Habergec.Com Aranan Kelimeler:sorgulamadan Değerlendirme: 10 / 10 396829
habergec.com
30.05.2012 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

sorgulamadan

Büyüklerin her söylediği doğru mu?
Milli Gazete
29.04.2012
22:10
Taklit öğrenme yöntemlerinden biridir. Ancak taklit edilen şey, sorgulanmalı, ayıklanmalı ve imanın süzgecinden geçirilmelidir. Nitekim Allah Kitabında Onlara Allahın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız dediler. ( Bakara, 2_170) buyurur. İyi şeyler taklit edilebilir, ancak sapıklığa dalalete götürecek eylemler hiçbir şekilde taklit edilemez. Ne yazık ki, insanın doğasında geçmişten getirdiklerini, hiç sorgulamadan, düşünmeden, akli ve iradi yeteneklerini kullanmadan almaya ve bunlara bağlı kalmaya eğilim var. Ama Allah aklınızı kullanın ve doğru olana tabi olun diyor.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
29.04.2012
Büyüklerinhersöylediğidoğrumu?Büyüklerin her söylediği doğru mu?
CHP Alaplı İlçe Kongresi'nde ''türbancan'' diyaloğu
Zaman
21.04.2012
21:05
CHP Alaplı İlçe Kongresinde divan üyeliğine seçilen bir partili, Türbancanların da hırsızlığın kılıfı olduğu artık su götürmez bir gerçek. Bunlar eve geleni haram mı, helal mi olduğunu sorgulamadan lüp diye yutmaktadırlar deyince, CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk tarafından Toparlayalım denilerek uyarıldı.
Zaman
Son Dakika
21.04.2012
CHPAlaplıİlçeKongresindetürbancandiyaloğuCHP Alaplı İlçe Kongresinde türbancan diyaloğu
NATO'daki varlığımızı sorgulamadan olmaz
Milli Gazete
20.03.2012
10:07
Afganistandaki helikopter kazasında şehit olan askerler, orada işimizin ne olduğunu düşündürdü bir kez daha. Aslına bakılırsa, böylesi bir musibet olmadan da bunu düşünmemiz, sorgulamamız gerekiyordu. Hatta bu sorgulamayı, sadece Afganistanla da sınırlı tutmayıp, NATO odaklı olarak yapmak lazım. 11 Eylülden sonra ABDnin değişen paradigmasına uyarlanan NATO, küresel ölçekteki kirli savaşlarda ABDnin bir maşasına dönüştü resmen. Bu oluşumun içindeki işlevimizi ve hangi amaç için bulunduğumuzu düşünmemiz gerek artık. Kazadan birkaç gün önce CIA Başkanının Türkiyedeki temasları ve ABDnin Afganistanda saplandığı bataklıktan kurtulmak için Türkiyeden birtakım beklentileri olduğunu ifade etmesi üzerine de düşünmek gerek. İslam coğrafyasını hallaç pamuğu gibi atan küresel şebeke için sınırları değişmeyen ve karıştırılmayan iki ülke var şu anda; Türkiye ve İran. İranı kafa kola almak adına Kürecike sözümona NATO savunma radarı kuruldu. Bu arada, Türkiyeyi muhtemel bir Suriye harekâtına zorlamak için de gizliden gizliye bir hareketlenme olduğu görülüyor. (Burada şunu söylemeli; Suriyedeki rejimi savunmadığımız gibi oradaki rejimin zalimliğini son birkaç ayda da fark etmedik. Öteden beri bu beladan yana dertliydik, bazılarının yeni fark etmesine rağmen. Ta babası Esaddan beri aynı belaydılar zaten)... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
20.03.2012
NATOdakivarlığımızısorgulamadanolmazNATOdaki varlığımızı sorgulamadan olmaz
CHP kendisini sorgulamadan değişemez
Milli Gazete
06.03.2012
09:41
ARKA arkaya iki olağanüstü kongrenin ardından CHPnin değişmesinin mümkün olmadığını yazmıştım. Kendime göre elbette gerekçelerim de vardı.CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise medyaya göre söylemleri ile CHPnin değişeceğinin sinyallerini vermiş. Sözlerine bakılırsa şimdiye kadarki bazı söylem ve uygulamaları eleştirmiş, bundan böyle kimsenin kılık kıyafeti ile uğraşılmayacağını belirtmiş. Bu söylemlerin ne ölçüde uygulamaya konulacağını zaman gösterecek. Ancak, özgürlükler ve özellikle de insanların inançları sebebiyle dışlanmalarının CHP açısından geride kalmasını gönülden isterim. Bundan memnuniyet duyarım. Ne var ki, CHPnin değişiminin bir takım toplumun hoşuna gidecek cümleler kurulması ile sağlanması mümkün değildir. Çünkü, bir takım söylem ve davranışlar vardır ki CHPlilerin hücrelerine kadar işlemiştir. Bunun ötesinde kurulduğu günden bugüne kadar CHP toplumu değiştirmeyi kendisine iş edinmiştir. Bu değiştirmeyi tüm toplumun CHP düşüncesi etrafından birleşmesini sağlamak şeklinde de ifade edebiliriz. Böyle olunca da öncelikli olarak toplumla kavgadan vazgeçip, toplumu kendilerine benzetmek yerine toplumun isteklerini dikkate almaları gerekiyor. Elbette bu söylediklerim imkansız değildir. Ancak, böyle bir değişim CHPlileri boşlukta bırakır. Varlık sebeplerinin yok olması anlamına gelir. Bunun da ötesinde geçmişlerini topyekün yargılamaları, geniş bir yanılgılar listesi çıkarmaları ve bunu topluma ilan etmeleri gerekir. Bu gelişmeler olur ya da olmaz bu CHPlilerin ve özellikle de Genel Başkan Kılıçdaroğlunun meselesi. Ancak, değişim sinyalleri verdiği konuşmanın hemen ardından Doğan Yurdakulu tedavi gördüğü hastanede ziyareti sırasında söylediği sözler Kılıçdarolunun suçu kendilerinde değil başkalarında arama gayreti içinde olduğunu gösteriyor. Bu ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu, CHP dine karşı algısı değişecek sözlerinin ne anlama geldiğinin sorulması üzerine şu karşılığı veriyor:... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
06.03.2012
CHPkendisinisorgulamadandeğişemezCHP kendisini sorgulamadan değişemez
MİT olayında savcının rolü
Star
11.02.2012
14:55
Gazeteci yazar İsmet Berkan, MİT olayıyla ilgili olarak “Hukuk devleti olmadığımız için savcı daha sorgulamadan, onlara neleri soracağını bir şekilde basına sızdırıyor” dedi
Star
Politika
11.02.2012
MİTolayındasavcınınrolüMİT olayında savcının rolü
MİT olayında savcının rolü
Star
11.02.2012
14:55
Gazeteci yazar İsmet Berkan, MİT olayıyla ilgili olarak “Hukuk devleti olmadığımız için savcı daha sorgulamadan, onlara neleri soracağını bir şekilde basına sızdırıyor” dedi
Star
Son Dakika
11.02.2012
MİTolayındasavcınınrolüMİT olayında savcının rolü
Aile, toplumun dinamiğidir
Milli Gazete
24.01.2012
00:53
