Habergec.Com Aranan Kelimeler:yargılamalardan Değerlendirme: 10 / 10 395857
habergec.com
30.05.2012 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

yargılamalardan

Arınç'tan 28 Şubat soruşturmasına ilişkin açıklama
Zaman
08.05.2012
09:27
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 28 Şubat Soruşturmasına ilişkin bu sabahki gelişmeler üzerine, Demek ki soruşturma devam ediyor. Bir an evvel iddianame varsa iddianamenin ortaya çıkması veya eğer takipsizliğe bağlanacaksa bir takipsizlik kararının bir an önce sonuçlandırılmasını ben şahsen bir hukukçu olarak da bir siyasetçi olarak da arzu ederim. Önemli bir konu. Yeni gözaltılar olacaksa soruşturma bir an evvel bitmeli diye düşünürüm. Yargı sürecidir. Soruşturma biterse arkasından kovuşturma safhası başlar. Bir an evvel bu yargılamalardan sonuç alınabilir.
Zaman
Son Dakika
08.05.2012
Arınçtan28ŞubatsoruşturmasınailişkinaçıklamaArınçtan 28 Şubat soruşturmasına ilişkin açıklama
AİHM'e başvuruda yeni uygulama geliyor
Milli Gazete
02.03.2012
20:34
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) giden dosyaları hukuk yoluyla çözmeyi amaçladıklarını söyledi. AİHM ile yeni bir mutabakata vardıklarını açıklayan Ergin, Türkiyede oluşturulacak komisyonlardan geçmeyen dosyalara AİHMin bakmayacağını belirtti. İstanbulda bir otelde düzenlenen Bab-ı Ali Toplantılarına katılan Adalet Bakanı Sadullah Ergin önemli açıklamalarda bulundu. Adalet Bakanı Ergin, uzun yargılamadan mağdur olan bazı vatandaşların AİHMe şikayette bulunduğunu hatırlattı. AİHMde açılan dava sayısının 3 bine yaklaştığını bildiren Sadullah Ergin, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kabul edeceği 23 Eylüle kadar bu dosya sayısının 3 bin 500leri bulabileceğini aktardı. AİHM ile bir mutabakata vardıklarını açıklayan Ergin, Onlara, Bu uzun yargılamalardan mağdur olan vatandaşlarımızla ilgili olarak biz kendimiz iç hukuk yolu oluşturalım ve vatandaşımızla kendimiz barışalım, helalleşelim. Bu yargılamaları siz yapmayın dedik. Mahkeme bu teklifi kabul etti. Türkiyeye pilot uygulama için bir dosya teklif etti. Bunu kabul ettik ve kabul ettiğimizi de AİHMe bildirdik. Mart ayında, önümüzdeki 15-20 gün içinde mahkeme bununla ilgili bir takvim açıklayacak ve Bu pilot dosyayı iç hukuk yoluyla neticelendirin, bunun etkin bir iç hukuk yolu olduğunu gördüğümüz anda elimizdeki kalan dosya ile ilgili yargılamaları durduruyoruz, Türkiye kendi içinde bu meseleyi halletsin diye bir karar verecek. Mart ayı içinde AİHMden bu kararı bekliyoruz. Bu karar geldiğinde Türkiyede aynen Terör Mağdurlarının Zararlarını Karşılama Komisyonu gibi ya da Loizidou davasından sonra Kıbrısta oluşturduğumuz Taşınmaz Mal Komisyonu gibi, bu komisyonlardan geçmedikçe AİHM bu konulardaki dosyalara bakmayacak. Kaldı ki, 23 Eylülden sonra Anayasa Mahkemesine bireysel olarak başvuracakları için 2012 sonundan itibaren Türkiyenin şu andaki AİHMdeki olumsuz tablosu da önemli ölçüde ortadan kalkacak şeklinde konuştu.... devamı
Milli Gazete
Güncel
02.03.2012
AİHMebaşvurudayeniuygulamageliyorAİHMe başvuruda yeni uygulama geliyor
AİHM'e başvuruda yeni uygulama geliyor
Milli Gazete
01.03.2012
11:42
İSTANBUL - Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) giden dosyaları hukuk yoluyla çözmeyi amaçladıklarını söyledi. AİHM ile yeni bir mutabakata vardıklarını açıklayan Ergin, Türkiyede oluşturulacak komisyonlardan geçmeyen dosyalara AİHMin bakmayacağını belirtti. İstanbul Mövenpick Otelde düzenlenen Bab-ı Ali Toplantılarına katılan Adalet Bakanı Sadullah Ergin önemli açıklamalarda bulundu. Adalet Bakanı Ergin, uzun yargılamadan mağdur olan bazı vatandaşların AİHMe şikayette bulunduğunu hatırlattı. AİHMde açılan dava sayısının 3 bine yaklaştığını bildiren Sadullah Ergin, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kabul edeceği 23 Eylüle kadar bu dosya sayısının 3 bin 500leri bulabileceğini aktardı. AİHM ile bir mutabakata vardıklarını açıklayan Ergin, Onlara, Bu uzun yargılamalardan mağdur olan vatandaşlarımızla ilgili olarak biz kendimiz iç hukuk yolu oluşturalım ve vatandaşımızla kendimiz barışalım, helalleşelim. Bu yargılamaları siz yapmayın dedik. Mahkeme bu teklifi kabul etti. Türkiyeye pilot uygulama için bir dosya teklif etti. Bunu kabul ettik ve kabul ettiğimizi de AİHMe bildirdik. Mart ayında, önümüzdeki 15-20 gün içinde mahkeme bununla ilgili bir takvim açıklayacak ve Bu pilot dosyayı iç hukuk yoluyla neticelendirin, bunun etkin bir iç hukuk yolu olduğunu gördüğümüz anda elimizdeki kalan dosya ile ilgili yargılamaları durduruyoruz, Türkiye kendi içinde bu meseleyi halletsin diye bir karar verecek. Mart ayı içinde AİHMden bu kararı bekliyoruz. Bu karar geldiğinde Türkiyede aynen Terör Mağdurlarının Zararlarını Karşılama Komisyonu gibi ya da Loizidou davasından sonra Kıbrısta oluşturduğumuz Taşınmaz Mal Komisyonu gibi, bu komisyonlardan geçmedikçe AİHM bu konulardaki dosyalara bakmayacak. Kaldı ki, 23 Eylülden sonra Anayasa Mahkemesine bireysel olarak başvuracakları için 2012 sonundan itibaren Türkiyenin şu andaki AİHMdeki olumsuz tablosu da önemli ölçüde ortadan kalkacak şeklinde konuştu.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
01.03.2012
AİHMebaşvurudayeniuygulamageliyorAİHMe başvuruda yeni uygulama geliyor
Bu ülkenin üvey evlatları değiliz
Milli Gazete
12.02.2012
12:05
Resen Emekliler Derneği Başkanı Servet Kahramaner, bu ülkeye şerefiyle hizmet etmiş Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları olduklarını belirtti. Disiplinsizlik adı altında, yasal hiçbir dayanağı olmayan ve yargılamalardan dolayı meslekten men edildiklerini söyleyen Kahramaner, Bu ülkenin üvey evlatları değil, öz evlatlarıyız. Kimsenin bizleri ötekileştirmeye hakkı yok. Olağanüstü dönemlerin olağanüstü şartlarında, yargılanmadan, keyfi uygulamalara maruz bırakılarak sistem dışına itildik. dedi.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
12.02.2012
BuülkeninüveyevlatlarıdeğilizBu ülkenin üvey evlatları değiliz
Atatürk kendi medyasını kurdu
Taraf Gazetesi
08.02.2012
01:53
TAHA Akyol: Atatürk?ün, ?Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek? diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926?daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Taraf Gazetesi
Son Dakika
08.02.2012
AtatürkkendimedyasınıkurduAtatürk kendi medyasını kurdu
Arabuluculuk, yargılamalardan daha hızlı ve ucuz olacak
Zaman
04.02.2012
16:58
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Alt Komisyonunda tamamlandı.
Zaman
Bölge
04.02.2012
ArabuluculukyargılamalardandahahızlıveucuzolacakArabuluculuk yargılamalardan daha hızlı ve ucuz olacak
Hukukta arabuluculuk, yargılamalardan hızlı olacak
Milli Gazete
04.02.2012
10:00
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Alt Komisyonunda tamamlandı. Bundan sonraki süreci Adalet Komisyonu yönetecek. Tasarının hazırlanmasında görev alan hukukçulardan biri olan Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Özekes, arabuluculuk yönteminin birçok açıdan adli yargıdan daha avantajlı olduğunu belirterek, Arabuluculukta sonucu taraflar belirler, geleceğe bakılır, daha az masraflıdır, çok daha hızlı karar verilir, güvenilirlik ve gizlilik ön plandadır, psikolojik risk azdır. dedi.Tasarıyla ilgili eleştirilerin çoğunlukla bilgisizlik veya ideolojik yaklaşımlardan kaynaklandığını söyleyen Özekes, avukatların mesleğinin önleneceği, alternatif bir yargı sistemi olacağı iddialarının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Arabuluculuk Kanun Tasarısının hazırlık aşamasında yaşadıkları zorluklara değinerek, yapılan eleştirilere şöyle cevap verdi: Son yıllarda Türk hukukunda üzerinde bu kadar durulan, tartışılan ve hem de bu kadar yanlış anlaşılan hukuki bir konu yok diyebiliriz. Tasarı okunmadan, müessese anlaşılmadan görüş bildiriliyor. Komisyonda bulunduğumuzdan, gittiğimiz her yerde eleştirilerle karşılaşıyoruz. Hocam, avukatların tekerine çomak sokacaksınız. deniyor. Nasıl yaptıysanız siz de bu işin içinde yer alarak kandırılmışsınız. deniyor. Bir menfaatin peşindesiniz. deniyor. Devletin bölüneceğinden irticanın getirileceğine kadar nerdeyse bu tasarı her şeyi yapabilecek sanılmaya başladı. Bu eleştirilerin bilgisizlikten kaynaklandığına inanıyoruz.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
04.02.2012
HukuktaarabuluculukyargılamalardanhızlıolacakHukukta arabuluculuk yargılamalardan hızlı olacak
Özekes: Hukukta Arabuluculuk, Yargılamalardan Daha ...
Haberler.com
03.02.2012
09:51
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Alt Komisyonunda tamamlandı.
Haberler.com
Güncel
03.02.2012
ÖzekesHukuktaArabuluculukYargılamalardanDahaÖzekes Hukukta Arabuluculuk Yargılamalardan Daha
Özekes: Hukukta Arabuluculuk, Yargılamalardan Daha ...
Haberler.com
03.02.2012
09:51
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Alt Komisyonunda tamamlandı.
Haberler.com
Son Dakika
03.02.2012
ÖzekesHukuktaArabuluculukYargılamalardanDahaÖzekes Hukukta Arabuluculuk Yargılamalardan Daha
"Temel Sorun Uzun Yargılamalar"
TRT
11.12.2011
11:28
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yargı sistemindeki temel sorunun uzun yargılamalardan kaynaklandığını belirtti.
TRT
Kültür
11.12.2011
TemelSorunUzunYargılamalarTemel Sorun Uzun Yargılamalar
"Temel Sorun Uzun Yargılamalar"
TRT
11.12.2011
11:16
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yargı sistemindeki temel sorunun uzun yargılamalardan kaynaklandığını belirtti.
TRT
Son Dakika
11.12.2011
TemelSorunUzunYargılamalarTemel Sorun Uzun Yargılamalar
"Temel Sorun Uzun Yargılamalar"
TRT
11.12.2011
10:25
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yargı sistemindeki temel sorunun uzun yargılamalardan kaynaklandığını belirtti.
TRT
Güncel
11.12.2011
TemelSorunUzunYargılamalarTemel Sorun Uzun Yargılamalar
'30 yıldır bugünü bekliyorduk'
Samanyolu Haber
09.04.2011
06:50
Bu haber en çok onları sevindirdi: Evet oyu vermemizin hayrını görmeye başladık

Referandumla 12 Eylüle yargı yolunun açılmasının ardından başlatılan soruşturma, darbe mağduru ülkücüleri ve ailelerini sevindirdi. Eski Balıkesir Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Ulu, savcılığın kararını gözyaşlarıyla karşılamış. Mamakta idam edilen arkadaşlarının hesabının sorulacağını öğrendiği gün için bizim bayramımız ifadesini kullanıyor. Mürüvvet Esendağ ve Birsel Duracık da, Ulu ile ortak duyguları paylaşan iki anne. 18 yaşında 5 aylık evliyken gözaltına alınıp darağacına gönderilen Esendağın 72 yaşındaki annesi Mürüvvet Hanım, duygularını, Dualarım kabul oldu sözleriyle dile getiriyor. 22sinde idam edilen Selçuk Duracıkın annesi 70 yaşındaki Birsel Hanım ise 30 senedir acısının dinmediğini vurguluyor. 12 Eylül askerî darbesine yargı yolunun açılması, o dönemde asılan Manisalı ülkücüler Halil Esendağ ve Selçuk Duracıkın annelerini sevindirdi. 18 yaşında 5 aylık evliyken gözaltına alınıp 3 yıl sonra darağacına gönderilen Esendağın 72 yaşındaki annesi Mürüvvet Esendağ, duygularını, Duam kabul oldu. Şimdi cezaevine gittiklerini göreyim, başka bir şey istemiyorum. sözleriyle ifade ediyor. Darbecilerin cezasız kalmaması için 30 yıldır Allaha dua ettiğini anlatan Esendağ, başta Kenan Evren olmak üzere Millî Güvenlik Konseyi üyelerinden sağ olanların hepsinin ceza almasını istiyor. Manisanın Saruhanlı ilçesi Gözlet köyünde yaşayan anne Esendağ, artık davanın sonucunu görecek kadar yaşamak için dua ediyor. Esendağ, Halilim, üç sene hücrede bekletildi ve sonra idam edildi. Ceza almış çocuk, hücrede yatırılır mı? 31 yıldır yaşadığımızı bir Allah, bir de ben bilirim. Allah bunları bildiği gibi yapsın. ifadelerini kullanıyor. 22 yaşında idam edilen Selçuk Duracıkın annesi Birsel Duracık da darbenin komutanı Kenan Evrenle asıl ölünce hesaplaşacağını söylüyor. Manisa Turgutluda yaşayan 70 yaşındaki anne Duracık, Her şeyi Allahtan istedim. Ölünce on parmağım onun (Evrenin) yakasında olacak. Dua ediyorum, öbür dünyada hesaplaşacağım. diye konuşuyor. 30 senedir acısının dinmediğini ifade ederken, Ben de bir anneyim. Oğlumu bin bir zahmetle büyüttüm, sonra da acısını yaşadım. 30 sene oldu, hâlâ unutamıyoruz. diyor. Selçuk Duracık ve Halil Esendağ, 12 Eylül darbesine giden günlerde Manisanın Turgutlu ilçesinde yaşanan olaylar nedeniyle tutuklanıp Buca Cezaevine konuldu. Yargılamalardan her iki isim için de idam kararı çıktı. Darbenin ardından sağ ve sol gruplardan idam cezasına çarptırılıp infaz edilen 50 isimden ikisi onlardı. 1983 senesinin 4 Haziranını 5 Hazirana bağlayan yağmurlu bir gece yarısında ikisi de asıldı. Koğuş arkadaşları onlardan geriye birer çetele buldu. 8-9 yaşlarına kadar inmiş ve bütün namaz ve oruçlarını tamamladıklarını gösteren bir çizelge yapmışlardı. Genç fidanların acı haberi, ailelerini perişan etti. Fakat Selçukun babasının acısı daha bir başkaydı. Zira, hakkında yakalama kararı bulunan Selçuku, polislere babası Emrullah Duracık teslim etmişti. Fakat neticenin böyle olacağını hiç hesap etmemişti. Oğlunu kendi elleriyle toprağa veren baba, kahrından hastalanarak birkaç yıl sonra vefat etti. Halilden geriye de celladının şu cümleleri kaldı: Son anında kulağıma eğilip, Hakkını helal et dedi. O fısıldamayla beraber yüreğim titredi. Mahir Damatlar (1980 öncesi Ülkücü Hareketin liderlerinden): 12 Eylül tarihimizde bir kara lekedir. Kendimizi o dönemin mağdurları olarak görmüyoruz. O dönem, Türkiyenin içeride ve dışarıda katledildiği bir süreçtir. Dönemin mağduru biz değiliz, asıl mağdur devlettir. Bu açıdan 12 Eylül 1980 darbesi ile ilgili 31 yıl geçtikten sonra, o döneme ilişkin böyle bir soruşturmanın açılmasını olumlu görüyoruz. Bu, kara lekenin silinmesi açısından bir fırsattır. Soruşturma, elbette mazimizdeki pürüzlerin giderilmesini sağlayacaktır. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesini ümit ediyoruz. Alaattin Aldemir (Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı): Referandumda Evet dedik. Bizim için güzel bir hediye oldu. Amacımız, intikam almak değil. Dünden intikam almak değil, yarının Türkiyesinin önü açılsın diye bu kampanyayı yapmıştık. Bir daha darbe, ihtilal, cunta kurmaya kimsenin tevessül etmemesine yönelik bir mesajdır. Bu da demokratikleşme açısından çok önemlidir. 12 Eylülcülerin yargılanmasına müdahil olacağız. Herkesin davacı olması için elimizden geleni yapacağız, destek vereceğiz. Kimse bundan böyle bu tür şeylere teşebbüs edemesin. Vicdani sorumluluk sahibinde olan çok sayıda ülküdaşımız, referandumda hayır dedikleri için bugün vicdani pişmanlık içindeler. Ama üzülmelerine gerek yok, Türkiye doğru yola girmiştir. Bundan sonra demokratikleşmeye katkı sağlasınlar. Ahmet Ulu (Eski Balıkesir Ülkü Ocakları Başkanı): İdama giden arkadaşlarının hesabının sorulması için yapılan yeni görevlendirme kararını büyük bir sevinçle karşıladık. (Gözyaşlarına hakim olamıyor.) Bugün bizim için bayram günüdür, çünkü 12 Eylül sanıkları yargılan
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.04.2011
30yıldırbugünübekliyorduk30 yıldır bugünü bekliyorduk
AİHM de yüksek yargıdan şikâyetçi
Samanyolu Haber
07.02.2011
07:12
Geçmişte işkence sebebiyle karnesi kabarık olan Türkiye, şimdi yargının ağır işleyişinden kaynaklanan problemlerle AİHMnin gündeminde.

2003te uzun süren yargılamalarla ilgili sadece 3 olan şikâyet sayısı, 2010da 83e yükseldi. AİHMnin Türk yargıcı Ayşe Işıl Karakaş, Bunca reforma rağmen işler yolunda gitmiyor. Baş sorumlu olarak yargıyı görüyorum. dedi. Yargının ağır işleyişi ve uzun tutukluluk süreleri, son günlerdeki tartışmaların ana noktasını oluşturuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2010 yılı raporu da bu duruma dikkat çekiyor. Rapora göre, Türkiye, 2010da yargı alanında en çok ihlal yapan ülkeler arasında yer alıyor. En yaygın ihlallerin başında ise adil yargılamayı engelleme ve uzun yargılama süreleri geliyor. Özetle geçmiş dönemlerde işkence, kötü muamele sebebiyle karnesi bir hayli kabarık olan Türkiye, şimdi yargının hantallığından kaynaklanan problemlerle AİHMnin gündeminde. 2010 raporunda Türkiye hakkında verilen 278 karardan 228inde en az bir ihlal tespit edildiği belirtiliyor. İhlal kararlarının 83ünde uzun süren yargılamalar başı çekiyor, bunu 80le özgürlük ve güvenlik ihlali, 42 ile de adil yargılanma hakkı takip ediyor. AİHMnin daha önceki raporlarındaki bilgiler ise uzun yargılama şikâyetlerinin geçmiş dönemlerde neredeyse sıfır noktasında olduğunu gösteriyor. Örneğin 2003te uzun yargılamayla ilgili AİHMye giden şikayet sayısı sadece 3. AİHMnin Türk yargıcı Ayşe Işıl Karakaş da, Türkiyeyle ilgili mahkumiyet kararlarının çoğunluğunun yargılamanın uzunluğundan kaynaklandığını söyledi. Karakaş, Yargıtayın iş yükünün bir kısmı istinafa aktarılırsa yargılamanın hızı artabilir. Avrupa ülkelerinde bu sistem çok güzel işliyor. dedi. Prof. Dr. Ergun Özbudun da çözüm için Yargıtaydaki daire sayısının artırılmasını ve istinaf mahkemelerinin teşkil edilmesini önerdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2010 yılı ihlaller raporu da yargıdaki ağır işleyişi gözler önüne serdi. Rapora göre, Türkiye, 2010da yargı alanında en çok ihlal yapan ülke sıralamasında önde gelen ülkeler arasında. 2010 raporunda Türkiye hakkında verilen 278 karardan 228inde en az bir ihlal tespit edildiği belirtiliyor. İhlal kararlarının 83ünde uzun süren yargılamalar en başta gelirken, bunu 80le özgürlük ve güvenlik ihlali, 42 ile adil yargılanma hakkı oluşturuyor. 2009 rakamlarında da uzun yargılamalardan kaynaklanan şikâyetler dikkat çekiyor. AİHMnin daha önceki raporlarındaki bilgiler ise 2010da birinci sıraya yerleşen uzun yargılama şikâyetlerinin geçmiş dönemlerde neredeyse sıfır noktasında olduğunu gösteriyor. Örneğin 2003te iç hukuk yollarını tüketerek AİHMye taşınan davalar içinde yargılama süresinin uzun olmasıyla ilgili şikâyet sayısı sadece 3. Raporda ayrıca Türkiyeden gelen müracaatların giderek arttığına dikkat çekiliyor. 2007de 2 bin 828 olan müracaatların 2008de 3 bin 706, 2009da 4 bin 474e çıktığı belirtiliyor. Öte yandan mahkeme, Avrupanın genişlemeden sorumlu komisyonunun 2009 yılı raporuna atıfta bulunarak Türkiyenin Uluslararası İnsan Hakları Kanununa uyum göstermekte ilerleme kaydettiğini ancak AİHM kararlarının uygulanması için gereken yasal düzenlemelerin çıkarılmamasının en önemli sorun olarak ortaya çıktığını söylüyor. İnsan haklarını güçlendirmek için birtakım değişikliklerin yapılması gerektiğini belirten AİHM, Bağımsız İnsan Hakları Ombudsmanlığı sisteminin uygulanmasının gerekli olduğunun altını çiziyor. 47 ülke tarafından tanınan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi istatistiklerine göre 1 Ocak itibarıyla 139 bin 650 başvuru değerlendirilmeyi bekliyor. 61 binden fazla dosya da halen değerlendirmede. Raporda başvuruların yüzde 10,9unun Türkiyeden geldiği belirtiliyor. 2010 yılı Türkiye raporunda en fazla ihlalin tespit edildiği yargının hantallığından kaynaklanan uzun süren yargılamalar son 5 yılda hızla arttı. 2003te 3 olan bu ihlal, 2004te 8, 2005te 32, 2006da 48, 2007de 67, 2008de 64, 2009da 95, 2010da ise 83 oldu. AİHM ihlaller raporunda açıklanan bu durum, yargıda reform ihtiyaçlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiyenin uzun tutuklama süreleri ve adil yargılama hakkının engellenmesi nedeniyle AİHMde çok sayıda davayı kaybettiğini belirten Avukat Bilal Çalışır, raporun yargı reformunun artık kaçınılmaz olduğunu gösterdiğini söylüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türk yargıcı Ayşe Işıl Karakaş ise son 1 yılda Türkiyeden AİHMye başvurularda yüzde 30luk artış olduğunu anlatıyor. AİHMnin Türkiye hakkındaki mahkumiyet kararlarının çoğunluğunu da yargılamanın uzunluğunun oluşturduğunu ifade ediyor. Karakaş, şunları söylüyor: Aslında avrupa insan hakları sistemi ihlallerin iç hukukta giderilmesine yönelik bir sistem, asıl koruma iç hukukta sağlanmalı. Ama maalesef hukuki meseleler Türkiye içerisinde hallolmayınca, AİHM bir temyiz mahkemesi gibi oluyor. Maalesef Türkiyeden gelen dosyaların da yüzde 99u ihlal kararıyla sonuçlanıyor. Türkiyede yapılan bunca reforma rağmen işler yolunda git
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.02.2011
AİHMdeyüksekyargıdanşikâyetçiAİHM de yüksek yargıdan şikâyetçi
Mağdurlar ilk kez konuştu
Samanyolu Haber
12.08.2010
12:13
Ergenekon davası ile ilgili gelişmeler, Yüksekova Çetesi mağdurları için de umut oldu. 1996 yılında ortaya çıkan ve zaman aşımına uğramak üzere olan 16 faili meçhul cinayetli çete davasından bugüne kadar bir sonuç çıkmadı.

Mağdurlar, olayın bir çete işi olmadığını, bunun her yere uzanabilen çok daha organizeli bir yapı olduğunu düşünüyor. Mağdurlara göre, o dönemde işlenen cinayetlerin yanı sıra dava sürecinde karşılaşılan kirli ilişki ağı, Ergenekon ve Balyoz gibi darbe planları ile büyük benzerlikler taşıyor. Yüksekovalılar, 20 yıl önce Ergenekonun soğuk yüzü ile karılaştıklarını; ancak bunu kimseye anlatamadıklarını ifade ediyor. Geçmişe göre bugün çok daha umutlu olan mağdurlar, devletin içindeki bazı unsurların işlediğine inandıkları bu cinayetlerin bir gün mutlaka ortaya çıkacağından emin. 3 Kasım 1996da meydana gelen Susurluk kazasından kısa bir süre sonra ortaya çıkan Yüksekova Çetesi, itirafçı Kahraman Bilgiçin Jandarma İstihbarat Astsubayı Hüseyin Oğuza verdiği ifadeyle deşifre oldu. Aralarında yüksek rütbeli subay ve astsubay, özel harekâtçı, köy korucuları ve bazı yerel yöneticilerin yer aldığı çetenin fidye için adam kaçırmak, faili meçhul cinayetler, askeri araçlarla uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapmak gibi ağır suçlar işlediği ileri sürüldü. Bunun üzerine peş peşe davalar açıldı. Ancak çok sayıdaki delil ve tanığa rağmen açılan davalar ya beraatla sonuçlandı ya da sürüncemede kaldı. Haklarında 553 yıl 4 ay hapis cezası istenen sanıklar tek tek salıverildi. Yıllar süren yargılamalardan sonra sadece itirafçı Bilgiçe 8 yıl ceza verildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, zaman aşımına uğramak üzere olan dava nedeniyle Türkiyeyi 103 bin Euro tazminat ödemeye mahkûm etti. 1990lı yıllarda çok sayıda Kürt kökenli bürokrat ve işadamı öldürüldü. Savaş Buldan, Behçet Cantük gibi işadamlarının yanı sıra Ankara Altındağ Nüfus Müdürü iken 1993 Ekim gecesi evinin önünden kaçırılan Yüksekovalı Abdülmecit Baskın, Gölbaşında öldürüldü. Cesedi 4 gün sonra bulundu. Yine Hakkarili Sağlık Müsteşarı Namık Erdoğan (Sanatçı Yılmaz Erdoğanın amcası) da bu dönemde öldürülen Kürt bürokratlar arasında. Cinayetler bir türlü aydınlatılamadı. Cihan Haber Ajansı, Yüksekovada Çetesi tarafından kaçırılan işadamı Necip Baskın, öldürülen Abdullah Canan ve Sabri Çardakçının yakınları ve o dönemin tanıkları ile görüştü, 27 Ağustosta zaman aşımına uğrayacak olan Yüksekova dosyasını yeniden raftan indirdi. Bu dönemde kaçırılarak öldürülen işadamlarından biri de Abdullah Canandı. Dönemin CHP milletvekili olan Esat Cananın da yeğeni olan Abdullah Canan, Karlı köyüne yapılan operasyonlarda evinin hasar gördüğünü ileri sürüp Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Canan, yapılan tüm baskı ve tehditlere rağmen şikâyetini geri almayınca, 17 Ocak 1996da gözaltına alındı. Canan, 4 gün sonra elleri ve kolları bağlanmış, ağzı tıkanmış halde işkence edildikten sonra Yüksekova-Esendere yolunda kurşuna dizilerek öldürülmüş olarak bulundu. Jandarma Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Albay Kamber Oğur, mahkemeye verdiği ifadesinde Cananı gözaltında olduğu tarihte Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanlığı revirinde başı sarılı vaziyette gördüğünü söyledi. Ancak, Cananı öldürtmekle suçlanan Binbaşı Yurdakul, Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesince beraat etti. O dönemde 23 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Abdullah Cananın oğlu Teyyüp Canan, babasının suçsuz yere öldürüldüğünü söyledi. Canan, suçlular korunduğu için Türkiyedeki davalardan bir sonuç alamadıklarını kaydetti. Canan, babasının ağır işkencelerden geçirilerek öldürüldüğünü söylerken, bu durumu Tek kelime ile vahşet sözcükleri ile ifa etti. Yüksekovada ilk öldürülenlerden biri de ilçeye bağlı Beşbulak (Dara) köyünden Sabri Çardakçı. Sabri Çardakçı, gece yarısı gelen kişiler tarafından ismi ile hitap edilerek dışarı çağrılır. Çardakçı, ağabeyinin uyarılarına rağmen çıkar, birkaç metre ileride taranarak öldürülür. Çardakçıyı öldüren şahıslar, köyün ilerisinde bekleyen panzerlere doğru koşmaya başlar. Ancak, olayın duyulma ile birlikte vatandaşların yollarını kesmesi üzerine şahıslar başka bir köye yönelerek panzerlerle olay yerinden uzaklaşmayı başarır. Diğer olaylarda olduğu gibi Çardakçının olayı da yıllar süren yargılamalara rağmen faili meçhul kalır. Yılladır suskun olan Sabri Çardakçının ağabeyi İsfendiyar Çardakçı, olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala aydınlatılamamasının devletin bir ayıbı olduğunu söyledi. PKKya bugüne kadar bir ekmek bile vermediğini anlatan Çardakçı, suçlarının ispatlanması halinde idam edilmeye razı olduğunu, işin içyüzünün çok farklı olduğunu kaydetti. Doğu ve Güneydoğu Anadoluda öldürülen insanların yanında çok sayıda işadamı da fidye için kaçırıldı. Bunlardan biri de Hakkârinin Yüksekova ilçesi Vezirli köyünden Necip Baskın. İddianamelere de yansıyan bilgilere göre Baskının başından geçen olay şöyle gelişti: 21 Ey
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.08.2010
MağdurlarilkkezkonuştuMağdurlar ilk kez konuştu
MHP'yi şoke edecek açıklama!
Samanyolu Haber
02.08.2010
18:41
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Ünaldan çarpıcı bir tespit...

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Ünal, MHP tabanının en az yüzde 50sinin referandumda evet oyu kullancağını söyledi. MHP, Türk milliyetçiliği ve demokrasi konularında bir çok makaleleri bulunan Ünal, MHP genel merkezinin tabanından kopuk politikalar izlediğini ifade etti. MHP genel merkez yöneticilerin, partiyi CHPnin çizgisine getirdiğini ifade eden Prof. Ünal, Ben MHPlilerin en az yüzde 50sinin evet vereceğini tahmin ediyorum. Eski milliyetçiler evet diyor. Bence MHP saçma sapan bir politika takip ediyor. Referandumda evet çıkarsa parti içinde tartışmalara da sebep olacaktır. MHP genel merkezinin politikalarının sorgulanacağı kesindir. dedi. Ünal, MHP yöneticilerinin bir zamanlar Abdullah Gülün Cumhurbaşkanı seçim sürecinde CHPnin Bu meclis Cumhurbaşkanı seçmesin, gelecek dönem meclis seçsin şeklinde TBMMnin meşruiyetini sorgulayıcı bir politika izlediğine dikkat çekti. Ünal, MHP içinde CHP ile aynı çizgiye gelmek bir tartışma konusudur. MHP yöneticilerinin Anayasayı bir sonraki meclis hazırlasın şeklindeki sözlerinin bulunduğu yerin meşruiyetini sorgulamaktır. Bu meclis, gayri meşru mu ki bir sonraki meclis anayasa yapacak? Anayasa oylaması en az yüzde 55 evet çıkacak. Böyle durumda MHP seçmeni de kendi partisini sorgulayacak. Ciddi kırılmalar meydana gelecektir. 12 Eylülde yapılan darbede zarar görmüş çok MHPli var. diye konuştu. Ünal, Balyoz sanıklarının mahkeme kararına rağmen hala yakalanması konusunu tarihte Türkiyede darbecilerin yargılanmasına bağladı. Ünal, şöyle dedi: Balyoz sanıkları kendilerini hukukun üstünde görüyor. Bunda, bu zamana kadar Talat Aydemir dışında hiçbir darbecinin yargılanamamasının da etkisi var. Kendilerini yargıdan muaf görüyorlar. Ancak bu yargılamalardan sonra böyle bir şeye teşebbüs edenler yargıyı dikkate alacaklardır. Bunun ileriki dönemde faydası olacağını düşünüyorum. Dünyada diğer ülkeler darbeleri yargılayıp cezalandırırken, biz bunda geç kaldık. şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.08.2010
MHPyişokeedecekaçıklamaMHPyi şoke edecek açıklama
Bu acelenin gerçek nedeni ne?
Star
19.06.2010
02:30
Ergenekon çerçevesinde süren yargılamalardan hiçbirinde İlhan Cihaner davasında olduğu kadar kartlar açık oynanmadı.
Star
Politika
19.06.2010
Buaceleningerçeknedenine?Bu acelenin gerçek nedeni ne?
Bu acelenin gerçek nedeni ne?
Star
19.06.2010
02:30
Ergenekon çerçevesinde süren yargılamalardan hiçbirinde İlhan Cihaner davasında olduğu kadar kartlar açık oynanmadı.
Star
Son Dakika
19.06.2010
Buaceleningerçeknedenine?Bu acelenin gerçek nedeni ne?
Baykal'ı fena yakaladı!
Samanyolu Haber
25.02.2010
10:59
Sabah Gazetesinden Engin Ardıç, paşaların, albayların gözaltına alınmalarını eleştiren Baykal ile ilgili ilginç bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin tarih bilgilerine ve bilinçlerine hayranım... Daha geçenlerde Kemal Kılıçdaroğlu, kültür hazinemiz arasında, herhalde Tatyos Efendi gibi birisi sandığı Alman gizli ajanı Parvus Efendiyi saymıştı!... Şimdi de Deniz Baykal, gözaltına alınan paşaları Malta sürgünlerine benzetmiş... Bu durumda savcılar ve polisler İngiliz ordusu, eh, başbakan da General Harrington, yoksa Abdullah Gül de Vahdettin falan mı oluyor? Baykal, paşaların ve albayların sırf vatansever oldukları için gözaltına alındıkları havasını yaratmaya çalışıyor. Bir Ergenekon avukatına yakışan da elbette bu olmalı. Kendisine fazla da kızmamak lazım, çünkü hem ticareti budur, hem de Malta konusunu bilmiyor. Ya da altmış yıl önce Antalya Lisesinde kendisine öğretildiği, yani beyninin yıkandığı şekliyle biliyor. Ne de olsa, kendisi bir CHPli, hem de Milli Şef döneminin çocuğu. Malta sürgünleri, İngiliz işgal kuvvetleri tarafından Maltaya sırf vatansever oldukları için sürülmediler. Savaş suçlusu zanlısı olarak derdest edildiler... İçlerinde asıl Ermeni kırımından sorumlu tutulanlar da olmak üzere... Bunlar, ülkeyi dünya savaşına sokmuş ve yenilmiş olan İttihat ve Terakki Fırkasının kodamanlarıydı. Yani bir çeşit Nuremberg Mahkemesi kurmak amacıyla. Deniz Baykal yargılamalardan hiçbir şey çıkmadı şeklinde uydurmuş ama yargılanmadılar. İngiliz dış politikasının çok adi bir numarası sonucu, rehin tutulup, gelişmelere göre salıverildiler. Bazıları da kaçtı. Onları kurtaran, Anadolu hareketinin giderek ağır basması ve dengelerin değişmesi oldu. İngiliz politikası yavaş yavaş Atina ve İstanbul hükümetlerini bırakıyor, Ankara hükümetiyle anlaşma yollarını arıyordu. Ermeni konusunu unutmaya hazırdı! Ve Malta sürgünleri, resmi tarih tarafından yeni kuşaklara sütten çıkmış ak kaşık milliyetçiler olarak pazarlandılar. Baykal gibiler de bunu yuttular. Tıpkı, şu ünlü Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey gibi... Kemal Bey vatansever olduğu için asılmadı. Ermeni tehciri sırasında insanlık suçu işlediği için asıldı. Fakat işin bu Ermeni boyutu ustalıkla silindi, unutturuldu ve Kemal Bey pırıl pırıl bir vatansever olarak tanıtıldı yeni kuşaklara. Evet, darbe planladıkları iddiasıyla gözaltına alınan askerleri körü körüne savunmak ve konuyu saptırarak çarpıtmak, İttihat ve Terakkinin mirasçısı Cumhuriyet Halk Partisinin reisine pek yakışan bir tutumdur. Fakat hayrettir, İttihat ve Terakkinin diğer mirasçısı MHP bu konuya çok daha temkinli yaklaştı. Bahçeli, herkes tecelli edecek sonuçlara rıza göstermelidir diyor. Vallahi İttihatçı olsaydım, oyumu Deniz Beye değil Devlet Beye verirdim. O çok daha ciddi bir devlet adamı. Malta sürgünlerini de sakın ola ki kimse bana öğretmeye kalkmasın... Sürgünler arasında sosyalist işçi lideri Numan Usta da vardı. İşçi sınıfı işgal kuvvetlerine karşı kıpırdanmaya ve grevlere başlamıştı... Numan Usta, evini ve çocuklarını can dostu büyükbabama emanet ederek gitti (büyükbabam bir tornacı parçasıydı, hani bugün aşağıladıkları şekilde)... Kundakta bıraktığı küçük kızını babaannem emzirdi. Babamın süt kardeşidir. ENGİN ARDIÇ -
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.02.2010
BaykalıfenayakaladıBaykalı fena yakaladı
21:10 Almanya, İran'daki gözaltılar ve yargılamalardan endişeli
Net Gazete
13.08.2009
21:04
İranın Berlin Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığına çağıran Almanyanın, gözaltılar ve yargılanmalardan endişe duyduğunu dile getirdiğini bildirildi. Konuya ilişkin ABnin diğer ülkeleriyle de istişarelerde bulunduklarını belirten Almanya, İrandan gözaltına alınanları derhal serbest bırakmasını istedi. Norveç, Finlandiya ve İsveç de aynı gerekçelerle İranın Büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığına çağırmışlardı.
Net Gazete
Son Dakika
13.08.2009
2110Almanyaİrandakigözaltılarveyargılamalardanendişeli2110 Almanya İrandaki gözaltılar ve yargılamalardan endişeli
Toplam "20" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti