dizisindeki Ardanın adı da, o yıl en çok konulan er | | Samanyolu Haber Son Dakika 27.02.2010 | | | NeredençıktıbuEcrinismiNereden çıktı bu Ecrin ismi |
|
| 17 yıllık namus borcu | Haber3 | 25.01.2010 01:02 |  | | Ocak ayı soğuk geçer bu ülkede. Kar ve kan ile kaplanır sokaklar. Adına faili meçhul koyarlar karanlık aktörlerin oynadığı filmin adını. Düşünen, yazan koca adamlar bir anda kanlar içinde düşer karlar arasına. Meçhule karışır katiller. Bir türlü bulunamazlar. Her mevsimde bir gözyaşı hikâyesi ve her ayda bir cinayet haberi yazılı geçmişimizde?Darbeler ve faili meçhuller coğrafyası yaşadığımız bölge. Uğur Mumcu da böyle bir soğuk Ocak ayında ve bir Pazar günü katledilmişti. HBB TV?de, Yüksek Gerilim programında Hasan Mezarcı ile yaptığı tartışmayı dün gibi hatırlıyorum? Bir insan başka bir kişiyi sözleri ile nasıl dövebilir. Onu gördüm. Ve o tarihe geçen sözü canlı yayında, kulaklarımla duydum? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz! Nice baskıya rağmen yıldıramadılar onu. Kalemini satın alamadılar. Ciddi, güvenilir ve belgeye dayanan bir gazetecilikti yaptığı. Kiralanamayacak ve asla satın alınamayacak bir yürek. Alabildiğine kadar devrimci? Yüreğinden Kemalist. Sonuna kadar vatansever? Katlettiler onu. Karlı bir Ankara gününde, kanlı planlarını eyleme soktular. Bu kadar büyük ve değerli bir aydınını koruyamayan hükümet yetkilileri? Bakanlar, Başbakan Demirel, Yardımcısı İnönü? Bu cinayeti aydınlatmak devletin namus ve şeref borcudur demişlerdi. Meclis araştırma komisyonları bile kuruldu? Sonuç alınamadı! 1993 yılında verilen bu sözün üzerinden tam 17 yıl geçti. 24 Ocak 1993 yılında günümüze, Selda Bağcan?ın söylediği o duygu dolu şarkıyı kim mırıldanmadı? Uğurlar olsun Uğurlar olsun, Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun, Bir keskin kalem, bir kırık gözlük, Yürekli yiğitlere hatıran olsun? Yürekli bir yiğidi toprağa veren bir ülke başka yiğitler çıkarmalı ve çıkardığı yiğitlerin canını koruyabilmelidir. Bu düşünceye saygılı bir demokratik ortamı yaratarak elde edilebilir. Uğur Mumcu yazıları ile çok kişiyi rahatsız etmiş olabilir. Düşman yaratmak kadar kolay bir şey yok! Şimdi üç maymun oynamanın zamanı değil. Düşman iç veya dış ne fark eder. Uğur Mumcu?nun ölümüne sebep olan eller kirli, kafalar bulanıktır. Silaha sarılan karanlık kafa silahın düşünceleri öldüremediğini bilemez. Beden toprak olsa bile yazı ilelebet gidiyor. Fikirler ve düşüncelerde öyle. Hükümetler değişse bile verilen söz devletin sözüdür. Ve söz namus ve şeref sözüdür. 17 yıldır aramızda dolaşan katil ve/veya katiller bulunmalıdır. Kim olursa olsun. | | Haber3 Son Dakika 25.01.2010 | | | 17yıllıknamusborcu17 yıllık namus borcu |
|
| Balyozcu Paşanın 7 çelişkisi | Samanyolu Haber | 23.01.2010 10:20 |  | | Prof. Nevzat TARHAN iddia edilen Balyoz Darbe Planının altında imzası olan Çetin Doğanın yaptığı açıklamayı değerlendirdi
Oynanan harp oyunu mu yoksa darbe oyunu mu? Balyoz Operasyonu gündeme balyoz gibi düşerken kendisini bir televizyon ekranında savunan E.Orgeneral Çetin Doğan?ın sözlerinde en az 7 çelişik nokta vardı:
Balyoz Operasyonu gündeme balyoz gibi düştü. Genelkurmay Başkanlığının güven artırıcı yaklaşımı çok kıymetlidir, konuyu objektif olarak ele almak gerekir.
Haber Türk?e konuşan E.Orgeneral Çetin Doğan?ın çelişkileri çok belirgindi. Emekli Generallerin mahalle baskısı Genelkurmayı etkilememelidir. Çetin Doğan?ın cerbezeli zekasına dikkat etmek gerekir.
Birinci çelişki resmi adı ile ?Balyoz Güvenlik Harekat Planı? masa başında ?Kes Yapıştır? planıdır görüşü. Kesin bilgiyi adli incelemelerle öğreneceğiz. Şu andaki verilere göre plan kendi içinde mantıklı ve gerçeğe uyma yönünde akla uygun özellikler taşıyor.
Fakat bu planın emir komuta zinciri içinde tartışılması ve gerçekleştirilmesi çıldırmak demektir. Bunu akıl, vicdan, insaf kabul edemez. Fakat emir komuta zinciri dışında Gladiyo?nun halen ulaşılamamış ordu içindeki uzantısının bu planı gerçekleştirmesi çok akla yakın duruyor.
Batı Çalışma Grubu yasal bir gurup değildi ve Çetin Doğan onun başkanlığını yaptığını açıkça ifade etti. Bu plan eğer sıkıyönetim olursa Başkanı olarak Çetin Doğan?ın ve Birinci Ordu?nun ne yapacağına dair bir BÇG planı olma ihtimali yüksektir.
Çünkü plan askeri terminolojiye uygun, psikolojik harekat eğitimi almış kimselerin yazabileceği nitelikleri taşıyor. Düşman tanımlaması ve iç tehdit değerlendirmeleri EMASYA planlarına uygun.
Benzer tarihlerde ordu göreve yürüyüşlerinde Hava Kuvvetleri?nin uçakları Ankara?da uçarken ve İstanbul Üniversitesi rektörü Yunanistan?a tehditler savururken bir plan dahilinde harekat ediyorlarmış diyebiliyoruz.
Hatta 2003 Kasım ayında ?Ordu Göreve? yürüyüşü yapılmadan önce bir gazete benden görüş almış ?Pankartlara dikkat edelim? demiştim. Aynı gün Kanal 7 televizyonunda Ana Haber?de Ankara?da Hava Kuvvetleri?ne bağlı uçakların tören alanında uçuşuna ?Bu bir projedir? demiştim. Şimdi projeleri ortaya çıktı. Evet asker plansız iç yapmaz, darbe bile olsa.
İkinci çelişki ?Bu sadece Harp Oyunudur suç teşkil etmez? diyebilir miyiz?
Böyle bir plan Yunan Genelkurmayından Türkiye?ye karşı yapılmış olsa ne düşünürdük? Komşu apartman sakinleri bizim apartmana havaya uçuracak planlar yapsa ve tespit etsek ne hissederdik sorularına cevap bu sorunun cevabıdır.
Plan tatbikatı yani yeni isimle ?Plan Semineri? aylarca süren tartışmaların sonucu olgunlaşır. Daha sonra harp oyunu halinde senaryosu yazılarak oynanır.
Üçüncü çelişki dinciler Yunanlılarla işbirliği yapıp kalkışma yapacaklar iddiası, ?Geri bölge güvenlik planına darbe planı denilemez? çelişkisidir. Böyle bir iddia ile orduyu kendi vatandaşının üzerine sevk etmek faciadır. Bu iddiaya inanan subay varsa herhalde uzayda yaşıyordur. 1974 Kıbrıs savaşına gönüllü giden asteğmenlerin yüzde sekseni İmam Hatipli idi.
Tevil yoluyla ikrar edilen senaryo?ya göre Yunanlılarla bir savaş olursa İstanbul?da aynı anda irticai kalkışma olacak ve bu kalkışmaya karşı cami bombalamaları yapılacakmış. Yani Yunan askeri ile dindar bir insanı aynı kefeye koyan vicdansız zihniyet.
Bu zihniyet maalesef TSK?da kadrolaşmış durumda bu senaryoya şaşmamak gerekir. 15 yıldır dindar görünümlü hiç bir aileden harp okullarına subay alınmamaktadır.
Dördüncü çelişki 28 Şubat darbe sayılmaz iddiası.
Bir defa TSK?da 28 Şubat sürecinde demokrat subay astsubayların çoğu tasfiye edildi. Meydan darbe heveslilerine kaldı. Bundan sonra en ufak kaos da darbe çok kolay olur. 1997?de darbe-i hükümet dört ay sonra olmuştur. Demek ki ışık yandırıp söndürmelerde psikolojik savaşın bir parçası imiş.
Beşinci çelişki Çetin Doğan Taraf ve paraleli gazetelere ?Mütareke basını? demiştir. Yani İstanbul işgal edilmiş,Türkiye Sevri tartışıyor, 1919?dan daha kötü durumdayız ve hükümet Yunanlılarlan işbirliği içinde inancının ikrarı dikkatimizi çekti.
Altıncı çelişki ?Bugün sivil siyaset Abdülhamid döneminden daha acımasızdır? sözüdür. Abdülhamid?e acımasız diyen ittihatçılarla aynı insafsız algılama. Sivil siyaseti Yunan askeri gören çarpık zihne dur demek gerekmiyor mu?
Yedinci çelişki mücessem bir kibir ifadesi ile Yüksek Askeri Şura?da Halkın seçtiği lidere ?Dini öne çıkarmayın, tabanınızı merkeze çekin nasihati ve yoksa kapatılırsınız tehdidi?. Hem demokratım de hem de rızaya dayalı sisteme uygun davranma. Seçilmişi tahkir edici bir tavır?
O gün keşke Başbakan ?Siyaset benim işim, askerlik senin işin sınırını bil, benim işimi bana öğretme? diyebilseydi. Balyoz planı filan yapılabilir miydi hiç?
Ey vatandaşım ordun ne halde gör ve,
Ey siyasetçi uyumaya devam et, bir genelge ile değişecek EMASYA planını değiştirme, Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde cuntacılığı tehdit olarak yazmak gerekirken zaaf göster.
Asimetrik | | Samanyolu Haber Son Dakika 23.01.2010 | | | BalyozcuPaşanın7çelişkisiBalyozcu Paşanın 7 çelişkisi |
|
| Cindoruk'tan inanılmaz sözler | Samanyolu Haber | 29.12.2009 10:03 |  | | DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınça yönelik suikast iddiasıyla ilgili pes dedirten sözler sarfetti. Türkiyenin çivisinin çıktığını ve çatışmaya doğru gittiğini savunan Cindoruk, suikast iddiasıyla ilgili olarak, dedi.
Cindoruk, gözaltına alınan subayları aklamak isterken, suikast şüphelerini artıran sözler sarfetti. Cindoruk, ?Suikast, askerin amaçlarını elde etmek için yeterli bir araç değil? dedi. Gözaltına alınan subayların, adres tespiti yaptıklarını savunan Cindoruk, ?Sayın Arınça bir suikast olursa, arkasında 300 kişi bekliyor Bakan olmak için. Çok da ciddi bir iş gibi gelmedi bana. Arınç, suikastin hedefi olma sırasında birinci sırada değil. Ona gelinceye kadar bir sürü isim var? diye konuştu.
Özel Kuvvetler Komutanlığında yapılan aramaları da eleştiren Cindoruk, ?Devlet kurumları birbirleriyle yazışarak bilgi toplar. Eğer Cumhuriyet Başsavcısının bir bilgi isteği varsa, bunu Genelkurmaya bildirir. Gidip karargah basmaz. Bu bir güvensizlik işaretidir. Çok önemli bir hadisedir. Görülüyor ki; devletin iki önemli kurumu birbirine güvenmiyor, birbirini arıyor. İnanılır şey değil. Aradıkları bilgi neyse, ortada devletin resmi kurumu Genelkurmay varken, neden böyle bir arama yapılsın?? dedi.
İsmet İnönünün ?Bir ihtilal yapmanın peşinde değilim. Ama şartlar oluşursa bu olur. O zaman sizi ben de kurtaramam? sözlerini hatırlatan Cindoruk, ?Bu, İnönü gibi tecrübeli, başından darbeler geçmiş bir siyasetçinin sözüdür. Ben bunu hep aklımda tutmuşumdur. Nitekim dediği de çıktı? dedi. Savcıların ve polisin karargaha girmesinin çatışmaya yol açacağını savunan Cindoruk, şunları söyledi: ?Savcı ve polis bir şey öğrenmek istiyorsa, iki satırlık bir tezkereyle askerî kesimden alabilir. İşte o noktaya gelirse, İnönünün dediği olur. Benim ordudan hiç şüphem yok. Ben ordumuza güveniyorum.?
VAKİT | | Samanyolu Haber Son Dakika 29.12.2009 | | | CindoruktaninanılmazsözlerCindoruktan inanılmaz sözler |
|
| Canan Arıtman pes artık dedirtti | Samanyolu Haber | 23.12.2009 12:29 |  | | CHPli Arıtman aydın ve sanatçılara öyle ağır laflar etti ki...
CHP İzmir milletvekili Canan Arıtman, dedi.
Arıtman kapatılan DTPnin eski Başkanı Ahmet Türkün Mecliste yeni grup oluşturackalarını açıklarken, Öcalanda böyle istiyor sözlerine bir yazılı açıklama ile tepki gösterdi. Türkün bu sözleri ile PKKnın Mecliste olduğu bir kez daha tescil edilmiştir diyen Arıtman, BDP isminin gösteremlik olduğunu Mecliste grubu olan 4. partinin PKK olduğunu savundu.
Mecliste terör örgütünün bulunmasının Cumhuriyeti ve onun Meclisinin kurulması için kanlarını, canlarını vermiş binlerce insanın ruhu taciz ettiğini savunan Arıtman, Ülkesinin bağımsızlığı ve bütünlüğü için evlatlarını şehit vermiş binlerce insanın da içinde yer aldığı Türk Milleti ne yazık ve ne acıdır ki sözde Milletvekili adındaki PKK sözcülerinin maaşını ödemek zorundadır. Bu durum milletimizin içine sinmemektedir dedi.
Arıtman BDPnin grup kurmasına destek olacağını söyleyen Ufuk Urasa da sert çıktı. Arıtman, Ağzından barış-demokrasi sözcüklerini düşürmeyen İstanbul Milletvekili Ufuk Urasın da PKKnın Mecliste grup kurmasına cansiperane katkı vereceğini söylemesiyle ne olduğu ortaya çıkmıştır dedi. Eski DTPlilerin barış ve demokrasiden yana olmadıklarını savunan Arıtman, En azından kendi adıma ben bundan sonra Parlamento kürsüsünden adları ne olursa olsun bunlara sadece PKK diyeceğim. Çünkü bu söz milletin sözüdür! dedi. Arıtman, Türk Milleti adına Cumhuriyet Savcılarını göreve davet etti. | | Samanyolu Haber Son Dakika 23.12.2009 | | | CananArıtmanpesartıkdedirttiCanan Arıtman pes artık dedirtti |
|
| DSP’den, TDH’ye ‘aşırma’ suçlaması | Milliyet | 16.11.2009 10:05 |  | | |
| İleriye bakmak Apo'yu aşmaktır | Haber7 | 18.09.2009 07:51 |  | | | Apoda takılmak işin hacmini büyütmek ve tehlikeyi daha da artırmaktır. Apo anahtar değil kilittir. Apo için söylenebilecek en son söz Mesihe atfedilen İncilin bir sözüdür: Kılıç çeken kılıçla ölür. | | Haber7 Son Dakika 18.09.2009 | | | İleriyebakmakApoyuaşmaktırİleriye bakmak Apoyu aşmaktır |
|
| Tapu delinmelidir - Ege CANSEN | Hürriyet | 29.07.2009 01:26 |  | | |
| 14:30 DTP: "Atatürk'ün kürtlere verdiği sözü tutun" | Net Gazete | 11.07.2009 17:44 |  | | | DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, Atatürkün Kürtlere kaderlerini tayin etme konusunda söz verdiğini savunarak, 24 Nisan 1920de dediler ki size kendi kaderinizi tayin etme hakkını tanıyoruz ancak şu anda ülkemiz işgal altındadır, önce bir savaşı kazanın. Türkler ve Kürtler bu savaşı kazandı. 1920-2009 Kürtlerin hala hak sorunu var. Kürtlerin hala özgürlük sorunu var. Kürtlerin hala kimliklerinin tanınma sorunu var. Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusudur ve Kürtlere bir söz vermiştir. Bu Türkiye Cumhuriyetinin sözüdür. Bu günkü yöneticiler bu sözü tutmalıdır dedi. | | Net Gazete Son Dakika 11.07.2009 | | | 1430DTPAtatürkünkürtlereverdiğisözütutun1430 DTP Atatürkün kürtlere verdiği sözü tutun |
|
| Nasıl bir çözüm? | Haber7 | 14.05.2009 06:59 |  | | |
| Topyekün iflas | Tumspor | 02.05.2009 11:33 |  | | | Hacettepenin hocası Ergün Pembenin sözüdür, yıldızlarla maç kazanırsınız. Takım olursanız şampiyonluğu kazanırsınız... | | Tumspor Son Dakika 02.05.2009 | | | TopyeküniflasTopyekün iflas |
|
| NOT | Evrensel | 26.04.2009 14:37 |  | | | Einstein’in sözüdür: “Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.”...
| | Evrensel Köşe Yazıları 26.04.2009 | | | NOTNOT |
|
| NOT | Evrensel | 26.04.2009 14:13 |  | | | Einstein’in sözüdür: “Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.”...
| | Evrensel Ana Sayfa 26.04.2009 | | | NOTNOT |
|
| Muhalefetsiz demokrasi olmaz | Haber7 | 16.01.2009 14:33 |  | | |
| KURBAN BAYRAMI ÇAĞDIŞI OLABİİLİR Mİ? | Samanyolu Haber | 09.12.2008 09:07 |  | | Dün yazım olmadığı için, bir günlük gecikmeyle: İyi bayramlar! Kurban Bayramı yüzyıllardır kutlanıyor. Peki, böyle uzun bir geçmişe sahip olduğundan dolayı, Kurban Bayramı için çağdışı sıfatını kullanabilir miyiz?
Artık eskimiş olduğunu, terk edilmesi gerektiğini ileri sürebilir miyiz?
Çağdışı deyince aklıma geldi: Sahi nedir çağdışı ve çağiçi?
(Tabii çağiçi diye bir kelime yok sözlüklerde. Onun yerine çağdaşı kullanıyoruz.)
Konu simgesel kültür olduğunda, çağdışı ya da çağdaş gibi tabirleri özenle devreye sokmak gerekir.
Maddi kültür yani teknoloji çağdışı kalabilir. Eskiyebilir. Out olabilir.
Ama simgesel ya da manevi kültür için bunu söyleyemeyiz.
Tanrı inancının ya da öldürmeyeceksin gibi bir ahlaki değerin eskimesinden, çağdışı kalmasından bahsedilebilir mi?
Türkiye hakikaten tuhaf bir ülke: Bırakın yabancıları, bizler için bile onu kavramak kolay değil.
Mesela daha düne kadar örtünen kadınlara demediğini bırakmayan CHP yönetimi ani bir tornistanla tesettür açılımı yaptı.
Biz tam ne oluyoruz, bu da nereden çıktı diyerek olup biteni anlamaya çalışırken, AKP saflarından tam tersi sözler yükselmez mi?
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, önce çarşafı çağdışı ilan etti.
Ardından da Bu çağda kurban kesip dağıtmanın ihtiyaç olmadığını belirtti.
(Tepkiler üzerine bu lafını, Tabii geçerli olan benim değil, Diyanetin sözüdür diyerek geri aldı.)
Sanırım bireysel ya da yerel olanı genelle yaymak gibi bir yanlışa sık sık düşüyoruz.