Yapılan araştırmalar, 2002 yılından itibaren boşanma oranlarının hızla arttığını gösteriyor. Çağımızın getirdiği sorunlar, teknolojinin yanlış kullanılması, kadın erkek ilişkilerinin laçkalaşması, insanların sahip olduklarıyla iktifa edememeleri ve haram helal ayrımının gözetilmemesi sonucunda aile kurumu büyük yara alıyor.Oysa aile toplumun dinamiğidir ve sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için sağlıklı bir aile ortamının oluşturulması gerekmektedir. Boşanmaları tetikleyen etkenler: Kişisel ihtiraslar: Günümüz insanı, gün geçtikçe bencilleşiyor, karşısındaki kişinin ne düşündüğünü ne hissettiğini düşünemez hale geliyor. Evlilik içinde, illa da benim dediğim olacak diye tutturan eşler ise, bir süre sonra sevgi ve saygıyı kaybediyor ve boşanmaya kalkıyorlar.Aile içi çatışmaların artması: Bireyler birbirlerinin düşüncelerine saygı duymak yerine, çatışmayı ve benim dediğim doğrudur senin düşüncelerini kabul etmiyorum dayatmasını tercih ediyorlar. Kişinin karşısındakini yok sayması ise boşanmaları arttırıyor.Sabır ve sadakat gibi değerlerin zayıflaması: Eskiden eşlerden biri herhangi bir kazaya maruz kaldığında ya da sağlığını kaybettiğinde diğeri onu sevgiyle kucaklar ve bakımını üstlenirdi. Şimdilerde insanlar, sadakat ve sabır gibi önemli değerlerini kaybettiklerinden küçük bir sorun yaşadıklarında birbirlerinden kopuyorlar. Eskilerin etkisinde kalmak: Büyüklerimizden devraldığımız yaşam tarzlarının ya da davranış kalıplarının hayatımıza getirdiği bazı kolaylıklar vardır. Ancak bunları, sorgulamadan, üzerinde düşünmeden, iman süzgecinden geçirmeden körükörüne aldığımızda bazı sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bir hanım, eşim sürekli kızıyor, bağırıyor ve çocuklarımın önünde beni rencide ediyor. Bunun doğru olmadığını söylediğimde de, ben babamdan böyle gördüm, erkek dediğin evde kuş uçurtmaz diyor diye ifade etmişti. Sosyal paylaşım siteleri: Sosyal paylaşım sitelerinin yanlış kullanılması ve burada ölçüsüz bir şekilde ilişkiler kurulması evliliklerin sarsılmasına neden olabiliyor. Kişi burada tanıştığı kişiye kendini olduğundan farklı tanıtıyor ve sanal bir diyalog kuruyor. Gerçeği yansıtmayan bu görüntü bir süre sonra onu evinden ve eşinden uzaklaştırabiliyor.Ekonomik sorunlar: Eskiden, insanlar bir kuru soğanla iktifa ederler ve birbirlerine destek verirlerdi. Şimdi özellikle hanımlar her şeyin en iyisine sahip olmak istiyorlar ve mahrum kaldıkları noktalarda eşlerini aşağılamaya başlıyorlar. Bu da boşanmalara zemin hazırlıyor.Peki çözüm ne?Toplumun geleceği, ailenin kurtulması ve güçlenmesiyle mümkündür. Burada öncelikle çocukları maneviyat ikliminde yetiştirmek ve hayata hazırlamak gerekiyor. Aile bir okula dönüşmeli ve burada bireyler manevi olarak beslenmelidir. Sabır, sadakat ve saygı kavramları güçlendirilmeli ve bu değerlerin önemi çocuklara öğretilmelidir.... devamı
Milli Gazete
Toplum Yaşam
24.01.2012
AiletoplumundinamiğidirAile toplumun dinamiğidir
Onunki meslek hastalığı; gıdaları detaylı sorgulamadan alamıyor
Zaman
17.01.2012
11:34
Gıda mühendisi Selçuk Biçer, yıllardır gıda firmalarını denetliyor. Son 4 yıldır da Özel BAGEM GıdaKontrol Laboratuvarında her gün onlarca ürünün analizini yapıyor. Karşılaştığı olumsuz tablo-lar sebebiyle, evine aldığı her gıda ürününü tek tek sorguluyor. Dışarıdan yemek yemeyen ve eşini alışverişte asla yalnız bırakmayan Biçer, gıda satın almanın püf noktalarını bizimle paylaştı.
Zaman
En Çok Okunan
17.01.2012
Onunkimeslekhastalığı;gıdalarıdetaylısorgulamadanalamıyorOnunki meslek hastalığı; gıdaları detaylı sorgulamadan alamıyor
Onunki meslek hastalığı; gıdaları detaylı sorgulamadan alamıyor
Zaman
17.01.2012
11:12
Gıda mühendisi Selçuk Biçer, yıllardır gıda firmalarını denetliyor. Son 4 yıldır da Özel BAGEM GıdaKontrol Laboratuvarında her gün onlarca ürünün analizini yapıyor. Karşılaştığı olumsuz tablo-lar sebebiyle, evine aldığı her gıda ürününü tek tek sorguluyor. Dışarıdan yemek yemeyen ve eşini alışverişte asla yalnız bırakmayan Biçer, gıda satın almanın püf noktalarını bizimle paylaştı.
Zaman
Sağlık
17.01.2012
Onunkimeslekhastalığı;gıdalarıdetaylısorgulamadanalamıyorOnunki meslek hastalığı; gıdaları detaylı sorgulamadan alamıyor
Onunki meslek hastalığı; gıdaları detaylı sorgulamadan alamıyor
Zaman
17.01.2012
11:01
Gıda mühendisi Selçuk Biçer, yıllardır gıda firmalarını denetliyor. Son 4 yıldır da Özel BAGEM GıdaKontrol Laboratuvarında her gün onlarca ürünün analizini yapıyor. Karşılaştığı olumsuz tablo-lar sebebiyle, evine aldığı her gıda ürününü tek tek sorguluyor. Dışarıdan yemek yemeyen ve eşini alışverişte asla yalnız bırakmayan Biçer, gıda satın almanın püf noktalarını bizimle paylaştı.
Zaman
Ana Sayfa
17.01.2012
Onunkimeslekhastalığı;gıdalarıdetaylısorgulamadanalamıyorOnunki meslek hastalığı; gıdaları detaylı sorgulamadan alamıyor
Suriye haberlerinde medya özeleştirisi
İnternet Haber
15.01.2012
19:50
Deneyimli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn gazetecilerin isyancılardan kaynaklanan haberleri sorgulamadan sunma eğiliminde olduğundan şikayetçi.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
15.01.2012
SuriyehaberlerindemedyaözeleştirisiSuriye haberlerinde medya özeleştirisi
Savcılıktan Polise Şaşırtan Talimat: Sanıkları Sorgulamadan ...
Haberler.com
09.01.2012
16:29
Brüksel Federal Savcılığı polise gönderdiği tebligatla adi suçlardan gözaltına alınanların sorgulamaları yapılmadan salıverilmesini istedi.
Haberler.com
Dünya
09.01.2012
SavcılıktanPoliseŞaşırtanTalimatSanıklarıSorgulamadanSavcılıktan Polise Şaşırtan Talimat Sanıkları Sorgulamadan
Savcılıktan polise şaşırtan talimat: Sanıkları sorgulamadan salıverin
Haber3
09.01.2012
16:13
Brüksel Federal Savcılığı polise gönderdiği tebligatla adi suçlardan gözaltına alınanların sorgulamaları yapılmadan salıverilmesini istedi.
Haber3
Son Dakika
09.01.2012
SavcılıktanpoliseşaşırtantalimatSanıklarısorgulamadansalıverinSavcılıktan polise şaşırtan talimat Sanıkları sorgulamadan salıverin
Savcılıktan polise şaşırtan talimat: Sanıkları sorgulamadan salıverin
Zaman
09.01.2012
16:03
Brüksel Federal Savcılığı polise gönderdiği tebligatla adi suçlardan gözaltına alınanların sorgulamaları yapılmadan salıverilmesini istedi. Kapkaç, hırsızlık, uyuşturucu bulundurma, taciz ve yolsuzluk gibi bir dizi suçları kapsayan talebe tepkiler çığ gibi büyürken; İçişleri Bakanı yeni düzenlemeyle suçluların cezasız kalacağı eleştirilerine şimdilik kulak tıkama kararı aldı.
Zaman
Son Dakika
09.01.2012
SavcılıktanpoliseşaşırtantalimatSanıklarısorgulamadansalıverinSavcılıktan polise şaşırtan talimat Sanıkları sorgulamadan salıverin
Civatacı adam ve haczedilen köpek
Milli Gazete
13.12.2011
19:33
Bundan 4-5 sene önce, televizyondaki bir kamera şakası, Haydarpaşa Garında kurbanlarına tren ittirmeye çalışıyordu. Şakayı hazırlayanlar, oradan geçen vatandaşlardan gözlerine kestirdiklerine yaklaşıyorlar ve treni itmelerine yardımcı olup olmayacaklarını soruyorlardı. İşin ilginç kısmı, birçok kimse gayet iyi niyetle ve zerre sorgulamadan (Koca treni nasıl iteriz? bile demeden) yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Seçilen vatandaşlar yardım babından trene el atıyorlar ve şaka gereği tren hareket edince de, gerçekten kendi marifetleriymiş gibi havaya giriyorlardı. Şakaya maruz kalanlardan birisinin olaya kendi açısından gayet gerçekçi yaklaşımı ise tam ibretlikti. Trenin milim de olsa hareket etmesi üzerine söz konusu vatandaşın tepkisi, Ne de olsa civatacı adamız olmuştu, ki civatacı ise koskocaman treni itebilmesi de mümkündü haliyle.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
13.12.2011
CivatacıadamvehaczedilenköpekCivatacı adam ve haczedilen köpek
İnternet sansürüne 21 gün kaldı
Posta
01.11.2011
02:38
Akşam gazetesi yazarı Yurtsan Atakan, 22 Kasıma geçilecek uygulamaya dikkat çekti İşte Atakanın yazısı:

İnternet sansürünün kurumsallaşmasına sadece 21 gün kaldı ve kimseden çıt yok. Oysa başlatılacak olan sansür uygulamasına demokratından cumhuriyetçisine, liberalinden sosyalistine kadar totaliteristlerden başka herkesin şiddetle karşı çıkması gerekiyor. Ne yazık ki medya tam tersine sansürcülerin ninnilerine borazancıbaşılık yapıyor. Sansür uygulamasını şirin göstermeye, aklamaya çalışan demagojilerin sözcülüğünü üstleniyor. Ortaya attıkları her propaganda enformasyonunu sorgulamadan aynen yayınlıyor. 22 Kasımda başlatılacak uygulamanın Temiz İnternetten, basit bir filtrelemeden,...
Posta
Ana Sayfa
01.11.2011
İnternetsansürüne21günkaldıİnternet sansürüne 21 gün kaldı
İnternet sansürüne 22 gün kaldı
Posta
31.10.2011
13:35
Akşam gazetesi yazarı Yurtsan Atakan, 22 Kasıma geçilecek uygulamaya dikkat çekti İşte Atakanın yazısı:

İnternet sansürünün kurumsallaşmasına sadece 22 gün kaldı ve kimseden çıt yok. Oysa başlatılacak olan sansür uygulamasına demokratından cumhuriyetçisine, liberalinden sosyalistine kadar totaliteristlerden başka herkesin şiddetle karşı çıkması gerekiyor. Ne yazık ki medya tam tersine sansürcülerin ninnilerine borazancıbaşılık yapıyor. Sansür uygulamasını şirin göstermeye, aklamaya çalışan demagojilerin sözcülüğünü üstleniyor. Ortaya attıkları her propaganda enformasyonunu sorgulamadan aynen yayınlıyor. 22 Kasımda başlatılacak uygulamanın Temiz İnternetten, basit bir filtrelemeden,...
Posta
Ana Sayfa
31.10.2011
İnternetsansürüne22günkaldıİnternet sansürüne 22 gün kaldı
İnternet sansürüne 22 gün kaldı
Posta
31.10.2011
11:43
Akşam gazetesi yazarı Yurtsan Atakan, 22 Kasıma geçilecek uygulamaya dikkat çekti İşte Atakanın yazısı:

İnternet sansürünün kurumsallaşmasına sadece 22 gün kaldı ve kimseden çıt yok. Oysa başlatılacak olan sansür uygulamasına demokratından cumhuriyetçisine, liberalinden sosyalistine kadar totaliteristlerden başka herkesin şiddetle karşı çıkması gerekiyor. Ne yazık ki medya tam tersine sansürcülerin ninnilerine borazancıbaşılık yapıyor. Sansür uygulamasını şirin göstermeye, aklamaya çalışan demagojilerin sözcülüğünü üstleniyor. Ortaya attıkları her propaganda enformasyonunu sorgulamadan aynen yayınlıyor. 22 Kasımda başlatılacak uygulamanın Temiz İnternetten, basit bir filtrelemeden,...
Posta
Son Dakika
31.10.2011
İnternetsansürüne22günkaldıİnternet sansürüne 22 gün kaldı
Terk edilmek 1439 TL!
Posta
30.09.2011
15:45
Hayatındaki erkek tarafından bırakılmak kadınlara pahalıya patlıyor

İngilteredeki Superdrug zincirinin 2 bin kişinin katılımıyla yaptığı araştırmaya göre bir kadın terk edildikten sonra görünümünü değiştirmek, güzelleşmek için ortalama 500 sterlin (1450 TL) harcıyor. Araştırmaya göre kadınlar terk edildikten sonra Nerede hata yaptım diye kendini sorgulamaya başlıyor ve fiziki görünümleri de bu sorgulamadan nasibini alıyor. Çoğu kadın ilişkisi sona erer ermez soluğu kuaförde, makyözde, yeni elbiseler almak için mağazalarda ve kozmetik malzemesi satan yerlerde alıyor. Saçının rengini değiştiren de var kesimini de, giyim tarzını değiştiren de var hiç m...
Posta
Toplum Yaşam
30.09.2011
Terkedilmek1439TLTerk edilmek 1439 TL
Terk edilmek 1439 TL!
Posta
30.09.2011
15:12
Hayatındaki erkek tarafından bırakılmak kadınlara pahalıya patlıyor

İngilteredeki Superdrug zincirinin 2 bin kişinin katılımıyla yaptığı araştırmaya göre bir kadın terk edildikten sonra görünümünü değiştirmek, güzelleşmek için ortalama 500 sterlin (1450 TL) harcıyor. Araştırmaya göre kadınlar terk edildikten sonra Nerede hata yaptım diye kendini sorgulamaya başlıyor ve fiziki görünümleri de bu sorgulamadan nasibini alıyor. Çoğu kadın ilişkisi sona erer ermez soluğu kuaförde, makyözde, yeni elbiseler almak için mağazalarda ve kozmetik malzemesi satan yerlerde alıyor. Saçının rengini değiştiren de var kesimini de, giyim tarzını değiştiren de var hiç m...
Posta
Son Dakika
30.09.2011
Terkedilmek1439TLTerk edilmek 1439 TL
3 günde 11 bin 251 kişiyi incelendi
Posta
17.08.2011
15:03
Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü ekipleri 3 günden bu yana trafikte 11 bin 251 kişi, 4 bin 603 araç, 2 bin 83 motosiklet sorgulamadan geçti

Terör örgütü PKKnın Doğu ve Güneydoğuda eylemleri başlatmasının 27nci yıldönümü nedeniyle polis güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkarıp, kentin birçok yerinde uygulama ve kontrol noktası oluşturdu. Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, uygulamaların huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla yapıldığı vurgulandı. Yüzlerce polisin katılımıyla 24 saat esasına göre çalışıldığı belirtiler açıklamada şu görüşlere yer verildi: Madde bağımlısı veya diğer kişilerin suç işlenmesinin önlenmesi, arananların yakalanması ve trafik kurallarına uyum sağlanması için il merkezinde 3 gün boyun...
Posta
Ana Sayfa
17.08.2011
3günde11bin251kişiyiincelendi3 günde 11 bin 251 kişiyi incelendi
3 günde 11 bin 251 kişiyi incelendi
Posta
17.08.2011
14:56
Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü ekipleri 3 günden bu yana trafikte 11 bin 251 kişi, 4 bin 603 araç, 2 bin 83 motosiklet sorgulamadan geçti

Terör örgütü PKKnın Doğu ve Güneydoğuda eylemleri başlatmasının 27nci yıldönümü nedeniyle polis güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkarıp, kentin birçok yerinde uygulama ve kontrol noktası oluşturdu. Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, uygulamaların huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla yapıldığı vurgulandı. Yüzlerce polisin katılımıyla 24 saat esasına göre çalışıldığı belirtiler açıklamada şu görüşlere yer verildi: Madde bağımlısı veya diğer kişilerin suç işlenmesinin önlenmesi, arananların yakalanması ve trafik kurallarına uyum sağlanması için il merkezinde 3 gün boyun...
Posta
Son Dakika
17.08.2011
3günde11bin251kişiyiincelendi3 günde 11 bin 251 kişiyi incelendi
Esaretten
özgürlüğe
Türkiye Gazetesi
11.06.2011
02:12
> Cezaevinde 4 yıl 3 ay kaldıktan sonra dün ailesine kavuşan Adnan Sarıbaş “Buna mahkûmiyet değil, esirlik denir” dedi. Çeşitli suçlardan dolayı Gürcistan’da tutuklu bulunan 17 kişi daha serbest bırakılarak Türkiye’ye döndü. Sarp Sınır Kapısı’ndan giren Türk vatandaşları yakınları tarafından sevinç gözyaşları ile karşıladı. Mağdur Aileleri Derneği Başkanı Nuriye Kaputoğlu, “11 kişi bir ay önce bırakılmıştı. 57 Türk tutuklu daha var. Çalışmalarımıza devam ediyoruz. Tabii ki suçlu vatandaşlarımız var. Çok mağdur vatandaşlarımız da. Herkes için adil yargılanma istiyoruz” diye konuştu. Serbest bırakılanlar ise 6 kişilik koğuşlara 50 kişinin tıkıldığını belirterek, “Yargılamadan, sorgulamadan içeri atıyorlar. Adeta esir hayatı var. İnsanlık d ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
11.06.2011
Esaretten
özgürlüğe Esaretten
özgürlüğe
Türkiye’yi ‘idare etme’ devri bitti
Star
07.06.2011
16:38
Türkiye siyaseti, verili bir ‘merkez’ anlayışını sorgulamadan kabul edecek ve yeniden üretecek, telosu ‘idare’ olan bir siyaset olarak kurulmuş ve belli bir makbul siyasetçi tipine neden olmuştur.
Star
Son Dakika
07.06.2011
Türkiye’yi‘idareetme’devribittiTürkiye’yi ‘idare etme’ devri bitti
Türkiye’yi ‘idare etme’devri bitti
Star
06.06.2011
02:52
Türkiye siyaseti, verili bir ‘merkez’ anlayışını sorgulamadan kabul edecek ve yeniden üretecek, telosu ‘idare’ olan bir siyaset olarak kurulmuş ve belli bir makbul siyasetçi tipine neden olmuştur.
Star
Yorum
06.06.2011
Türkiye’yi‘idareetme’devribittiTürkiye’yi ‘idare etme’devri bitti
Türkiye’yi ‘idare etme’devri bitti
Star
06.06.2011
02:33
Türkiye siyaseti, verili bir ‘merkez’ anlayışını sorgulamadan kabul edecek ve yeniden üretecek, telosu ‘idare’ olan bir siyaset olarak kurulmuş ve belli bir makbul siyasetçi tipine neden olmuştur.
Star
Son Dakika
06.06.2011
Türkiye’yi‘idareetme’devribittiTürkiye’yi ‘idare etme’devri bitti
Mümtaz'er Türköne - 19 Mayıs'ta neden hâlâ faşist kutlamalar yapıyoruz?
Zaman
19.05.2011
02:05
Yobazlık tam olarak böyle bir şey olmalı. Bir şeyi hiç sorgulamadan, anlamı üzerinde hiç düşünmeden, bir çift öküzün tarla sürerken yanında gördüğü izi takip etmesi gibi hûşû içinde tekrarlamak. 19 Mayıs kutlamaları 1932nin faşist İtalyasından alınma. Neden değiştirmek aklımızdan bile geçmiyor?
Zaman
En Çok Okunan
19.05.2011
MümtazerTürköne-19Mayıstanedenhâlâfaşistkutlamalaryapıyoruz?Mümtazer Türköne - 19 Mayısta neden hâlâ faşist kutlamalar yapıyoruz?
Mümtaz'er Türköne - 19 Mayıs'ta neden hâlâ faşist kutlamalar yapıyoruz?
Zaman
19.05.2011
01:59
Yobazlık tam olarak böyle bir şey olmalı. Bir şeyi hiç sorgulamadan, anlamı üzerinde hiç düşünmeden, bir çift öküzün tarla sürerken yanında gördüğü izi takip etmesi gibi hûşû içinde tekrarlamak. 19 Mayıs kutlamaları 1932nin faşist İtalyasından alınma. Neden değiştirmek aklımızdan bile geçmiyor?
Zaman
Köşe Yazıları
19.05.2011
MümtazerTürköne-19Mayıstanedenhâlâfaşistkutlamalaryapıyoruz?Mümtazer Türköne - 19 Mayısta neden hâlâ faşist kutlamalar yapıyoruz?
'Büyüsüz' dünyaya hoş geldiniz
Radikal
24.04.2011
03:10
Gaiman sizi gerçekliğin içinden yavaşça alır. Sizi hangisinin gerçek olduğunu sorgulamadan kabullendiğiniz dünyanın tepesinden bırakır ve siz beyaz tavşanın ardından kuyuya düşen Alice gibi sürüklenirken, orada terk ediverir sizi - Burcu Ayaz
Radikal
Kitap
24.04.2011
BüyüsüzdünyayahoşgeldinizBüyüsüz dünyaya hoş geldiniz
Sahte temizlik ürünlerine dikkat!
Samanyolu Haber
23.04.2011
10:01
Türk Standartları Enstitüsünce (TSE) belirlenmiş 30 bin 640 standardın bulunduğu Türkiyede, teknolojinin gelişmesiyle sahte TSE etiketlerinin internet üzerinden kopyalanarak en çok gıda ve temizlik sektöründe belge sahtekarlığı yapıldığı bildirildi.

TSE Adana Bölge Müdürü Reşit Özuğur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TSEnin, firmaların ve üreticilerin kendilerine yaptıkları başvuruları değerlendirerek uluslararası standartlarda geçerliliğe sahip TSE belgesi verdiğini söyledi. Özuğur, Türkiyede hemen hemen neredeyse her şeyin bir standardının olduğunu, standardizasyonun ülkelerin ekonomik anlamda gelişmesine katkı sağladığını, bu nedenle kendilerine yapılan başvuruların tamamını değerlendirmeye aldıklarını ifade eti. Değerlendirme ve belgelendirme çalışmalarının kendi alanında uzman meslek grubunda yetkilendirilmiş mühendisler tarafından yapıldığına dikkati çeken Özuğur, Bugüne kadar TSE tarafından belirlenmiş 30 bin 640 standardın bulunduğu Türkiyede, teknolojinin gelişmesiyle sahte TSE etiketlerinin internet üzerinden kopyalanarak en çok gıda ve temizlik ürünlerinde belge sahtekarlığı yapıldığına tanık oluyoruz dedi. Türkiyedeki bu sahteciliğin son zamanlarda artış gösterdiğini vurgulayan Özuğur, şunları kaydetti: Tüketiciye güven vermek isteyen bazı firmalar piyasada sahte TSE etiketli ürün satışı yapıyorlar. Çünkü bu ürünlerin piyasaya sürümü daha kolay. Fiyatını da cazip hale getirince tüketici hiç sorgulamadan bu ürünlere yöneliyor. Ancak tüketicilerimiz ürün alırken TSE belgesinin olup olmadığını mutlaka kontrol etmeli ancak, sahte olup olmadığını da sorgulamalı. Tüketiciler ürünün sahte TSE belgesine sahip olup olmadığını anlayabilmek için internet sitemizde TSE belgesine sahip firmaların listesine bakarak veya bize telefonla başvurarak bilgi alabilirler. Özuğur, toplumda çoğunlukla ucuz ürüne yönelişin hakim olduğunu ifade ederek, Oysa, marketlerde ürünün ucuzuna değil, TSE belgelisine itibar edilmeli. Bu konuda, özellikle ev hanımlarına önemli görev düşüyor. Çünkü, gıda ve temizlik maddelerinde yapılan bu sahtecilikten dolayı hiçbir vatandaşımızın maddi ya da manevi zarar görmesini istemeyiz dedi. Özuğur, TSE etiketini izinsiz ve yasal olmayan biçimde kullananlarla mücadelelerinin etkin bir şekilde devam ettiğini belirterek, bu kapsamda tespit edilen firma ve üreticilere yasal mevzuat kapsamında suç duyurusunda bulunarak, hukuki süreç başlattıklarını kaydetti. Vatandaşları bilinçli tüketici olmaları konusunda uyaran Özuğur, Halkımız ne ucuzsa onu alıyor. Üründe TSE belgesi var mı yok mu ona bakmıyorlar. Halkımız ucuza yöneliyor. Ancak tüketicimiz ürün alırken TSE belgesinin olup olmadığına bakarsa ve bu yaygınlaşırsa bu sefer firmalar arasında rekabet ortamı oluşacak ve kalite artacak, fiyatlar da yükselmeyecektir dedi. Özuğur, TSE belgesi verdikleri üreticileri belirli periyotlarda denetleyerek aynı kalitede ürünler üretmeye devam edip etmediklerini kontrol ettiklerini, bu kapsamda Adanada bu yılın başından itibaren 126 firmanın ara denetimden geçirileceğini kaydetti. Kontrol çalışmalarının yanı sıra eğitime de önem verdiklerini anlatan Özuğur, belirli gün ve haftalarda okullarda ve çeşitli yerlerde toplantılar düzenleyerek tüketiciyi bilinçlendirdiklerini sözlerine ekledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.04.2011
SahtetemizlikürünlerinedikkatSahte temizlik ürünlerine dikkat
Berfo Nine'ye acı haber
Samanyolu Haber
14.04.2011
19:01
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, gözaltında kaybolan Cemil Kırbayırın gözaltında öldürüldüğü kanaatinde olduklarını bildirdi.

Üskül, TBMMde düzenlediği basın toplantısında, kayıplarla ile ilgili kurulan alt komisyonun Kırbayır konusunda ulaştığı nokta hakkında bilgi verdi. Ailenin iddialarına göre, Kırbayırın 13 Eylül 1980de evinden alınıp 247. Piyade Alayına, orada bir hafta tutulduktan sonra da Kars Askeri Gözetimevine gönderildiğini, sorgu evi olarak kullanılan Dede Korkut Eğitim Enstitüsünde emniyet personelince sorgulandığını, işkenceye tabi tutulduğunu ve 8 Ekim 1980de öldürüldüğünü anımsatan Üskül, polisin ise gözaltında tutulduğu yerden kaçtığına ilişkin tutanak tuttuğunu kaydetti. Kırbayırın annesi Berfo Kırbayırın oğlunun mezarının olması için kemiklerini talep ettiğini hatırlatan Üskül, alt komisyonun bir takım çalışmalar yaptığını kaydettiği. Öğrendikleri birinci şeyin; Kırbayırın yok olmasının ardından Karsta Cumhuriyet Savcılığının hiçbir soruşturma yapmadığı olduğunu dile getiren Üskül, Kars Cumhuriyet Başsavcılığının kendilerinin bilgi istemesinden hemen sonra bir soruşturma başlattığını ve o soruşturmanın halen devam ettiğini anlattı. Üskül, o dönemde emniyet, MİT ve sıkıyönetimde görev yapan kişilerin isimlerini istediklerini, Emniyet ve MİTten çok kısa sürede yanıt aldıklarını, ancak Milli Savunma Bakanlığından henüz bir yanıt alamadıklarını bildirdi. O dönemde görev yapan polis ve bekçiler, MİT görevlileri, Cemil Kırbayır ile birlikte gözetimevinden sorgu evine götürülen 3 kişi, gözetimevine Kırbayırın götürülüşüne tanık olanlar ve Kırbayır ile ilgili bilgi sahibi başka kişileri de dinlediklerini kaydeden Üskül, şunları söyledi: Bütün bunlardan şöyle bir sonuç çıkıyor: Kırbayır, 13 Eyül 1980de yakalanmıştır. Bir hafta kadar Gölede tutulmuştur, sonra Karsa nakledilmiştir. Karsta gözetimevine alınmıştır. O sırada gözetimevinde yüzlerce insan bulunmaktadır. Bir polis ekibi sorguya alınması istenen kişileri gözetimevinden almakta sorguevine götürmekte, sorgu bittikten sonra da gözetimevine tekrar götürmektedir. Sorguevinde, emniyet görevlileri, MİT gözlemcisi ve sıkıyönetim görevlileri sorgulamada bulunmaktadır. Bu düzen içinde Kırbayır, 8 Ekim 1980de sorguevine getirilmiştir. Birlikte getirildiği 3 kişi aynı gün götürüldüğü halde Kırbayır, götürülmemiştir. Kırbayırın kaçtığına ilişkin bir tutanak tutulmuştur. Kaçmasından sorumlu sayılan 3 polis memuruna kınama cezası verilmiştir ki kınama cezası hafif bir cezadır. İŞKENCE YAPILMIŞTIR Bu seyir içinde yaptıkları değerlendirmeyi aktaran Üskül, şöyle konuştu: Cemil Kırbayıra sorguevinde işkence yapılmıştır. Bilgisine başvurduğumuz bazı kamu görevlileri o sorguevinde işkence yapıldığını ve Cemil Kırbayırın kaçmasının mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Bize göre de bir kişinin oradan kaçma ihtimali yoktur. Sorguya getirilen kişi gözleri bağlı getiriliyor, sorgulamayı beklerken hücreye konulmaktadır, sonra yine gözleri bağlı sorgu odasına alınmaktadır, sorgu sırasında da bu kişinin gözlerinin bağlı olması gerekmektedir. Gözlerinin bağlı kalması için ellerinin arkadan bağlı olması gerekir. Sorgulamadan önce ya da sonra kalorifer borusuna kelepçelenen bir kişinin kaçma ihtimali aşağı yukarı yoktur. 2. ya da 3. kattan atladığı söyleniyor. Bunu başarması da akla uygun gelmemektedir. Atlaması halinde ise koşarak oradan uzaklaşması son derece zor görünmektedir. Dede Korkut Eğitim Enstitüsünü yerinde incelediklerini, yerleşim biriminin dışında olduğunu anlatan Üskül, pek çok güvenlik görevlisinin olduğu bir yerde Kırbayırın kaçmasının zor göründüğünü anlattı. Üskül, alt komisyonun çalışmalarını rapor haline getireceğini belirterek, görevliler hakkında soruşturma açma ve gereğini yapmanın Kars Cumhuriyet Başsavcılığının görev alanı içine girdiğini, elde ettikleri bilgileri Başsavcılık ile paylaştıklarını dile getirdi. Üskül, Çok geç olmayan bir tarihte Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturmasını tamamlayıp gereğini yapacaktır dedi. VİCDAN SAHİBİ KİŞİLERİN YER GÖSTERMESİNİ BEKLİYORUZ Soruları da yanıtlayan Üskül, Size göre gözaltındayken öldürüldü mü? sorusuna Bizim kanaatimiz o yöndedir yanıtını verdi. Üskül, bir başka soru üzerine, net bilgi alamadıklarını, ancak Kırbayırın akıbetinin ne olduğunu bilen birkaç kişinin olduğu kanaatinde olduklarını söyledi. Üskül, Vicdan sahibi bu birkaç kişinin konuşmasını, yer göstermesini bekliyoruz dedi. Üskül, bilen kişilerin kimler olduğu konusunda izlenimlerinin olduğunu belirterek, Ancak bunu sizinle paylaşamam şu anda diye konuştu. Bu kişiler devlet görevlisi mi? sorusuna karşılık da Üskül, Teorik olarak sorguevinde sorgulanan bir kişi işkence sırasında ölmüşse, onu ortadan kaldıracak kişiler herhalde orada görev yapan kişilerdir. Başkası olabilir mi? dedi. Bu kişilerin hayatta olup olmadığının sorulması üzerine ise Üskül, bir bölümünün hayatta olduğunu söyled
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.04.2011
BerfoNineyeacıhaberBerfo Nineye acı haber
Hocaefendi'yi üzen tavır
Samanyolu Haber
30.03.2011
14:19
Zaman Gazetesi Yazarı Hüseyin Gülerce, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin sözlerini köşesine taşıdı...

Eksiğimizi söyleyenin, elini öperiz... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin bir haftadır misafiriyim. Sadece bir dost olarak değil, bir gazeteci, bir yazar olarak da bulunduğum mekânda heyecanlanıyorsunuz. Savaşlardan yorulmuş dünyamızda, evrensel barış adına, sevgi ve hoşgörü adına yollara düşmüş bir insanın, mütevazı dünyasında onunla aynı havayı teneffüs ediyorsunuz... Söylediklerini bir gazeteci olarak okuyucularınıza ulaştırma arzusunu zaptetmeniz mümkün değil. Muhterem Gülen, sağlığı elverdiği sürece, üç gün ikindi namazlarından sonra sohbet yapıyor. Bu sohbetler daha sonra Mehtap TVde de yayınlanıyor. Aynı sohbetlere Sayın Gülenle ilgili internet sitelerinde de ulaşmak mümkün. Geçtiğimiz cuma günkü sohbet öncesinde, söze; Allaha çok şükredelim, insan olmuşuz, mümin olmuşuz, Hz. Muhammede ümmet olmuşuz. diye başladı. Sonra İslam coğrafyasındaki perişanlığımıza değindi. Müspet bilimlerdeki ve teknolojideki geriliğimizi hatırlattı ve ekledi: Tekvini emirleri (tabiata konulmuş kanunları) hallaç etmek lazım. Bilimde, teknolojide, sosyal ilimlerde, hukukta, iktisatta, tıpta, edebiyatta, sanatta ileri gitmek lâzım. Avam kalamayız, dünyanın gerisinde kalamayız. Bize yakışan bir yarış sergilemeliyiz. Değilse, hep idare edilen oluruz... Muhterem Hocaefendi, muzdaripti. Tavsiye ettiği ve Gönüllüler Hareketi diye bilinen hizmetlere karşı, bazılarında hâlâ var olan husumetlerden, hasmâne tavırlardan muzdaripti. Dünyanın 130 ülkesinde hüsnü kabul gören ve Anadolu insanının makul bulup canla başla, büyük fedakârlıklarla destek olduğu hizmetler, nedense bazılarınca hedef gösterilmeye devam ediyordu. Gerçi bir defasında; dünya için yaşayanlar, ahiret için yaşayanları anlayamazlar demişti. Ama bu konu her açıldığında, biz, bize yakışanı yapmalıyız hatırlatmasını da yapmadan duramıyordu. Sohbet öncesi yine öyle yaptı: Ben, sizin üzerinize gelenlere, komplolar kuranlara bile dua ediyorum. Onların kalbine de iman koy Allahım diyorum. Sabrederseniz, dişinizi sıkar, centilmenlikten vazgeçmezseniz, siz kazanırsınız... Sohbet sırasında sitemini devam ettirdi: Yapılan her güzel şeyi ille de sorgulamanın, her meselede tenkit etmenin, objektif görünmek için aleyhte konuşmanın da mantığı yoktur. Bu tavırların, dinle telif etme yanı da yoktur. Bu meselenin bir izahı varsa, o da o şahısların enaniyetiyle alakalıdır. Onların bencillikleriyle, egoizmalarıyla alakalıdır. Sohbette asıl ben muhterem Gülenin yaptığı özeleştiri çağrısını dikkatlice not ettim. Şöyle diyordu: Başkaları niye düşmanlık yapıyor, komplo kuruyor, her fırsatta bu harekete dil uzatıyor? Burada biraz da kendimize bakmamız lazım. Acaba bizim usul hatalarımız mı, üslup hatalarımız mı var? Bize olan bakış; yanlış yaklaşımlarımızdan mı, ihmallerimizden mi, o insanları karşı cephe olarak görmemizden mi kaynaklanıyor? Bunları düşünmeden, bir yönüyle kendimizle yüzleşmeden, kendimizi sorgulamadan, hemen insanları, kabahatlerinin mahkûmu haline getirmek doğru değil. Keşke o insanlar da bizim iyiliğimizi isteyerek, bizler için daha iyi olsalar mülahazasıyla ve insafla, izanla neyimiz eksik ise onu söyleseler. Biz de kendimizi Allah karşısında hesaba çekerek, kendimizle yüzleşerek, neyimiz eksik, bu mevzuda ne yapsak desek. Okuma mı, müzakere mi, mukayeseli okuma mı, fedakârlık mı, ne eksikse bunlar bize rencide etmeden, kırmadan söylense. Biz bu yaklaşımı, irşat sayarız. Eksikliklerimizi giderme adına, bu hareketin içindeki insanların eksikliklerini giderme adına bir irşat sayarız. Bize irşat adına elini uzatan insanların elini öperiz, çok rahatlıkla... Evet, muhterem Gülen kanaatimce, insaf sahibi samimi insanlara, karanlık mahfillerden yürütülen kampanyaların boğucu atmosferinden kurtulup, ülkemizin ve insanımızın geleceği adına bir davet yapıyor. Tutulması gereken bir el uzatıyor. Kimler tutacak acaba?
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.03.2011
HocaefendiyiüzentavırHocaefendiyi üzen tavır
Hocaefendi'den önemli açıklama
Samanyolu Haber
30.03.2011
14:07
Zaman Gazetesi Yazarı Hüseyin Gülerce, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin sözlerini köşesine taşıdı...

Eksiğimizi söyleyenin, elini öperiz... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin bir haftadır misafiriyim. Sadece bir dost olarak değil, bir gazeteci, bir yazar olarak da bulunduğum mekânda heyecanlanıyorsunuz. Savaşlardan yorulmuş dünyamızda, evrensel barış adına, sevgi ve hoşgörü adına yollara düşmüş bir insanın, mütevazı dünyasında onunla aynı havayı teneffüs ediyorsunuz... Söylediklerini bir gazeteci olarak okuyucularınıza ulaştırma arzusunu zaptetmeniz mümkün değil. Muhterem Gülen, sağlığı elverdiği sürece, üç gün ikindi namazlarından sonra sohbet yapıyor. Bu sohbetler daha sonra Mehtap TVde de yayınlanıyor. Aynı sohbetlere Sayın Gülenle ilgili internet sitelerinde de ulaşmak mümkün. Geçtiğimiz cuma günkü sohbet öncesinde, söze; Allaha çok şükredelim, insan olmuşuz, mümin olmuşuz, Hz. Muhammede ümmet olmuşuz. diye başladı. Sonra İslam coğrafyasındaki perişanlığımıza değindi. Müspet bilimlerdeki ve teknolojideki geriliğimizi hatırlattı ve ekledi: Tekvini emirleri (tabiata konulmuş kanunları) hallaç etmek lazım. Bilimde, teknolojide, sosyal ilimlerde, hukukta, iktisatta, tıpta, edebiyatta, sanatta ileri gitmek lâzım. Avam kalamayız, dünyanın gerisinde kalamayız. Bize yakışan bir yarış sergilemeliyiz. Değilse, hep idare edilen oluruz... Muhterem Hocaefendi, muzdaripti. Tavsiye ettiği ve Gönüllüler Hareketi diye bilinen hizmetlere karşı, bazılarında hâlâ var olan husumetlerden, hasmâne tavırlardan muzdaripti. Dünyanın 130 ülkesinde hüsnü kabul gören ve Anadolu insanının makul bulup canla başla, büyük fedakârlıklarla destek olduğu hizmetler, nedense bazılarınca hedef gösterilmeye devam ediyordu. Gerçi bir defasında; dünya için yaşayanlar, ahiret için yaşayanları anlayamazlar demişti. Ama bu konu her açıldığında, biz, bize yakışanı yapmalıyız hatırlatmasını da yapmadan duramıyordu. Sohbet öncesi yine öyle yaptı: Ben, sizin üzerinize gelenlere, komplolar kuranlara bile dua ediyorum. Onların kalbine de iman koy Allahım diyorum. Sabrederseniz, dişinizi sıkar, centilmenlikten vazgeçmezseniz, siz kazanırsınız... Sohbet sırasında sitemini devam ettirdi: Yapılan her güzel şeyi ille de sorgulamanın, her meselede tenkit etmenin, objektif görünmek için aleyhte konuşmanın da mantığı yoktur. Bu tavırların, dinle telif etme yanı da yoktur. Bu meselenin bir izahı varsa, o da o şahısların enaniyetiyle alakalıdır. Onların bencillikleriyle, egoizmalarıyla alakalıdır. Sohbette asıl ben muhterem Gülenin yaptığı özeleştiri çağrısını dikkatlice not ettim. Şöyle diyordu: Başkaları niye düşmanlık yapıyor, komplo kuruyor, her fırsatta bu harekete dil uzatıyor? Burada biraz da kendimize bakmamız lazım. Acaba bizim usul hatalarımız mı, üslup hatalarımız mı var? Bize olan bakış; yanlış yaklaşımlarımızdan mı, ihmallerimizden mi, o insanları karşı cephe olarak görmemizden mi kaynaklanıyor? Bunları düşünmeden, bir yönüyle kendimizle yüzleşmeden, kendimizi sorgulamadan, hemen insanları, kabahatlerinin mahkûmu haline getirmek doğru değil. Keşke o insanlar da bizim iyiliğimizi isteyerek, bizler için daha iyi olsalar mülahazasıyla ve insafla, izanla neyimiz eksik ise onu söyleseler. Biz de kendimizi Allah karşısında hesaba çekerek, kendimizle yüzleşerek, neyimiz eksik, bu mevzuda ne yapsak desek. Okuma mı, müzakere mi, mukayeseli okuma mı, fedakârlık mı, ne eksikse bunlar bize rencide etmeden, kırmadan söylense. Biz bu yaklaşımı, irşat sayarız. Eksikliklerimizi giderme adına, bu hareketin içindeki insanların eksikliklerini giderme adına bir irşat sayarız. Bize irşat adına elini uzatan insanların elini öperiz, çok rahatlıkla... Evet, muhterem Gülen kanaatimce, insaf sahibi samimi insanlara, karanlık mahfillerden yürütülen kampanyaların boğucu atmosferinden kurtulup, ülkemizin ve insanımızın geleceği adına bir davet yapıyor. Tutulması gereken bir el uzatıyor. Kimler tutacak acaba?
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.03.2011
HocaefendidenönemliaçıklamaHocaefendiden önemli açıklama
Sıkıntıları 'güzel imtihana' dönüştürebilirsiniz
Samanyolu Haber
21.03.2011
09:35
Günlük hayatta başımıza gelen sıkıntılara ve hastalıklara karşı sabır göstermeye çalışırız.

Yaşadığımız her musibetin Allahtan geldiğini hatırlayarak tevekkül ederiz. Ancak bazen yaşadıklarımızı nasıl değerlendirmemiz gerektiği konusunda zihnimizde soru işaretleri oluşur. Kuran-ı Kerimde hem güzel imtihan hem de kötü imtihan olarak bahsedilen belayı nasıl değerlendirmemiz gerektiğini düşünürüz. Eyüp Vaizi Salime Eken, bela ve musibetlerin kulluğumuzu zenginleştirecek bir imtihan vasıtası olduğunu söylüyor. Eken, Rabbimiz imtihan vasıtasıyla kuluna gelişim, olgunlaşma yani hammaddeden mücevhere dönüşme imkânı veriyor. Çünkü kainatın özelliklerini nefsinde barındıran insan bazen bir gül gibi nazenin büyütülmeye bazen de bir demir parçası gibi ateşle şekillenmeye ihtiyaç duyabilir. diyor. Salime Eken, yaşadıklarımızı Kuran ifadesiyle güzel imtihana dönüştürmenin mümkün olduğunu söylüyor. Dünya hayatının, yaşamıyla ölümüyle bir imtihan alanı olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Eken, kimi zaman fakirliğin kimi zaman da zenginliğin kul için bir imtihan vesilesi olabileceğini hatırlatıyor. Eken, Yüce Yaratıcımızın biz kulları için takdir buyurduğu ve bizi Rabbimizle bağlayan, ilişkide tutan bu imtihan araçları karşısında bize düşen farkındalık ve kabullenme ile yaklaşmaktır. diyor. Eken, maddî ve manevî sıkıntıların Rabbimizin bizimle irtibat kurmak için oluşturduğu bir kul-Rabb diyaloğu şeklinde anlaşılması gerektiğini ifade ediyor. İmtihan bir ihsan olarak kabul edildiğinde insanın zihnindeki soru işaretlerinden kurtulacağını dile getiren Eken, İmtihanı ihsan olarak gördüğümüzde nedeni niçini sorgulamadan ve çoğunlukla şükrünü yerine getirerek benimseriz. Oysa sıkıntılar ortaya çıkar çıkmaz kolay bir şekilde niçin sorusunu sormak şöyle dursun bizzat yaşar hale gelebiliyoruz. Kulun en temelde kendisine yaşatılan her şeyde bir hikmet bulunduğunu aklından çıkarmadığında kendini yıpratmamış olacaktır. diye konuşuyor. İnsanın bela ve musibetlerdeki hikmeti düşünmesini, aksi durumda kulluğuna zarar gelebileceğini hatırlatıyor. Eken, Hastalandığımızda ya da maddî sıkıntı çektiğimizde o an içinde hemen bunu anlamlandıramayız. Fakat bütün kâinatta bulunanları yüce bir planın parçaları olarak detaylandıran Rabbin ilahi planında yaşadığımızın bir anlamı olduğunu düşünmeliyiz. İlahi planın güzelliğini kabullenirken, Allahın adaletlilerin en adaletlisi olduğunu bilmek bizi bütün yüklerden kurtarıyor. Ondan gelecek sıkıntılara Onunla yaşamanın lezzeti uğruna katlanmak ise dünyanın güzel nimetleri arasındadır. diyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.03.2011
SıkıntılarıgüzelimtihanadönüştürebilirsinizSıkıntıları güzel imtihana dönüştürebilirsiniz
Binaların depremde çökmesinin en büyük sebebi kalitesiz işçilik ve yetersiz denetim (Özel)
Samanyolu Haber
15.03.2011
12:38


Japonyada meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki depremin ardından gözler, bir kere daha Türkiyedeki depreme dayanıksız binalara çevrildi. Her depremden sonra klasik tartışma konusu haline gelen çimento ve demir eksikliği, müteahhitlerin malzemeden çaldığı iddiaları yeniden gündemde. Konunun uzmanları ise depremde binaların çökmesinin en önemli sebebinin, yaygın kanaatin aksine düşük işçilik kalitesi ve yetersiz denetim olduğunu belirtiyor. Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Deprem ve Yapı Teknolojileri Laboratuvarı Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Salih Yılmaz, bir binada çimento ve demir gibi bütün donatıların tam olması halinde bile, işçilik kalitesizse sarsıntıya dayanamadığını söylüyor. Son yıllarda Türkiyede yapıların güçlendirme projelerinde de birçok hatalar olduğunu, ayrıntılı analiz ve değerlendirmeler yapılmadan ortaya konan projelerin, faydadan çok zarar getirdiğini öne sürüyor. Uygun bir kuvvet geldiğinde yıkılmayacak bina olmadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Yılmaz, Bir bina hayal edin, kirişleri hasar görmüş ama kolonları sağlam. Bu bina, çok hasarlı da olsa ayakta kalabilir ancak projeye uygun yapılması lazım. Ne kadar demir ve çimento kullanılırsa kullanılsın, işçiliği iyi değilse depremde göçer. Örneğin inşaat içinde demirlerin kanca şekilde yapılması önemlidir. Bazen bunlar yapılmıyor. Deprem anında hepsi açılır ve hiçbir şeye yaramaz. 2000 yılından önce yapılmış binalar, C?10 dediğimiz beton kalitesinde yapılmış. Bu, toprağın biraz daha iyi hali. Sebebi, az çimento ve demir kullanılması değil, kötü işçilik var. Beton sulanmıyor, kalitesi düşüyor. Ufak detaylar ihmal edilirce, sonuçları büyük oluyor. diyor. Bina daha sağlam olsun diye proje harici bilinçsizce fazladan koyulan çimento ve demirin, faydadan çok zarar verebileceğine dikkat çeken Yılmaz, şunları söylüyor: Biz inşaat mühendisleri. kolonları kirişlerden daha güçlü tasarlarız ama proje şantiyeye gittiğinde değiştirilirse, daha fazla çimento, demir vs. koyulursa göçme şekli doğrudan değişir. Kiriş daha kuvvetli hale geldiği için kolon göçer. 8lik yerine 10luk demir atıldığında, hasar görme şeklini eğim şeklinden kesme hasara dönüştürüyorsunuz. Çok kırılgan kolona dönüştürmüş olabilirsiniz. Ev yaptıranlar ustalarla daha çok muhatap olduğu için bazen isteklerinin mühendisin projesine tercih edebildiğini vurgulayan Yılmaz, Bina yapılırken ustanın, ev sahibine, Bir demir daha atalım. demesi güven telkin ediyor ama yanlış bir güven bu. İnşaat mühendislerinin, makine ve elektronik mühendislerine göre bir talihsizliği var. Bir makine ve elektronik mühendisinin tasarladığı cihaz hemen çalışır veya çalışmadığı anlaşılır ancak bina de öyle değil; hatalar 30?40 yıl sonra ortaya çıkabiliyor. Birçok usta, yaptığı bina ayakta durduğu için bu işi bildiğini düşünüyor. şeklinde konuşuyor. Depremlerde kamu binalarının yıkılmasında, teknik bilgisi olmayan yöneticilerin projede yaptığı değişikliklerin de önemli rol oynadığını belirten Salih Yılmaz, şunları kaydediyor: Her gelen müdür ya da yönetici, bina içinde değişiklikler istiyor. Kimisi duvarı yıktırıp geniş bir salon yaptırıyor, kimisi fayans döşetiyor. Bunların her biri, yapıya zarar veriyor. Binalar yapılırken veya yapıldıktan sonraki değişikliklerde çok sıkı denetim gerekir. Güçlendirme projelerinin büyük çoğunluğunun, bu konuda yeterli bilgisi olmayan mühendislerce hazırlandığı ve kontrol edildiğini de söyleyen Yrd. Doç. Dr. Yılmaz, Deprem davranışı hakkında yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan hazırlanan bu tür projelerde mühendis adeta tasarım programının esiri haline gelmekte, programın her türlü hatasını sorgulamadan kabul etmek zorunda kalmaktadır. İşin daha da kötüsü, birçok inşaat mühendisi de bu konuda yeterli bilgiye sahip olduğunu zannetmektedir. Halbuki bu tür özel konular, inşaat mühendisliği lisans müfredatında yer almamaktadır ve mezuniyetten sonra mesleki gelişimi hedefleyen ciddi bir meslek içi eğitim mekanizması da henüz kurulamamıştır. diyor. İnşaat fakültelerinden mezun her öğrencinin, mühendis unvanı alır almaz barajda, demiryolunda, köprüde, sulama kanalında, bina yapımının her alanında çalışabildiğine dikkat çeken Yılmaz, şunları söylüyor: Ben öğretim üyesi halimle bile genel kültür olarak bazı şeyleri biliyorum. Her konuyu bildiğimi söylersem yalan olur. Konunun uzmanına gidilmiyor. Güçlendirme popüler bir konu, elinde paket programı olan herkes ortaya çıkmaya başladı. Yapıyı bilmeden güçlendireceğini söylemek, doğru sonuçlar vermeyebiliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.03.2011
Binalarındepremdeçökmesininenbüyüksebebikalitesizişçilikveyetersizdenetim(Özel)Binaların depremde çökmesinin en büyük sebebi kalitesiz işçilik ve yetersiz denetim (Özel)
‘Fidel ölmeden Küba’ya gitmek’ en güzel şeydi!
Haber Türk
07.02.2011
14:48
OrayaOraya gidin ve hiçbir şeyi sorgulamadan yaşayın
Haber Türk
Son Dakika
07.02.2011
‘FidelölmedenKüba’yagitmek’engüzelşeydi‘Fidel ölmeden Küba’ya gitmek’ en güzel şeydi
Birlikte başarmak...
Tumspor
23.01.2011
10:03
Oyunun kalitesini çok sorgulamadan, bu sezonun en istekli Fenerbahçe takımını gördüğümüzü söyleyerek başlayalım
Tumspor
Son Dakika
23.01.2011
BirliktebaşarmakBirlikte başarmak
Neye protesto?
Milli Gazete
28.12.2010
17:43
Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Radyo Televizyon Sinema bölümünden mezun olduktan sonra, sancılı bir süreç sonrasında İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulunda aynı bölümü master öğrencisi olarak kazanmıştım. Bir senelik eğitim öğretim döneminden sonra sıra tez aşamasına gelmişti. Tez konusu olarak düşünüp taşınıp, Medyanın Türk toplumu üzerindeki etkileri ve dönüşüm manifestosu konulu bir tezi yapmayı kararlaştırmıştım. Fakat, nasip kısmet olmadı, tezi yapamadık, kaydımızı dondurup askere yollandık. Bizim bu tez konusunu düşündüğümüz ve niyetine girdiğimiz günlerde Türkiyede televizyon kanalı olarak sadece TRT1 vardı. 1990lı yıllar, özel televizyonların hayatımıza girdiği yıllar oldu. Sırasıyla Star, Show TV, ATV ve diğer televizyonlar birbiri ardına yayına girdi. Hatta, televizyonların yasal düzenlemeleri bile çok daha sonradan yapılabildi. Televizyonların hayatımıza girdiği tarihlerin üzerinden 20 yıl geçmiş. O günlerde bir bebek veya çocuk olan nesil, şimdi 20-25 yaşına ulaşmış. Peki, televizyonlar hayatımızda neler değiştirdi? Sürekli yazıyoruz, çiziyoruz... Özel televizyonların yayın mantalitesi, düşünmeyen, konuşmayan, sorgulamayan, analiz etmeyen bir insan prototipi oluşturmak üzerine kurgulanmıştır. Zihinleri boşaltılmış, kapitalist düzenin tüm argümanları beyinlerine yerleştirilmiş, algıları değiştirilmiş, her şeye eyvallah diyen, karşısına ne çıkarsa, ne dayatılırsa sorgulamadan kabul eden insanlardır bunlar. Bu tip insanları yetiştirmek, insanların zihinlerini dönüştürmek için kullanılan en önemli yöntem, son yıllarda diziler olmuştur. Diziler, özellikle insanlarımızın milli manevi kimliğini törpülemek, ahlakını elinden almak, Avrupai bir yaşantıyı içselleştirmek, nerde sabah orda akşam anlayışıyla bir nesil yetiştirmek, gayri meşru ilişkileri gözümüzün içine sokmak için özel olarak kurgulanmaktadır.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
28.12.2010
Neyeprotesto?Neye protesto?
'Bol bol vaat dağıtmakla seçim kazanılmıyor'
Milli Gazete
21.12.2010
15:50
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, seçim kazanmanın yolunun popülist vaatlerden geçmediğini söyledi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlunun hafta sonu olağanüstü kurultayda dile getirdiği seçim vaadlerine gönderme yapan Ergün, Kim bol bol vaat dağıtıyorsa millet bunu derin bir sorgulamadan geçiriyor. Kaynağı ne diye soruyor. dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ticaret ve Sanayi Odaları Konseyine katılan Nihat Ergün, kriz döneminden sonra Avrupa ekonomisinin çok küçük büyürken, Türkiyenin ilk üç çeyrekte yüzde 8,9 büyüdüğünü vurguladı. Yıl genelinde yüzde 7,5-8e yakın büyüme rakamına ulaşılacağını vurgulayan Ergün, Türkiye krizi çok iyi yöneterek bu yıl 2009un kayıplarını telefi etti. şeklinde konuştu. Sanayi Strateji Belgesinin onaylandığını dile getiren Ergün, ocak ayının ilk toplantısında 72 eylemin sanayi odalarıyla ve işadamları dernekleriyle masaya yatıracaklarını söyledi.... devamı
Milli Gazete
Güncel
21.12.2010
BolbolvaatdağıtmaklaseçimkazanılmıyorBol bol vaat dağıtmakla seçim kazanılmıyor
'Bol bol vaat dağıtmakla seçim kazanılmıyor'
Milli Gazete
21.12.2010
15:48
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, seçim kazanmanın yolunun popülist vaatlerden geçmediğini söyledi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlunun hafta sonu olağanüstü kurultayda dile getirdiği seçim vaadlerine gönderme yapan Ergün, Kim bol bol vaat dağıtıyorsa millet bunu derin bir sorgulamadan geçiriyor. Kaynağı ne diye soruyor. dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ticaret ve Sanayi Odaları Konseyine katılan Nihat Ergün, kriz döneminden sonra Avrupa ekonomisinin çok küçük büyürken, Türkiyenin ilk üç çeyrekte yüzde 8,9 büyüdüğünü vurguladı. Yıl genelinde yüzde 7,5-8e yakın büyüme rakamına ulaşılacağını vurgulayan Ergün, Türkiye krizi çok iyi yöneterek bu yıl 2009un kayıplarını telefi etti. şeklinde konuştu. Sanayi Strateji Belgesinin onaylandığını dile getiren Ergün, ocak ayının ilk toplantısında 72 eylemin sanayi odalarıyla ve işadamları dernekleriyle masaya yatıracaklarını söyledi.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
21.12.2010
BolbolvaatdağıtmaklaseçimkazanılmıyorBol bol vaat dağıtmakla seçim kazanılmıyor
Bakan Ergün: Bol bol vaat dağıtmakla seçim kazanılmıyor
Zaman
21.12.2010
15:38
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, seçim kazanmanın yolunun popülist vaatlerden geçmediğini söyledi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlunun hafta sonu olağanüstü kurultayda dile getirdiği seçim vaadlerine gönderme yapan Ergün, Kim bol bol vaat dağıtıyorsa millet bunu derin bir sorgulamadan geçiriyor. Kaynağı ne diye soruyor. dedi.
Zaman
Son Dakika
21.12.2010
BakanErgünBolbolvaatdağıtmaklaseçimkazanılmıyorBakan Ergün Bol bol vaat dağıtmakla seçim kazanılmıyor
Sorgulamadan araç alımı yok gibi
Radikal
02.11.2010
14:15
İkinci el araç almadan önce, SMS göndererek herhangi bir aracın kaza ve hasar bilgilerinin öğrenilmesini sağlayan Otokontrol 5664 sistemine yoğun ilgi gösterildiği bildirildi.
Radikal
Ekonomi
02.11.2010
SorgulamadanaraçalımıyokgibiSorgulamadan araç alımı yok gibi
Sorgulamadan araç alımı yok gibi
Radikal
02.11.2010
14:09
İkinci el araç almadan önce, SMS ile bir aracın kaza ve hasar bilgilerinin öğrenilmesini sağlayan Otokontrol 5664 sistemine yoğun ilgi var
Radikal
Ana Sayfa
02.11.2010
SorgulamadanaraçalımıyokgibiSorgulamadan araç alımı yok gibi
Eve giren hırsızlar suçüstü yakalandı
Samanyolu Haber
01.11.2010
13:40
Mersinin Mut ilçesinde eve giren hırsızlar Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekiplerince suçüstü yakalandı.

Mut halkının 2 yıldır korkulu rüyası hale gelen hırsızların yakalanmasıyla vatandaşlar rahat bir nefes aldı. Edinilen bilgiye, 1 Ocak 2009 tarihinden bu yana yaşanan hırsızlık olayları ile ilgili çalışmaları yürüten polis, şüphelilerin yakalanması için geniş çaplı operasyon düzenledi. Yapılan operasyonda, Pınarbaşı Mahallesinde bir evde hırsızlık yaparken 2 kişiyi suçüstü yakaladı. Yakalanan şahısların Mut İlçe merkezde yaklaşık 50 evde hırsızlık yaptıkları ve Mersin merkezli 20 kişilik çetenin elamanları oldukları öğrenildi. Hırsızların üzerinden suç aleti anahtar takımı, uçları yapılmış tornavida ve çaldıkları 3 adet dizüstü bilgisayar, dijital fotoğraf makinesi, cep telefonuna el konuldu. Hırsızların kapı kilitlerini sökerek hırsızlık yaptıkları tespit edildi. Zanlılar, emniyette yapılan sorgulamadan sonra Cumhuriyet Savcılığına sevk edildi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.11.2010
EvegirenhırsızlarsuçüstüyakalandıEve giren hırsızlar suçüstü yakalandı
Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
Milliyet
29.10.2010
00:02
Referandumdan sonra başını sorgulamadan kaldıramayan Ak Parti teşkilatlarında tasfiye başladı. Kemalpaşa İlçe Başkanı Şener Yaşar ve yönetimi görev...
Milliyet
Bölge
29.10.2010
AkPartiİzmir’de‘tasfiye’başladı Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
Milliyet
28.10.2010
00:23
Referandumdan sonra başını sorgulamadan kaldıramayan Ak Parti teşkilatlarında tasfiye başladı. Kemalpaşa İlçe Başkanı Şener Yaşar ve yönetimi görev...
Milliyet
Bölge
28.10.2010
AkPartiİzmir’de‘tasfiye’başladı Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
Milliyet
27.10.2010
00:11
Referandumdan sonra başını sorgulamadan kaldıramayan Ak Parti teşkilatlarında tasfiye başladı. Kemalpaşa İlçe Başkanı Şener Yaşar ve yönetimi görev...
Milliyet
Bölge
27.10.2010
AkPartiİzmir’de‘tasfiye’başladı Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
Milliyet
26.10.2010
00:30
Referandumdan sonra başını sorgulamadan kaldıramayan Ak Parti teşkilatlarında tasfiye başladı. Kemalpaşa İlçe Başkanı Şener Yaşar ve yönetimi görev...
Milliyet
Bölge
26.10.2010
AkPartiİzmir’de‘tasfiye’başladı Ak Parti İzmir’de ‘tasfiye’ başladı
HİLMİ YAVUZ - Sömürge Entelektüeli Üç Silahşorlar
Zaman
20.10.2010
02:04
Perulu yazar Mario Vargas Llosanın bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü, her türlü ödüle sorgulamadan hayran olan necip Türk medyası tarafından övgülerle takdim edildi. Türk kamuoyu da Llosayı Nobel Edebiyat Jürisinin ödülü gerekçelendiren açıklamasıyla tanıdı;-hepsi o kadar!
Zaman
Köşe Yazıları
20.10.2010
HİLMİYAVUZ-SömürgeEntelektüeliÜçSilahşorlarHİLMİ YAVUZ - Sömürge Entelektüeli Üç Silahşorlar
Çölaşan'a bir suç duyurusu da Adana'dan
Samanyolu Haber
01.10.2010
14:17
Adana Anayasa Değişikliğine Evet Platformu,12 Eylüldeki referandumda evet diyen vatandaşları ihanetle suçlayan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Tansel Çölaşan hakkında suç duyurusunda bulundu.

Adanada faaliyet gösteren 154 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu platformun sözcüsü Bekir Fevzi Yıldırım, Avukat Yusuf Özer ve Halis Kasap, Adana Adliyesine gelerek şikayet dilekçesini Ankara Cumhuriyet Savcılığına gönderilmek üzere nöbetçi cumhuriyet savcılığına sundu. Daha sonra basın açıklaması yapan Bekir Fevzi Yıldırım, referandum öncesinde yaptıkları çalışmalarla açıktan anayasa değişikliğine destek verdiklerini söyledi. Yıldırım, Tansel Çölaşan gibi hukuk bilen birinin halk oylamasında evet diyen yüzde 58lik kesimi hıyanetle itham ederek, rencide ettiğini kaydetti. Ülkede namuslu insanların namlusuzlar kadar cesur olması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, Tansel Çölaşanın vatandaştan özür dilemesi için çağrıda bulunduk. Ama bırakın özür dilemeyi, daha da ileri giderek hakaretlerini sürdürdü. Bizde yasal haklarımız için cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunduk.dedi. Adana Barosu avukatlarından Yusuf Özer ise Tansel Çölaşanın açıklamalarıyla Hakaret, siyasi görüş farkı gözeterek halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ederek, kargaşa ortamı oluşturmaya çalışmak suçu işlediğini iddia etti. Çölaşanın sandıkta evet diyen insanları ihanetle itham etmesini büyük bir hezeyan olarak nitelendiren Özer, bunun hukuki karşılığının cezai yaptırım olduğunu vurguladı. Her suç duyurusu yapan vatandaşlar için Tansel Çölaşanın bir yıldan aşağı olmamak üzere ayrı ayrı hapis cezasıyla cezalandırılması gerektiğini savunan Özer, Aynı şekilde hakaret dolayısıyla manevi tazminat cezası da istiyoruz. Biz Çölaşanın özür dilemesi için kendisine bir haftalık süre tanıdık. Ayrıca manevi zararımız için Türk Kızılayına 1000er TLlik bağış yapmasını gündeme getirdik. Ne bağış makbuzu ne de özür geldi. Bizde suç duyurusunda bulunduk. diye konuştu. Hataydaki konuşmasından sonra Çölaşanın yayınladığı Doğu Akdeniz Bölge Toplantısı Sonuç Bildirgesinin Dernekler Yasasına aykırı olduğunu belirten Özer, bu bildirinin ADDyi kapatmaya kadar götürecek içerikte hazırlandığını ileri sürdü. Özer, şunları söyledi: ADDnin kuruluş amacı hiçbir ayrım gütmeden, anayasal demokratik düzen güvencesinde insan hak ve özgürlüklerini üstün tutarak yurttaşları tam eşitlikle kucaklayıp ulusal dayanışmanın temeli olan toplumsal barışı sürekli kılmak. diye tanımlanıyor. Ama Çölaşanın beyanları bu amaçla bağdaşmamaktadır. Bildirgede, ?Halkın hiç kavramadan ve sorgulamadan onayladığı 26 maddelik Anayasa değişikliği paketi?ifadelerine yer verilerek, vatandaşlar hakir görülüp, küçümsenmektedir. Bu beyanlar Dernekler Yasasına aykırıdır. Yargının en adil şekilde Çölaşana cevap vereceğini düşünüyoruz. Tansel Çölaşanın anayasal bir suç işlediğini ifade eden Yusuf Özer, ADD başkanının kullandığı kavramlarla aynı zamanda Atatürk ve Gençliğe Hitabeyi daha istismar ettiğini öne sürdü. Özer, Evet oyu verilmesi için aleni olarak çalışan birisiyim. Çölaşan sırf demokratik hakkımı kullanarak evet demem nedeniyle gaflet, dalalet ve ihanet cümleleri ile kişiliğime, inancıma, siyasi görüşüme açıkça hakaret etmiştir. Devletimizin kurucusu Atatürkün ismiyle başlayan ADDnin genel başkanı sıfatını kendi emellerine kullanmaktan çekinmeyerek kaos ortamı oluşturmaya çalışmıştır. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.10.2010
ÇölaşanabirsuçduyurusudaAdanadanÇölaşana bir suç duyurusu da Adanadan
Toplam "91" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti