statünün | |
|
|
FOÇA Bld. özüne geri dönüyor
| Milliyet | 08.05.2012 23:22 |  | | |
| TFF Başkanlığı için 20 aday | Evrensel | 21.02.2012 11:59 |  | | | Türkiye Futbol Federasyonunun 27 Şubat 2012 Pazartesi günü yapılacak Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu için adaylık başvuruları TFF Statüsünün 38. maddesi hükümleri kapsamında, 20 Şubat 2012 günü mesai bitimiyle sona erdi.
Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada, Statünün 38. maddesinde belirtilen yeterlilik şartları ile başvuru süresine ve başvuru belgelerine ilişkin hususlar saklı kalmak kaydıyla, genel kurulda başkan adayı olmak üzere TFF Genel Sekreterliğine başvuran kişiler soyadı sırasına göre aşağıda belirtilmiştir denildi.
Başkan adaylarının isimleri şöyle: 1- Ahmet | | Evrensel Spor 21.02.2012 | | | TFFBaşkanlığıiçin20adayTFF Başkanlığı için 20 aday |
|
| TFF Başkanlığı için 20 aday | Evrensel | 21.02.2012 11:59 |  | | | Türkiye Futbol Federasyonunun 27 Şubat 2012 Pazartesi günü yapılacak Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu için adaylık başvuruları TFF Statüsünün 38. maddesi hükümleri kapsamında, 20 Şubat 2012 günü mesai bitimiyle sona erdi.
Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada, Statünün 38. maddesinde belirtilen yeterlilik şartları ile başvuru süresine ve başvuru belgelerine ilişkin hususlar saklı kalmak kaydıyla, genel kurulda başkan adayı olmak üzere TFF Genel Sekreterliğine başvuran kişiler soyadı sırasına göre aşağıda belirtilmiştir denildi.
Başkan adaylarının isimleri şöyle: 1- Ahmet | | Evrensel Ana Sayfa 21.02.2012 | | | TFFBaşkanlığıiçin20adayTFF Başkanlığı için 20 aday |
|
| TFF Başkanlığı için 21 aday | Evrensel | 20.02.2012 21:51 |  | | | Türkiye Futbol Federasyonunun 27 Şubat 2012 Pazartesi günü yapılacak Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu için adaylık başvuruları TFF Statüsünün 38. maddesi hükümleri kapsamında, 20 Şubat 2012 günü mesai bitimiyle sona erdi.
Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada, Statünün 38. maddesinde belirtilen yeterlilik şartları ile başvuru süresine ve başvuru belgelerine ilişkin hususlar saklı kalmak kaydıyla, genel kurulda başkan adayı olmak üzere TFF Genel Sekreterliğine başvuran kişiler soyadı sırasına göre aşağıda belirtilmiştir denildi.
Başkan adaylarının isimleri şöyle:
1- Ahm | | Evrensel Ana Sayfa 20.02.2012 | | | TFFBaşkanlığıiçin21adayTFF Başkanlığı için 21 aday |
|
| TFF Başkanlığı için 21 aday | Evrensel | 20.02.2012 21:44 |  | | | Türkiye Futbol Federasyonunun 27 Şubat 2012 Pazartesi günü yapılacak Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu için adaylık başvuruları TFF Statüsünün 38. maddesi hükümleri kapsamında, 20 Şubat 2012 günü mesai bitimiyle sona erdi.
Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada, Statünün 38. maddesinde belirtilen yeterlilik şartları ile başvuru süresine ve başvuru belgelerine ilişkin hususlar saklı kalmak kaydıyla, genel kurulda başkan adayı olmak üzere TFF Genel Sekreterliğine başvuran kişiler soyadı sırasına göre aşağıda belirtilmiştir denildi.
Başkan adaylarının isimleri şöyle:
1- Ahm | | Evrensel Spor 20.02.2012 | | | TFFBaşkanlığıiçin21adayTFF Başkanlığı için 21 aday |
|
| Tarihi kongre | Türkiye Gazetesi | 26.01.2012 01:53 |  | | | 58. MADDE GÖRÜŞÜLECEKTÜRK futbol ailesinin yılan hikâyesine dönen şike ve teşvik olaylarına verilecek cezalar ile soruşturmanın seyrini belirleyecek tarihi toplantı bugün saat 11.00’de Ankara Sheraton Otel’de yapılacak. Çerçeve statünün 28. maddesine göre tek gündem maddesiyle toplanacak genel kurulda, haklarında şike ve teşvik primi iddiası bulunan kulüplere uygulanması muhtemel yaptırımların değiştirilip, değiştirilmemesi görüşülecek. Çoğunluğun sağlanamaması halinde ikinci toplantı delege tam sayısının üçte biri ile 27 Ocakta, yine çoğunluk sağlanamazsa üçüncü toplantı çoğunluk aranmaksızın 3 Şubatta aynı yer ve saatte yapılacak. TFF, geçtiğimiz günlerde İsviçre’de yaptığı toplantıda 58. Maddede yapmak istediği değişikliklerle ilgili o ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 26.01.2012 | | | TarihikongreTarihi kongre |
|
| Anayasa Mahkemesi: Polislikte 6 Yıl Mecburi Hizmet ... | Haberler.com | 29.12.2011 10:48 |  | | |
| Anayasa Mahkemesi: Polislikte 6 Yıl Mecburi Hizmet ... | Haberler.com | 29.12.2011 10:48 |  | | |
| Herkes gitti, onlar kaldı ! | Haber7 | 06.11.2011 11:06 |  | | | Bank Asya 1. Ligde yabancı oyuncu oynatmaya ilişkin statünün uygulanmaya başladığı 2008-2009 sezonunda Türkiyeye gelen futbolculardan 3ü halen ligde forma giyiyor. | | Haber7 Son Dakika 06.11.2011 | | | HerkesgittionlarkaldıHerkes gitti onlar kaldı |
|
| TFF, lig statüsünü yayınladı | Milliyet | 09.09.2011 10:42 |  | | |
| 10:24 TFF, lig statüsünü yayınladı | Milliyet | 09.09.2011 10:32 |  | | |
| 23:20 TFF, Süper Lig statüsünü yayınladı | Net Gazete | 08.09.2011 23:21 |  | | | Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yenilenerek yayınlanan Süper Lig statüsünde, bu sezon uygulanacak play-off sisteminin detayları yer aldı. TFFnin resmi internet sitesinde yayınlanan statünün 3. maddesinin 1. fıkrasına göre, Süper Lig bu sezon 18 takım arasında, 34 haftalık Lig Grubu, 4 takımlı Play-Off Şampiyonluk Grubu, 4 takımlı Play-Off Avrupa Ligi Grubu ve kural olarak play-offlar arası final müsabakası olarak oynanacak. | | Net Gazete Son Dakika 08.09.2011 | | | 2320TFFSüperLigstatüsünüyayınladı2320 TFF Süper Lig statüsünü yayınladı |
|
| BDP'li Ayna: 'Artık talep etmiyoruz yapıyoruz' | Milliyet | 18.07.2011 13:20 |  | | |
| 12:41 BDP'li Ayna: 'Artık talep etmiyoruz yapıyoruz' | Milliyet | 18.07.2011 13:10 |  | | |
| BDP'li Ayna'dan Demokratik Özerklik tanımı | Milliyet | 18.07.2011 13:03 |  | | |
| 12:41 BDP'li Ayna'dan Demokratik Özerklik tanımı | Milliyet | 18.07.2011 12:51 |  | | |
| 'Şampiyonluklar alınmalı' | Posta | 17.07.2011 14:35 |  | | Şahin Ulu: 2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarının TFF tarafından tescil edilmesi, ana statünün 76. maddesi gereği talimatlara aykırıdır
Fanatike konuşan ŞahinUlunun iddiaları ise gündemi hayli değiştireceğe benziyor: 2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarının TFF tarafından tescil edilmesi, ana statünün 76. maddesi gereği talimatlara aykırıdır. Tescil iptal edilmeli, sezon yok sayılmalı. Şampiyonluklar alınmalı; Buca, Kasımpaşa, Konyaya geri dönüş yolu açılmalı.