Mesela bu ülkede türbana sesini çıkarmayan, hatta türbanı modern bulan ama çarşafa karşı olan insanlar var. Belli ki Ertuğrul Günay da onlardan biri.
Sorunun düğümlendiği noktalardan biri de şu: Çarşafa çağdışı derken, uyulması mecburi bir tarihi gelişim yani bir çağdaş durum olduğunu öne sürüyoruz.
Böylece icabında güç/şiddet de kullanarak, çarşafı tasfiye etmeyi meşru hale getirmeye çalışıyoruz.
Halbuki tarihin böyle bir akışı yok. Toplumsal mekanizmalar öyle devinmiyor:
Dün yok olduğu sanılan bir şey, bugün dönüp gelirken; artık değişmez sandığımız şeyler buharlaşıveriyor.
Hatta maddi kültürde dahi bazen bunu görüyoruz: Müzikte plak teknolojisini, kaset takip etti. Sonra kasetin yerini CD teknolojisi aldı.
Bugün ise plak teknolojisi, tabii gayet geliştirilmiş bir biçimde dönüş yaptı.
Kaliteli bir pikapta çalınan iyi bir plağın sesi, ne kasette var, ne de CDde!
Bunca lafla anlatmaya çalıştığım şu: Çağdışı ve çağdaş gibi kelimeleri aramızda kullanıyoruz. En azından dil alışkanlığı var.
Ancak başkalarına karşı, o çağdışıdır, şu çağdaştır derken daha özenli olmak gerekir.
Bu çağda kurban kesmek ihtiyaç değildir dediğiniz anda, inancı ve geleneği, gereksinimin fonksiyonu haline getirmiş olursunuz.
Bu da, yanlışlığı defalarca gösterilmiş bir kaba materyalist anlayıştır.
Kendisi de inançtan ibaret bir pozitivist tarih anlayışına dayanarak, bize benzemeyen insanları ittire kaktıra değiştirmeye çalışmanın nesi güzel, nesi iyi, nesi doğru? | | Samanyolu Haber Son Dakika 09.12.2008 | | | KURBANBAYRAMIÇAĞDIŞIOLABİİLİRMİ?KURBAN BAYRAMI ÇAĞDIŞI OLABİİLİR Mİ? |
|
| A. ALİ URAL - Şair: İyi, kötü ve çirkin | Zaman | 12.10.2008 11:39 |  | | | Tabutunuzu şairler taşıyor. Ölümden en çok onlar söz ettiler çünkü. Yeter ki gün eksilmesin penceremden deseler de şair sözüdür, hayat en çok onları ürküttü. Kıldan ince bir dikkate sahip olmalıydılar, kılıçtan keskin bir dil için. | | Zaman En Çok Okunan 12.10.2008 | | | AALİURAL-ŞairİyikötüveçirkinA ALİ URAL - Şair İyi kötü ve çirkin |
|
| A. ALİ URAL - Şair: İyi, kötü ve çirkin | Zaman | 12.10.2008 10:54 |  | | | Tabutunuzu şairler taşıyor. Ölümden en çok onlar söz ettiler çünkü. Yeter ki gün eksilmesin penceremden deseler de şair sözüdür, hayat en çok onları ürküttü. Kıldan ince bir dikkate sahip olmalıydılar, kılıçtan keskin bir dil için. | | Zaman Köşe Yazıları 12.10.2008 | | | AALİURAL-ŞairİyikötüveçirkinA ALİ URAL - Şair İyi kötü ve çirkin |
|
| Şair: İyi, kötü ve çirkin | Zaman | 12.10.2008 10:43 |  | | | Tabutunuzu şairler taşıyor. Ölümden en çok onlar söz ettiler çünkü. Yeter ki gün eksilmesin penceremden deseler de şair sözüdür, hayat en çok onları ürküttü. Kıldan ince bir dikkate sahip olmalıydılar, kılıçtan keskin bir dil için. | | Zaman Köşe Yazıları 12.10.2008 | | | ŞairİyikötüveçirkinŞair İyi kötü ve çirkin |
|
|
| |