Habergec.Com Aranan Kelimeler:sırtın Değerlendirme: 10 / 10 669151
habergec.com
19.09.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

sırtın

Çocuğunuzun sağlığını düşünerek çanta seçimi yapın
Zaman
27.08.2014
02:23
Yeni bir eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala veliler okul alışverişi telaşına başladı.Uzmanlar, çocuklarına okul alışverişi yapan ailelerin, özellikle çanta alımı konusunda son derece dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Hatalı çanta kullanımının uzun vadede duruş bozukluklarına sebep olabildiğini belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Nurullah Ermiş, omurga sağlığı ve duruş bozukluklarının önlenmesi adına ergenliğin önemli bir dönem olduğunu belirtiyor. Omurgadaki eğriliklere verilen genel bir isim olan ‘skolyoz’un özellikle gelişme çağındaki çocuklarda görüldüğünü belirten uzman Ermiş, skolyoz hastalığının, çocuklarda yanlış oturma, sürekli sırtın bir tarafında yük taşıma gibi nedenlerle ortaya çıktığını ifade ediyor. Bu hastalığa yakalananların omurgaları arkadan bakıldığında C veya S şeklini alıyor. Boy kısalığına, estetik görünüm bozukluğuna, akciğer kapasitesinin daralmasına, psikolojik bozukluklara, ileri yaşlarda kireçlenmeyle beraber bel ile sırt ağrılarına da sebep oluyor. Çocukların taşıdıkları sırt çantalarının doğru seçimi ve doğru kullanımının önemli hale geldiğini ifade eden Dr. Nurullah Ermiş, “Sırt çantası, okul çağı çocuklarında en sık karşılaşılan yüklenme nedeni. Ağır sırt çantası taşımak, okul çocuklarının gelişmekte olan eklem, kas ve ligaman yapılarında zorlanmalara neden olarak, belde kas gerginliği mekanizmasını tetikleyebilir, bozuk yürüyüş, kötü duruş ve ciddi kronik bel ağrılarına yol açabilir.” diyor. Çocukların okul çantası ağır olursa veya tek taraflı omuz askısı kullanılırsa kas zorlanmalarına neden olacağını belirten Ermiş, “Özellikle boyun hızlı uzadığı yaşlarda tek el veya tek omuzla taşınan çantalar omurgada skolyoz gibi duruş bozukluklarına neden olabilir. Ayrıca ağır yüklenme, vücuda uygulanan yükün pozisyonu, yükün şekli ve büyüklüğü, taşıma süresi, çocuğun fiziksel ve ruhsal durumu bir araya gelerek ağrıya neden olur.” diyor.ÇANTA SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?Çantanın üzerinde ağırlığı artıracak türde süslemeler bulunmaması gerektiğini söyleyen Dr. Nurullah Ermiş, sırt çantası alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle sıralıyor: “Omuz kısımları geniş ve gerginliği yeterli derecede olmalı. Omuz ve sırt kısmında mümkünse sünger desteği bulunmalı. Dar askı, omuza baskı yaptığı için tercih edilmemeli. Böylece yer değiştirmesi önlenir ve postür (duruş) bozulmaz. Çantaların sırt desteği olmalı, ancak bu destek çok sert malzemeden olmamalı, ortopedik sırt desteğine sahip çantalar tercih edilmeli. Çantaların birçok bölme içermesine dikkat edilmeli. Birden fazla bölme yük dağılımının düzenli biçimde olmasını sağlar.”
Zaman
Sağlık
27.08.2014
ÇocuğunuzunsağlığınıdüşünerekçantaseçimiyapınÇocuğunuzun sağlığını düşünerek çanta seçimi yapın
Çocuğunuzun sağlığını düşünerek çanta seçimi yapın
Zaman
27.08.2014
02:10
Yeni bir eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala veliler okul alışverişi telaşına başladı.Uzmanlar, çocuklarına okul alışverişi yapan ailelerin, özellikle çanta alımı konusunda son derece dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Hatalı çanta kullanımının uzun vadede duruş bozukluklarına sebep olabildiğini belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Nurullah Ermiş, omurga sağlığı ve duruş bozukluklarının önlenmesi adına ergenliğin önemli bir dönem olduğunu belirtiyor. Omurgadaki eğriliklere verilen genel bir isim olan ‘skolyoz’un özellikle gelişme çağındaki çocuklarda görüldüğünü belirten uzman Ermiş, skolyoz hastalığının, çocuklarda yanlış oturma, sürekli sırtın bir tarafında yük taşıma gibi nedenlerle ortaya çıktığını ifade ediyor. Bu hastalığa yakalananların omurgaları arkadan bakıldığında C veya S şeklini alıyor. Boy kısalığına, estetik görünüm bozukluğuna, akciğer kapasitesinin daralmasına, psikolojik bozukluklara, ileri yaşlarda kireçlenmeyle beraber bel ile sırt ağrılarına da sebep oluyor. Çocukların taşıdıkları sırt çantalarının doğru seçimi ve doğru kullanımının önemli hale geldiğini ifade eden Dr. Nurullah Ermiş, “Sırt çantası, okul çağı çocuklarında en sık karşılaşılan yüklenme nedeni. Ağır sırt çantası taşımak, okul çocuklarının gelişmekte olan eklem, kas ve ligaman yapılarında zorlanmalara neden olarak, belde kas gerginliği mekanizmasını tetikleyebilir, bozuk yürüyüş, kötü duruş ve ciddi kronik bel ağrılarına yol açabilir.” diyor. Çocukların okul çantası ağır olursa veya tek taraflı omuz askısı kullanılırsa kas zorlanmalarına neden olacağını belirten Ermiş, “Özellikle boyun hızlı uzadığı yaşlarda tek el veya tek omuzla taşınan çantalar omurgada skolyoz gibi duruş bozukluklarına neden olabilir. Ayrıca ağır yüklenme, vücuda uygulanan yükün pozisyonu, yükün şekli ve büyüklüğü, taşıma süresi, çocuğun fiziksel ve ruhsal durumu bir araya gelerek ağrıya neden olur.” diyor.ÇANTA SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?Çantanın üzerinde ağırlığı artıracak türde süslemeler bulunmaması gerektiğini söyleyen Dr. Nurullah Ermiş, sırt çantası alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle sıralıyor: “Omuz kısımları geniş ve gerginliği yeterli derecede olmalı. Omuz ve sırt kısmında mümkünse sünger desteği bulunmalı. Dar askı, omuza baskı yaptığı için tercih edilmemeli. Böylece yer değiştirmesi önlenir ve postür (duruş) bozulmaz. Çantaların sırt desteği olmalı, ancak bu destek çok sert malzemeden olmamalı, ortopedik sırt desteğine sahip çantalar tercih edilmeli. Çantaların birçok bölme içermesine dikkat edilmeli. Birden fazla bölme yük dağılımının düzenli biçimde olmasını sağlar.”
Zaman
Ana Sayfa
27.08.2014
ÇocuğunuzunsağlığınıdüşünerekçantaseçimiyapınÇocuğunuzun sağlığını düşünerek çanta seçimi yapın
Gelişim çağına kadar çocuklarda tam ortopedik yatak sakıncalı
Zaman
27.04.2014
17:02
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Murat Doğan, 18 yaşına kadar olan çocuklarda tam ortopedik yatak kullanılmasının bel ve boyun gelişimini olumsuz yönde etkilediğini söyledi.Yatak seçimi ve yatış pozisyonunun bel, sırt, boyun ve omuz sağlığı için önemli olduğuna dikkat çeken Özel Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Murat Doğan, gelişim çağına kadar olan çocuklarda tam ortopedik yatak kullanılmamasını önerdi. Uzm. Dr. Murat Doğan, Omurganın o yaşlara kadar belli bir gelişim süreci var. Tam ortopedik yataklar bu gelişim sürecini farklı yönde etkiliyor. Bu nedenle o yaşa kadar yarı ortopedik yatakları öneriyoruz. Ancak 0-3 yaş arasında da sünger tipi yatakları öneriyoruz. dedi.18 yaşından sonra da, orta sertlikte olan tam ortopedik yatakları tavsiye ettiklerini belirten Özel Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Murat Doğan, Belin boynun ve sırtın belli açılanmaları var, bu açılanmalara uygun bir yatak seçilmeli. Bu açılanmalara uygun olmayan, yumuşak yataklar seçilirse, fıtık, bel düzleşmesi, skolyoz ve kifoz dediğimiz farklı yönde eğrileşmeler ortaya çıkabilir. Onun dışında yatak bu eğrilikleri doldurmayacak biçimde sert olursa, hızlı biçimde spazma neden olabilir. Bu nedenle en uygunu, vücudun boşluklarını dolduracak biçimde, ne sert ne de çok yumuşak olan orta sertlikteki tam ortopedik yataklardır. şeklinde konuştu.YÜN VE PAMUK DÖŞEKLER SAKINCALIKöylerde daha çok kullanılan döşek türü yatakların bel ve omur sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Dr. Murat Doğan, kişinin vücut basıncına özel yatak seçiminin daha doğru olduğunu kaydetti. Uzm. Dr. Murat Doğan şunları söyledi: Köylerde yapılan döşek türü yataklar sağlıklı değil. Girintili çıkıntılı olmasından dolayı belin yapısını korumaktan ziyade bozuyor. Eski insanlar bu yatakta yatıyormuş ama gün içerisinde sürekli çalıştığı için sırt kasları güçlü olan insanlarmış. Bizler gün içerisinde ofis içerisinde hareketsiz kalıyoruz, dolayısıyla yaşam aktivitelerimiz oldukça az. Sırt ve bel kasları güçsüz olduğu zaman ufak bir şeyde kas spazmı başlıyor. Bu durumda doğru yatak kullanımı önem kazanıyor. EN UYGUN POZİSYON SIRT ÜSTÜ YATIŞEn uygun yatış pozisyonunun sırt üstü pozisyon olduğunu söyleyen Dr. Murat Doğan, Özellikle yüz üstü yatışta bele aşırı yük biner ve bel ağrılarını tetikler. Sırt üstü yattığında da kişi, yatağın içine çok fazla gömülmüyorsa ya da yatak çok sert değilse, bunu tercih etmeli. Yanlış yatak seçimi ve yanlış pozisyonda yatma, omurları, beli, boynu, omuz ağrılarını hatta bağ ağrılarını bile tetikler. ifadelerini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
27.04.2014
GelişimçağınakadarçocuklardatamortopedikyataksakıncalıGelişim çağına kadar çocuklarda tam ortopedik yatak sakıncalı
Gelişim çağına kadar çocuklarda tam ortopedik yatak sakıncalı
Zaman
27.04.2014
11:13
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Murat Doğan, 18 yaşına kadar olan çocuklarda tam ortopedik yatak kullanılmasının bel ve boyun gelişimini olumsuz yönde etkilediğini söyledi.Yatak seçimi ve yatış pozisyonunun bel, sırt, boyun ve omuz sağlığı için önemli olduğuna dikkat çeken Özel Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Murat Doğan, gelişim çağına kadar olan çocuklarda tam ortopedik yatak kullanılmamasını önerdi. Uzm. Dr. Murat Doğan, Omurganın o yaşlara kadar belli bir gelişim süreci var. Tam ortopedik yataklar bu gelişim sürecini farklı yönde etkiliyor. Bu nedenle o yaşa kadar yarı ortopedik yatakları öneriyoruz. Ancak 0-3 yaş arasında da sünger tipi yatakları öneriyoruz. dedi. 18 yaşından sonra da, orta sertlikte olan tam ortopedik yatakları tavsiye ettiklerini belirten Özel Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Murat Doğan, Belin boynun ve sırtın belli açılanmaları var, bu açılanmalara uygun bir yatak seçilmeli. Bu açılanmalara uygun olmayan, yumuşak yataklar seçilirse, fıtık, bel düzleşmesi, skolyoz ve kifoz dediğimiz farklı yönde eğrileşmeler ortaya çıkabilir. Onun dışında yatak bu eğrilikleri doldurmayacak biçimde sert olursa, hızlı biçimde spazma neden olabilir. Bu nedenle en uygunu, vücudun boşluklarını dolduracak biçimde, ne sert ne de çok yumuşak olan orta sertlikteki tam ortopedik yataklardır. şeklinde konuştu.YÜN VE PAMUK DÖŞEKLER SAKINCALIKöylerde daha çok kullanılan döşek türü yatakların bel ve omur sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Dr. Murat Doğan, kişinin vücut basıncına özel yatak seçiminin daha doğru olduğunu kaydetti. Uzm. Dr. Murat Doğan şunları söyledi: Köylerde yapılan döşek türü yataklar sağlıklı değil. Girintili çıkıntılı olmasından dolayı belin yapısını korumaktan ziyade bozuyor. Eski insanlar bu yatakta yatıyormuş ama gün içerisinde sürekli çalıştığı için sırt kasları güçlü olan insanlarmış. Bizler gün içerisinde ofis içerisinde hareketsiz kalıyoruz, dolayısıyla yaşam aktivitelerimiz oldukça az. Sırt ve bel kasları güçsüz olduğu zaman ufak bir şeyde kas spazmı başlıyor. Bu durumda doğru yatak kullanımı önem kazanıyor. EN UYGUN POZİSYON SIRT ÜSTÜ YATIŞ En uygun yatış pozisyonunun sırt üstü pozisyon olduğunu söyleyen Dr. Murat Doğan, Özellikle yüz üstü yatışta bele aşırı yük biner ve bel ağrılarını tetikler. Sırt üstü yattığında da kişi, yatağın içine çok fazla gömülmüyorsa ya da yatak çok sert değilse, bunu tercih etmeli. Yanlış yatak seçimi ve yanlış pozisyonda yatma, omurları, beli, boynu, omuz ağrılarını hatta bağ ağrılarını bile tetikler. ifadelerini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
27.04.2014
GelişimçağınakadarçocuklardatamortopedikyataksakıncalıGelişim çağına kadar çocuklarda tam ortopedik yatak sakıncalı
Baş ağrınız nörolojik olmayabilir
Zaman
10.12.2013
10:39
Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Gözdemir, toplumda sık rastlanan yakınmalardan biri olan baş ağrısının, nörolojik hastalıkların yanı sıra sistemik hastalıklara da eşlik edebilen bir belirti olduğunu açıkladı. Doç. Gözdemir, Bu bakımdan baş ağrısı bireysel, toplumsal, ekonomik birçok probleme neden olabilir. dedi.Doç. Dr. Muhammet Gözdemir, baş ağrıları ile ilgili çeşitli bilgiler verdi. Gözdemir, doktora başvuru nedenleri arasında ilk sırada yer alan baş ağrısının, nörolojik hastalıkların yanı sıra sistemik hastalıklara da eşlik edebilen bir belirti olduğunu söyledi. Doç. Dr. Muhammet Gözdemir, O yüzden tanınması ve tedavisi oldukça önemlidir. Boyun ağrısı ise; bağlar, kaslar, bağ dokusu gibi yumuşak dokulardan kaynaklanacağı gibi, sinirlerden veya eklemlerden de kaynaklanabilir. En sık görülen boyun ağrısı nedeni çeşitli etiyolojik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan yumuşak doku hasarıdır. Daha seyrek olarak enfeksiyon, tümörler boyun ağrısına yol açabilir. Ayrıca boyun ağrısı yansıyan ağrı şeklinde, yani sırtın üst bölümünün, omuzların, kolların problemlerinin yansıması olarak da gözlenebilir. ifadelerini kullandı.Boyun ağrısının tedavisinin tanıya yönelik olduğunu vurgulayan Doç. Gözdemir, şöyle devam etti:Yani boyun ağrısının altta yatan nedeni belirlendikten sonra bu nedene yönelik fizik tedavi yöntemleri, boyun eklemlerine enjeksiyon, boyun kaslarına enjeksiyon, cerrahi gibi yöntemler ile kimi zaman bu yöntemlerin basitten zora doğru basamak şeklinde uygulanması ile tedavi uygulanabilir.Baş ağrılarının ise doktora başvuru nedenleri arasında ilk sırayı aldığını kaydeden Gözdemir, Böylece ağrı kesiciler, antibiyotiklerden sonra en sık reçete edilen ilaçlar olmaktadır ve ağrı kesiciler içinde en çok steroid olmayan iltihabı önleyen ilaçlar (NSAİ) kullanılmaktadır. Toplumda NSAİ kullanım sıklığı yüzde 5 olarak hesaplanmaktadır. Kullanım tarihi çok eskilere dayanan ağrı kesiciler, günümüzde en sık kullanılan ilaçlar arasındadır. Ağrı algılanmasına ait anatomik ve fizyolojik yolakların anlaşılmasındaki ilerlemeler, ilaç farmakolojisindeki gelişmeler ve ağrı biliminin ortaya çıkması ile ağrı kesiciler konusunda birçok geleneksel bilgi geride bırakılmıştır. Yeni bilgi ve deneyimler ile ağrı kesiciler daha doğru kullanılır hale gelmelerine rağmen, yine de en yanlış kullanılan ilaçlar arasında yer almaktadırlar.AĞRI KESİCİ DE BAŞ AĞRISINA NEDEN OLURAşırı ağrı kesici kullanımının da baş ağrısına neden olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Muhammed Gözdemir, Ağrı kesici seçimi ağrının şiddetine göre basamak prensibi doğrultusunda yapılmalıdır. Ağrı kesici seçiminde ağrının nedenive niteliği dikkate alınmalıdır. Uzun süre ağrı kesici kullanacak hastalarda hasta için en basit yol olan oral yol tercih edilmelidir. Ağrı kesici dozu her hasta için ayrı değerlendirilmelidir. Ağrı kesicilerin etkin dozu hastadan hastaya farklılık gösterir. Kişiye özel olan doz, en az yan etki ile ilacın farmakolojik parametrelerine sadık kalınarak, en iyi etkiyi sağlayan en düşük doz demektir. Ağrı kesiciler diğer ilaçlar gibi kanda belirli yarılanma süresine sahiptirler.Bu nedenle belirli zaman aralıkları ile verilerek, kesintisiz ağrı giderilmesi sağlanmalıdır. Yan etki için tıbbi önlemler alınmalı ve tedavisi yapılmalıdır. diye konuştu.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