Türk Futbol kamuoyu, yaklaşık bir aydır şikeyle yatıyor şikeyle kalkıyor... Fenerbahçe küme düşecek mi? Beşiktaş, Avrupa Liginde oynayabilecek mi? Sır gibi saklanan ve adı bu operasyonda yer alan 7. kulüp hangisi? 2010-2011 sezonunda lig ve kupa şampiyonları... | | Posta Spor 17.07.2011 | | | ŞampiyonluklaralınmalıŞampiyonluklar alınmalı |
|
| 'Şampiyonluklar alınmalı' | Posta | 17.07.2011 14:32 |  | | Şahin Ulu: 2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarının TFF tarafından tescil edilmesi, ana statünün 76. maddesi gereği talimatlara aykırıdır
Fanatike konuşan ŞahinUlunun iddiaları ise gündemi hayli değiştireceğe benziyor: 2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarının TFF tarafından tescil edilmesi, ana statünün 76. maddesi gereği talimatlara aykırıdır. Tescil iptal edilmeli, sezon yok sayılmalı. Şampiyonluklar alınmalı; Buca, Kasımpaşa, Konyaya geri dönüş yolu açılmalı.
Türk Futbol kamuoyu, yaklaşık bir aydır şikeyle yatıyor şikeyle kalkıyor... Fenerbahçe küme düşecek mi? Beşiktaş, Avrupa Liginde oynayabilecek mi? Sır gibi saklanan ve adı bu operasyonda yer alan 7. kulüp hangisi? 2010-2011 sezonunda lig ve kupa şampiyonları... | | Posta Son Dakika 17.07.2011 | | | ŞampiyonluklaralınmalıŞampiyonluklar alınmalı |
|
| Haydaaa! Bir de bu çıktı başımıza | Fanatik | 17.07.2011 12:02 |  | | Türkiye şikeyle yatıyor şikeyle kalkıyor; Fanatike konuşan Şahin
Ulunun iddiaları ise gündemi hayli değiştireceğe benziyor: “2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarının TFF tarafından tescil edilmesi, ana statünün 76. maddesi gereği talimatlara aykırıdır.” | | Fanatik Spor 17.07.2011 | | | HaydaaaBirdebuçıktıbaşımızaHaydaaa Bir de bu çıktı başımıza |
|
| Ege'yi büyükşehir heyecanı sardı | Zaman | 31.05.2011 12:17 |  | | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın seçimden sonra 11 ilin büyükşehir statüsüne kavuşacağı yönündeki açıklaması, büyükşehir olma beklentisindeki şehirlerde heyecanla karşılandı. Uzun yılardır büyükşehir olma hayali kuran Denizli, Manisa, Muğla, Aydın, Balıkesirin de aralarında olduğu kentler, bu statünün kendilerine ekonomik anlamda pek çok getirisi olacağı görüşünde. | | Zaman Bölge 31.05.2011 | | | EgeyibüyükşehirheyecanısardıEgeyi büyükşehir heyecanı sardı |
|
| "Sağlıkçı mutlu değilse, halkın sağlının iyi olması da mümkün değil" | Samanyolu Haber | 19.04.2011 16:37 |  | | Afyonkarahisar Tabip Odası Başkanı Kemal Demirkırkan, sağlık çalışanları mutlu değilse, sağlık hizmeti alan halkın sağlının iyi olmasının mümkün olmayacağını söyledi.
Demirkırkan, Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Ali Çakal ve SES İl Hasan Dişyar ile birlikte Tabip Odası Konferans Salonunda Sağlık Çalışanlarının Sorunları konulu basın açıklaması yaptı.
Demirkırkan, herkesin iktidarıyla muhalefetiyle iyice düşünmesi, sağlık çalışanlarının sesine kulak vermesi gerektiğini söyledi. Demirkırkan, iyi hekimlik ve nitelikli sağlık hizmeti için acil olarak hekimler arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, hekimlik uygulamalarını değersizleştiren, hastaları Puana dönüştüren performansa göre ücretlendirme sisteminden vazgeçmesi gerektiğini ifade etti.
Tıp fakülteleri hastanelerinin ekonomik, yönetsel ve akademik özerkliğinin korunması, Sağlık Bakanlığına devredilme girişimlerinin durdurulması gerektiğini dile getiren Demirkırkan, Başta asistan hekimler olmak üzere bütün hekimlerin nöbet ertesi izin hakkı istisnasız olarak uygulanmalı, haftalık çalışma süreleri, nöbetlerde dahil 56 saati geçmemelidir. Kamu sağlık kurumlarında sözleşmeli, döner sermayeden sözleşmeli, vekil, taşeron işçisi adı altında her türlü güvencesiz çalıştırmaya, esnek-kuralsız, fazla çalıştırma ve angaryaya son verilmeli, taşeron şirket personelleri de dahil bütün sağlık çalışanları devlet memuru kadrosuna geçirilmelidir. İşyeri hekimlerinin eğitim, atama ve ücretlerinin belirlenmesinde Türk Tabipleri Birliğinin yetkilerini yok etmeye yönelik girişimler durdurulmalıdır. Kurum Hekimleri dahil olmak üzere birinci basamakta çalışan hekimler arasındaki ücret eşitsizliklerine son verilmelidir. dedi.
ÜCRET ARTIŞLARI HALEN EMEKLİ OLAN HEKİMLERE YANSITILMALI
Aile hekimleri devlet memuru statüsüne geçirilmesi ve bu statünün haklarına sahip olması gerektiğini aktaran Demirkırkan şöyle devam etti: Sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışma hakkını güvence altına alacak organizasyon ve düzenlemeler ile sağlık ortamlarının şiddetten arındırılması için Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan öneri doğrultusunda Türk Ceza Kanununda gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Hekimleri, sağlık çalışanlarını kamuoyu ve hastalar nezdinde küçük düşürücü tutum ve söylemlere son verilmelidir. Hekim ücretleri, Türk Tabipleri Birliğinin hazırladığı Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Önerisinde önerildiği şekilde iş güvenceli tek bir işte çalışarak insanca yaşamaya, mesleki gelişimi sürdürmeye yetecek, emekliliğe yansıyacak biçimde düzenlenmeli, ücret artışlarının halen emekli olan hekimlere yansıtılması sağlanmalıdır.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 19.04.2011 | | | SağlıkçımutludeğilsehalkınsağlınıniyiolmasıdamümkündeğilSağlıkçı mutlu değilse halkın sağlının iyi olması da mümkün değil |
|
| Japonya, çözüm bilen alimlerimizi bekliyor... | Milli Gazete | 10.04.2011 18:36 |  | | | İki gündür sürdürdüğüm Japonya değerlendirmelerimi, iki önemli şahsiyetin görüşleri ile noktalıyorum. Birincisi olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, meselenin uzmanı olarak diyor ki: 1985 Sovyetlerin Çernobil Nükleer Krizi toplumda güven bunalımına neden olduğunu ve soğuk savaşın bitişini hızlandırdığını biliyoruz. 11 Mart 2011 Fukuşima Nükleer Krizi Japonlar için aynı etkiyi yapma kapasitesine sahiptir... Japonlar varoluş krizini fazlası ile yaşayacaklar. Japonlar İmparatorlarını Tanrı gibi gördüklerinden onun sesini 1945 Hiroşimadan beri duymamışlardı. Tanrısal statünün bozulması Japon inanç sisteminin çöküşü demektir. Japonyada Hiroşima tecrübesi nedeniyle nükleer bombalara aşırı psikolojik hassasiyetleri vardı. Son tsunami değil nükleer tehlike Japon toplumunda uzun süreli post travma etkisi yaşatacak gibi gözüküyor.../ İnanç sisteminin teselli etme gücü son Japon Çernobili olan Fukuşimada yetersiz kaldı... Prof. Tarhanın değerlendirmeleri böyle ama son bölümü daha da ilginç: Japonlar... Tam 100 yıl önce Osmanlıdan din arayışı içinde yardım istemişlerdi. Giden heyet ehil olmadığı, hatta kötü niyetli olduğu için...... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 10.04.2011 | | | JaponyaçözümbilenalimlerimizibekliyorJaponya çözüm bilen alimlerimizi bekliyor |
|
| İMKB ne deve ne kuş, kanun değişikliği fazla gecikmesin | Zaman | 03.04.2011 02:33 |  | | |
| İMKB ne deve ne kuş, kanun değişikliği fazla gecikmesin | Zaman | 03.04.2011 02:00 |  | | |
| FIFA ve UEFA'yı umursamadılar! | Samanyolu Haber | 29.03.2011 16:30 |  | | Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ve Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) üçlü başkanlık sisteminden vazgeçmesi için uyardığı Bosna-Hersek Futbol Federasyonu, bugün bu yapıyı değiştirmek için yaptığı toplantıdan sonuç alamadı. UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantinonun 21 Martta yaptığı açıklamada, Bosna-Hersek Futbol Federasyonunun 1 Nisana kadar üçlü başkanlık sisteminden tek başkanlık sistemine geçmemesi halinde, ülkenin milli ve diğer takımlarının uluslararası müsabakalardan diskalifiye edileceği yönündeki uyarısı üzerine bugün toplantı yapıldı.
