zehrin | |
|
İnternetten aldığı bilezik zehirledi | Türkiye Gazetesi | 20.04.2012 02:18 |  | | | İngiltere’nin Dorset kentinde yaşayan 40 yaşındaki Jo Wollacott internet sitesinden bir bilezik satın aldı. İlerleyen günlerde Wollacott’un cildinde sivilceler oluşurken bir yandan da halüsinasyonlar görmeye başladı. 2 çocuk annesi Wollacott’un oğlu bir gün okuldan eve zehirli maddelerle ilgili bir yazı getirdi. Kağıdı tesadüfen inceleyen Wollacott bileziğinde zehirli madde olabileceğini fark etti. Bileziği inceleyen uzmanlar içinde kullanılması yasak olan bir maddeye rastladı. Uzmanlar Wollacott’un aylarca bileğinde taşıdığı bilezikte bulunan zehrin 3 miligramın bile yutulduğunda öldürücü etkisi olduğunu belirtti. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 20.04.2012 | | İnternettenaldığı bilezikzehirlediİnternetten aldığı bilezik zehirledi |
|
| Beyaz zehrin adı: Şeker
| Radikal | 02.02.2012 09:35 |  | | California Üniversitesinden uzmanların geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği bir araştırma şekerin alkol ve sigara kadar zehirli olduğunu ortaya çıkardı.
| | Radikal Ana Sayfa 02.02.2012 | | | BeyazzehrinadıŞeker
Beyaz zehrin adı Şeker
|
|
| Beyaz zehrin adı: Şeker | NTV | 02.02.2012 09:28 |  | | California Üniversitesinden uzmanların geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği bir araştırma şekerin alkol ve sigara kadar zehirli olduğunu ortaya çıkardı.
| | NTV Sağlık 02.02.2012 | | | BeyazzehrinadıŞekerBeyaz zehrin adı Şeker |
|
| Özgürler'in hayatına bir 'yıldız' doğdu | Radikal | 11.12.2011 03:03 |  | | |
Cilt kırışıklığı için bal arısı zehri | Türkiye Gazetesi | 27.11.2011 02:11 |  | | | > Cornwall Düşesi ve Prens Charles’ın eşi Camilla da gördüğü 5 yıllık bal arısı zehri tedavisi ile kırışıklıklarından gözle görülür bir şekilde kurtuldu.Bilim adamları, bal arısı sokması sonucu vücuda zerkedilen zehrin, ciltte yaşlanmanın etkilerini giderdiğini, kırışıklıklara iyi geldiğini tespit etti. Daha çok zenginler ve ünlülerin kullandığı bal arısı zehri 12 senelik araştırmanın ardından pazartesi günü raflardaki yerini alıyor. Ürünler ortalama 47 ilâ 140 TL arasından satışa sunuluyor. Güney Kore Milli Tarım Bilimleri Akademisi araştırmacısı Dr. Sang Mi Han, bal arısı zehrinin keratinosit denilen hücrelerin artmasına yol açtığını, bunun da bakteriler, su kaybı ve güneş tahribatı gibi çevresel faktörlere karşı koruma sağladığını if ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 27.11.2011 | | Ciltkırışıklığıiçin balarısızehriCilt kırışıklığı için bal arısı zehri |
|
| Kansere karşı Anadolu ırkı arı zehiri | Posta | 03.10.2011 16:41 |  | | Yapılan araştırmada, Anadolu ırkı arının zehrinin bazı tür kanser hücrelerinin ölümüne sebep olduğu tespit edildi
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ), Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şevki Arslan yaptığı açıklamada, Anadolu ırkı arı zehrinin kanser hücreleri üzerindeki etkisi konulu çalışmayı PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alaattin Şenin öncülüğünde 4 öğrencisiyle birlikte yaklaşık 1 yıldır sürdürdüklerini söyledi.
Araştırmayı özellikle Anadolu ırkı arılar üzerinde yapmayı tercih ettiklerini belirten Arslan, şöyle konuştu:
Zehrin içeriğinin diğerlerinden farklı olduğuna inandığımız için Anadolu ırkını seçtik. Arıları Denizlide bulun... | | Posta Sağlık 03.10.2011 | | | KanserekarşıAnadoluırkıarızehiriKansere karşı Anadolu ırkı arı zehiri |
|
| Kansere karşı Anadolu ırkı arı zehiri | Posta | 03.10.2011 15:46 |  | | | Yapılan araştırmada, Anadolu ırkı arının zehrinin bazı tür kanser hücrelerinin ölümüne sebep olduğu tespit edildi
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ), Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şevki Arslan yaptığı açıklamada, Anadolu ırkı arı zehrinin kanser hücreleri üzerindeki etkisi konulu çalışmayı PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alaattin Şenin öncülüğünde 4 öğrencisiyle birlikte yaklaşık 1 yıldır sürdürdüklerini söyledi.
Araştırmayı özellikle Anadolu ırkı arılar üzerinde yapmayı tercih ettiklerini belirten Arslan, şöyle konuştu:
Zehrin içeriğinin diğerlerinden farklı olduğuna inandığımız için Anadolu ırkını seçtik. Arıları Denizlide bulun... | | Posta Son Dakika 03.10.2011 | | | KanserekarşıAnadoluırkıarızehiriKansere karşı Anadolu ırkı arı zehiri |
|
| Mehmet Öz'ün acil durum el kitabı: ZEHİRLENME | Posta | 21.08.2011 05:42 |  | |
Her zehirli maddede tehlikeyi işaret eden çapraz kemikler ve kurukafa işareti yoktur. Aslında tehlikesiz gibi görünen, her gün evde kullandığımız ürünlerin çoğu zehirlidir. Bu durum Amerikadaki evlerde zehirlenmenin kaza sonucu ölümlerin bir numaralı nedeni olmasını açıklıyor. Korunmanıza yardımcı olmak için size böyle durumlarda nasıl sakin düşünüleceğini ve hızlı hareket edip hayat kurtarmayı anlatacağım.
Zehirli bir maddeye maruz kalmış kişiye ne zaman ve nasıl müdahale edileceğini bilmeniz için önce zehrin ne olduğunu iyi bilmeniz gerekir. Zehirlenme 4 şekilde meydana gelir: Katı ... | | Posta Köşe Yazıları 21.08.2011 | | | MehmetÖzünacildurumelkitabıZEHİRLENMEMehmet Özün acil durum el kitabı ZEHİRLENME |
|
| Mehmet Öz'ün acil durum el kitabı: ZEHİRLENME | Posta | 21.08.2011 05:16 |  | |
Her zehirli maddede tehlikeyi işaret eden çapraz kemikler ve kurukafa işareti yoktur. Aslında tehlikesiz gibi görünen, her gün evde kullandığımız ürünlerin çoğu zehirlidir. Bu durum Amerikadaki evlerde zehirlenmenin kaza sonucu ölümlerin bir numaralı nedeni olmasını açıklıyor. Korunmanıza yardımcı olmak için size böyle durumlarda nasıl sakin düşünüleceğini ve hızlı hareket edip hayat kurtarmayı anlatacağım.
Zehirli bir maddeye maruz kalmış kişiye ne zaman ve nasıl müdahale edileceğini bilmeniz için önce zehrin ne olduğunu iyi bilmeniz gerekir. Zehirlenme 4 şekilde meydana gelir: Katı ... | | Posta Sağlık 21.08.2011 | | | MehmetÖzünacildurumelkitabıZEHİRLENMEMehmet Özün acil durum el kitabı ZEHİRLENME |
|
| Mehmet Öz'ün acil durum el kitabı: ZEHİRLENME | Posta | 21.08.2011 04:58 |  | |
Her zehirli maddede tehlikeyi işaret eden çapraz kemikler ve kurukafa işareti yoktur. Aslında tehlikesiz gibi görünen, her gün evde kullandığımız ürünlerin çoğu zehirlidir. Bu durum Amerikadaki evlerde zehirlenmenin kaza sonucu ölümlerin bir numaralı nedeni olmasını açıklıyor. Korunmanıza yardımcı olmak için size böyle durumlarda nasıl sakin düşünüleceğini ve hızlı hareket edip hayat kurtarmayı anlatacağım.
Zehirli bir maddeye maruz kalmış kişiye ne zaman ve nasıl müdahale edileceğini bilmeniz için önce zehrin ne olduğunu iyi bilmeniz gerekir. Zehirlenme 4 şekilde meydana gelir: Katı ... | | Posta Son Dakika 21.08.2011 | | | MehmetÖzünacildurumelkitabıZEHİRLENMEMehmet Özün acil durum el kitabı ZEHİRLENME |
|
| 'Yaralı parmağa işemek' yanlış | Haber7 | 14.02.2011 13:45 |  | | | İlk yardım eğitiminde bilinen birçok uygulama aslında yanlış. Yılan sokmasında zehrin emilmesi, donmaların karla ovuşturulması, nefes borusu tıkanan birinin sırtına vurulması en bilinen yanlışların başında geliyor. | | Haber7 Son Dakika 14.02.2011 | | | YaralıparmağaişemekyanlışYaralı parmağa işemek yanlış |
|
| İlkyardımda doğru bildiğimiz yanlışlar | Haber7 | 14.02.2011 10:03 |  | | |
| 'Deli bal' ağrıyı önlüyor | Samanyolu Haber | 21.01.2011 12:50 |  | | Karadenizde deli bal olarak bilinen balın, ağrı kesici etkileri olduğunu belirledi.
Karadeniz Teknik Üniversitesinde (KTÜ) bilim adamları, özütündeki grayanotoksin nedeniyle zehirleyici etkiye sahip olduğu için Karadenizde deli bal olarak bilinen balın, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde ağrı kesici etkileri olduğunu belirledi.
Bilim adamları, balın, epilepsi ve şeker hastalığı ile cinsel gücü artırıcı, tansiyonu düşürücü, nabzı yavaşlatıcı etkileri olup olmadığını da araştırdıkları deli balın günde 1 çay kaşığı tüketilmesi, fazlasının zehirlenmeye hatta ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.
KTÜ Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Abdülkadir Gürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bal tutması veya deli bal zehirlenmesinin, Karadeniz kıyısı boyunca uzanan yaşam alanlarında geçmiş yıllardan beri bilindiğini, deli balın yörede kestane balı olarak da adlandırıldığını belirtti.
Kestane balının hak arasında birçok sağlık sonununa iyi geldiğinin söylendiğini ifade eden Gürbüz, Bu nedenle deli bal olarak da bilinen kestane balı özellikle yörede yaygın şekilde tüketiliyor. Biz bunun bilimsel temeli olup olmadığını araştırıyoruz. Bu konular hakkında laboratuvar çalışmalarımız yürüyor. Elimizde önemli veriler var, ancak tamamlanmış çalışma henüz yok. Elimizdeki verilerden bazıları olumlu yönde. Ağrı kesici özelliği konusunda yaptığımız çalışmalarda ağrının üzerinde önleyici olduğuna dair elimizde bilgiler var dedi.
Abdülkadir Gürbüz, Karadeniz Bölgesinin denize bakan yamaçlarındaki bitki örtüsünden elde edilen balların bir kısmının insanları zehirlediğine dair gerek efsanevi gerekse anonim bilgilerin kuşaktan kuşağa aktarıldığını söyledi.
Deli bal zehirlenmesinin ilk defa MÖ 401de Atinalı tarihçi ve ordu komutanı Xenephon tarafından tanımlandığını ifade eden Gürbüz, Xenephon, Anabass adlı eserinde Pers Kralı Ataxerses IIye karşı yapılan bir seferde, Türkiyenin Doğu Karadeniz bölgesinde konakladıkları yerde deli bal yiyen askerlerin zehirlendiğini rapor etmiştir diye konuştu.
Gürbüz, Xenophon tarafından deli bal zehirlenmesinin, şu şekilde aktarıldığını anlattı:
Onların arzularını kışkırtan tek şey içleri bal ile dolu sayısız peteklerdi. Ballardan tadan askerler ishal ve kusmadan harap düştüler ve bacaklarının üzerine kalkamaz hale geldiler. Sarhoş olmuş, delirmiş ve ölümün kapısında yere kapaklanmış şekildeydiler. Yüzlercesi yere yığılıp kaldı. Ertesi gün ise hiçbiri ölmedi ve hemen hepsi balı yedikleri saatten tam bir gün sonra aynı saatte güçlerini toplamaya başladılar. 3 ve 4. gün bacakları üzerinde durur hale geldiler.
Yine deli balın MÖ 67de Kral Mithradates IV tarafından Kuzeydoğu Anadoluda Pompeyin ordularına karşı kullanıldığını belirten Gürbüz, Başdanışman, Yunanlı tabip Kateusun tavsiyesi üzerine, ilerleyen Romalıların yolu üzerine içi deli bal ile dolu petekler yerleştirilmiş ve taktiksel bir geri çekilme yapmıştır. Bu peteklerden yiyen Romalılar bitkin düşerek kolayca etkisiz hale getirilmiş. Bu olayda görülmektedir ki deli bal, tarihte kullanılan ilk kimyasal silahtır dedi.
Gürbüz, arıların deli balı komar çiçekleri ile zifin çiçeklerinin özütlerinden elde ettiklerini ifade ederek, Bu çiçekler, Anadoluda Karadenize kıyısı olan bütün yüksek alanlarda mevcut. Mayıs sonu itibariyle yaylalar rengarenk komar ve zifin çiçekleriyle kaplanıyor. Bu çiçeklere konan arıların yaptığı baldaki çiçeklerin özütünde grayanotoksin adlı kimyasal sebebiyle, bal zehirleyici etki gösterebiliyor. Zehrin etkisi söz konusu çiçeklerin açtığı dönemdeki hava şartlarıyla da ilgili. Şayet çiçeklerin açtığı ilk günlerde yağmur yağarsa grayanotoksin etkisi azalıyor. Dolayısıyla çiçeklerden üretilen balın da tüketicileri zehirleme ihtimali düşüyor diye konuştu.
Deli balın herkeste zehir etkisi meydana getirmeyebileceğini belirten Gürbüz, şunları söyledi:
Fakat büyük çoğunluk baldan etkilenir. Zehirlenme tansiyonun düşmesi ve kalbin yavaş çarpması en sık görülen belirtilerdir. Bu iki bulgu zehirlenmeye maruz kalanların yüzde 90ından fazlasında gelişir. Diğer sık görülen semptomlar terleme, sersemlik ve bilinç değişikliğidir. Ani şuur kaybı, çift ve bulanık görme, salya üretiminin artması görülebilir. Bildirilmiş olguların hemen tamamında kardiyak ritm sorunu bildirilmiştir.
Zehirlenmelerde ortalama alınan bal miktarının 5 ile 30 gram olarak rapor edildiğine dikkati çeken Gürbüz, Semptomlar alımdan sonra 20 dakika ile 2 saat içerisinde başlar. Alınmış bir çok bal örneğinde keskin, yakıcı bir tat vardır. Hafif zehirlenmelerde 2-6 saat gözlemden sonra hasta güvenli bir şekilde taburcu edilebilir. Tedavi edilmemiş ciddi zehirlenmelerde önemli semptomlar ve belirtiler en geç 24 saat içinde kaybolur. Bu sürenin sonuna kadar tüm bulgular normale döner diye konuştu.
Gürbüz, deli bal zehirlenmesi, tanısı, tedavisi, alternatif tıpta kullanım nedenlerinin artık modern tıbbın bulguları ışığında daha | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.01.2011 | | | DelibalağrıyıönlüyorDeli bal ağrıyı önlüyor |
|
| Hayvan ilacıyla idam | Türkiye Gazetesi | 08.01.2011 01:54 |  | | | ABD’de 39 yaşındaki bir idam mahkumunun cezası, hayvanların uyutulmasında kullanılan bir ilaçla infaz edildi. Billy Don Alverson adlı mahkum, 1995’te bir bakkalı beyzbol sopasıyla öldürmüştü. Alverson’un zehrin enjekte edilmesinden 6 dakika sonra öldüğü belirtildi. WASHINGTON AA | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 08.01.2011 | | | HayvanilacıylaidamHayvan ilacıyla idam |
|
| İsrail'in bombaları Gazzelileri zehirlemeye devam ediyor | Milli Gazete | 05.01.2011 10:10 |  | | | Filistinli kaynaklar, Aralık 2008 ve Ocak 2009 tarihleri arasında terör devletinin Gazzeye karşı sürdürdüğü 23 günlük savaşın üzerinde iki yıl geçmesine rağmen kullanılan silahların yaydığı zehrin hâlâ savaşta yaralananların vücutlarında kanserojen maddesi olarak kalmaya devam ettiğini belirttiler.
Uzmanlar, savaşta kullanılan silahların yaydığı zehrin sadece insanlarda iz bırakmadığını, aynı zamanda Gazzenin toprağında, suyunda hatta saldırıda yıkılan duvarlarda bile iz bıraktığını ifade ettiler. Uzmanlar ayrıca yapılan incelemelerde atılan füzelerin hedef aldığı yerleri yıktığı gibi, düştüğü yerlere de zehir ve kanserojen madde bıraktığının tespit edildiğini dile getirdiler.... devamı | | Milli Gazete Dünya 05.01.2011 | | | İsrailinbombalarıGazzelilerizehirlemeyedevamediyorİsrailin bombaları Gazzelileri zehirlemeye devam ediyor |
|
| Bu balı sakın yemeyin | Samanyolu Haber | 27.12.2010 16:57 |  | | Zonguldak İl Sağlık Müdürü Rüstem Albayrak, kentte bu yıl 128 kişinin zehirlenmesine yol açan acı balın tüketilmemesi gerektiğini bildirdi. Albayrak, yazılı açıklamasında, özellikle Devrek, Alaplı ve Ereğli ilçelerinde olmak üzere acı bal zehirlenmelerinde artış yaşandığını, il genelinde 128 vakaya rastlanıldığını belirtti. Acı bal zehirlenmesinin halk arasında dağ gülü olarak bilinen rhododendron familyası bitkilerinden beslenen arıların ürettiği balın tüketilmesiyle ortaya çıktığını anlatan Albayrak, şunları kaydetti:
Rhododendron ailesi üyelerindeki bitkinin tüm parçaları zehirlidir. Karadeniz Bölgesinde yetişen bu çiçeklerde bulunan grayanotoksin adlı madde arılar tarafından alınmasıyla zehir bala karışır. Balda zehrin bulunup bulunmadığı ancak analizlerle mümkün olabilmektedir.
Halk arasında deli bal olarak da bilinen balın yenilmesinden bir iki saat sonra belirtiler ortaya çıkar ve zehirlenme ciddi değilse 12-24 saat içinde düzelir. Ancak hayatı tehdit eden zehirlenmeler de olabilir.
Balı yiyen kişide uyuşma, karıncalanma, yanma hissi, ağız etrafından uyuşma, burunda kaşınma, deride ve gözlerde kızarıklık, baş dönmesi gibi bulgular, koma hatta ölümle bile sonuçlanabilmektedir.
Kentte bu yıl 128 kişinin zehirlenmesine yol açan acı bal tüketilmemeli. | | Samanyolu Haber Son Dakika 27.12.2010 | | | BubalısakınyemeyinBu balı sakın yemeyin |
|
| Çocuklar en çok ilaçtan zehirleniyor | Samanyolu Haber | 18.12.2010 12:13 |  | | Çocuklar, çoğu zaman şeker niyetine yedikleri ilaçtan zehirlenerek hastanelik oluyor. Çocukların en çok ilaçtan zehirlendiğine, ilacın buzdolabı üzerine saklamanın yeterli olmadığına dikkat çeken uzmanlar ise ebeveynleri uyarıyor: İlaçlarınızı onların ulaşamayacağı yere saklayın.
Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi Başhekimi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Özcan, zehirlenmeye neden olan maddelerin başında ilaçların geldiğini, evlerde kullanılan deterjan gibi kimyasal maddelerle tarımsal ilaç zehirlenmelerinin de çocuklarda sık görüldüğünü söyledi.
Çocuklarda zehirlenmeye yol açan ilaç grupları arasında antidepresanlar, ağrı kesici ve ateş düşürücülerle alerji tedavisinde kullanılanlar ilk sıralarda bulunduğunu anlatan Dr. Özcan, şunları söyledi: Zehirlenmeler, 0?9 arası yaş grubundaki çocuklarda bilinçsizlikten, 10?19 arası yaş grubundakiler de ise intihar amaçlı gerçekleşebiliyor. 1?9 arası yaş grubundaki zehirlenmeler en fazla erkek çocuklarda, özelikle 2?3 arası yaş grubunda sık görülürken; 10?19 yaş aralığındakilere en fazla kız çocuklarda rastlanıyor. Çocukluk çağı zehirlenmelerinin yüzde 98inin ağızdan, yüzde 1,6sının solunum, yüzde 0,4ünün de deri yoluyla olduğu araştırmalarda ortaya konmuştur. Çocukluk çağı zehirlenmelerinin genellikle ev ortamında gerçekleştiğini biliyoruz.
Dr. Özcan, küçük yaş grubundaki vakaların büyük çoğunluğunu erkek çocuklarının oluşturmasının daha hareketli, meraklı ve karıştırıcı olmalarından kaynaklandığını kaydetti.
Uzman Dr. İsmail Özcan, evlerde ilaçların, kapağı çocuklar tarafından açılması mümkün olmayan bir ecza dolabında saklanmasını tavsiye etti.
Özellikle ateş düşürücüler gibi tadı güzel şurupları şeker niyetine içtiklerini belirten Dörtçelik Çocuk Hastanesi Başhekimi Dr. İsmail Özcan, İlaç zehirlenmeleri karaciğere büyük zarar verebiliyor. Zehrin akciğere yayılmasına yol açabileceği için çocuk kusturulmadan hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmeli. Büyüklerin kullandığı ilaçların çocuğa oynaması için verilmemesi gerekiyor. İlaçların buzdolabının üstü gibi yüksek yerlere kaldırılması yetmiyor. Çocuk bir sandalyenin üstüne çıkarak kolaylıkla buzdolabının üzerine saklanılan ilaca ulaşabilir. diye konuştu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.12.2010 | | | ÇocuklarençokilaçtanzehirleniyorÇocuklar en çok ilaçtan zehirleniyor |
|
| Uzmanlar, mantar zehirlenmelerine karşı uyardı | Samanyolu Haber | 07.12.2010 19:42 |  | | Manavgat Tarım İlçe Müdürlüğü, mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı. Sonbahar bitimi kış yağışlarının ardından sağlık açısından faydalı mantarlar kadar, öldürücü etkiye sahip halk arasında ölüm meleği ve yalancı dede mantarları da doğada bulunuyor. Ormanlık alanlarda ağaç diplerinde yetişen mantarlar son günlerde yağan yağmurlarla birlikte yüzünü göstermeye başladı. Tarım İlçe Müdürü ve Ziraat Yüksek Mühendisi Hakan Eski, zehirli mantarların en tehlikeleri arasında, yalancı dede ve ölüm meleği türlerinin olduğunu söyledi. Türkiyedeki ölümcül mantar zehirlenmelerinin yüzde 95nin bu 2 tür olduğunu belirten Eski, sonbahar yağmurları sonrası çıkan mantar türlerine toplayarak hayatlarını tehlikeye atmaması gerektiğini kaydetti. Eski, Yüzlerce tür mantar var. Ben babamdan duymuştum, bu mantar zehirli değildir sözleri insanın hayatını karartabilir. Zehirsiz denilen mantar türleri çok zehirli çıkabilir. Bilinçsiz mantar türü toplama ve bunu yemek yaparak yeme büyük risk. Sağlımız ve can güvenliğimiz için bilmediğimiz mantar türlerini yiyerek hayatımızı tehlikeye atmayalım. diye konuştu.
Özel Hisar Tıp Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Emin Canan, bazı mantar türlerinin karaciğer-böbrek metabolizmasını bozarak kişiyi öldürebileceğini belirtti. Bazı mantar türlerinin zehrine karşı henüz ilaç geliştirilmediğini belirten Canan, zehirli olan mantarın 20-25 gram tüketilmesinin insan ölümüne neden olabileceğini kaydetti. Mantar zehirlenmelerinin belirtisinin ise karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal şeklinde kendini gösterdiğinin altını çizen Canan, zehrin tesirine göre karaçiğer ve böbrekleri çalıştırmaz hale getirdiğini söyledi.
CİHAN
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.12.2010 | | | UzmanlarmantarzehirlenmelerinekarşıuyardıUzmanlar mantar zehirlenmelerine karşı uyardı |
|
| Uzmanlar uyarıyor ! | Samanyolu Haber | 26.10.2010 14:05 |  | | Prof. Dr. Erol Sezer bitkisl nargile hakkında hayati uyarı yaptı. Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erol Sezer, gençlerin uğrak mekanlarında ve nargile kafelerde son dönemlerde sunulan bitkisel nargilenin, insan sağlığı açısından en az sigara ve diğer tütünlü nargile kadar tehlikeli olduğunu bildirdi.
Sigara ve diğer bağımlılık yapıcı maddelerin zararları konusunda çeşitli araştırmaları bulunan CÜ Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine bağlı Sigara ve Nikotin Bağımlılığı Tedavi Merkezinin sorumlusu olan Prof. Dr. Erol Sezer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiyede sigara, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması konusunda önemli mesafeler alındığını ifade etti.
Kapalı alanlarda sigara yasağının uygulanmasının önemine dikkati çeken Prof. Dr. Sezer, Biz sigarayla bu kadar etkili mücadele ederken, gençler bir konuda hazırlıksız yakalandılar, nargile salgını ortaya çıktı dedi.
Özellikle kafelerde gençlerin nargile kullanımına alıştığını ifade eden Prof. Dr. Sezer, Şunu belirtmek gerekir, nargile kullanımı en az sigara kullanımı kadar zararlı, öldürücü hastalıklara neden olan, bağımlılık yapıcı bir nesne. Nargileden uzak durmak gerekir. Gençlerin bu konuda farkındalık kazanmasına katkı sağlayacak programlara önemli öncelik vermeliyiz. Çünkü gençlerimizin bu işe hızla katıldığını görüyoruz, bu konuda önemli bir tehlike var diye konuştu.
Prof. Dr. Erol Sezer, Bitkisel nargile şu anda yasak kapsamında değil ama zararı nedeniyle bir an önce, önce yerel düzenlemelerle, daha sonra bir büyük düzenlemeyle kapsam içine alınması gerektiğini düşünüyorum, yani gençlerimizi bitkisel nargileden de korumalıyız dedi.
Bitkisel nargilenin kullanıldığı ortamın diğer nargilenin kullanılmasına da çok uygun bir zemin sağladığını anlatan Sezer, Her iki nargilede de bulunan ve sigaraya başlamayı kolaylaştırıcı bir madde var, aset aldehit denen bir madde. Aset aldehit, alkolün hoşa gidici etkisinden de sorumlu olan bir madde, bitkisel nargilede de, diğer nargilede de etkisi en iyi düzeyde olacak şekilde ayarlanmış durumda bulunuyor, yani nargile aset aldehit maddesi nedeniyle de bağımlılık yapıcı özelliği çok kuvvetlendiriyor diye konuştu.
Tüm dünyada başlayan bitkisel nargile salgınının gençleri etkilediğini belirten Sezer, gençlerin zararsız olduğunu düşündüğü bu bitkisel nargilenin çok zararlı olduğunu vurguladı. Bitkisel nargilenin farklı ürün özelliklerinin olduğunu anlatan Sezer, tadı, kokusu ve içindeki pekiştirici maddelerle bitkisel nargilenin de bağımlılık yaptığını kaydetti.
Nargilenin, gençlerin sigaraya alıştırılmasında da rol oynadığını, sunulduğu ortam nedeniyle gençlerin nargile ve sigarayı bir arada içebildiğini belirten Sezer, bu bitkisel salgınının, sigara ve tütün sektörünü yeniden canlandırmak amacını taşıdığını ifade ederek, Nargilenin, aynı sigara içimi gibi hiç olumlu bir yanı yok. Bütün zehirli maddelerden çok zengin. Nargile, kanser yapıcı, hastalık yapıcı maddelerden çok zengin bir karışım dedi.
Bir nargilenin içiminin 50-60 dakikada sürdüğünü ifade eden Sezer, bir sigaradan çekilen zehrin, karbonmonoksitin çok daha fazlasının nargile içimi sırasında solunduğunu söyledi.
Bitkisel nargilenin sağlığa zararsız gibi tanıtıldığını ve sunulduğunu anlatan Sezer, gençlerin böylelikle yanıltıldığını belirterek, bitkisel nargilenin içimine de kapalı alanlarda izin verilmemesi gerektiğini savundu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.10.2010 | | | UzmanlaruyarıyorUzmanlar uyarıyor |
|
|
İŞÇİLERE, SİGARANIN ZARARLARI ANLATILDI
| Milliyet | 20.10.2010 00:09 |  | | |
|
İŞÇİLERE, SİGARANIN ZARARLARI ANLATILDI
| Milliyet | 19.10.2010 00:31 |  | | |
|
İŞÇİLERE, SİGARANIN ZARARLARI ANLATILDI
| Milliyet | 18.10.2010 00:01 |  | | |
|
İŞÇİLERE, SİGARANIN ZARARLARI ANLATILDI
| Milliyet | 17.10.2010 00:42 |  | | |
| Kızıl çamurda tehlike çanları | Haber7 | 11.10.2010 17:58 |  | | | Macaristan, çevre felaketine yol açan fabrikanın yöneticisini gözaltına aldı. Fabrika devlet yönetimine geçti. Bir başka barajda çatlaklar oluşması ise yeniden kızıl zehrin yayılması tehlikesini getiriyor. | | Haber7 Son Dakika 11.10.2010 | | | KızılçamurdatehlikeçanlarıKızıl çamurda tehlike çanları |
|
| Kızıl çamurda tehlike çanları | NTV | 11.10.2010 17:02 |  | | Macaristan, çevre felaketine yol açan fabrikanın yöneticisini gözaltına aldı. Fabrika devlet yönetimine geçti. Bir başka barajda çatlaklar oluşması ise yeniden kızıl zehrin yayılması tehlikesini getiriyor.
| | NTV Dünya 11.10.2010 | | | KızılçamurdatehlikeçanlarıKızıl çamurda tehlike çanları |
|
| Zehir azaldı ama endişe sürüyor | Radikal | 09.10.2010 11:54 |  | | |
| Macaristan'da korkulan oldu | Samanyolu Haber | 07.10.2010 22:33 |  | | Macaristanın Ajka şehrinde iki gün önce bir alüminyum fabrikasında yaşanan ve çevre felaketine dönüşen kazada, çevreye yayılan kimyasal zehirli kızıl çamurun Tuna nehrine ulaştığı açıklandı. Macaristan Afet Dairesi Sözcüsü Tibor Dobson, kimyasal zehirli kızıl çamurun Marcali nehrindeki tüm canlı varlığın yok olmasına neden olduğunu, Raba ve Tuna nehrinin kurtarılması için adeta seferber olduklarını açıkladı.
Zehrin yayıldığı bölge milyonlarca litre sirke ve yüz binlerce ton kireçle kaplanırken, zehirli kızıl çamurun Slovakya-Macaristan sınırındaki Komarom, Parkany şehirlerinde Tuna nehrine ulaştığı ve burada balık ölümlerinin görüldüğü bildirildi.
Macar yetkililer, Raba ve Tuna nehrine karışan zehrin derecesinin 10nun altına indirilmesine çalışıldığını, bunun başarılması halinde zehrin iki nehirde de tehlike yaratmayacağını açıkladılar.
Öte yandan Slovakya Çevre Bakanlığı zehirli kızıl çamurun Tuna nehrine karıştığı yerlerde ölçüm yaptırırken, ölçümlerin tehlikeli boyutta olması halinde müdahale edileceğini bildirdi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 07.10.2010 | | | MacaristandakorkulanolduMacaristanda korkulan oldu |
|
| Clinton: Zehrin yarısı akar | Vatan Gazetesi | 02.10.2010 19:01 |  | | |
| 17:21-Gül: İsrail-Filistin sorunu tüm dünyayı ilgilendiriyor | Dünya Gazetesi | 02.10.2010 17:30 |  | | |
| 17:21-Gül: İsrail-Filistin sorunu tüm dünyayı ilgilendiriyor | Dünya | 02.10.2010 17:23 |  | | |
| Akrep ve yılan zehirini emmeyin! | NTV | 12.07.2010 13:18 |  | | |
| Filmlere kanıp zehri emmeyin, yarayı kesmeyin | Zaman | 12.07.2010 02:41 |  | | |
| Filmlere kanıp zehri emmeyin, yarayı kesmeyin | Zaman | 12.07.2010 02:13 |  | | |
| Filmlere kanıp zehri emmeyin, yarayı kesmeyin | Zaman | 12.07.2010 01:57 |  | | |
| 'Türk filmlerine kanıp zehri emmeyin' | Samanyolu Haber | 11.07.2010 11:31 |  | | Türkiyede yaz aylarının gelmesiyle birlikte akrep ve yılan sokma vakalarında artış yaşanıyor. Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Ulusal Zehir Danışma Merkezi (UZEM) Danışma Doktoru Naci Özer, vatandaşları bu tür durumlarda yapmamaları gerekenler konusunda uyardı. Doktor Özer, Türk filmlerinde sıkça görülen, ısırık yerine kesik yapılması ya da zehrin emilmesi gibi uygulamalardan kaçınılması gerektiğini söyledi.
UZEM Danışma Doktoru Naci Özer, CİHANa yaptığı açıklamada, Türkiyede yılan ve akrep sokmalarının Mayıs ayından itibaren arttığına; Temmuz ve Ağustos aylarında ise en üst seviyeye ulaştığına dikkat çekti.
Akrep sokmalarının, en fazla Güneydoğu Anadoluda yaşandığını belirten Özer, Yılan sokmalarının ise en az olduğu yerler; Orta Karadeniz ve İç Anadolu bölgesi. Çünkü bu bölgelerdeki yılanların dişleri geride. Bu yüzden zehirlerini aktaramıyorlar. Bu, dişin ağızdaki konumu ile ilgili bir şey. dedi.
UZEMe gelen telefoların yüzde 2sinin yılan ve akrep sokmaları ile ilgili olduğunu kaydeden Özer, Akrep ve yılandan sonra sırasıyla arı sokmaları ve örümcek ısırmaları geliyor. Akrep ve yılan sokmaları en fazla 20-40 yaş arası vatandaşlarda görülüyor.diye konuştu.
Özellikle kırsal bölgede yaşanan ve tarlada çalışanların dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Özer, şöyle devam etti: Buralarda araç-gereçlerin nasıl kullanılacağını bilmek önemli. Mesela, saman yığını ya da taşı kaldıran kişi, bunu ileriye doğru değil, kendisine doğru çekmeli. Altta yılan ya da akrep varsa, böylece havyan ile arasına malzeme girmiş olur. Bu havyanlar düz zemine de tırmanamıyorlar. Mesela doğuda talvar denen yataklar vardır. Bunların ayakları da verniklenerek, kaygan hale getirilebilir.
Yılan veya akrep sokmalarında yapılmaması gerekenler konusunda da uyarılarda bulunan Özer, ısırık yerinin biraz yukarısından turnike yapılmasını tavsiye etmediklerini söyledi.
Türkiyedeki yılanların zehirlerinin kana geçmesinin zaman aldığını ifade eden Özer, bu nedenle 1-2 saat içinde hastaneye gidilecekse böyle bir uygulamaya gerek olmadığını belirtti. Özer, Yine ısırık yerine kesik yapılmasını istemiyoruz. Bazen Türk filmlerinde de görüyoruz, zehir emilerek tükürülüyor. Bu, uygulamada yapılmaması gerekenler arasında yer alıyor. Zehri emen kişinin ağzında çürük olabilir, böyle bir durumda o kişi de zehri alabilir, tıpkı dil altı hapları gibi. şeklinde konuştu.
Yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Özer, Isırılan yer vücudun hangi bölgesinde ise o yer az hareket ettirilmeli, mümkünse kalp seviyesinin üstünde tutulmalı ve hasta derhal en yakın sağlık merkezine götürülmeli. dedi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.07.2010 | | | TürkfilmlerinekanıpzehriemmeyinTürk filmlerine kanıp zehri emmeyin |
|
| Endişelenmeyin! Arı Sokması Faydalı.. | TRT | 30.06.2010 10:32 |  | | |
| Endişelenmeyin! Arı Sokması Faydalı.. | TRT | 30.06.2010 10:24 |  | | |
| Endişelenmeyin! Arı Sokması Şifaymış | TRT | 29.06.2010 17:36 |  | | |
| Arı sokması hangi hastalığa iyi geliyor? | İnternet Haber | 29.06.2010 09:53 |  | | |
| Arı sokması şifaymış | Haber3 | 29.06.2010 08:20 |  | | |
| Endişelenmeyin ! Arı sokması şifa.. | Bugün | 29.06.2010 07:52 |  | | |
| endişelenmeyin ! Arı sokması şifaymış | Samanyolu Haber | 29.06.2010 07:25 |  | | Bilim adamları, arı sokmasından kaynaklanan sıvı zehrin eklem iltihabını tedavi etmeye ve hatta önlemeye yardımcı olduğunu belirlediler. The Telegraphta yer alan habere göre, Brezilyadaki Sao Paulo Üniversitesinde görevli araştırma ekibi, arı zehrinin eklem iltihabına yol açan eklemlerdeki zararlı iltihabı kontrol edebildiğini tespit ettiler. Bu zehrin vücutta iltihabı düzenleyen doğal hormonları artıran moleküller içerdiği kaydedildi.
Uzmanlar, arı zehrinin eklem iltihabı ağrısına çare olabilecek yeni tedaviler geliştirmede kullanılabileceğine inanıyorlar.
Arı tedavisi, romatizma ve eklem iltihabı gibi sorunlar yaşayan hastalarda gözle görünür etki yapıyor. Zehir kan dolaşımını hızlandırıyor, ağrıyı dindiriyor ve iltihabı yok ediyor. Bu tedavinin zaten astım ve MS gibi hastalıkların tedavisinde alternatif olarak kullanıldığı belirtiliyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 29.06.2010 | | | endişelenmeyinArısokmasışifaymışendişelenmeyin Arı sokması şifaymış |
|
| 04:05 Arı sokması, eklem iltihabını tedavi ediyor | Net Gazete | 29.06.2010 04:05 |  | | |
| Arı sokması bu rahatsızlığa iyi geliyor | Zaman | 29.06.2010 02:25 |  | | |
| Arı sokması bu rahatsızlığa iyi geliyor | Zaman | 29.06.2010 02:05 |  | | |
| Arı sokması bu rahatsızlığa iyi geliyor | Zaman | 29.06.2010 02:01 |  | | |
| Zehrin ‘H’si çıktı | Hürriyet | 17.03.2010 02:01 |  | | Kadıköy’de, geçen Eylül’de, bir arkadaşının evinde aldığı aşırı doz uyuşturucudan hayatını kaybeden Kocaeli Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü 4. sınıf öğrencisi Begüm Veral’ın (23), mahkemede delil olan günlüklerindeki ‘H’ harfinin sırrı çözüldü. | | Hürriyet Güncel 17.03.2010 | | | Zehrin‘H’siçıktıZehrin ‘H’si çıktı |
|
| Zehrin ‘H’si çıktı | Hürriyet | 17.03.2010 02:01 |  | | |
| Anadolu, atık dolu ! | Samanyolu Haber | 15.03.2010 09:27 |  | | Köyümüzde son 7 yılda ölen 20 kişiden 2sini trafik kazasında, 18ini ise kanserden kaybettik. Daha bir şey söylememe gerek var mı? Bu çarpıcı tepki, İzmir Aliağaya bağlı Horozgediği köyünün muhtarı İsmail Meteden geliyor. Onunla birlikte bütün köylü kanser hakkında bir şeyler söyleyebilecek durumda. Özellikle kanserin kaynakları hakkında bildikleri net bir şey var: Kendi köylerinin de maruz kaldığı endüstriyel atıklar.
Türkiyede milyonlarca ton denetimsiz tehlikeli atık ölüm saçıyor. Âdeta dağları andıran atıklar, İzmir Aliağa, Mersin Kazanlı, Kocaeli Derince ve Bursa-İznik Gölü kıyısında yükseliyor. Atıkların içindeki ağır metal ve bazı kimyasallar su kaynaklarına sızıyor, ardından bitki ve hayvanlar yoluyla insana geçiyor. Bu tür endüstriyel kirlilik, başta kanser çok sayıda hastalığın en önemli sebebi olarak gösteriliyor. Çevre Bakanlığının kuruluşundan bugüne 19 yıl geçmesine rağmen atık dağlarından kurtulma yönünde hatırı sayılır bir adım da atılmış değil.
Dünya Ekonomik Forumu ve Columbia Üniversitesince hazırlanan Çevre Performansı Endeksine göre, Türkiye dünya sıralamasında 72nci. Çevresel Kırılganlık Endeksine göre ise 62 ülkenin yer aldığı çok savunmasız kategorisinde bulunuyor. Dünyanın gündeminde yer alan çevre duyarlılığı Türkiyede çevre sorunu şeklinde tezahür ediyor. Yabancıların yaptığı araştırmalar bizi ne kadar bağlar? diye düşünebilirsiniz. Ama gelin görün ki, Aksiyon olarak yaptığımız kısa bir çalışma maalesef o şüphe ile yaklaşılan araştırmaları doğruluyor. Atık dağlarının son durumu bakın nasıl bir manzara sunuyor.
Zehir rotasında ilk durağımız İzmir Aliağa. PETKİM, demir çelik fabrikaları ve gemi söküm tesisleri ile Türkiyenin en büyük sanayi merkezlerinden biri olan Kuzey Egedeki bu ilçe büyük tehdit altında. Yöredeki halkın sağlıklı bir hayata kavuşması için yaklaşık 7 milyon ton endüstriyel atıktan kurtulması gerekiyor. Bölgede üç yıl önce yapılmak istenen geri kazanım tesisinin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından engellenmesinin ardından atıklar kaderiyle baş başa kalmış.
İzmirden Aliağaya doğru ilerlerken, Yenifoça kavşağından fabrikaların arasına girdiğinizde atık dağları âdeta yolunuzu kesiyor. Bölgedeki demir çelik fabrikalarından çıkan tonlarca baca tozu ile metal cürufu, geniş bir alana dökülmüş durumda. Üstelik atık kümelerinin altından bir dere geçiyor. Rengi neredeyse siyaha dönmüş dere Ege Denizine dökülüyor. Asıl büyük tehlike bundan sonra başlıyor. Balık ve diğer deniz canlılarının bünyesine geçen ağır metal ve zehirli kimyasallar besin zinciriyle insana ulaşıyor. Gerisini anlatmaya gerek yok...
Bölgedeki bir tesis, bugünlerde, planladığı liman inşaatı için atıkların üzerini birkaç metre kalınlığında hafriyatla kapatıyor. Ancak bu uygulama zehrin denize, toprağa ve yer altı sularına karışmasına engel değil. Tehlikeli atığın mutlaka güvenli bir yere gömülmesi gerekiyor. Atıklar bugüne kadar bertaraf edilemedi; buna rağmen çevrede tarım ve hayvancılık faaliyetleri sürüyor.
Fabrikaların en yakınındaki Horozgediği köyünde kanserden ölenlerin ardı arkası kesilmiyor. Köy muhtarı İsmail Mete, korkunç tabloyu net şekilde ortaya koyan bir rakam veriyor: Köyümüzde son 7 yılda ölen 20 kişiden 2sini trafik kazasında, 18ini ise kanserden kaybettik. Daha bir şey söylememe gerek var mı? Mete, özellikle atıkların eleme ve nakliyesi sırasında aşırı miktarda toz çıktığını ifade ediyor. Köyde tarım ve hayvancılığın bitme noktasında olduğunu vurgulayan muhtar durumu şöyle anlatıyor: Hayvanların yüzde 70i düşük yapıyor. Doğan yavrular ise dirençsiz. Ölüm oranı çok yüksek. İnsanımızın devlete, basına, derneklere güveni, inancı kalmadı.
Köylülerden Recep Girgin, özellikle geceleri pencere açmanın mümkün olmadığını söylüyor. Atık dağlarından gelen tozların ev içlerine kadar sirayet ettiğine dikkat çekiyor.
Bu karamsar tablo dışında Aliağada gelecek için umut veren bir gelişme yaşanıyor. Son yıllarda tesisler, tehlikeli atık olan baca tozu ile sanayide kullanımı mümkün olan metal cüruflarını ayrı ayrı depoluyor. Baca tozları Kayseride çinko üreten bir fabrikaya ve yurt dışına gönderiliyor. Endüstriyel atığın büyük kısmını oluşturan cüruflar Aliağadaki bir inşaat firmasınca kullanılmaya başlanmış. Firmanın yönetim kurulu üyesi İsa Kılıç, tesislerde kendi arazilerinde depoladıkları cürufları kullandıklarını ve 2 yılda bu stoku eriteceklerini söylüyor. Çevre Bakanlığının tehlikesiz (inert) atık kabul ettiği cüruflar parke, künk ve beton imalatında kullanılıyor. Ancak, bu firma tehlikeli atıkla karışmış olan bölgedeki atık dağlarına dokunmuyor.
AKDENİZ KIYISINDA ATIK DAĞLARI!
Atıkların insan sağlığını tehdit ettiği bir başka sıcak nokta da Mersin Kazanlı. Mersinin 17 kilometre doğusunda bulunan belde 15 kilometrelik kumsalıyla dikkat çekiyor. Ancak bölgedeki sanayi kuruluşları, turizme elverişli olan beldeyi bu imkândan mahrum bırakmış. Kazanlıdaki Şişe Cama ait Soda ve Kromsan tesisleri geçmişte büyük çevre kirliliğine | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.03.2010 | | | AnadoluatıkdoluAnadolu atık dolu |
|
| Türkiye'nin ölümcül sorunu | Samanyolu Haber | 15.03.2010 07:33 |  | | Köyümüzde son 7 yılda ölen 20 kişiden 2sini trafik kazasında, 18ini ise kanserden kaybettik. Daha bir şey söylememe gerek var mı? Bu çarpıcı tepki, İzmir Aliağaya bağlı Horozgediği köyünün muhtarı İsmail Meteden geliyor.
Onunla birlikte bütün köylü kanser hakkında bir şeyler söyleyebilecek durumda. Özellikle kanserin kaynakları hakkında bildikleri net bir şey var: Kendi köylerinin de maruz kaldığı endüstriyel atıklar.
Türkiyede milyonlarca ton denetimsiz tehlikeli atık ölüm saçıyor. Âdeta dağları andıran atıklar, İzmir Aliağa, Mersin Kazanlı, Kocaeli Derince ve Bursa-İznik Gölü kıyısında yükseliyor. Atıkların içindeki ağır metal ve bazı kimyasallar su kaynaklarına sızıyor, ardından bitki ve hayvanlar yoluyla insana geçiyor. Bu tür endüstriyel kirlilik, başta kanser çok sayıda hastalığın en önemli sebebi olarak gösteriliyor. Çevre Bakanlığının kuruluşundan bugüne 19 yıl geçmesine rağmen atık dağlarından kurtulma yönünde hatırı sayılır bir adım da atılmış değil.
Dünya Ekonomik Forumu ve Columbia Üniversitesince hazırlanan Çevre Performansı Endeksine göre, Türkiye dünya sıralamasında 72nci. Çevresel Kırılganlık Endeksine göre ise 62 ülkenin yer aldığı çok savunmasız kategorisinde bulunuyor. Dünyanın gündeminde yer alan çevre duyarlılığı Türkiyede çevre sorunu şeklinde tezahür ediyor. Yabancıların yaptığı araştırmalar bizi ne kadar bağlar? diye düşünebilirsiniz. Ama gelin görün ki, Aksiyon olarak yaptığımız kısa bir çalışma maalesef o şüphe ile yaklaşılan araştırmaları doğruluyor. Atık dağlarının son durumu bakın nasıl bir manzara sunuyor.
Zehir rotasında ilk durağımız İzmir Aliağa. PETKİM, demir çelik fabrikaları ve gemi söküm tesisleri ile Türkiyenin en büyük sanayi merkezlerinden biri olan Kuzey Egedeki bu ilçe büyük tehdit altında. Yöredeki halkın sağlıklı bir hayata kavuşması için yaklaşık 7 milyon ton endüstriyel atıktan kurtulması gerekiyor. Bölgede üç yıl önce yapılmak istenen geri kazanım tesisinin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından engellenmesinin ardından atıklar kaderiyle baş başa kalmış.
İzmirden Aliağaya doğru ilerlerken, Yenifoça kavşağından fabrikaların arasına girdiğinizde atık dağları âdeta yolunuzu kesiyor. Bölgedeki demir çelik fabrikalarından çıkan tonlarca baca tozu ile metal cürufu, geniş bir alana dökülmüş durumda. Üstelik atık kümelerinin altından bir dere geçiyor. Rengi neredeyse siyaha dönmüş dere Ege Denizine dökülüyor. Asıl büyük tehlike bundan sonra başlıyor. Balık ve diğer deniz canlılarının bünyesine geçen ağır metal ve zehirli kimyasallar besin zinciriyle insana ulaşıyor. Gerisini anlatmaya gerek yok...
Bölgedeki bir tesis, bugünlerde, planladığı liman inşaatı için atıkların üzerini birkaç metre kalınlığında hafriyatla kapatıyor. Ancak bu uygulama zehrin denize, toprağa ve yer altı sularına karışmasına engel değil. Tehlikeli atığın mutlaka güvenli bir yere gömülmesi gerekiyor. Atıklar bugüne kadar bertaraf edilemedi; buna rağmen çevrede tarım ve hayvancılık faaliyetleri sürüyor.
Fabrikaların en yakınındaki Horozgediği köyünde kanserden ölenlerin ardı arkası kesilmiyor. Köy muhtarı İsmail Mete, korkunç tabloyu net şekilde ortaya koyan bir rakam veriyor: Köyümüzde son 7 yılda ölen 20 kişiden 2sini trafik kazasında, 18ini ise kanserden kaybettik. Daha bir şey söylememe gerek var mı? Mete, özellikle atıkların eleme ve nakliyesi sırasında aşırı miktarda toz çıktığını ifade ediyor. Köyde tarım ve hayvancılığın bitme noktasında olduğunu vurgulayan muhtar durumu şöyle anlatıyor: Hayvanların yüzde 70i düşük yapıyor. Doğan yavrular ise dirençsiz. Ölüm oranı çok yüksek. İnsanımızın devlete, basına, derneklere güveni, inancı kalmadı.
Köylülerden Recep Girgin, özellikle geceleri pencere açmanın mümkün olmadığını söylüyor. Atık dağlarından gelen tozların ev içlerine kadar sirayet ettiğine dikkat çekiyor.
Bu karamsar tablo dışında Aliağada gelecek için umut veren bir gelişme yaşanıyor. Son yıllarda tesisler, tehlikeli atık olan baca tozu ile sanayide kullanımı mümkün olan metal cüruflarını ayrı ayrı depoluyor. Baca tozları Kayseride çinko üreten bir fabrikaya ve yurt dışına gönderiliyor. Endüstriyel atığın büyük kısmını oluşturan cüruflar Aliağadaki bir inşaat firmasınca kullanılmaya başlanmış. Firmanın yönetim kurulu üyesi İsa Kılıç, tesislerde kendi arazilerinde depoladıkları cürufları kullandıklarını ve 2 yılda bu stoku eriteceklerini söylüyor. Çevre Bakanlığının tehlikesiz (inert) atık kabul ettiği cüruflar parke, künk ve beton imalatında kullanılıyor. Ancak, bu firma tehlikeli atıkla karışmış olan bölgedeki atık dağlarına dokunmuyor.
AKDENİZ KIYISINDA ATIK DAĞLARI!
Atıkların insan sağlığını tehdit ettiği bir başka sıcak nokta da Mersin Kazanlı. Mersinin 17 kilometre doğusunda bulunan belde 15 kilometrelik kumsalıyla dikkat çekiyor. Ancak bölgedeki sanayi kuruluşları, turizme elverişli olan beldeyi bu imkândan mahrum bırakmış. Kazanlıdaki Şişe Cama ait Soda ve Kromsan tesisleri geçmişte büyük çevre kirlili | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.03.2010 | | | TürkiyeninölümcülsorunuTürkiyenin ölümcül sorunu |
|
|
| |