| Bir genel anlayışa göre sanatçı, edebiyatçı, özellikle şair olan bir kimsenin belirgin özelliği bohem olmasıdır. Yani kaide-kurala uymaması, hatta her türden kurala, disipline başkaldırmasıdır. Bunu da, düşünce ve duygularında olduğu gibi hareketlerinde, davranışlarında, giyim-kuşamında, kısacası yaşayışında, elbette ilişkilerinde görünür biçimde ortaya koyar. Koyması da beklenir. Ama yine de ayıplanır, kargışlanır, lanetlenir. Ciddiye alınır mı? Bence buna verilecek cevap ikirciklidir, karmaşıktır. Ancak ciddiye alınmaması, onunla, yani sanatçı ya da şair ile ilgili görülmemelidir, görülemez de. Çünkü ciddiye almama tarzındaki tutumlar, oluşmuş genel algılayışın kişiler tarafından, çoğunlukla bilinçsizce aktarılmasından öteye bir anlam taşımaz. Böyleyken, gerçek sanatçı ciddiye alınmayı bekler mi? Bir başka ifadeyle ciddiye alınıp alınmama gibi bir beklentisi, maksadı, hedefi ya da amacı var mıdır?
Hem var, ama aslında yoktur. Çünkü ciddiye alınıp alınmama sanatçı için göreceli, izafi bir şeydir. Kaldı ki, böyle bir sorun ne derecede sanatın ve sanatçının ciddiyetini ilgilendirir?... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 23.05.2012 | |