Bosna-Hersek Futbol Federasyonu üyelerinin katılımıyla Saraybosnada düzenlenen toplantıda, üçlü başkanlık yerine tek başkan tarafından federasyonun idare edilmesi teklifi görüşüldü. Toplantıya katılan 54 delegeden, 22si yeni statünün kabülü yönünde, 28i ise aleyhte, 3 delege ise kararsız şeklinde oy kullandı, 1 delege ise oy kullanmadı. Federasyonun Sırp ve Hırvat üyelerinin önemli kısmının yeni statünün aleyhine oy verdikleri ifade edildi.
Bosna Sırp Cumhuriyeti Futbol Federasyonu da daha önce yaptığı açıklamada, devlet seviyesindeki federasyonda bu entiteden gelen delegelerin yeni statüye karşı oy kullanacaklarını açıklamıştı.
Federasyonun toplantısına UEFA ve FIFA adına Jurij Zavrlın da katıldığı öğrenildi.
Bu oylama sonucuna göre, UEFAnın tutumunda bir değişiklik söz konusu olmazsa Bosna-Hersek milli takımı ile ülkenin diğer futbol takımları, 1 Nisandan itibaren, federasyonun yapısında yeni bir değişiklik olana kadar uluslararası müsabakalardan diskalifiye edilecek.
Federasyonun yapısındaki sorun en fazla son yıllarda büyük başarılara imza atan Bosna-Hersek Milli Takımını etkiliyor. Avrupanın birçok ülkesinde önemli başarılara imza atan futbolcuların forma giydiği Bosna-Hersek Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası elemelerinde hafta sonu Romanyayı 2-1 yenmeyi başarmıştı.
Bosna Hesek Milli Takım kaptanı Emir Spahiç, Romanya ile oynanan karşılaşmanın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Bu galibiyet federasyonda oturanlar için mesaj olsun demişti.
-FEDERASYONUN YAPISINDAKİ SORUN-
Bosna-Hersekteki (1992-1995) savaşı durduran Dayton Antlaşmasının ülke yönetiminde neden olduğu siyasi karışıklık, Avrupada son yıllarda önemli başarılar sağlayan Bosna futbolunu da etkiliyor. Dayton Antlaşmasına göre Üçlü Devlet Başkanlık sisteminin uygulandığı ülkede, Futbol Federasyonu Başkanlığını da Boşnak, Sırp ve Hırvat olmak üzere üç kişi yürütüyor. Bir süre önce de FIFA ve UEFA, Bosna Hersek Futbol Federasyonunu uyararak, tüzüğünü değiştirmesini ve başkan sayısını bire düşürmesini istemişti. FIFA ve UEFAnın uyarısı üzerine 16 Temmuz tarihinde düzenlenen ve UEFA Yönetim Kurulu Üyesi Marcel Benzin de katıldığı toplantıda, başkan sayısının bire indirilmesi konusunda yapılan oylamada 60 delegeden 27si tüzük değişikliğine onay verdi. Ancak üçte iki çoğunluk sağlanamadığı için Bosna-Hersek Futbol Federasyonunun tüzüğü değiştirilemedi. Özellikle Bosna Sırp Cumhuriyetinden gelen federasyon üyeleriyle bazı Hırvat üyeler, yeni statünün kabul edilmesine karşı çıkıyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 29.03.2011 | | | FIFAveUEFAyıumursamadılarFIFA ve UEFAyı umursamadılar |
|
| Bosna Federasyonu UEFA'nın uyarısını dikkate almadı | Samanyolu Haber | 29.03.2011 16:23 |  | | Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ve Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) üçlü başkanlık sisteminden vazgeçmesi için uyardığı Bosna-Hersek Futbol Federasyonu, bugün bu yapıyı değiştirmek için yaptığı toplantıdan sonuç alamadı.
UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantinonun 21 Martta yaptığı açıklamada, Bosna-Hersek Futbol Federasyonunun 1 Nisana kadar üçlü başkanlık sisteminden tek başkanlık sistemine geçmemesi halinde, ülkenin milli ve diğer takımlarının uluslararası müsabakalardan diskalifiye edileceği yönündeki uyarısı üzerine bugün toplantı yapıldı.
Bosna-Hersek Futbol Federasyonu üyelerinin katılımıyla Saraybosnada düzenlenen toplantıda, üçlü başkanlık yerine tek başkan tarafından federasyonun idare edilmesi teklifi görüşüldü. Toplantıya katılan 54 delegeden, 22si yeni statünün kabülü yönünde, 28i ise aleyhte, 3 delege ise kararsız şeklinde oy kullandı, 1 delege ise oy kullanmadı. Federasyonun Sırp ve Hırvat üyelerinin önemli kısmının yeni statünün aleyhine oy verdikleri ifade edildi.
Bosna Sırp Cumhuriyeti Futbol Federasyonu da daha önce yaptığı açıklamada, devlet seviyesindeki federasyonda bu entiteden gelen delegelerin yeni statüye karşı oy kullanacaklarını açıklamıştı.
Federasyonun toplantısına UEFA ve FIFA adına Jurij Zavrlın da katıldığı öğrenildi.
Bu oylama sonucuna göre, UEFAnın tutumunda bir değişiklik söz konusu olmazsa Bosna-Hersek milli takımı ile ülkenin diğer futbol takımları, 1 Nisandan itibaren, federasyonun yapısında yeni bir değişiklik olana kadar uluslararası müsabakalardan diskalifiye edilecek.
Federasyonun yapısındaki sorun en fazla son yıllarda büyük başarılara imza atan Bosna-Hersek Milli Takımını etkiliyor. Avrupanın birçok ülkesinde önemli başarılara imza atan futbolcuların forma giydiği Bosna-Hersek Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası elemelerinde hafta sonu Romanyayı 2-1 yenmeyi başarmıştı.
Bosna Hesek Milli Takım kaptanı Emir Spahiç, Romanya ile oynanan karşılaşmanın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Bu galibiyet federasyonda oturanlar için mesaj olsun demişti.
-FEDERASYONUN YAPISINDAKİ SORUN-
Bosna-Hersekteki (1992-1995) savaşı durduran Dayton Antlaşmasının ülke yönetiminde neden olduğu siyasi karışıklık, Avrupada son yıllarda önemli başarılar sağlayan Bosna futbolunu da etkiliyor. Dayton Antlaşmasına göre Üçlü Devlet Başkanlık sisteminin uygulandığı ülkede, Futbol Federasyonu Başkanlığını da Boşnak, Sırp ve Hırvat olmak üzere üç kişi yürütüyor. Bir süre önce de FIFA ve UEFA, Bosna Hersek Futbol Federasyonunu uyararak, tüzüğünü değiştirmesini ve başkan sayısını bire düşürmesini istemişti. FIFA ve UEFAnın uyarısı üzerine 16 Temmuz tarihinde düzenlenen ve UEFA Yönetim Kurulu Üyesi Marcel Benzin de katıldığı toplantıda, başkan sayısının bire indirilmesi konusunda yapılan oylamada 60 delegeden 27si tüzük değişikliğine onay verdi. Ancak üçte iki çoğunluk sağlanamadığı için Bosna-Hersek Futbol Federasyonunun tüzüğü değiştirilemedi. Özellikle Bosna Sırp Cumhuriyetinden gelen federasyon üyeleriyle bazı Hırvat üyeler, yeni statünün kabul edilmesine karşı çıkıyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 29.03.2011 | | | BosnaFederasyonuUEFAnınuyarısınıdikkatealmadıBosna Federasyonu UEFAnın uyarısını dikkate almadı |
|
| Statünün yükselmesi eğilimi artırıyor | Samanyolu Haber | 02.03.2011 17:59 |  | | Kanadalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, statüsü yükselen kadınların sigara içme eğiliminin arttığını gösterdi. Kadınların az desteklendiği Çin, Endonezya, Pakistan, Suudi Arabistan ve Uganda gibi ülkelerde sigara tiryakisi erkeklerin oranının, kadınlardan beş kat fazla olduğunu gösteren araştırma, kadınların diğerlerine göre daha fazla desteklendiği Avustralya, Kanada, Norveç, İsveç ve ABD gibi ülkelerde ise kadın ve erkekler arasında sigara kullanımı oranlarında neredeyse fark bulunmadığını ortaya koydu.
Kanadanın Ontario eyaletindeki Waterloo Üniversitesinden Geoffrey Fongun başkanlığında bir grup araştırmacı tarafından yapılan, 74 ülkeyi kapsayan araştırma, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Bulletin adlı dergisinin dünkü sayısında yer aldı.
Araştırmada ülkelerin kadınları destekleme oranları, BM Kalkınma Programının kullandığı kadınların parlamentoda temsil oranları, oy verme hakları ile erkek ve kadınlar arasındaki gelir farkının kıyaslanması gibi kriterler baz alınarak hesaplandı.
Araştırmada, dünyada sigara tiryakisi erkeklerin sayısının kadınlardan beş kat fazla olmasına karşın, farklı ülkelerdeki, erkek ve kadın sigara tiryakileri arasındaki farkın dramatik ölçülerde değişkenlik gösterebildiği belirtildi.
Çinde erkeklerin yüzde 61inin, kadınların ise sadece yüzde 4,2sinin sigara tiryakisi olduğu kaydedilen araştırmada, buna karşılık gelişmiş ülkelerde kadınlarla erkekler arasındaki sigara kullanım oranları arasında neredeyse bir farkın bulunmadığına dikkati çekildi.
Araştırmayı yürüten ekibin başı Fong, Bulletin dergisinde yer alan yazısında, araştırmanın cinsiyet hedefli tütün denetim faaliyetlerinin artırılmasının önemini gösterdiğini belirterek, tütün ürünlerine getirilen vergilerin artırılması, daha belirgin ve daha çarpıcı grafiklerin kullanıldığı sağlık uyarılarına yer verilmesi, tütünsüz yaşam kanunları çıkarılması ve tütün ürünlerinin reklamının ve promosyonunun yasaklanması gibi önemlerin önemini vurguladı.
Uzmanlar, sigara tiryakilerinin yüzde 50sinin tütün ürünlerinin kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybettiğine işaret ederken, DSÖ, tütün kullanımını, dünyanın şimdiye kadar karşılaştığı en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olarak niteliyor.
Tütün ürünlerinin kullanımına bağlı nedenlerden dolayı her yıl 5 milyon kişinin hayatını kaybettiğini belirten uzmanlar, sigara kullanımının denetim altına alınması yönünde adımlar atılmaması durumunda 2030 yılına gelindiğinde bu sayının 8 milyona çıkacağına dikkati çekiyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 02.03.2011 | | | StatününyükselmesieğilimiartırıyorStatünün yükselmesi eğilimi artırıyor |
|
| İran?dan Nevruz diplomasisi | Samanyolu Haber | 08.02.2011 16:35 |  | | İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedovu ülkesindeki Nevruz Bayramı kutlamalarına davet etti. Geçen yıl Nevruz Bayramında Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan ve Irak devlet başkanlarını ağırlayan Tahran, bu yıl da Nevruz diplomasisi için atağa geçti.
Ahmedinejad, Türkmen mevkidaşı Berdimuhamedova 27-28 Mart 2011 tarihlerinde Nevruz Bayramı için davet mektubunu gönderdi. Ahmedinejad söz konusu davet mektubunu yardımcısı Hamid Begai ile gönderdi.
Türkmen lider Berdimuhamedov, İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hamid Begaini makamında kabul etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Begai, Berdimuhamedova davet mektubunu takdim etti.
Ahmedinejadın mektubunda, Doğanın canlanmasının sembolü olan Nevruz insanlarda iyilik ve beraberlik duyguları uyandırıyor. Birleşmiş Milletler tarafından Nevruza uluslararası bir statünün kazandırılması ülkeler arasındaki dostane ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine imkan sağlıyor. denildi.
Öte yandan, İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Begai, önümüzdeki günlerde Tacikistanı ziyaret edecek. Begai, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanı da Nevruz Bayramı etkinliklerine davet edecek.
Türk dünyasının ortak bayramı olan Nevruzun, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Şubat 2009da oy birliğiyle alınan kararla uluslararası nitelik kazanmış olmasının, bayram kutlamalarına ayrı bir anlam kazandırdı.
Bu bağlamda, İran geçen yıl bölge ülke devlet başkanlarını bir araya toplayarak, Nevruz Bayramını idrak etmişti. İrandaki törenlere; Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan ve İran devlet başkanı düzeyinde Türkiye ve Azerbaycan çeşitli heyet düzeyinde katılmıştı.
(CİHAN)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 08.02.2011 | | | İran?danNevruzdiplomasisiİran?dan Nevruz diplomasisi |
|
| CHP'yi tir tir titreten korku !.. | Samanyolu Haber | 01.02.2011 07:42 |  | | CHP, yüksek yargıyı neden kaybetmek istemiyor? Tek bir madde için bakın kaç önerge verdiler? Yargının iş yükünü azaltmayı ve yargılama sürecini hızlandırmayı amaçlayan yasa tasarısı, CHPnin hamleleriyle engellenmeye çalışılıyor. CHPnin tavrını değerlendiren emekli Yargıtay Savcısı Gündel,dedi. Doç. Dr. Günay ise bazı yüksek yargı üyelerini siyasete soyunmakla suçladı.
CHP, AK Partiye yargı ile ilgili düzenleme yaptırmamak için her türlü engelleme yöntemine başvuruyor. CHPliler, son olarak, yargının yükünü azaltmak ve yargılama sürecini hızlandırmayı ön gören Yargıtay ve Danıştayda yeni daireler öngören kanun tasarısını engellemek için TBMM Adalet Komisyonundan istifa etti. Daha önce de istinaf mahkemelerinin kurulmasına karşı çıkan CHP, HSYK ve Anayasa Mahkemesinin yapısı değişiyor gerekçesiyle anayasa değişikliği paketine sert eleştiriler yöneltmişti.
Emekli Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel, anayasa değişikliğinden önceki HSYKnın ideolojik yapısı nedeniyle, Yargıtay ve Danıştaya iyi hukukçudan ziyade ideolojik atamalar yaptığına dikkati çekerek, CHP, buralardaki siyasallaşmanın içine müdahil oldu. HSYKnın tasarruflarına CHPnin dahli olmuştur. Yıllardan beri yapılan bu atamalar, yargıyı bugünlere getirdi. Özellikle yüksek yargı CHPnin arka bahçesi haline geldi. CHP, yargıyı kendi kalesi olarak görüyor. Dolayısıyla kalesi olarak düşündüğü yüksek yargı organlarını kaybetmek istemiyor. Bu kadar sert muhalefeti bundan dedi.
Yargıda reforma acil ihtiyaç olduğunu belirten Gündel, Çok önemli problemler var çok sayıda dosya birikmiş. Yüksek yargıya dosya gelişi bugün kesilse bile, 4-5 yıl içinde dosyalar eritilemez. Yerel mahkemelerde de hakim ve savcılara ihtiyaç var. Personel eksikliği nedeniyle, yargılama süreleri uzuyor dedi. CHPnin yargı ile ilgili tüm düzenlemelere karşı çıktığını ancak yargı yükünün azaltılması için hiçbir alternatif teklif sunmadığına dikkati çeken Gündel, Yargıdaki iş yükü CHPnin umurunda değil, CHP sadece kalesi olarak gördüğü statünün değişmemesini istiyor. İş yükü dolayısıyla verilen kararların sağlıksız olması pek onları ilgilendirmiyor şeklinde konuştu.
Yargıtay Onursal Üyesi, Adalet Akademisinin ilk başkanı Doç. Dr. Cevdet İlhan Günay da yüksek yargının 1950 yılında DPnin milletin iradesiyle iktidara gelmesini hazmedemediğini belirterek, 27 Mayıs darbesini ordu, üniversite, yargı yaptı. Yüksek yargının bazı üyeleri Yassıada mahkemelerinde rol aldı. İyi hukukçular bu mahkemede görev yapmayı kabul etmedi. Bazı yüksek yargı üyeleri sempatizan ölçüsünü aşarak, siyasete soyunuyor. Bazı çevreler yargı üzerinde vesayetlerini devam ettirmek istiyor diye konuştu.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, CHPli Adalet Komisyonu üyelerinin istifasıyla ilgili olarak, Doğrularımın, doğru zannettiğim yanlışlarımın tüm siyasal sorumluluğu bana aittir dedi. Demokrasi, hukuka saygı konusunda kimseden geride kalmayacak bir özenin içinde olduğunu dile getiren İyimaya, Yirmi saati aşan müzakere ve bir madde için verilen 130 önergeye rağmen zaman sınırlamasından söz eden mantığın merhum Ecevitin çok sevdiği sözle zaman savurganlığını ve komisyon hakkını hatırlaması gerekir. Komisyonun kararı, rasyonel ve verimli yasama ilkesine gerekçeli bir emsaldir dedi.
CHPliler, Yargıtay ve Danıştayda daire sayısını arttıran kanun tasarısını engellemek için bir madde üzerinde tam 5 saat konuşup, sadece tek madde için 130 önerge verdi. TBMM Adalet Komisyonundaki çalışmaları kilitlemek isteyen CHPliler son çare olarak istifa etti
TBMM Adalet Komisyonunun CHPli üyeleri, Yargıtay ve Danıştayda daire ve üye sayısını arttıran kanun tasarısının görüşmeleri sırasında, gergin bir ortama zemin hazırladı.
CHPli üyeler özellikle Komisyon Başkanı Ahmet İyimayayı hedef alarak, çalışmaları yavaşlatmak için özel çaba harcadı. AK Partinin gizli bir gündemi olduğunu iddia eden CHPli üyeler, tasarı hakkında konuşmaktan daha çok AK Parti hakkında ithamlarda bulundu.
Kendilerine yeterli söz hakkı verilmediğini savunmalarına rağmen görüşmeler sırasında söz hakkının neredeyse tamamına yakınını CHPli üyeler kullandı. Tasarının geneli üzerindeki görüşmeler cuma günü yapıldı. Görüşme 13 saat sürdü. Bu sürenin büyük çoğunluğunu CHPli vekiller kullandı. Hatta bir çok AK Partili üye söz hakkı istemesine rağmen Komisyon Başkanı İyimaya, muhalefete yönelik pozitif ayrımcılık yaparak onlara söz hakkı verdi. Tüm bunlara rağmen CHPli vekillerin hala itiraz etmesi üzerine İyimaya, Arkadaşlarıma haksızlık ettim. Tüm bunlara rağmen bakıyorum yine de eleştiriliyorum. Arkadaşlara söz hakkı vermedğim için özür dilerim dedi.
Tasarının ikinci günkü görüşmelerinde de ağırlıklı olarak CHP üyelerine söz hakkı verildi. 13 maddelik tasarının görüşmeleri cumartesi günü saat 13.00te başladı. Aralıksız süren görüşmelerde saat 18.00e kadar ancak 1 madde kabul edildi. Beş saatte sürenin büyük çoğunluğunu CHPli milletvekilleri kullandı ve tasarı ile ilgili o | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.02.2011 | | | CHPyitirtirtitretenkorkuCHPyi tir tir titreten korku |
|
| Bosna'da entite tartışmaları sürüyor | Samanyolu Haber | 21.01.2011 13:55 |  | | Bosna-Hersekin doğu ve batı şeklinde adeta görünmez Berlin duvarıyla ayrılan tarihi ve turistik kenti Mostar, şimdi ülkedeki Hırvatlar için istenen üçüncü entite tartışmalarıyla yeni bir gerilim içine girdi. Hersek bölgesinin en önemli kenti ve Türk halkının daha çok tarihi köprüsüyle yakından tanıdığı Mostar, Bosnadaki savaş sırasında 1993-1995 yıllarında Boşnaklarla Hırvatlar arasında en şiddetli çarpışmaların çıktığı şehir oldu. Ağır çatışmalar nedeniyle harabeye dönen kentte başlatılan imar çalışmaları bir nebze de olsa Mostarın çehresini değiştirse de savaş dönemindeki bölünmeler devam ediyor.
Zümrüt yeşili rengiyle görenleri büyüleyen Neretva Nehri üzerine Mimar Sinanın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından bir gerdanlık gibi inşa edilen ve savaş zamanında yıkılan tarihi köprünün yerine yenisi yapıldı, ancak gönüllerdeki köprü henüz kurulamadı. Doğu kısmında Boşnakların, batı tarafında Hırvatların yaşadığı kent, adeta görünmez Berlin duvarıyla ayrılmış durumda...
Savaş öncesinde helikopter ve silah gibi ağır sanayi fabrikalarının bulunduğu, bu fabrikalarda 50 binden fazla çalışanın olduğu, bir zamanlar üniversiteler kenti olarak da anılan Mostar, şimdi eski günlerini özlemle anıyor.
İşsizliğin yoğun görüldüğü kentte topluma hizmet veren kurumların etnik bazda bölünmesi de dikkati çekiyor. Boşnak ve Hırvatlar için ayrı ayrı hizmet veren 2 hastanenin, 2 üniversitenin, 2 itfaiyenin, 2 posta hizmet biriminin, 2 çöp toplama şirketinin, 2 GSM operatörünün, aynı okulda 2 farklı sınıf, 2 ayrı müfredat, 2 ayrı öğretmenler odasının bulunduğu kentte entegre olan ender kurumlardan biri hapishane... Dışarıda ayrı hizmetlerden yararlanan Boşnak ve Hırvatlar, ancak suç işledikleri takdirde girdikleri cezaevinde kendilerine sunulan ortak hizmetten faydalanıyor.
Boşnak ve Hırvat futbol takımlarının siyasi hesaplaşmaya dönen karşılaşmalarında Hırvat fanatiklerin taşıdığı Nazi bayrakları ise ülkedeki uluslararası toplum yetkililerini her geçen gün daha da endişelendiriyor. Aynı yetkililer, Bosna Hersekteki fay hattının merkezinin Mostar olduğuna işaret ederek, buradaki yerel yetkilileri sürekli itidalli olmaya davet ediyor.
-MOSTARIN DAYTONU 2004TEN BU YANA KABUL EDİLMEYİ BEKLİYOR-
Mostarda savaşın bitiminin ardından 6 belediye haline gelen kentteki bu karışık yapıya son vermek, şehirdeki etnik gerginliği gidermek amacıyla eski AB Bosna-Hersek Yüksek Temsilcisi Paddy Ashdown, 2004 yılında Mostarın Daytonu olarak adlandırılabilecek 55 maddeli, Mostarın Statüsü adlı bir düzenleme yaptı. Bu düzenlemeyle Mostar tek belediye haline getirildi, icranın başı belediye başkanı, yasama organı ise şehir konseyi olarak belirlendi.
Ashdownun hazırladığı bu statü, 2004 yılından bu yana şehir konseyinde oylanıp kabul edilmeyi bekliyor. Bu statü kabul edilmediği için, içerikle ilgili herhangi bir değişiklik yapılamıyor. Bu nedenle de kentte birçok şey kilitlenmiş ve dondurulmuş halde bulunuyor.
Hırvat ve Boşnaklara yönetimde eşit haklar tanıyan bu statüye Hırvat yöneticiler karşı çıkıyor. Hırvatlar, bir süre önce Ashdownun hazırladığı bu statünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu, ancak mahkeme anayasaya aykırılık görmediği için başvuruyu reddetti.
-ÜÇÜNCÜ ENTİTE TARTIŞMALARI-
Ülkedeki Hırvatların partilerinin genel merkezlerinin, sendikalarının ve basının da merkezi konumunda olduğu Mostarda, kentin en hakim noktası olan Hun Dağına dikilen dev haç ve batı tarafına yaptırılan, 100 metre kulesi bulunan katedral ise kentin siluetini bozduğu gerekçesiyle bir süredir Boşnakların tepkisine neden oluyordu.
Ancak bu defa ülke genelinde ve Mostarda yaşayan Boşnaklar, Hırvat milliyetçi partilerin üçüncü entite ve kentin bu entiteye başkent olması talebine şiddetle karşı çıkıyor.
Mostardaki bu gelişmeleri, kentin Boşnak, Hırvat ve Sırpların siyasi ve dini temsilcileri AA muhabirine değerlendirdi. Kentteki üç etnik unsurun temsilcileri, Mostardaki gerilim ve sorunun işsizliğin önlenmesiyle büyük ölçüde çözüme kavuşacağını belirtiyor.
-MOSTAR ŞEHİR KONSEYİ BAŞKANI ÇORİÇ-
Kentteki yasama organı olan Şehir Konseyi Başkanı Murat Çoriç, eski AB Yüksek Temsilcisi Paddy Ashdownun 2004 yılında hazırladığı statünün Hırvatların engellemesi nedeniyle bugüne kadar kabul edilemediğini belirterek, Hırvatlar, burada bizimle eşitliğe dayalı bir sistem yerine, kendi egemenliklerinin hüküm süreceği bir hakimiyet sistemi istiyor. Biz buna karşı çıkıyoruz dedi.
Mostarda yaşayan Boşnaklar olarak eşitlilik ilkesine aykırı bir konsepti asla kabul etmeyeceklerini belirten Çoviç, Hırvatlar bu düşüncenin aksini Mostarda barışçıl yollarla asla hayata geçiremez. Ancak hiç kimsenin yararına olmayacak çatışmalarla bu hayata | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.01.2011 | | | BosnadaentitetartışmalarısürüyorBosnada entite tartışmaları sürüyor |
|
| Prestijin ve statünün sembolü | Hürriyet | 27.10.2010 22:26 |  | | Renault, Autoshow fuarında ekoloji ve ekonominin ortak imzası eco2 konseptini vurgulayacağı 1595 metrekarelik standında 19 araç sergileyecek. Türkiye ilk gösterimleri gerçekleştirilecek olan Renault’nun yüzde 100 elektrik motorlu modelinin ilki, Türkiye’de 2011 yılında üretimine başlanacak Fluence Z.E., diğeri ise Zoe Preview. Türkiye’de Şubat 2011’de satışa sunulacak Renault’nun yeni orta üst sınıf sedanı Latitude ve Nisan 2011’de Türkiye’de satışa sunulacak, Megane Coupe Cabriolet da fuarda ilk kez Türk tüketiciyle buluşuyor. | | Hürriyet Otomobil 27.10.2010 | | | PrestijinvestatününsembolüPrestijin ve statünün sembolü |
|
| Çift statülü Ayasofya | Milli Gazete | 01.10.2010 17:18 |  | | | Fetret devri uzadıkça ve İslam ruhundan koptukça insanlar İslami değerlere yabancılaşıyorlar. Talet bihim el emedu ve kaset kulubuhum ve benzeri ayetlerde ifade edildiği gibi, insanların yüreklerini fetret perdesi ve tabakası sarmakta ve onlar da inançlarına yabancılaşmaktadırlar. Sözgelimi, referandumdan sonra halkta bazı beklentiler oldu ve bunlardan birisi de Ayasofyanın eski statüsü üzerine açılmasıdır. Ayasofyanın açılması bir sembol ve statüdür. Zira kapatılması da bir devrin sonunu sembolize etmektedir. Dolayısıyla Ayasofyanın açılması da yeni bir devrin başlangıcı olacaktır. Bundan dolayı Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri ve Bediüzzaman gibi şahsiyetler Ayasofyanın ibadete açılmasını istemişler ve bu yönde tebşiratta bulunmuşlar ve müjdeler vermişlerdir. Nedeni, Ehl-i İslamı sevindirecek bir gelişme olmasıdır. Lakin nedense bugün Ehl-i İslamın böyle bir davası ve gündemi kalmamış görünmektedir veya olayın sevinmekten ziyade bazılarını üzeceği de anlaşılmaktadır. Asıl üzücü taraf da budur. Eskiden Ayasofyanın başka statülerle flörtüne asabiyet gösterirdik. Bilirdik ki, Ayasofyayı müze yaptıran iradenin kökü dışarıdadır ve daha doğrusu İngilizlerin ve dönemlerindeki Ehl-i Salibin iradesini yansıtmaktadır. Bugün ise özgürlük adına kimileri Ehl-i Salibin dahi hayal edemeyeceği hususları istiyor ve geçici statünün İslam lehine değil Hıristiyanlık lehine değiştirilmesini istiyor. Yani Kilise yapılmasını savunuyor. Ne zamandan beri şeytana esarete özgürlük dediysek o günden itibaren gönlümüzden Ayasofyayı sildik. Ona yabancılaştık. Ahirzaman fetretinin tortusu sinen gönüller Ayasofyaya yabancılaşmıştır.
Sözgelimi, Emrullah Beytar gibi kimi yazarlarımız Ayasofyanın cami olarak açılmasına karşı çıkarken Ayasofya kilise olarak açılmalıdır tezini savunuyorlar. Bir gün Umut Işığı Derneğinden Mustafa Güven arkadaşımızla sohbet ederken bir üçüncü şahıs da aynısını savunmuş ve ağzımız açıkta kalmıştı. Beyler mesele gayet vahim. Mesele Patrikhane de değil. Patrik Bartholomeos Anadoluda hava değişti derken buna işaret etmiş olmalıdır. Ulusalcılık dini zemini zayıflatmış ve ona karşı çıkarken de dindarlar maksadı aşmış; küresel güçlerle ittifaka gideyim derken bu gibi meseleleri hafife alır olmuşlardır. Bütün mesele budur. Ayasofyanın yeniden kilise yapılmasını isteyen Beytar gerekçesini Hacc suresinin 40. ayetine dayandırıyor. Beytar, ayetin bir dine ait bir mabedin bir başka dinin mabedine dönüştürülemeyeceği güvencesi olduğunu savunuyor. Buradaki statü Fetih Statüsüdür. Kudüsü Hazreti Ömer Fethetmiş lakin Mescid-i Aksayı yeniden kurmamış veya yenilememiştir. Onu yenileyenler Emeviler olmuştur. Bugün ise Beytarın tezini savunan Yahudiler El Halildeki Halil Camiini çifte statülü hale getirmişken Mescid-i Aksayı da yeniden Süleyman Mabedine çevirmek niyet ve derdindeler. Emrullah Beytar gibilerine göre bu durumda Yahudiler meşruiyet sahibi olmuş oluyorlar. Ayodha Camii için de aynı durum söz konusudur. Osmanlıların Ayasofya Kilisesini camiye dönüştürmelerinin dinen sakıncalı ve yanlış olduğunu iddia eden Beytar, Said Nursinin Ayasofyanın müzeden ibadethaneye dönüştürülmesi gerektiği yönünde talep ve söylemlerinin mevcut olmakla beraber buranın camiye dönüştürülmesi gerektiği yönünde açık bir talebine rastlamadığını ileri sürdü. Bu zata göre pekala Bediüzzaman veya Süleyman Efendi müze/caminin kiliseye çevrilmesini niyet etmiş olabilirler!... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 01.10.2010 | | | ÇiftstatülüAyasofyaÇift statülü Ayasofya |
|
| Memurun taleplerine ret | Posta | 27.08.2010 05:15 |  | | Sözleşmeli statünün kaldırılması dahil, sendikaların hiçbirinin isteği kabul edilmedi
Gerekçe kamu avantajı
Hükümet ile memur sendikaları arasında sürdürülen toplu görüşmelerde, kamu çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dönük ana talepler Kamu İşveren Kurulunca uygun görülmedi.
Sendikalar, hükümetten öncelikli olarak, kamuda farklı istihdam türlerinden vazgeçilmesini, geçici ve sözleşmeli çalışanların, kadrolu memurla aynı mali ve sosyal haklara sahip olmasını istemişti. Ancak bu talep, sözleşme ve geçici statünün kamuya avantajları gerekçe gösterilerek reddedildi.
Tek şart aile olamaz
Sendikaların bir talebi de Tayin ve atamalarda aile... | | Posta Ekonomi 27.08.2010 | | | MemuruntaleplerineretMemurun taleplerine ret |
|
| Memurun taleplerine ret | Posta | 27.08.2010 05:15 |  | | Sözleşmeli statünün kaldırılması dahil, sendikaların hiçbirinin isteği kabul edilmedi
Gerekçe kamu avantajı
Hükümet ile memur sendikaları arasında sürdürülen toplu görüşmelerde, kamu çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dönük ana talepler Kamu İşveren Kurulunca uygun görülmedi.
Sendikalar, hükümetten öncelikli olarak, kamuda farklı istihdam türlerinden vazgeçilmesini, geçici ve sözleşmeli çalışanların, kadrolu memurla aynı mali ve sosyal haklara sahip olmasını istemişti. Ancak bu talep, sözleşme ve geçici statünün kamuya avantajları gerekçe gösterilerek reddedildi.
Tek şart aile olamaz
Sendikaların bir talebi de Tayin ve atamalarda aile... | | Posta Son Dakika 27.08.2010 | | | MemuruntaleplerineretMemurun taleplerine ret |
|
| Memurun taleplerine ret | Posta | 27.08.2010 05:12 |  | | Sözleşmeli statünün kaldırılması dahil, sendikaların hiçbirinin isteği kabul edilmedi
Gerekçe kamu avantajı
Hükümet ile memur sendikaları arasında sürdürülen toplu görüşmelerde, kamu çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dönük ana talepler Kamu İşveren Kurulunca uygun görülmedi.
Sendikalar, hükümetten öncelikli olarak, kamuda farklı istihdam türlerinden vazgeçilmesini, geçici ve sözleşmeli çalışanların, kadrolu memurla aynı mali ve sosyal haklara sahip olmasını istemişti. Ancak bu talep, sözleşme ve geçici statünün kamuya avantajları gerekçe gösterilerek reddedildi.
Tek şart aile olamaz
Sendikaların bir talebi de Tayin ve atamalarda aile... | | Posta Günün İçinden 27.08.2010 | | | MemuruntaleplerineretMemurun taleplerine ret |
|
| Memurun taleplerine ret | Posta | 27.08.2010 05:05 |  | | Sözleşmeli statünün kaldırılması dahil, sendikaların hiçbirinin isteği kabul edilmedi
Gerekçe kamu avantajı
Hükümet ile memur sendikaları arasında sürdürülen toplu görüşmelerde, kamu çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesine dönük ana talepler Kamu İşveren Kurulunca uygun görülmedi.
Sendikalar, hükümetten öncelikli olarak, kamuda farklı istihdam türlerinden vazgeçilmesini, geçici ve sözleşmeli çalışanların, kadrolu memurla aynı mali ve sosyal haklara sahip olmasını istemişti. Ancak bu talep, sözleşme ve geçici statünün kamuya avantajları gerekçe gösterilerek reddedildi.
Tek şart aile olamaz
Sendikaların bir talebi de Tayin ve atamalarda aile... | | Posta Güncel 27.08.2010 | | | MemuruntaleplerineretMemurun taleplerine ret |
|
| Yeni bir Lehman dönemi mi yaklaşıyor? | NTV | 19.08.2010 10:12 |  | | |
| Tam günün amacı | Radikal | 15.08.2010 00:03 |  | | | - HÜSEYİN CAHİT ALTAN
Sağlık sektörünün yüzde 95i devlet kontrolünde. Eğer Bakanımız kısmi statünün hastalar açısından bir para tuzağı haline geldiği için kaldırılması gerektiğini iddia ediyorsa, birincisi bu konuda ne sayıda soruşturma açtırmış olduğunu sormak, ikincisi aczini itiraf ettiği için kendisini tebrik etmek gerekir | | Radikal Ek 15.08.2010 | | | TamgününamacıTam günün amacı |
|
| Şanlıurfaspor yeni statüden memnun | Samanyolu Haber | 17.07.2010 12:47 |  | | 2010-2011 Sezonunda 2. Lig statüsünün 2 gruptan oluşacak olmasını değerlendiren teknik direktör Mehmet Şahan, yeni statünün geçtiğimiz yıla göre daha iyi olacağını söyledi. 2. Lig müsabakaları statüsünün kendileri için avantajı olduğu kadar dezavantajının da olduğunu belirten Şanlıurfaspor Teknik Direktörü Mehmet Şahan, TFFnin yeni statüsüne göre doğu-batı ligi gibi bir lig sitemi oluşturulduğunu ifade etti.
Eskiden 4 grupla oynanan TFF 2. Ligin, artık 2 gruptan oluşacağını hatırlatan Şahan, ?Bu sezon 2. Ligde 36 takım var. 18er takım iki grup şeklinde mücadele edecek. Bu ayın 19unda ise kura çekimi ile takımlarla eşleşeceğiz. 2 Lig müsabakaları statüsünün bizim için avantajları olduğu kadar, dezavantajları da var. Eskiden bölge bölge eşleşirken, şimdi tüm Türkiye çapında her herhangi bir takımla eşleşeceğiz. Tabi ki statünün değişmesiyle uzak deplasmanlara da gideceğiz ve buda takımlara maddi yönde büyük bir yük olacak.? dedi.
Statünün Şanlıurfaspor?a hayırlı olmasını dileyen Şahan, ?Şuanda ligimizin iki gruptan oluşmasının daha avantajlı olacağını düşünüyorum. Bu uygulamanın eski sisteme göre daha iyi olacağından yanayım. Daha önce kendi bölgesindeki takımlarla oynayan kulüpler, bundan sonra Türkiye genelinde oynayacakları için kadrolarını daha da güçlü kurmak zorundadırlar? şeklinde konuştu.
?Geçen yıl özellikle bizim grupta bulunan takımlardan futbolcuları seçiyorduk? diyen Şahan, statünün değişmesiyle beraber Türkiye genelinde oynayan futbolcuları seçmek zorunda kaldıklarını söyledi.
CİHAN
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.07.2010 | | | ŞanlıurfasporyenistatüdenmemnunŞanlıurfaspor yeni statüden memnun |
|
| Zengin parasıyla memur cipiyle... | Bugün | 13.06.2010 23:03 |  | | |
| Hesaplaşmaya izin verilecek mi? | Milli Gazete | 15.05.2010 20:40 |  | | | Yüksek Seçim Kurulu(YSK) referandum tarihini 12 Eylül olarak belirlediğini açıkladı. Buna göre referandum için tarih eski yasaya göre 4 ay olarak belirlenmiş oluyor. Bu noktada işin hukuki yönü üzerinde duracak, bir takım yorumlara girecek değilim. Çünkü, bu konuda farklı görüşler var. Kimileri Anayasa Mahkemesinin iptal talebini görüşürken sıkışmaması ve kararın referandum sonrasına kalmasını engellemek için 4 aylık sürenin belirlendiğini ileri sürüyor. Böyle bir yaklaşımı kabul etmek Yüksek Seçim Kurulunun hukuki değil siyasi bir karar verdiğini kabul etmek anlamına gelir. Karar alınmış referandum takviminin işlemeye başladığı şu noktada bu tür tartışmalarla sonuç almanın mümkün olmadığı ortadadır. Zaten bu tür tartışma ve sürtüşmelere son vermek için anayasa değişikliği yapılmadı mı?
Elbette mevcut statünün devam etmesinden yana olanlar ellerindeki imkanı kullanarak değişikliği engellemeye çalışacaklardır. Bu da normal bir davranış biçimidir. Üzerinde durmak istediğim husus ise 12 Eylül darbe anayasasında yapılmış geniş çaplı değişikliğin halk oyuna sunulma tarihinin de 12 Eylül olarak tespit edilmiş olmasıdır. Buna göre halk 12 Eylül 2010 tarihinde darbeden 30 yıl sonra tavrını açıklayacaktır. Gerçi darbeden bu yana halk hiçbir seçimde darbeci zihniyetin temsilcilerini tek başına iktidar yapmayarak bir değil çeşitli kereler tavrını ilan etmiştir ama bu defa 12 Eylül darbesinin ardından anayasa hükmü haline getirilmiş bir zihniyetin devam edip etmemesi konusunda ne istediğini gösterecektir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 15.05.2010 | | | Hesaplaşmayaizinverilecekmi?Hesaplaşmaya izin verilecek mi? |
|
| Bangladeş, Roma Statüsünü onaylayan 111. ülke oldu | Zaman | 24.03.2010 15:07 |  | | |
| Bahçeli ev isteyen, Ataköy'ü terk ediyor | Zaman | 28.02.2010 01:52 |  | | Kat sayısı 15 ve üzerinde olan apartmanlardan oluşan Türkiyedeki lüks konut sitelerinin ilki, prestiji ve statünün sembolü İstanbul sahilindeki Ataköyde oturanlar, artık az katlı bahçeli evi tercih ediyor. Eston Yapı Genel Müdürü Kaan Yücel, inşa ettikleri az katlı ve bahçeli evleri Ataköy ve Bahçeşehir gibi lüks sitelerde oturanların satın aldığını söyledi. | | Zaman Ekonomi 28.02.2010 | | | BahçelievisteyenAtaköyüterkediyorBahçeli ev isteyen Ataköyü terk ediyor |
|
| Burhan Kuzu: Başka çare yok | Samanyolu Haber | 22.02.2010 17:48 |  | | TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, yargıda son günlerde kendileri dışında gelişen olayların, başkaldırıların ve kurumlar arasındaki ihtilafların arkasında AK Partinin kapatılma davası olduğunu söyledi. Kuzu, Allahın bildiğini kuldan mı saklayacağız. Dava açılırsa ne olur biz de seçime gideriz başka da çare yok. Kararı vatandaş verecek dedi.
Çorum Belediyesinin davetlisi olarak kente gelen Burhan Kuzu, bu akşam düzenlenecek Değişen Türkiyede Yeni Anayasa Tartışmaları konulu konferansa konuşmacı olarak katılacak.
Belediye Başkanı Muzaffer Külcüyü ziyaretinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Burhan Kuzu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile yaptığı telefon konuşmalarının basına yansımasıyla ilgili olarak, Zannediyorum orada Sayın Gökçeki dinlerken ben teknik takibe takıldım. Yoksa benim neyimi dinleyecekler. Kendisi hakkında görevi kötüye kullanmayla ilgili açılmış bir dava var. Görevi kötüye kullanma içine her şey girebilir, biz buna hukukta torba madde diyoruz. Bu başkanların korkulu rüyasıdır. Melih beye de bir sürçükleme olmuş acaba bu tip suçlar da buna giriyor mu, bir değişiklik olabilir mi? dedi. Bir değişiklik yapılmadı. Buradaki asıl konu yasa dışı dinlemelerdir. Yasa dışı dinlemelere her zaman karşı oldum. İki kişinin konuşması sadece hakim tarafından dinlenebilir. Yasa dışı dinlemelere karşıyız. Yasal dinlemeler de keşke olmasa ama bazen başka çare olmuyor. Allahtan bir şey dememişiz. Sadece başbakan ve benim değil kimseninki yayınlanmamalı. Dinlemeleri yayınlamakla ilgili 4 bin açılmış dava var. ifadesini kullandı.
YARGIDAKİ TARTIŞMALARIN ARKASINDA KAPATMA DAVASI VAR
Bir gazetecinin sorusu üzerine Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihanerin tutuklanmasını da değerlendiren Burhan Kuzu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) kararını eleştirdi.
Kuzu, şunları söyledi: Erzincan Erzurum hattında bir dava var. Burada beni ilgilendiren konu, hiçbir inceleme yapmadan hakimler kurulunun apar topar toplanarak özel görevli bu savcıları görevden almasıdır. Bu yanlış bir karardır. Diyelimki doğru, bu durumda Yargıtayın hemen balyoz gibi açıklaması geldi. Bu da yetmedi Danıştay, yetmedi YARSAV, o da yetmedi Türkiye Barolar Birliğinin açıklamaları bu da yetmedi beşli beşli Yargıtay, Danıştay üyelerinin HSYKyi ziyaret etmeleri. Oldu olacak çelenk götürsünler.
Böylesine bir başkaldırıyı doğru bulmadığını vurgulayan Kuzu, Bu aslında yargıyı yıpratıyor. Benim buradaki derdim yargıyı korumak bunu samimi söylüyorum. Yargı bu kadar kendini ortaya çıkarmamalı. Yargı siyasetçi gibi değildir. Siyasetçinin ufak tefek kusuru olsa bu seçimde temizlenir. Biri gider diğeri gelir. Yargıdaki siyah bir leke beyazdaki siyah gibi gözükür, o yüzden yargının bağımsızlığı önemli ama tarafsızlığı da çok önemli. Tarafsızlığını kaybeden bir yargının vereceğe karara da herkes şüpheyle bakar. Zaten bütün bu planlar, projeler, başkaldırılar, kurumlar arasındaki ihtilafların arkasında AK Partinin kapatılma davası var. Allahın bildiğini kuldan mı saklayacağız. Dava açılırsa ne olur biz de seçime gideriz başka da çare yok. Kararı vatandaş verecek. Sekiz yüz sayfalık daha önceki yaptığımız gibi savunma yapacak değiliz. Dava anlamsız. Başı yok sonu olmayan bir dava. Yaptım oldu cinsinden bir dava olacak açılırsa. Yargıyla alakalı olarak son dönemlerde yapılanlara bakın bir savcı yanlış karar veriyor, tutuklayan hakim üst mahkemeye itiraz ediliyor yine hakim. Bunların bütün hesapları bizden soruluyor ne güzel yani nasıl bir şeyse bunu da anlamakta zorlanıyorum. şeklinde konuştu.
HALKA GİDİLİRSE DEMİREL DE SEZER DE ÇIKAR ŞENLİK OLUR
Cumhurbaşkanının görev süresi hakkında da açıklamalarda bulunan Burhan Kuzu, kamu hukukunda statünün korunması konusunu hatırlattı.
Kuzu, Biri bir yere seçilerek geldiyse süreyi kısaltmak için bir gerekçe olması lazım. Diyelim ki cumhurbaşkanını 7 yıllığına seçtik daha sonra 5 yıla indirdik. Cumhurbaşkanı seçtikten sonra 9 yıla çıkartsaydık yok diyecektiniz. Aşağı çektiğin zaman olur yukarı çektiğinde olmaz. 5+5 yeni bir formüldür halk tarafından seçilir. O zaman Demirel de gelir Sezer de çıkar şenlik olur onlar için de yol açılır. açıklamalarında bulundu.
Çorum Belediyesinin ardından AK Parti İl Başkanlığına giden Kuzu, son olarak Vali Mustafa Toprakı makamında ziyaret etti.
Dinlenmek için Anitta Otele geçen Kuzu, saat 19.30da Devlet Tiyatro Salonunda konferans verecek.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.02.2010 | | | BurhanKuzuBaşkaçareyokBurhan Kuzu Başka çare yok |
|
| Kayserispor'da kaleci sorunu | Radikal | 22.01.2010 13:28 |  | | |
| Kayserispor'da kaleci sorunu | Radikal | 22.01.2010 13:22 |  | | |
| Yunus balıkları insanlar kadar ZEKİ çıktı! | Türkiye Gazetesi | 05.01.2010 02:31 |  | | | Yunus balıklarının insanlardan sonra en parlak beyne sahip olduğu belirlendi. Atlanta’daki Emory Üniversitesi’nden zoolog Lori Marino tarafından yapılan araştırma, yunusların beyinlerinin yüksek zekâyla bağlantılı birçok özelliğe sahip olduğunu gösterdi. Yunuslar uzun zamandır zekâlarıyla tanınıyor, ancak üç yaşındaki bir çocuğun zekâ seviyesine sahip olabilen şempanzelerin, yunuslardan daha zeki olduğu zannediliyordu. Yunusların belirgin bir kişilikleri olduğu, kendilerinin farkında oldukları ve gelecek hakkında düşünebildikleri belirtildi. Bu durumda yunuslara insanlarla aynı statünün verilmesini isteyen uzmanlar, böylesine zeki hayvanların eğlence parklarında kullanılmalarının ve öldürülmelerinin zalimlik olduğuna dikkat çekiyorlar. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 05.01.2010 | | | YunusbalıklarıinsanlarkadarZEKİçıktıYunus balıkları insanlar kadar ZEKİ çıktı |
|
| Katalanlar Madrid'i zorluyor
| Radikal | 14.12.2009 06:59 |  | | |
| Katalanlar Madrid'i zorluyor | Radikal | 13.12.2009 23:56 |  | | |
| 20:20 Katalan basını: "Özerklik statüsüne saygı gösterin"
| Net Gazete | 26.11.2009 20:10 |  | | | İspanyanın doğusunda kalan Katalonya bölgesinde çıkan 12 gazete, Anayasa Mahkemesine karşı ortak bir mesaj yayımlayarak, mahkemeden özerklik statüsüne saygı göstermesini istedi. Mesajda, yeni özerklik statüsünün Katalonya özerk parlamentosu, İspanyol meclisi ve yapılan referandum sonuncunda halkın onayını aldığı hatırlatılarak, 3 yıldır yürürlükte olan statünün değiştirilmesinin yanlış olacağı savunuldu. | | Net Gazete Son Dakika 26.11.2009 | | | 2020KatalanbasınıÖzerklikstatüsünesaygıgösterin
2020 Katalan basını Özerklik statüsüne saygı gösterin
|
|
|
| |