10.12.2013
BaşağrınıznörolojikolmayabilirBaş ağrınız nörolojik olmayabilir
Baş ağrınızın nedeni nörolojik olmayabilir
Zaman
10.12.2013
10:16
Toplumda sık rastlanan yakınmalardan biri olan baş ağrısının, nörolojik hastalıkların yanı sıra sistemik hastalıklara da eşlik edebilen bir belirti olduğu belirtildi. Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Gözdemir, “Bu bakımdan baş ağrısı bireysel, toplumsal, ekonomik birçok probleme neden olabilir.” dedi.Baş ve boyun ağrılarına, ağrı kesici kullanımına ilişkin önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Gözdemir, doktora başvuru nedenleri arasında ilk sırada yer alan baş ağrısının, nörolojik hastalıkların yanı sıra sistemik hastalıklara da eşlik edebilen bir belirti olduğunu söyledi. Gözdemir, “O yüzden tanınması ve tedavisi oldukça önemlidir. Boyun ağrısı ise bağlar, kaslar, bağ dokusu gibi yumuşak dokulardan kaynaklanacağı gibi sinirlerden veya eklemlerden de kaynaklanabilir. En sık görülen boyun ağrısı nedeni çeşitli etiyolojik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan yumuşak doku hasarıdır. Daha seyrek olarak enfeksiyon, tümörler boyun ağrısına yol açabilir. Ayrıca, boyun ağrısı yansıyan ağrı şeklinde, yani sırtın üst bölümünün, omuzların, kolların problemlerinin yansıması olarak da gözlenebilir.” açıklamasını yaptı.EN ÇOK VE EN YANLIŞ KULLANILAN İLAÇLAR AĞRI KESİCİLERBoyun ağrısının tedavisinin tanıya yönelik olduğunu vurgulayan Doç. Muhammed Gözdemir, şöyle devam etti: “Yani boyun ağrısının altta yatan nedeni belirlendikten sonra bu nedene yönelik fizik tedavi yöntemleri, boyun eklemlerine enjeksiyon, boyun kaslarına enjeksiyon, cerrahi gibi yöntemler ile kimi zaman bu yöntemlerin basitten zora doğru basamak şeklinde uygulanması ile tedavi uygulanabilir.”Baş ağrılarının ise doktora başvuru nedenleri arasında ilk sırayı aldığını kaydeden Gözdemir, “Böylece ağrı kesiciler, antibiyotiklerden sonra en sık reçete edilen ilaçlar olmaktadır ve ağrı kesiciler içinde en çok steroid olmayan iltihabı önleyen ilaçlar (NSAİ) kullanılmaktadır.” diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
10.12.2013
BaşağrınızınnedeninörolojikolmayabilirBaş ağrınızın nedeni nörolojik olmayabilir
Baş ağrınız nörolojik olmayabilir
Zaman
10.12.2013
10:11
Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Gözdemir, toplumda sık rastlanan yakınmalardan biri olan baş ağrısının, nörolojik hastalıkların yanı sıra sistemik hastalıklara da eşlik edebilen bir belirti olduğunu açıkladı. Doç. Gözdemir, “Bu bakımdan baş ağrısı bireysel, toplumsal, ekonomik birçok probleme neden olabilir.” dedi.Doç. Dr. Muhammet Gözdemir, baş ağrıları ile ilgili çeşitli bilgiler verdi. Gözdemir, doktora başvuru nedenleri arasında ilk sırada yer alan baş ağrısının, nörolojik hastalıkların yanı sıra sistemik hastalıklara da eşlik edebilen bir belirti olduğunu söyledi. Doç. Dr. Muhammet Gözdemir, “O yüzden tanınması ve tedavisi oldukça önemlidir. Boyun ağrısı ise; bağlar, kaslar, bağ dokusu gibi yumuşak dokulardan kaynaklanacağı gibi, sinirlerden veya eklemlerden de kaynaklanabilir. En sık görülen boyun ağrısı nedeni çeşitli etiyolojik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan yumuşak doku hasarıdır. Daha seyrek olarak enfeksiyon, tümörler boyun ağrısına yol açabilir. Ayrıca boyun ağrısı yansıyan ağrı şeklinde, yani sırtın üst bölümünün, omuzların, kolların problemlerinin yansıması olarak da gözlenebilir. ifadelerini kullandı.Boyun ağrısının tedavisinin tanıya yönelik olduğunu vurgulayan Doç. Gözdemir, şöyle devam etti: “Yani boyun ağrısının altta yatan nedeni belirlendikten sonra bu nedene yönelik fizik tedavi yöntemleri, boyun eklemlerine enjeksiyon, boyun kaslarına enjeksiyon, cerrahi gibi yöntemler ile kimi zaman bu yöntemlerin basitten zora doğru basamak şeklinde uygulanması ile tedavi uygulanabilir.”Baş ağrılarının ise doktora başvuru nedenleri arasında ilk sırayı aldığını kaydeden Gözdemir, “Böylece ağrı kesiciler, antibiyotiklerden sonra en sık reçete edilen ilaçlar olmaktadır ve ağrı kesiciler içinde en çok steroid olmayan iltihabı önleyen ilaçlar (NSAİ) kullanılmaktadır. Toplumda NSAİ kullanım sıklığı yüzde 5 olarak hesaplanmaktadır. Kullanım tarihi çok eskilere dayanan ağrı kesiciler, günümüzde en sık kullanılan ilaçlar arasındadır. Ağrı algılanmasına ait anatomik ve fizyolojik yolakların anlaşılmasındaki ilerlemeler, ilaç farmakolojisindeki gelişmeler ve ağrı biliminin ortaya çıkması ile ağrı kesiciler konusunda birçok geleneksel bilgi geride bırakılmıştır. Yeni bilgi ve deneyimler ile ağrı kesiciler daha doğru kullanılır hale gelmelerine rağmen, yine de en yanlış kullanılan ilaçlar arasında yer almaktadırlar.” AĞRI KESİCİ DE BAŞ AĞRISINA NEDEN OLUR Aşırı ağrı kesici kullanımının da baş ağrısına neden olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Muhammed Gözdemir, “Ağrı kesici seçimi ağrının şiddetine göre basamak prensibi doğrultusunda yapılmalıdır. Ağrı kesici seçiminde ağrının nedenive niteliği dikkate alınmalıdır. Uzun süre ağrı kesici kullanacak hastalarda hasta için en basit yol olan oral yol tercih edilmelidir. Ağrı kesici dozu her hasta için ayrı değerlendirilmelidir. Ağrı kesicilerin etkin dozu hastadan hastaya farklılık gösterir. Kişiye özel olan doz, en az yan etki ile ilacın farmakolojik parametrelerine sadık kalınarak, en iyi etkiyi sağlayan en düşük doz demektir. Ağrı kesiciler diğer ilaçlar gibi kanda belirli yarılanma süresine sahiptirler.Bu nedenle belirli zaman aralıkları ile verilerek, kesintisiz ağrı giderilmesi sağlanmalıdır. Yan etki için tıbbi önlemler alınmalı ve tedavisi yapılmalıdır.” diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
10.12.2013
BaşağrınıznörolojikolmayabilirBaş ağrınız nörolojik olmayabilir
Vücuduna 15 Kilo Esrarı Bantladı
Haber3
06.11.2013
14:50
BİNGÖL Emniyet Müdürlüğü ekipleri 2 operasyonda, 36 kilo 190 gram esrar ele geçirildi. Göazaltına alınan 3 şüpheliden A.Y.nin esrarı, karın ve sırtın...
Haber3
Son Dakika
06.11.2013
Vücuduna15KiloEsrarıBantladıVücuduna 15 Kilo Esrarı Bantladı
A. Turan Alkan - Dünkü yağmurun siyasî ve felsefî çağrışımları
Zaman
19.10.2013
01:57
Sindire sindire, ağırdan, ortalığı velveleye vermeden iniyor; kapalı balkonun buğulanmış camında koyu grilere gömülmüş uzaklar kapalı.Hemen yakınlarda bir yerdeki tahliye borusunda takırdayıp duran yağmur sularının sesi, o an itibarıyla bütün musikinin müntehâsı. Böyle anlarda evin sıcaklığına gömülüp dışarıların puslu serinliğine dalarak gerçeklikle uykuya davetiye gönderen tatlı bir uyuşukluk arasında düşünceye dalmak ne tatlı. Böyle bir hâlet içinde gündemin telâşesi, daha doğrusu bize telâşe gibi görünen ayrıntıların gerçek boyutları pek de ehemmiyetli gelmiyor. “En mühim mesele nedir?” sorusunun şu an itibarıyla âcil cevabı sıcak bir dam altında bulunmaktan ibaret. Haydi biraz tefelsüf edelim; beşeriyetin en derin, en âcil ihtiyacı karın tokluğu, sırtın pekliği ve yakın tehlikelerden azâde güvenlikli bir yerde barınmak değil midir? İlerleme raporu denilince bu yüzden aklıma daha basit bir mesele geliveriyor: Yağmurun sebebini biliyoruz; niçin yağıyor, nasıl yağıyor, oluşması hangi meteorolojik şartlara bağlı, mâlum. Ne zaman ne kadar yağacağını da epey tahmin ediyor uzmanlar. Durduğunuz ve baktığınız yere göre bu da bir ilerlemedir. Sebepler bilinince şaşkınlık az buçuk zail oluyor lâkin mübârek tadını biraz fazla kaçırınca arzın mesâhası üzerine biriken su âfetinden nasıl korunacağımız hususunda pek ilerlemiş sayılmayız. Hepsi de okumuş, fennî ilimlerde tahsil görmüş uzmanların tasarlayıp hesapladığı tedbirler bazen işe yaramıyor. Meselâ şehiriçinde denizi kıyıdan takib eden bir yolu sel basmasını ne türden bir ilerleme sayabiliriz ki? Teorik açıdan eksiğimiz yok, hatta o kadarını Divân şairleri bile biliyordu: “Alçağa akar sular pây-ı hûma düş mest ol”. Yol denizden birkaç metre yüksekte; yolla deniz arasına uygun aralıklarla tahliye kanalları açılırsa su, yolda birikmek yerine denize akar! Teori safhasında âkıl ve güçlü olmak pratikte, yine birçok farklı teorik ârıza yüzünden işe yaramıyor: Tahliye borusu tıkalıysa geçmiş olsun. Dün Pendik sahillerinde olup bitenleri kastetmiyorum; karşıdan bakınca mancınıkla yıkılmaz gibi duran “ileri” memleketlerde de lüzumundan fazla su can yakıyor, problem çıkarıyor. “Su işleri mühendisleri” sistemin nerede aksadığını biliyorlar, öngörüyorlar ama yine de ârıza çıkıyor. E, hani ilerleme?Sayıştay’ın benzerleri her ülkede var, faydası tartışılmaz. Bizde de mevcut fakat bazı yerleri “sayması” uygun bulunmamış. Eskiden “Vardır bir hikmeti; büyüklerimiz bilir” der geçerdik, şimdilerde, “Büyüklerimizin aslında öyle aman aman bir şey bildiği yok!” diyebiliyoruz ama sonuç değişmiyor. Hidrolojide suların alçağa akması nasıl kanun ise, kamu idaresinde de, “hikmetinden sual olunmaz bir rahatlıkla kamu parası harcanması” da kanun gibidir, hatta daha da ötesi. Bu nokta-i nazardan siyaset, elâlemin parasını harcama yetkisini ele geçirme faaliyetidir. Musluk kısıldığında çark durur. Bkz. Zavallı Obama!Sadede gelelim; sebepleri bilmek şaşkınlığı azaltıyor lakin yaraya da merhem olmuyor. Çâre, tıkanan tahliye kanallarını temiz tutmayı ihmâl etmeksizin sebepleri en yüksek hikmete dayandırmaktır. “Re’sü’l hikmeti mahafetullah; hikmetin başı Allah korkusudur. Buradaki korku, yani mahafet, “Havf”e benzer bir ürküntü, tedirginlik ifadesi değil; derin hayranlık ve hürmetin insanda uyandırdığı bir vaziyet alış, huşû. İyi idarenin, ideal idarenin ne olduğu ezelden beri belli; teorik donanımımız mükemmel. Niçin uygulayamıyoruz; sebeplerini ortaokul talebesi bile sıralayabilir; hani ya sebepleri bilmek şaşkınlığı zail ediyordu? Bu bizim imtihanımız; doğru teori ile uygulanabilir pratik arasında bocalarken bahaneye sığınmamız, okuldan kaçan çocuğun, müdürü uydurma izin tezkeresi ile kandırmasına benziyor. Netice şöyle: Müdüre bir şey olmuyor; olan bize oluyor.
Zaman
Köşe Yazıları
19.10.2013
ATuranAlkan-DünküyağmurunsiyasîvefelsefîçağrışımlarıA Turan Alkan - Dünkü yağmurun siyasî ve felsefî çağrışımları
Başbakan Erdoğan: "Somali ye Sırtını Dönen Dünyanın ...
Haberler.com
23.09.2013
13:57
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünyada hırsın ve yoksulluğun da küreselleşmeye başladığına dikkat çekerek, Somalinin açlığına sırtın dönen dünyanın geleceği yoktur.
Haberler.com
Güncel
23.09.2013
BaşbakanErdoğanSomaliyeSırtınıDönenDünyanınBaşbakan Erdoğan Somali ye Sırtını Dönen Dünyanın
Başbakan Erdoğan: “Somali’ye Sırtını Dönen Dünyanın Geleceği Yoktur”
Haber3
23.09.2013
13:47
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünyada hırsın ve yoksulluğun da küreselleşmeye başladığına dikkat çekerek, “Somali’nin açlığına sırtın dönen dünyanın geleceği yoktur. Kendi iktidar hırsı için çocukları dahi öldürenlere göz yumanların çocuklarına bırakacak
Haber3
Son Dakika
23.09.2013
BaşbakanErdoğan“Somali’yeSırtınıDönenDünyanınGeleceğiYoktur”Başbakan Erdoğan “Somali’ye Sırtını Dönen Dünyanın Geleceği Yoktur”
Omurgadaki eğrilik, 2,5 milyon çocuğun hayatını tehdit ediyor
Zaman
25.08.2013
02:02
Omurgadaki eğrilik, çocukların hayatını tehdit ediyor. 18 yaş altı yaklaşık 2,5 milyon çocukta bu rahatsızlığın olduğunu belirten uzmanlar, hızla ilerleyen eğriliğin sırt ve bel ağrılarına, solunum yetmezliği, kalpte ritim bozuklukları ve depresyona kadar birçok sorun oluşturduğunu kaydediyor.Omurganın üç boyutlu eğriliği sonucu oluşan skolyoz, özellikle çocukluk döneminde daha fazla önem kazanıyor. Çoğunluğunu genç nüfusun oluşturduğu ülkemizde yüzde 70’i 18 yaş altında olan yaklaşık 2,5 milyon skolyoz vakasının olduğu biliniyor. Sıklıkla karşılaşılan skolyozlar, daha çok 10’lu yaşlarda ortaya çıkıyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nurullah Ermiş, “Omurgadaki eğrilik, özellikle gelişme çağındaki çocuklarda görülüyor. Skolyozun Türkiye’deki sıklığı yüzde 2 oranında ve bu yüzde 2 içinde çok azı tespit edilebiliyor. Bu durumda skolyoz eğriliği ilerlemeye başlıyor. Erken ergenlik döneminde veya gelişmenin tamamlandığı dönemlerde kalıcı organ deformiteleri meydana geliyor. Bazı vakalarda kaburgaların yer değiştirmesi ile birlikte akciğer solunum kapasitesi, akciğerin bu durumuna bağlı solunum değişiklikleri ortaya çıkabiliyor. Bu durumda solunum sıkıntısı, akciğer enfeksiyonları, kronik ağrı ve psikolojik problemler ortaya çıkabilir. Çok ileri vakalarda kalp problemleri söz konusudur.” diyor. Ermiş, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı: “Kalça ve omuz seviyeleri arasında eşitsizlik görülür. Kollar ile vücut arasındaki mesafenin eşitliği ve vücudun balansı bozulur. Baş bir yana, vücut bir yana savrulduğu için çocuklar bir bacaklarının daha uzun olduğu duygusuna kapılır. Göğüs kafesinde asimetri ve bir kürek kemiğinde tümsek gözlenebilir.”Okul çantalarına dikkat!Nurullah Ermiş, çocukların okul çantasının ağır olması ya da tek taraflı omuz askısı kullanılması halinde kas zorlanmalarına neden olduğunu açıkladı. Ermiş, “Özellikle boyun hızlı uzadığı yaşlarda tek el veya tek omuzla taşınan çantalar omurgada skolyoz gibi duruş bozukluklarına neden olabilir. Skolyoz hastalığı çocuklarda yanlış oturma, sürekli sırtın bir tarafında yük taşıma gibi nedenlerle ortaya çıkabiliyor.” diye konuşuyor.
Zaman
Sağlık
25.08.2013
Omurgadakieğrilik25milyonçocuğunhayatınıtehditediyorOmurgadaki eğrilik 25 milyon çocuğun hayatını tehdit ediyor
Omurgadaki eğrilik, 2,5 milyon çocuğun hayatını tehdit ediyor
Zaman
25.08.2013
01:51
Omurgadaki eğrilik, çocukların hayatını tehdit ediyor. 18 yaş altı yaklaşık 2,5 milyon çocukta bu rahatsızlığın olduğunu belirten uzmanlar, hızla ilerleyen eğriliğin sırt ve bel ağrılarına, solunum yetmezliği, kalpte ritim bozuklukları ve depresyona kadar birçok sorun oluşturduğunu kaydediyor.Omurganın üç boyutlu eğriliği sonucu oluşan skolyoz, özellikle çocukluk döneminde daha fazla önem kazanıyor. Çoğunluğunu genç nüfusun oluşturduğu ülkemizde yüzde 70’i 18 yaş altında olan yaklaşık 2,5 milyon skolyoz vakasının olduğu biliniyor. Sıklıkla karşılaşılan skolyozlar, daha çok 10’lu yaşlarda ortaya çıkıyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nurullah Ermiş, “Omurgadaki eğrilik, özellikle gelişme çağındaki çocuklarda görülüyor. Skolyozun Türkiye’deki sıklığı yüzde 2 oranında ve bu yüzde 2 içinde çok azı tespit edilebiliyor. Bu durumda skolyoz eğriliği ilerlemeye başlıyor. Erken ergenlik döneminde veya gelişmenin tamamlandığı dönemlerde kalıcı organ deformiteleri meydana geliyor. Bazı vakalarda kaburgaların yer değiştirmesi ile birlikte akciğer solunum kapasitesi, akciğerin bu durumuna bağlı solunum değişiklikleri ortaya çıkabiliyor. Bu durumda solunum sıkıntısı, akciğer enfeksiyonları, kronik ağrı ve psikolojik problemler ortaya çıkabilir. Çok ileri vakalarda kalp problemleri söz konusudur.” diyor. Ermiş, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı: “Kalça ve omuz seviyeleri arasında eşitsizlik görülür. Kollar ile vücut arasındaki mesafenin eşitliği ve vücudun balansı bozulur. Baş bir yana, vücut bir yana savrulduğu için çocuklar bir bacaklarının daha uzun olduğu duygusuna kapılır. Göğüs kafesinde asimetri ve bir kürek kemiğinde tümsek gözlenebilir.”Okul çantalarına dikkat!Nurullah Ermiş, çocukların okul çantasının ağır olması ya da tek taraflı omuz askısı kullanılması halinde kas zorlanmalarına neden olduğunu açıkladı. Ermiş, “Özellikle boyun hızlı uzadığı yaşlarda tek el veya tek omuzla taşınan çantalar omurgada skolyoz gibi duruş bozukluklarına neden olabilir. Skolyoz hastalığı çocuklarda yanlış oturma, sürekli sırtın bir tarafında yük taşıma gibi nedenlerle ortaya çıkabiliyor.” diye konuşuyor.
Zaman
Ana Sayfa
25.08.2013
Omurgadakieğrilik25milyonçocuğunhayatınıtehditediyorOmurgadaki eğrilik 25 milyon çocuğun hayatını tehdit ediyor
Almanya'da Zengin ve fakir belediyeler arasındaki makas açılıyor
Zaman
20.08.2013
18:12
Alman belediyelerinin mali durumunu değerlendiren rapora göre zengin ve fakir belediyeler arasındaki makas giderek büyüyor. Bertelsmann Vakfı’nın “Belediyelerin Mali Raporu 2013” konulu araştırmasında belediyelerin toplam borcunun 20072011 yılları arasında 111 milyar Euro’dan 130 milyar Euro’ya yükseldiği tespit edildi. Vakfın belediye uzmanı Kirsten Witte, “Zengin ve fakir belediyeler arasındaki makas giderek büyüyor. Birçok belediye aşırı borçlanma, nüfus kaybı ve çekiciliğinin azalmasından oluşan kısır döngüye maruz kalmış gibi gözüküyor.” dedi. Borçlanmaların çoğunun yatırım amaçlı olmaktan ziyade nakit borçlanma olduğunu tespit eden vakıf, bu gidişatın sağlıklı olmadığına, bundan dolayı da eyalet yönetimlerinin belediyelerin borçlanmalarını kısıtlaması gerektiğine dikkat çekti. Araştırmayı yapan uzmanlardan Rene Geissler ise belediyelerin düşük faizden yararlandığını belirterek, “2001’deki faiz oranına göre borç alınsaydı, faiz ödemeleri yılda 2,5 milyar Euro daha fazla maliyet getirecekti. Belediyelerin mali cari açığı ise iki kat daha yüksek olacaktı” dedi. Nakit borçlanma oranını azaltan tek eyalet Saksonya oldu. Bu eyalette kişi başına düşen borç 13 Euro iken, en çok borçlanan Saarland eyaletinde kişi başına düşen borç 1754 Euro’yu buluyor. Bavyera, Baden-Württemberg, Saksonya ve Thüringen’deki belediyeler nakit borçlanmalarını nerdeyse sıfıra düşürüp yatırıma yönelirken, Saarland, Kuzey Ren Vestfalya (KRV), Hessen ve Rheinland-Pfalz’daki belediyeler daha çok nakit borçlanıyor. KRV ve Saarland’da belediyelerin altyapı çalışmalarına ayırdığı miktarın ülke ortalamasından üçte bir daha az olması dikkat çekiyor. Rapora göre KRV içerisindeki belediyelerin borçları 2007 yılında 10 milyar Euro civarındayken, 2011 yılında 47, 8 milyar Euro’ya çıktı. Belediyeler arasında Oberhausen 6 bin 870 Euro’luk kişi başına düşen borçlanma ile dikkatlerden kaçmıyor. Öte yandan KRV İçişleri Bakanı Ralf Jaeger dün Düsseldorf’ta yeni destek paketini tanıttı. Buna göre eyaletin güçlü belediyeleri 2014 yılında zor durumda olan belediyelere maddi destek verecek. Jaeger yükleri mümkün olduğunca çok sırtın üstüne yüklemek istediklerini ve kimseyi zor duruma sokmayacaklarını vurguladı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
20.08.2013
AlmanyadaZenginvefakirbelediyelerarasındakimakasaçılıyorAlmanyada Zengin ve fakir belediyeler arasındaki makas açılıyor
Yoğun çalışma saatleri bel ve boynu vuruyor
Zaman
19.07.2013
09:49
Liv Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, yoğun çalışma hayatı, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, uzun süre ayakta veya oturarak çalışma gibi nedenlerle bel ve boyun ağrılarından şikâyet edenlerin sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Yıldız, bel ve boyundaki ağrıları azaltmada doğru oturuş, düzenli egzersiz ve sporun önemli olduğunu belirtti.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, bel ve boyun ağrılarının sebepleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Modern yaşam tarzı, stres ve hareketsizliğin boyun ağrısına yol açan en önemli etmenlerden olduğunu kaydeden Yıldız, Boyun ağrısının en sık nedeni boyun ve sırtın üst kısmındaki kas gerginlikleridir. Masada çalışırken, televizyon seyrederken ve kitap okurken uzun süre kötü pozisyonda oturmak, bilgisayar ekranının çok yüksek veya çok alçak olması, rahatsız pozisyonda uyumak ve egzersiz sırasında boyunun fazla bükülmesi gibi günlük yaşamımızdaki bazı aktiviteler sırasında vücut duruşumuzun uygun olmaması bu tip kas gerginliklerinin en önemli nedenidir. Yaygın vücut ağrısı ve sabahları yorgun uyanma gibi belirtilerle seyreden fibromiyalji (yumuşak doku romatizması) de boyun ve üst sırt bölgesinde ağrıya yol açan bir tablodur. dedi. Boyun omurgasında eklem kireçlenmesi, omurga kemikleri arasındaki disklerin bozulması, boyun fıtığı, boyun omurga kanalında daralma gibi boyun omurgası ve etrafındaki kas, bağ ve sinir köklerine ait bozuklukların da sıklıkla karşılaşılan ağrı nedenleri arasında olduğunu kaydeden Yıldız, Düşme veya kazaya bağlı boyun kaslarında zedelenmeler, omurga kemik ve eklemlerinde zedelenmeler veya kırıklar boyun ağrısına yol açan diğer nedenlerdir. Seyrek olarak da kemik erimesine bağlı çökmeler, omurgada enfeksiyon ve tümörleri de boyun bölgesinde ağrı yapan nedenleri oluşturur. Boyun ve sırt kasları gerginliklerine bağlı boyun ağrılarını önlemek için öncelikle çalışma masası, oturulan koltuk ve bilgisayarın konumu ve yüksekliğinin, uyuma ve oturma pozisyonlarının düzgün olması, uygun bir yastık seçimi gibi ergonomik düzenlemeler yapmak gerekir. Bilgisayar ile çalışılıyorsa çalışmaya sık ara verilmesi ve çalışılırken sıklıkla telefon kullanmak gerekiyorsa, kulaklık kullanılması önerilir. Boyun ağrısından korunmak için düzenli olarak boyun kasları germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinin yapılması çok önemlidir. İfadelerini kullandı. Birkaç günden uzun süren ağrı ve tutukluk varlığında veya boyundan kollara yayılan ağrı veya uyuşma gibi bulgular varsa mutlaka bir doktora başvurmak gerektiğini söyleyen Yıldız,Bazı durumlarda boyun ağrısının röntgen, tomografi veya MR gibi görüntüleme yöntemleri veya kan tahlilleri gibi tetkiklerle araştırılması doğru bir tanının konması için gerekli olabilir. Tanıya göre uygulanacak tedavi belirlenir. Cerrahi tedavi gerektiren bir durum söz konusu değilse, fizik tedavi, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, enjeksiyonlar ve manuel tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon ağrıyı gidermeyi, kas spazmını çözmeyi, boyun ve sırt kaslarının kuvvetlendirilmesini ve doğru postürün sağlanmasını hedefleyen çok etkili bir tedavi yöntemidir. şeklinde konuştu.Söz konusu sorunlarından uzak durmanın yollarına da değinen Yıldız, şunları söyledi: Bel ağrıları da çok sık karşılaşılan sağlık problemlerinden biridir. Kötü pozisyonda oturma, ağır kaldırma, uzun süre ayakta veya oturarak çalışma gibi nedenlerle bel kaslarında oluşan gerginlikler bel ağrısına en sık yol açan nedenleri oluşturur. Çalışma sırasında bel omurgasının aşırı derecede öne ve arkaya gerilmesi veya yanlara bükülmesini oluşturan hareketler ve pozisyonlardan kaçınmak gereklidir. Ağır kaldırmayı gerektiren işler yapılıyorsa mümkünse bu işlerin destek ve cihaz yardımı ile yapılması ve omurganın düzgün pozisyonda tutulması lazımdır. Bel omurgasında yer alan disklerdeki bozulma ve yırtılmalar, omurga kemiklerinde kayma, eklemlerindeki kireçlenmeler de sıklıkla bel ağrısına yol açar. Daha seyrek nedenler de kaza veya düşmeye bağlı kırıklar, kemik erimesine bağlı çökmeler, enfeksiyon ve tümörlerdir.Tedavi bel ağrısını oluşturan nedene bağlı olarak belirlenir. Tanıyı koymak için röntgen, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar tetkikleri gerekli olabilir. Tedavide cerrahi tedaviyi gerektiren bir hastalık söz konusu değilse, fizik tedavi, ilaç tedavisi, bel ve karın egzersizleri, enjeksiyonlar, manuel tedavi gibi konservatif tedaviler uygulanabilir. Bel ağrılarında fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları ağrının azaltılması, kas spazmının giderilmesi, bel, karın ve pelvis kaslarının (kor kasları) kuvvetlendirilmesi ve postür eğitimine yönelik çok etkili bir tedavi uygulamasıdır. Bel ağrısından korunmak için düzenli egzersiz ve spor önerilir. Bel ve karın kaslarının güçlü olması, aşırı kas gerginliklerinin ortadan kaldırılması iç
Zaman
Sağlık
19.07.2013
YoğunçalışmasaatleribelveboynuvuruyorYoğun çalışma saatleri bel ve boynu vuruyor
Erken yaşta tedavi edilmeyen omurga eğilmesi kâbusa dönüşebilir
Zaman
18.07.2013
12:27
En sık ergenlik döneminde görülen omurga eğilmelerinde erken tanının önemine dikkat çeken uzmanlar, tedavi edilmemesi durumunda hastalığın ilerleyen safhalarında bel ve sırt ağrılarına, kalp ve akciğer fonksiyon bozukluklarına yol açtığını kaydetti.Skolyoz hastalığının omurganın sağa veya sola eğrilmesi olduğunu belirten Özel Tekirdağ Yaşam Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Albayrak, Her yaşta olabilse de en çok buluğ çağında ve en sık bayanlarda ortaya çıkıyor. Bu nedenle de bir çocuğun omurgasının büyüme tamamlanıncaya kadar düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. Tedavinin başarılı olması için erken teşhis çok önemli. Genellikle geç teşhis edilen bu hastalık; hem sağlığı, hem de estetik görüntüyü bozan ciddi bir sorun. Ergenlik döneminde gelişen skolyoz, tüm vakaların yüzde 70ini oluşturuyor dedi.Skolyoz hastalığının ilerleyen safhalarının bel ve sırt ağrıları, kalp ve akciğer fonksiyon bozuklukları olarak ortaya çıktığı bilgisini veren Albayrak, Ağrı, yeti kaybı, ruhsal problemler ve kendi görüntüsünü beğenmeme gibi sorunlar yaratıyor. Omurgalarındaki eğrilik nedeniyle kemer bile takamayacak durumda olabiliyorlar. Skolyoz, yetişme çağındaki çocukların geleceğini tehdit eden bir hastalık diye konuştu.Omurga eğilmesinin kızlarda daha fazla olduğunu dile getiren Albayrak, Ergenlik döneminde skolyoz oluşma riski erkeklere kıyasla kızlarda 10 kat fazla oluyor. Skolyoz için en riskli dönem; büyümenin en hızlı yaşandığı, adetin görülmesinden önceki süreç oluyor. Skolyoz tanısı ayakta çekilen tüm omurgayı içine alan röntgen bulguları ve hekimin klinik muayenesi ile belirlenir. Ergenlik çağı skolyozu sık olarak belde, sırtta veya hem belde hem sırtta eğrilik, hatta çift eğrilik şeklinde görülür. Yapılan tüm çalışmalara rağmen skolyoza yol açan faktörlerin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hızlı büyüme ve çevresel faktörlerin etkili olabileceği düşünülmektedir ifadelerini kullandı.Aileleri erken teşhis için uyaran Albayrak, şöyle devam etti: Erişkinlik döneminde ailelere bu konuda büyük görev düşmektedir. Çocuklarının sırtın orta kısmındaki çıkıntıları yukarıdan aşağıya elle yoklayarak anlayabilirler. Ayrıca eğilme pozisyonunda sırt kısmında yükseklik farkının olması, kollardan birisinin kazaklarda uyumsuzluğu veya çanta taşırken bir omuzda askının durmamasından şüphelenerek hekime başvurmalılardır. Hastalığın erken teşhisi, tedavisinde yüzde 100e varan bir başarı sağlıyor. Ancak zamanında teşhis edilemeyen omurga eğrilikleri ilerlemişse, çocukların normal gelişimi engelleniyor.Hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu da söyleyen Albayrak, Skolyoz tedavisinde gözlem-egzersiz, korse uygulaması ve cerrahi müdahale olmak üzere başlıca üç yöntem bulunuyor şeklinde konuştu.(İHA)
Zaman
Sağlık
18.07.2013
ErkenyaştatedaviedilmeyenomurgaeğilmesikâbusadönüşebilirErken yaşta tedavi edilmeyen omurga eğilmesi kâbusa dönüşebilir
18:19 19 yıl sonra mezarı açıldı
Milliyet
08.07.2013
19:21
19 yıl önce Hatay Hassa Gökhan Sınır Karakolunda vatani görevini yaparken, teskere günü firar ettiği iddia edilerek Suriye topraklarında sırtın...
    
Milliyet
Son Dakika
08.07.2013
181919yılsonramezarıaçıldı1819 19 yıl sonra mezarı açıldı
18:19 19 yıl sonra mezarı açıldı
Milliyet
08.07.2013
19:12
19 yıl önce Hatay Hassa Gökhan Sınır Karakolunda vatani görevini yaparken, teskere günü firar ettiği iddia edilerek Suriye topraklarında sırtın...
Milliyet
Son Dakika
08.07.2013
181919yılsonramezarıaçıldı 1819 19 yıl sonra mezarı açıldı
‘Polis oğlumu gözünü kırpmadan öldürdü’
Milliyet
01.09.2012
01:01
Ankara’da çıkan kavgaya müdahale eden polis memurlara, ’Dur’ ihtarına uymayarak kaçan 24 yaşındaki Cem Aygün’ü biri ensesinden, diğeri de sırtın...
Milliyet
Güncel
01.09.2012
‘Polisoğlumugözünükırpmadanöldürdü’ ‘Polis oğlumu gözünü kırpmadan öldürdü’
Ayrı Yaşadığı Eşi Tarafından Öldürüldü
Haber3
12.10.2011
16:49
Balıkesirin Bandırma İlçesinde 36 yaşındaki Mehmet Sadık Köçer, şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle annesinin evine yerleşip boşanma davası açan 32 yaşındaki eşi Figen Köçeri sokak ortasında, Kıyma bana diye yalvarışlarına aldırış etmeden, önce sırtın
Haber3
Son Dakika
12.10.2011
AyrıYaşadığıEşiTarafındanÖldürüldüAyrı Yaşadığı Eşi Tarafından Öldürüldü
Hangi masaj türü bel ağrısına iyi gelir?
Haber7
08.07.2011
18:23
Araştırmalar, rahatlama ve acıya odaklı olmak üzere iki ayrı tür masajın, sırtın en alt bölgesindeki ağrıların giderilmesinde ilaçla tedavilere göre daha başarılı sonuçlar verdiğini ortaya çıkardı.
Haber7
Son Dakika
08.07.2011
Hangimasajtürübelağrısınaiyigelir?Hangi masaj türü bel ağrısına iyi gelir?
Ekmek, fırın, belediye ve 'model' olmak - 1
Milli Gazete
21.03.2011
17:31
Bir belediyenin temel görevlerinden biri de, halka ucuz, sağlıklı, güvence içinde EKMEK ve diğer gıdaları temin etmek veya bunların temin edileceği şartları hazırlamaktır. Belediyeler gıda, giyim, barınma/ev, ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık ve sair hizmetlerin en iyisini sağlamada vatandaşa hizmet veremiyorlarsa, o zaman niye varlar ki?!. Bizim Adil (Ekonomik) Düzene göre yerel yönetimler, yerinden yönetim yani bucak yönetimi ve ona bağlı olarak il ve ülke yönetimi çalışmalarımız incelenirse, mesele daha iyi anlaşılacaktır. Yaşı veya ruhu genç olanlar; bu çalışmalar için daha ne bekliyorsunuz?!. Bu girizgahtan sonra, biz yine ekmek meselemize dönelim. Yukarıda anlattığım üzere, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, bunun bilincinde olan belediyelerce Halk Ekmek Fabrikaları ekmekleri çıkarılmaktadır. Belediyenin böyle ekmekle ilgilenmesi doğru ise de bu şekilde işletme/ler olması çok yanlıştır. Deveye sırtın eğri demişler. O da nerem doğru ki demiş. Belediyelerin hangi yaptığı iş doğru ki o işi doğru olsun.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
21.03.2011
Ekmekfırınbelediyevemodelolmak-1Ekmek fırın belediye ve model olmak - 1
Sırt destekle vekil adayı
Gazete Şok
13.03.2011
04:14
Çağatay Kılıç, Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü. Erdoğan, Cidde’deki Türk okulunu ziyaretinde, öğrenciler imza isteyince, yazacak sert zemin bulamamış ve imzasını Çağatay Kılıç’ın sırtın...
Gazete Şok
Son Dakika
13.03.2011
SırtdesteklevekiladayıSırt destekle vekil adayı
Kurt kanununda yenilen yenilir
Milli Gazete
24.02.2011
17:14
Kurt kanununda düşen yenir. Sırtın yere gelmeye görsün. Kurtlaşmış insanların kanununda yenilen yenir. Kralların kanını en çabuk Brütüsler akıtır.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
24.02.2011
KurtkanunundayenilenyenilirKurt kanununda yenilen yenilir
Doğru duruş ve oturuşun püf noktaları
Samanyolu Haber
19.02.2011
14:57
Özellikle çocukluk döneminde dik durmak çok önemlidir.

Bu konuda anneniz en iyisini bilir, onun sık sık hatırlatması ile dik durmayı öğrenmeli ve kendinizi salmamalısınız. Mayo Clinicte yer alan habere göre, sağlıklı bir şekilde durduğunuzda omurganız güçlüdür ve sabittir. Fakat, kambur durduğunuzda ya da kendinizi saldığınızda kaslarınız ve bağlarınız dengede kalmak için mücadele verir. Bu da yorgunluk, sırt ağrısı, baş ağrısı ve diğer problemlere yol açar. Sağlıklı bir sırtın 3 doğal kıvrımı var: - Boyundaki iç ya da ileri kıvrım (servikal kıvrım), - Sırtın üst kısmındaki dış ya da geri kıvrım (göğüs kıvrımı), - Sırtın alt kısmındaki iç kıvrım (lumbar kıvrım), İyi bir duruş, bu doğal kıvrımların düzgün durmasına yardım eder. Kambur durmak ise kaslarınıza baskı yapar ya da kasları çeker, böylece ağrıya yol açar. - Göğsünüzü dik tutun, - Omuzlarınız arkada ve rahat durmalı, - Karnınızı içeri çekin, - Ayaklarınız paralel olsun, - Kilonuzu ayaklarınızın üzerinde dengeleyin. - Kafanızı ileri, geri ya da yanlara yatırmayın ve dizlerinizin rahat olduğundan emin olun. Otururken de bu önerilere dikkat edin: - Ayaklarınızın yerde düz olmasına izin veren bir sandalye seçin. Ayrıca diz ve kalça seviyenizin eşit olmasına özen gösterin. - Sandalyede dik oturun. Sandalye bel kısmınızı desteklemiyorsa, sırtınızın alt kısmına küçük bir yastık ya da kıvrılmış bir havlu yerleştirin. - Başınızın üst kısmını tavana doğru gerin ve çenenizi hafifçe kat yapın. - Sırtınızın üst kısmını ve boynunuzu rahat olacağınız şekilde dik tutun. - Omuzlarınızı serbest bırakın.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.02.2011
DoğruduruşveoturuşunpüfnoktalarıDoğru duruş ve oturuşun püf noktaları
Kadınlardaki karın ağrılarına uzman tavsiyesi
Samanyolu Haber
13.01.2011
17:27
Özel BSK Denizli Cerrahi Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Opr. Dr. Murat Çelik, kadınlarda görülen karın ve kasık ağrılarının, fazla soğuk ve sudan kaynaklandığını söyledi.

Opr. Dr. Çelik, hastanede düzenlediği basın toplantısında alt karın ön duvarında, sırtın alt kısmında ve uyluklarda hissedilen, tıbbi bakıma ihtiyaç duyulacak kadar fiziki güçsüzlüğe sebep olan ağrılar hakkında bilgi verdi. Bunların 3 ile 6 ay sürebildiğini ifade eden Çelik, ?Bu ağrılar kadınların yüzde 20?sinde görülür. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte eskiden geçirilen akut enfeksiyonların kronikleşmesi, karın ameliyatları esnasında oluşan sinir zedelenmeleri ve yapışıklıkları, pelvik venlerde toplardamar genişlemesine bağlı olabilir. Fazla soğuğa maruz kalmak ve suyla fazla temas etmekten kaynaklanır. Uzamış ve travmatik doğumlara, kronik pelvik ağrıya sebep olur.? dedi. Karın ve kasık ağrılarının kadınların yüzde 20sinde görüldüğüne dikkat çeken Murat Çelik, muayene ve tahlillerde herhangi bir sebep bulunamamasının hastanın ağrısı olmadığı anlamına gelmeyeceğini, buna kronik pelvik ağrı teşhisi koyulduğunu sözlerine ekledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.01.2011
KadınlardakikarınağrılarınauzmantavsiyesiKadınlardaki karın ağrılarına uzman tavsiyesi
Kadınlardaki karın ve kasık ağrıları su ve soğuktan kaynaklanıyor
Samanyolu Haber
13.01.2011
17:04


Özel BSK Denizli Cerrahi Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Opr. Dr. Murat Çelik, kadınlarda görülen karın ve kasık ağrılarının, fazla soğuk ve sudan kaynaklandığını söyledi. Opr. Dr. Çelik, hastanede düzenlediği basın toplantısında alt karın ön duvarında, sırtın alt kısmında ve uyluklarda hissedilen, tıbbi bakıma ihtiyaç duyulacak kadar fiziki güçsüzlüğe sebep olan ağrılar hakkında bilgi verdi. Bunların 3 ile 6 ay sürebildiğini ifade eden Çelik, Bu ağrılar kadınların yüzde 20sinde görülür. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte eskiden geçirilen akut enfeksiyonların kronikleşmesi, karın ameliyatları esnasında oluşan sinir zedelenmeleri ve yapışıklıkları, pelvik venlerde toplardamar genişlemesine bağlı olabilir. Fazla soğuğa maruz kalmak ve suyla fazla temas etmekten kaynaklanır. Uzamış ve travmatik doğumlara, kronik pelvik ağrıya sebep olur. dedi. Karın ve kasık ağrılarının kadınların yüzde 20sinde görüldüğüne dikkat çeken Murat Çelik, muayene ve tahlillerde herhangi bir sebep bulunamamasının hastanın ağrısı olmadığı anlamına gelmeyeceğini, buna kronik pelvik ağrı teşhisi koyulduğunu sözlerine ekledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.01.2011
KadınlardakikarınvekasıkağrılarısuvesoğuktankaynaklanıyorKadınlardaki karın ve kasık ağrıları su ve soğuktan kaynaklanıyor
Nöbet tutarken öldü
Gazete Şok
27.09.2010
15:26
Aydın Söke’deki askerlik şubesinde er Hakan Selekkaya intihar etti. Selekkaya’nın yapılan incelemesinde, “bitişik atış” yapılarak göğüs altından 2 kurşun girdiği ve sırtın bel üstünden tek çıktığı...
Gazete Şok
Son Dakika
27.09.2010
NöbettutarkenöldüNöbet tutarken öldü
Tehlikeli tahrik
sonuçsuz kaldı
Türkiye Gazetesi
27.09.2010
02:28
Bina önünde toplanan öfkeli vatandaşlar, polis tarafından sakinleştirildi. Aydın’ın Söke ilçesindeki askerlik şubesinde, er Hakan Selekkaya’nın şüpheli ölümünün ardından, adli tıptan gelen rapor tahriki önledi. İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsi yapılan Selekkaya’nın, “bitişik atış” yapılarak göğüs altından 2 kurşun girdiği ve sırtın bel üstünden tek çıktığı belirlendi. Uzmanlar, “bitişik atış”ın silahın vücuda dayanarak ateşlendiği anlamına geldiğini, kurşunların yan yana girerek yine aynı şekilde vücuttan çıkmasının da silahın “seri atış” konumunda olduğunu ortaya koyduğunu belirtirken, “intihar” ihtimalinin yüksek olarak değerlendirildiğini kaydetti.?Er Selekkaya’nın saldırı sonucu öldüğü söylentisinin ardından şube önünde toplanarak ter ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
27.09.2010
Tehlikelitahrik
sonuçsuzkaldı Tehlikeli tahrik
sonuçsuz kaldı
14:10 Aydın'da ölen asker, canına kıymış
Net Gazete
26.09.2010
14:21
Aydının Söke ilçesindeki askerlik şubesinde yaşamını yitiren er Hakan Selekkayaya otopsi yapıldı. Bitişik atış yapılarak Selekkayanın göğüs altından 2 kurşun girdiği ve sırtın bel üstünden tek çıktığı belirlendi. Uzmanlar, bitişik atışın silahın vücuda dayanarak ateşlendiği anlamına geldiğini belirtirken, intihar ihtimalinin yüksek olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Net Gazete
Son Dakika
26.09.2010
1410Aydındaölenaskercanınakıymış1410 Aydında ölen asker canına kıymış
Yaralı asker şehit oldu
Milli Gazete
26.09.2010
14:01
Aydının Söke ilçesindeki askerlik şubesinde, dün gece meydana gelen olayda, Hakan Selekkayanın bitişik atış sonucu vücuduna isabet eden 2 kurşunla yaşamını yitirdiği belirlendi. Olayda yaşamını yitiren er Hakan Selekkayaya İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi yapıldı. Yapılan incelemede, bitişik atış yapılarak Selekkayanın göğüs altından 2 kurşun girdiği ve sırtın bel üstünden tek çıktığı belirlendi. Uzmanlar, bitişik atışın silahın vücuda dayanarak ateşlendiği anlamına geldiğini, kurşunların yan yana girerek yine aynı şekilde vücuttan çıkmasının da silahın seri atış konumunda olduğunu ortaya koyduğunu belirtirken, intihar ihtimalinin yüksek olarak değerlendirildiğini kaydetti.... devamı
Milli Gazete
Güncel
26.09.2010
YaralıaskerşehitolduYaralı asker şehit oldu
Yaralı asker şehit oldu
Milli Gazete
26.09.2010
13:44
Aydının Söke ilçesindeki askerlik şubesinde, dün gece meydana gelen olayda, Hakan Selekkayanın bitişik atış sonucu vücuduna isabet eden 2 kurşunla yaşamını yitirdiği belirlendi. Olayda yaşamını yitiren er Hakan Selekkayaya İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi yapıldı. Yapılan incelemede, bitişik atış yapılarak Selekkayanın göğüs altından 2 kurşun girdiği ve sırtın bel üstünden tek çıktığı belirlendi. Uzmanlar, bitişik atışın silahın vücuda dayanarak ateşlendiği anlamına geldiğini, kurşunların yan yana girerek yine aynı şekilde vücuttan çıkmasının da silahın seri atış konumunda olduğunu ortaya koyduğunu belirtirken, intihar ihtimalinin yüksek olarak değerlendirildiğini kaydetti.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
26.09.2010
YaralıaskerşehitolduYaralı asker şehit oldu
Şüpheli ölüm otopside aydınlandı
Samanyolu Haber
26.09.2010
12:38
Aydının Söke ilçesindeki askerlik şubesinde, dün gece meydana gelen olayda, Hakan Selekkayanın bitişik atış sonucu vücuduna isabet eden 2 kurşunla yaşamını yitirdiği belirlendi.

Olayda yaşamını yitiren er Hakan Selekkayaya İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi yapıldı. Yapılan incelemede, bitişik atış yapılarak Selekkayanın göğüs altından 2 kurşun girdiği ve sırtın bel üstünden tek çıktığı belirlendi. Uzmanlar, bitişik atışın silahın vücuda dayanarak ateşlendiği anlamına geldiğini, kurşunların yan yana girerek yine aynı şekilde vücuttan çıkmasının da silahın seri atış konumunda olduğunu ortaya koyduğunu belirtirken, intihar ihtimalinin yüksek olarak değerlendirildiğini kaydetti. Adli Tıp raporu, soruşturmayı yürüten savcılığa gönderilirken, Selekkayanın cenazesi, memleketine götürülmek üzere askeri yetkililere teslim edildi. Söke Cumhuriyet Mahallesi Karhan Caddesinde, dün gece, Askerlik Şubesi bahçesinde er Hakan Selekkaya otomatik tüfekle vurulmuş, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Askerlik Şubesine saldırı yapıldığını sanan vatandaşlar olay yerinde toplanarak tepki göstermiş, yetkililer ise açıklamalarında silahın askerlik şubesi dışından ateşlenmediğinin belirlendiğini bildirerek, intihar ya da kaza ihtimali üzerinde durduklarını belirtmişlerdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.09.2010
ŞüpheliölümotopsideaydınlandıŞüpheli ölüm otopside aydınlandı
Sırt ağrılarına dikkat!
Samanyolu Haber
15.06.2010
11:19
Mevlana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Murat Kayıpmaz, kötü duruş, incinme, stres, hamilelik, yaşlılık ve aşırı kullanmanın sırt ağrılarına neden olduğunu belirtti.

Her beş insandan birinin sırt ağrısı çektiğini bildiren Kayıpmaz, Sırt ağrılarından değil geç kalınmaktan korkulmalıdır. dedi. Düzgün durmayı alışkanlık haline getirenlerin sırt ağrılarının azalacağını, bir süre sonra şikayetlerin ortadan kalkacağını söyleyen Op. Dr. Murat Kayıpmaz, şu tavsiyelerde bulundu: Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat edin. Omuzlarınız öne doğru gelmesin. Sürekli olarak omuzlarınızı geri itin ve midenizi içinize çekin. Böylece vücudun ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmış olursunuz. Sakın bacak bacak üstüne atarak oturmayın. Bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştırır. Eğileceğiniz zaman sırtınızı öne eğmeyin. Dizlerinizi kırarak diz çökün. Böylece sırtınıza fazla yük binmesini önlersiniz. Alışverişten dönerken, yükü bir elinizde taşımayın. İki ayrı çanta ya da torbaya eşit miktarda malzeme koyun ve öyle taşıyın. Sırtınız ve omuzlarınız arasında denge kurulmasını sağlamakla, sırt ağrısı çekmekten kurtulursunuz. Sırtı ağrıyanların o anda elindeki iş ne olursa olsun bırakmasını tavsiye eden Kayıpmaz, Eğer sırtınızda sıcaklık da varsa, soğuk kompres uygulayın. Eğer sırtınız ağrırken aynı zamanda geriliyorsa, sıcak su torbasını sırtınızda gezdirin. Bu arada ağrı kesici bir ilaç da alabilirsiniz. Eğer iki üç gün içinde sırt ağrılarınız geçmezse bir doktora görünmelisiniz. Uzun süre yatak istirahatı yapmak, sırta destek veren kasları zayıflatabilir. Bu nedenle sadece yatarak ağrı geçirmeyi denemek yanlıştır. uyarısında bulundu. SAĞLIKLI BİR SIRT İÇİN NELER YAPILMALI? Mevlana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Murat Kayıpmaz sırt sağlığı için yapılması gerekenleri ise söyle sıraladı: Stres ve gerginlik, sırt kaslarının gerilmelerine neden olur. Bu nedenle haftada bir kez sırtınıza masaj yaptırın. Sırt kaslarının rahatlaması için bu önlemleri almak zorundasınız.Sırtın sağlıklı olabilmesi için doğru egzersizleri seçmek çok önemlidir. Yüzme ve yürüyüş sırt için ideal egzersizler olarak nitelendirilir, ama siz gene de bir doktora danışın. Oturduğunuz sandalye ya da koltuk, mutlaka çok rahat olmalı. Ve sırtınıza destek vermeli. Evde iş yerinde ve arabada bu hususa dikkat etmelisiniz. Yumuşak kanepe ve koltukların arkalarına yastık koyarak destek almak gerekir. Yaşamımızın yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirdiğimize göre yatağımıza da dikkat etmemiz gerekir. Yatağınız kalçalarınızın ve omuzlarınızın rahat edebileceği bir şekilde olmalıdır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.06.2010
SırtağrılarınadikkatSırt ağrılarına dikkat
İsrail yakından vurdu !..
Samanyolu Haber
06.06.2010
08:10
Gazze şehitlerinin otopsi sonuçları İsrail?in kanlı yüzünü bir kez daha belgeledi. 19 yaşındaki Furkan?a 45 santimden ateş edilmiş, 9 gönüllüde toplam 30 kurşun yarası var.

İnsanlık Filosu?na yapılan kanlı baskında şehit düşenlerin otopsi raporları İsrail?in amacının katliam yapmak olduğunu ortaya koydu. Gönülülerin neredeyse tamamı yakın mesafeden ateş edilerek katledilmiş. FURKAN?A 45 SANTİMDEN BİLE DEĞİL Reuters haber ajansının İngiliz Guardian gazetesine dayanarak geçtiği habere göre 9 gönüllünün vücudunda 30 kurşun izi var. Gazeteye konuşan Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı Yalçın Büyük ABD vatandaşı olan 19 yaşındaki Furkan Doğan?ın 45 santimden daha yakın bir mesafeden bir kez suratından, bir kez kafasının arkasından iki kez bacağından bir kez de sırtından vurulduğu belirtti. 60 YAŞINDAKİ BİLGEN?E DÖRT KURŞUN 60 yaşındaki İbrahim Bilgen?in de şakak, göğüs, kalça ve sırtından dört kez vurulduğunu açıklayan Yalçın Büyük hayatını kaybeden gönüllüden sadece 1?inin tek kurşun ile öldürüldüğünü tespit edildiğini anlattı. Büyük, gönüllülerin çoğuna yakın mesafaden ateş açıldığı, hatta bir yardım gönüllüsünün iki gözünün arasından vurulduğunu kaydetti. Büyük, otopside kurşunların bir yerelere çarpmadan direk yardım gönüllülerinin vucütlarına girdiğinin anlaşıdığı da belirtti. 5?İNİN KAFASINA BİRDEN ÇOK KURŞUN Rapora göre 9 yardım gönüllüsünden 5?i kafalarına isabet eden birden çok kurşun yarasıyla hayatını kaybederken üçü de ya sırtlarında ya da göğüs bölgelerinden çok sayıda kurşun yarası almış. ? DIŞ?HABERLER İlk kez kullanılan bir kurşun Kurşunların 9 milimetrelik silahlardan atıldığını anlatan Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce şunları söyledi. ?Evet hepsi 9 milimetre çapında mermilerdi. Ancak biri diğerlerinden farklıydı. Bir maktülün beyininden çıkardığımız bu kurşun da 9 milimetrelikti ancak av tüfekleri ve benzerlerinde kullanılan saçma gibi bir malzeme içeriyordu ve bir otomotik silahtan böyle bir kurşunun kullanıldığına da ilk defa şahit olduk. İNFAZ?GİBİ Cengiz Akyüz: Başının arkasında, yüzünün sağ kısmında, sırtında ve sol bacağında dört kurşun yarası. İbrahim Bilgen, 60: Göğsünün sağ kısmında, sırtında, sağ kalçasında ve sağ sakağında dört kurşun yarası Cevdet Kılıçlar, 38: Alnının ortasında bir kurşun yarası Furkan Doğan: Burun, sırt, başın arkası, sol bacak ve sol bilekte beş kurşun yarası Fahri Yaldız: Göğsünün sol kısmı, sol bacağı ve sağ bacağında iki tane olmak üzere dört kurşun yarası Ali Haydar Bengi: Göğsünün sol kısmı, bel, sağ kol, sağ bacak ve sol elinde 2 tane olmak üzere altı kurşun yarası Çetin Topçuoğlu: Başın arkası, vücudun sol kısmı, belin sağ tarafına üç kurşun yarası Cengiz Songür: Boynun ön kısmında tek kurşun yarası Necdet Yıldırım: Sağ omuz ve sırtın solunda iki kurşun yarası BUGÜN
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.06.2010
İsrailyakındanvurduİsrail yakından vurdu
Kadınların gizli silahı keşfedildi
Hür Haber
15.05.2010
09:35
Kadınların gizli silahı keşfedildi
Sırtın hafifçe sıvazlanması ya da kola güven veren bir dokunuşun davranışı yönendirmede güçlü bir araç olduğu ortaya çıktı.
Hür Haber
Son Dakika
15.05.2010
KadınlarıngizlisilahıkeşfedildiKadınların gizli silahı keşfedildi
Şok görüntüler gerçek çıktı - Video
Samanyolu Haber
28.04.2010
09:50
Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski, eşi ve beraberindeki heyetin içinde bulunduğu ve 96 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazası ile ilgili şok etkisi yaratan videonun gerçek olduğu belirtildi.

Polonya Askeri Savcısı, Rusyanın Smolensk şehrinde meydana gelen uçak kazasından sadece bir kaç dakika sonra cep telefonuyla çekilen, kaza yerinde yürüyen üç silüet, silah ve gülüşme sesleri, uçaktan dışarı atlayan bir adam, pilotun yardım çığlığının yankılandığı görüntülerin gerçek olduğunu açıkladı. Kazayla ilgili uçuş belgelerinin incelendiği ve 60 kişinin ifadesinin alındığını belirten Askeri Savcı, buna rağmen, kazanın tam olarak ne zaman meydana geldiği konusunda henüz bilgi sahibi olmadıklarını kaydetti. Polonyada gündeme bomba gibi düşen silah seslerinin yankılandığı görüntüleri cep telefonuyla görüntüleyen kişinin Rus vatandaşı Adriej Mendierejin, görüntüleri internette yayınladıktan kısa bir süre sonra sırtın bıçaklanmış olarak bulunduğu ve hastanede yaşam destek ünitesinin kapatıldığı öne sürüldü. Öte yandan, düşen uçakta toplam 5 kara kutunun bulunduğu ve kara kutuların tamamının Polonyalı yetkililere teslim edildiği öğrenildi. Düşen uçakta sadece 3 kara kutu bulunmuş ve uzmanlarca analiz edilmişti. Diğer iki kara kutu sırrını koruyor. DHA
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.04.2010
Şokgörüntülergerçekçıktı-VideoŞok görüntüler gerçek çıktı - Video
Bu iddia ortalığı karıştıracak - Video
Samanyolu Haber
22.04.2010
11:38
Rusyanın Slomensk şehrinde meydana gelen 88i Polonya delegasyonu, 96 kişinin yaşamını yitirdiği uçak kazasından kurtulan yolcuların, kaza yerindeki kimliği belirsiz kişilerce infaz edildikleri iddia edildi.

Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaçinski, eşi Maria Kaçinski ve beraberinde çok sayıda üst düzey devlet görevlisinin yaşamını yitirdiği uçak kazasından sadece bir kaç dakika sonra cep telefonuyla çekilen görüntülerdeki silah seslerinin, kazadan yaralı olarak kurtulan Polonyalı görevlilerin vurulduğu an duyulan silah sesleri olduğu öne sürüldü. Video paylaşım sitesi YouTubeda yayınlanan görüntülerin kazadan yaralı olarak kurtulan Polonyalı pilotlar ve diğer yolcuların öldürülmesi sırasında bir tesadüf sonucu çekilmiş olabileceği kaydedildi. Polonya Askeri Savcısı, internet ortamında dolaşan bu görüntülerin peşine düşmüştü. Askeri Savcı, cep telefonuyla çekilen 1.23 dakikalık görüntülerdeki silah seslerinin montaj olup olmadığının araştırıyor. Polonyada gündeme bomba gibi düşen silah seslerinin yankılandığı görüntüleri cep telefonuyla görüntüleyen kişinin Rus vatandaşı Adriej Mendierej olduğu ortaya çıktı. Mendierej, kaza yerinde çektiği görüntüleri internette yayınladıktan kısa bir süre sonra sırtın bıçaklanmış olarak bulunduğu ve hastanede yaşam destek ünitesinin kapatıldığı öne sürüldü. Uçak kazasında yaşamını yitiren 96 kurbandan 21inin halen Moskovada bulunuyor. Cesetlerden geriye sadece et parçaları kaldığı için kimlik tespitlerinin yapılamadığı belirtiliyor. Kimliği tespit edilemeyen kurbanlar arasında Polonya Ordusunda görevli üst düzey subaylar ve Cumhurbaşkanının 9 koruması da bulunuyor. Rus yetkililer, cesetlerin kimlik tespitlerinin DNA testiyle yapıldığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Kaçinskinin korumalarının resmi olarak taşıdıkları silahların ortadan kaybolduğu Rus yetkilileri tarafından da doğrularken Polonyalı yekililer, kayıp silahlara yapılacak balistik inceleme sonucunda silahların en son kullanıldığı zamanın ortaya çıkarılabileceğini belirtiyor. İşte o görüntülerde kaza yerindeki silah sesleri ve konuşmalar: - Orada bak, üç kişi ağaçların arkasında yürüyor. - Bir kez daha ağır çekim ve zoom. - Kurtarma ekibi mi? - Bu insanlar halen yürüyor. - Bu kimdir bilmiyorum. - (Ses): Sakin ol! - (Siren) - Şu adama bak! - Gördün mü? Beyaz giymiş bir adam elini kaldırıyor, yavaş çekim ve zoomla bunu kontrol et. -Bir kez daha... - Bazı insanlar bunun bir havayolu pilotu olduğunu söylüyorlar (Bu kimdir bilmiyorum) - Siren - Çığlıklar - Bizi öldürmeyin! (?) - Bana bir silah ver! (?) - Bir silah atışı. - Uçaktan siyahlar içinde bir adam nasıl atlıyor bak. - Bir kez daha. - Bir silah atışı. - Gülüşmeler. - Uçaktan atlayan siyahlar içindeki aynı adam. - Bak- o düşüyor. - Planı değişikliği (ve bir silah atışı). - Bir kez daha silah atışı - Bak! - Ve o düşüyor... DHA
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.04.2010
Buiddiaortalığıkarıştıracak-VideoBu iddia ortalığı karıştıracak - Video
Çok konuşulacak açıklamalar
Samanyolu Haber
08.04.2010
18:33
Gazeteci Ömer Şahinin Kanalada yayınlanan Görüş Farkı programına katılan Eski Bakan ve Başbakan Yardımcılarından Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli çarpıcı açıklamalar yaptı.

TSKnin 1 milyondan 150 bine indirilmesini isteyen Pakdemirli, Ben Doçent olarak askerliğimi yaptım. 12 ay çukur açıp, çukur kapattırdılar. Yazık değil mi? diye sordu. Bedelli askerliği savunduğu için Pilot olan oğluna piyade olarak askerlik yaptırıldığını açıklayan Ekrem Pakdemirli, Balyoz Darbe Planının bir numaralı sanığı olan Çetin Doğana da ağır bir dille yüklendi. Pakdemirli, Doğan için Senaryoyu yazanı karşısına alıp ulan utanmıyor musun sen, şimdiye kadar böyle bir senaryo yazıldı mı, salak mısın sen demesi hatta onu görevden alması lazımdı dedi. Yargı reformuna destek çıkan Pakdemirli, Adalet Bakanları Hapishane Genel Müdürüdür. Yetki HSYKdadır. HSYKda 3 tane yakının varsa sırtın yere gelmez diye konuştu. Emekli Yarbay Şenol Özbek ve Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Aytaç ile birlikte Ömer Şahinle Görüş Farkı programına katılan Ekrem Pakdemirlinin açıklamaları şöyle 300 bin muvazzaf insanım var. 300 bine ne yaptırırsın, ben yedek subay olarak çalıştım, hem de çok önemli bir yerde, argede, tüm çalışmalarımı 3 aya sığdırdım, bir de ne yaptım, karargah bölüğünde askerler boş kalmasın diye, çukur kazdırdım, tekrar kapattırdım. Günah değil mi, ben o zaman doçenttim, bir doçent ne yaptırıyor, çukur kazdırıyor, çukur kapattırıyor, bu kaynak israfı değil mi? Ama şunu söyleyeyeyim, hiçbir kurum kendisinin küçülmesini istemez, her kurum büyümek ister Çetin Doğan bunun yardakçısı veya bu işin başında değilse, Çetin Doğan bunu söyleyecektir ve adamı atacaktı yani. En azından diyecekti ki sen nasıl bir askersin, asker olarak biz hucüm ederken Allah Allah derken, camiye sen nasıl bu şeyi düşünebilirsin denmesi lazım. Sayın Genelkurmay Başkanı dedi de ama hala oradaki subayları görevde tutuyor. Ben çelişkiyi anlamak da zorluk çekiyorum Bedelli askerlik küçülme senaryosunun bir ögesi. Bedelli askerle bugün çıkmış değil ki. Bazı garip düşünenler diyor ki, eşitlik! Ne eşitliği? Osmanlıdan beri 30 defa bedelli askerlik yapmışız. Sen bu bedelli askerlik müessesesini kullanırsın yavaş yavaş küçültürsün. Hem kaynak yaratırsın hem de orduyu 150 bine indirirsin. O zaman bu ülkede şu andan daha güçlü vurucu bir askerin olur. Ben yıllardır bedelli askerliği savundum ama yalaka basın diyor ya, bir asker aldı benim oğlumun kafasını o askere montajladı. Sonra bu oğlanın bedelli askerlik yapmasını istediği için bedelli istiyor dedi. Yani o kadar çarptırma... Ama zavallı albay takip etti, benim oğlum askeri pilot olmasına rağmen, pilot olarak hizmet edeceğine, basit yat kalk yaptırtan, piyade subayı olarak yaptırdılar. Şeref duyduk! Kim kaybetti, Türkiye kaybetti. Pilot olup birçok kişiyi yetiştireceğine, o da çukur açtı, kapattı. Aslında yargının istediği bağımsızlık değil, yargının eksikliği bana göre bir denetim mekanizmasının olmaması. 3 tane erkten bahsediyoruz. yasama, yasamanın denetimi kim, halk! Yürütmenin denetimi kim? Yasama organı ama yargının denetimi var mı yok! Bir savcının alıp tutukladığını diğeri olmaz diyor. Bunların belli bir yerde bir denetim mekanizmasından geçmesi halinde o tutarsızlıklar ortadan kalkmayacak mı? HSYK 5 kişiden müteşekkil. Bunun sayısını 15e çıkarıyorsak hatayı azaltmıyor muyuz? Şuan da HSYKda arkadaşı olan kimsenin sırtı yere gelmez. Bugünkü siyasi otorite diyor ki ben 5 taneden 15 taneye çıkartacağım, vay, sen bizi kuşatıyorsun diyor, ne alakası var. Bugün kim tayin ediyor 5 kişiyi, sayın Cumhurbaşkanı değil mi, e peki 15e çıkarılırsa bir kısmını Cumhurbaşkanı bir kısmını başkası yapacak, nerede bu kuşatma. Ama şunu demek istiyor arkadaşlar, ya biz 5 kişiydik, ne güzel bu işi götürüyorduk bu işi ahbab çavuş ilişkisiyle. Nereden çıktı bu 15 kişi. Kurulu büyütürseniz yanlış karar çıkarma ihtimalini azaltırsınız, içerideki kamplaşmayı önlemiş olursunuz. Yargının bugün herhangi bir baskı altında olduğuna inanıyorum ama HSYK baskı yapıyorsa bilmem. Ama yargıya bir siyasetçinin baskı yapması sözkonusu değil. Ben belki on tane Adalet Bakanı ile konuştum. Arkadaş siz bu denetimi nasıl yaptırıyorsunuz, senin bir yetkin yok mu dediğim zaman bana şunu söylüyorlar, Adalet Bakanı hapishaneler Genel Müdürüdür. Bunun ötesinde bir varlığı yoktur. 10 bakanın 9u biz HSYK toplantılarına katılmayız diyor. Birini denetleyip, meslekten çıkarılsın dediğinde de HSYK hayır diyor
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.04.2010
ÇokkonuşulacakaçıklamalarÇok konuşulacak açıklamalar
HSYK'da arkadaşın varsa sırtın yere gelmez
Zaman
08.04.2010
17:48
Gazeteci Ömer Şahinin Kanalada yayınlanan Görüş Farkı programına katılan Eski Bakan ve Başbakan Yardımcılarından Prof.Dr.Ekrem Pakdemirli, çarpıcı açıklamalar yaptı. TSKnin 1 milyondan 150 bine indirilmesini isteyen Pakdemirli, Ben Doçent olarak askerliğimi yaptım. 12 ay çukur açıp,çukur kapattırdılar. Yazık değil mi? diye sordu. Bedelli askerliği savunduğu için Pilot olan oğluna piyade olarak askerlik yaptırıldığını açıklayan Ekrem Pakdemirli, Balyoz Darbe Planının bir numaralı sanığı olan Çetin Doğana da ağır bir dille yüklendi. Pakdemirli, Doğan için, Senaryoyu yazanı karşısına alıp ulan utanmıyor musun sen, şimdiye kadar böyle bir senaryo yazıldı mı, salak mısın sen demesi hatta onu görevden alması lazımdı dedi.Yargı reformuna destek çıkan Pakdemirli, Adalet Bakanları Hapishane Genel Müdürüdür. Yetki HSYKdadır. HSYKda 3 tane yakının varsa sırtın yere gelmez diye konuştu.
Zaman
Multimedya
08.04.2010
HSYKdaarkadaşınvarsasırtınyeregelmezHSYKda arkadaşın varsa sırtın yere gelmez
HSYK'da arkadaşın varsa sırtın yere gelmez
Zaman
08.04.2010
17:42
Gazeteci Ömer Şahinin Kanalada yayınlanan Görüş Farkı programına katılan Eski Bakan ve Başbakan Yardımcılarından Prof.Dr.Ekrem Pakdemirli, çarpıcı açıklamalar yaptı.
Zaman
Ana Sayfa
08.04.2010
HSYKdaarkadaşınvarsasırtınyeregelmezHSYKda arkadaşın varsa sırtın yere gelmez
HSYK'da arkadaşın varsa sırtın yere gelmez
Zaman
08.04.2010
17:39
Gazeteci Ömer Şahinin Kanalada yayınlanan Görüş Farkı programına katılan Eski Bakan ve Başbakan Yardımcılarından Prof.Dr.Ekrem Pakdemirli, çarpıcı açıklamalar yaptı.
Zaman
Son Dakika
08.04.2010
HSYKdaarkadaşınvarsasırtınyeregelmezHSYKda arkadaşın varsa sırtın yere gelmez
İki savcının yargılanmasına başlandı
Samanyolu Haber
26.03.2010
14:30
İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Selim Berna Altay, Görevi kötüye kullanma, suç delillerini gizleme ve yok etme, eski Ankara Cumhuriyet Savcısı ve halen Batman Cumhuriyet Savcısı Ercan Yalçınkaya ise Çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma, rüşvet alma suçlarından yargılanmaya Yargıtay 5. Ceza Dairesinde başlandı.

Duruşmaya Altay ve Yalçınkaya katılmazken; Ankara Yargıtayevi ve Antalya Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Sosyal Tesisleri işletmecisi Abdulkadir Baysal ile ortağı Nesrin Söylemez, Ankara Adliyesinden Zabit Katibi Nalan Koç ile Orhan Turhan Açıkgöz duruşmada hazır bulundu. Yargıtay 5. Ceza Dairesi Başkanı Ahmet Ceylani Tuğrul, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Selim Berna Altayın haklarında soruşturma yürüttüğü bazı şahıslarla yargılanmasının meslek onuru ile bağdaşmayacağını savunarak dosyasının ayrılmasını ya da talimatla ifadesinin alınmasını talep ettiğini açıkladı. Örgütle ve adli bir iş yapılması için herhangi bir şekilde rüşvet vermediğini ve maddi menfaat sağlamadığını ileri süren Abdulkadir Baysal ise hakim ve savcıların bu davada ismi geçtiği için kahrolduğunu ve saçlarının döküldüğünü ileri sürdü. Mahkeme Başkanı Tuğrul, Baysala saçlarının yerinde olduğunu hatırlattı. Ankara Adliyesinde Zabit Katibi Nalan Koç da iddiaları kabul etmedi. Hakkında açılan soruşturmalardan takipsizlik kararı çıktığını ve Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin bunları onayladığını hatırlatan Koç, Baysalın eniştesi olduğunu söyledi. ADLİYEDE TANIDIĞIN VARSA SIRTIN YERE GELMEZ Halk arasında adliyede çalışanlar için bir deyim kullandığını dile getiren Koça Başkan Tuğrul Adliyede bir tanıdığın varsa sırtın yere gelmez sözünü hatırlattı. Koç ise Evet karşılığını verdi. Baysalın Mehmet Aktarlı yaramazlık yaptı diye aradığını, kendisinin de aldığı aile terbiyesi nedeniyle yardımcı olduğunu anlatan Koç, Baysalın bazı arkadaşlarına seçim döneminde sabıka kaydı istediğini ve kendisinin sıraya girerek bu kayıtları aldığını ifade etti. Bunları örf ve adetler gereği yaptığını savunan Koç, maddi menfaat karşılığı yapmadığını ileri sürdü. Babasının emekli hakim, ablasının halen görevde hakim, eniştesi cumhuriyet savcısı ve kız kardeşinin avukat olduğunu anlatan Koç, bu nedenle hakim ve savcı tanıdığının çok olduğunu belirtti. TEŞEKKÜR İÇİN 500ER KEZ ÖPTÜM Başkan Tuğrul, Koça telefon görüşmelerinde söylediği Herkesi 500er kez öpüyoruz, bundan biraz az öpücük alırız sözlerini hatırlatarak insanın aklına başka şeyler getirdiğini ifade etti. Bu sözlerin biraz argo olduğunu dile getiren Koç, teşekkür etmek amacıyla böyle söylediğini savundu. Abi, parasız yapmıyorlar, en azından 4 -5 vermek lazım sözleri için de Koç, icraya olan borçlarını kastederek bunu söylediğini iddia etti. Zabıt Katibi Orhan Turhan Açıkgöz ise suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini belirterek görevlerinin belli olduğunu kaydetti. Herhangi bir hazırlık evrakını istenilen savcıya düşürmesinin mümkün olmadığını savunan Açıkgöz, yaptığı telefon görüşmelerini ne amaçla yaptığını hatırlamadığını ileri sürdü. Babasının maddi sıkıntılarından dolayı para talebinde bulunduğunu iddia eden Açıkgöz, Başkan Tuğrulun doğru savunma yap uyarısıyla karşılaştı. Abdulkadir Baysalın ortağı Nesrin Söylemez de Baysalın 10 yıllık ortağı olduğunu söyledi. Nalan Koçu Baysaldan dolayı tanıdığını ve yılda 1 -2 kez görüştüğünü savunan Söylemez, iş ilişkisinin bulunmadığını ileri sürdü. Orhan Turhan Açıkgözü belki adliyede görmüş olabileceğini ifade eden Söylemez, şu an yanında oturduğu için tanıştığını belirtti. Yargıtayevini aldığında etik olmaması nedeniyle avukatlık yapmayı bıraktığını anlatan Söylemez, hakkındaki iddiaları reddetti. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.03.2010
İkisavcınınyargılanmasınabaşlandıİki savcının yargılanmasına başlandı
Daum: Arda Fener'de kulübede oturur
Milliyet
27.10.2009
14:20
Başkan Aziz Yıldırımın 15 milyon euro teklif ettiği söylenince de Alman hoca, Ben kötü demiyorum. Geleceği olan bir futbolcu ama ben hemen sırtın...
Milliyet
Spor
27.10.2009
DaumArdaFenerdekulübedeotururDaum Arda Fenerde kulübede oturur
Daum: Arda Fener'de kulübede oturur
Milliyet
27.10.2009
10:17
Başkan Aziz Yıldırımın 15 milyon euro teklif ettiği söylenince de Alman hoca, Ben kötü demiyorum. Geleceği olan bir futbolcu ama ben hemen sırtın...
Milliyet
Spor
27.10.2009
DaumArdaFenerdekulübedeotururDaum Arda Fenerde kulübede oturur
Uzun süre araç kullananlar dikkat
Samanyolu Haber
21.12.2008
10:15
Uzun süre otomobil kullanmanın, sırt ve boyun ağrılarına, siyatik ve bel fıtığı gibi rahatsızlıklara yol açabildiği bildirildi.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Tolga Aydoğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, büyük şehirlerdeki yoğun trafiğin, mesafe uzun olmasa da sürücülerin saatlerce direksiyon başında kalmasına neden olduğunu söyledi.

Uzun süre otomobil kullanmaya bağlı olarak boyun ve sırt ağrılarının oluşabildiğini belirten Aydoğ, her gün otomobilde geçen 2-3 saatin ardından, bilgisayar ekranı karşısında geçirilen uzun saatlerin kişilerin omurgasında, duruş bozukluğuna bağlı basit ağrıların yanı sıra fıtıklara da zemin hazırladığını ifade etti.

Aydoğ, uzun süreli oturuşlar ve hareketsizliğin, kasların zayıflamasına ve eklemlerin daha çabuk zarar görür hale gelmesine yol açtığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

Çok uzun süreli otomobil kullananlar hareketsizliğin yol açtığı hastalıkların yanı sıra sırt ve boyun ağrısı, siyatik ve bel fıtığı riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Direksiyon başında geçirilen uzun saatlerin çeşitli hastalıklara neden olmaması için yürüyüş ve otomobili doğru pozisyonda kullanmak büyük önem taşıyor. Otomobil kullanmak zorunda kalanların düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmaya, otururken doğru pozisyon almaya dikkat etmesi gerekiyor.

Hareketsizliğin yaşam süresini kısalttığının henüz 1950li yıllarda yapılan araştırmalarla ortaya konulduğunu dile getiren Aydoğ, şunları söyledi:

Londrada 1953 yılında şoför, sekreter, postacı ve kondüktörler arasında yapılan bir çalışma, çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Çalışmada en aktif olan postacılar ve kondüktörlerde koroner arter hastalıklara bağlı ölümlerin, diğer meslek gruplarından daha az olduğu görüldü. Günümüzden 55 yıl önce ortaya konan bu sonuç, günümüzde artık netlik kazandı ve hareketsizliğin ölümü hızlandırdığı çok net olarak ortaya kondu. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve vaktinin çok büyük kısmını otomobil ve masa başında geçiren bireylerin, hareketsizliğin olumsuz sonuçlarına karşı dikkatli davranmaları gerektiği bir gerçek. Bu bireylerin her gün en azından 10 bin adım yani yaklaşık 5-6 kilometre yürümesi şart. Bu aktivite kronik hastalıkların ortaya çıkmasını engelleyecektir. Bu aktiviteye eklenecek bel, boyun, sırt egzersizleri ise kişilerin sadece omurga sağlığına yardımcı olur. Uzun vadede yürüyüşe ilave edilecek bel, boyun ve sırt egzersizleri otomobilde ve çalıştığımız ofislerdeki mutluluğumuza katkıda bulunur.

Aydoğ, uzun süre otomobil kullanmanın yol açtığı rahatsızlıklardan korunmak için koltuğun yerden 100 derece açı yapacak şekilde, dik hale getirilmesinin faydalı olacağını vurguladı.

Dirseklerin sürücü koltuğunun kolçağında dinlendirilmesi ve sırtın dikey pozisyonda tutulmasının önemine işaret eden Aydoğ, şunları kaydetti:

Başın, koltuk başlığının ortasını desteklediğinden emin olunmalı. Koltuğu daha konforlu hale getirmek ve sırta destek sağlamak için omuriliği destekleyen yastık kullanılmalı. Koltuk, direksiyona rahat ulaşabilecek şekilde ayarlanmalı. Mümkünse her 20-30 dakikada bir arabadan çıkılmalı ve gerinme hareketleri yapılmalı. Eğer sırt ağrısı ortaya çıkarsa, ağrıyan bölge üzerine buz kompresi uygulanmalı.

AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.12.2008
UzunsürearaçkullananlardikkatUzun süre araç kullananlar dikkat
Arda ve Rüştü'nün derbi iddiası
Sabah
18.12.2008
10:29
Salı gecesi bir davette karşılaşan Arda ile Rüştü, derbi analizi yaptı... Genç yıldız, Abi pazar günü sana en az 2 golüm var diye takılınca Rüştü espiriyi patlattı: Sırtın açıkta kaldı galiba. ...
Sabah
Spor
18.12.2008
ArdaveRüştününderbiiddiasıArda ve Rüştünün derbi iddiası
Arda ve Rüştü'nün derbi iddiası
Sabah
18.12.2008
10:23
Salı gecesi bir davette karşılaşan Arda ile Rüştü, derbi analizi yaptı... Genç yıldız, Abi pazar günü sana en az 2 golüm var diye takılınca Rüştü espiriyi patlattı: Sırtın açıkta kaldı galiba... An...
Sabah
Son Dakika
18.12.2008
ArdaveRüştününderbiiddiasıArda ve Rüştünün derbi iddiası
Arda ve Rüştü'nün derbi geyikleri
Haber7
18.12.2008
03:40
Bir davette karşılaşan Arda ile Rüştü, derbi analizi yaptı... Genç yıldız, Abi pazar günü sana en az 2 golüm var diye takılınca Rüştü espiriyi patlattı: Sırtın açıkta kaldı galiba...
Haber7
Son Dakika
18.12.2008
ArdaveRüştününderbigeyikleriArda ve Rüştünün derbi geyikleri
Arda: İki golüm var, Rüştü: Sırtın mı açıkta kaldı
Haber7
18.12.2008
03:36
Bir davette karşılaşan Arda ile Rüştü, derbi analizi yaptı... Genç yıldız, Abi pazar günü sana en az 2 golüm var diye takılınca Rüştü espiriyi patlattı: Sırtın açıkta kaldı galiba...
Haber7
Son Dakika
18.12.2008
ArdaİkigolümvarRüştüSırtınaçıktakaldıArda İki golüm var Rüştü Sırtın mı açıkta kaldı
Toplam "51" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti